Bu haber kez okundu.

Çoktan Seçmeli Testler Öğrencilerin Düşünme Gücünü Zayıflatıyor

Milli Eğitimin genel amaçları arasında yer alan 2. Maddeye göre: Türk Milletinin bütün fertlerini, ‘‘ Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmektir. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır.’’ diyor. 


Yukarıda belirtildiği gibi Milli Eğitimimizin de, öğretmenlerin de, velilerin de, siyasilerin de beklentisi; yapıcı, yaratıcı, bilgiyi analiz edebilen, harmanlayabilen, sonuçlar çıkaran, üretken ve düşünen bireyler yetiştirmektir. Kuran_ı Kerimde de insanları düşünmeye sevk edici sarsıcı hitaplar vardır. ‘‘Düşünmez misiniz? Akıl etmez misiniz?’’ Derken aslında düşünün, akıl edin yorumlayın, kafa yorun demek isteniliyor.


Mezkûr konuda herkes mutabık kalmasına rağmen istenenler, hedeflenen davranış ve kazanımlara ulaşma konusunda sıkıntılar yaşamaktayız. Adeta çocuklarımızı robotlaştıran bir teknik olan test tekniği ilkokul 1. Sınıftan itibaren sıklıkla uygulanıyor. Bu uygulama ileriki dönemlerde ve sınıflarda da uygulanıyor.


Çoktan seçmeli testlerin okunması kolay ve puanlaması objektif olduğu için itirazlara mahal bırakmadığından öğretmenler tarafından tercih ediliyor. Sınavla öğrenci, memur veya işçi alan bütün kurum ve kuruluşlar da aynı şekilde test tekniğini tercih ediyor.


Elbette geçerli birçok nedenleri vardır fakat netice itibarı ile düşünemeyen, sorgulayamayan, seçenek olmazsa yorum bile yapamayan bir nesil ile karşı karşıya kalıyoruz, haberimiz olsun…


Öğretmenlik hayatım boyunca çoktan seçmeli testlerin öğrenciler üzerinde çok da bir fayda sağlamadığını, aksine robotlaştırdığını düşünüyorum.


Ezberci ve dışarıdan bir uyarıcı bekleyen kurmalı saatler gibi bir nesil yetiştiriyoruz.


Örneğin: ‘‘Bir terzi 30 m uzunluğunda bir top kumaşın önce 1 dekametresini satıyor. Daha sonra 500 santimetresi ile de bir elbise dikiyor. Buna göre aşağıdaki soruları cevaplayınız.’’


a) Terzi kaç m kumaş kullanmıştır?


b) Terzinin elinde kaç m kumaş kalmıştır?


İşte tam burada bahsi geçen test tekniği ile büyümüş öğrenciler ya ‘a’ şıkkını ya da ‘b’ şıkkını işaretleyebilmektedirler.


Bu durum sadece Matematik dersi için değil bütün dersler için de aynı vahamettedir


Görüldüğü gibi kalıp soruların dışında, basit bir soru karşısında bile okuduğunu anlayamayan, mantıklı çözümler yerine ezberci yaklaşım sergileyen, yaratıcılık duygularından yoksun bir nesil ve tehlikeli bir süreç ile karşı karşıyayız.


Sınavların test şeklinde yapılması öğrencileri sadece bir doğru cevap bulmaya ve seçmeye şartlandırıyor, zamanla da alışkanlık haline geliyor.


Bir yaşam felsefesi haline geliyor. Günlük hayatta da iletişim eksikliğine neden oluyor. Farklı bir durumla karşılaşıldığında da tek çıkar yol aranıyor. Sorun çözme becerileri tek seçeneğe indirgenmiş oluyor.


Milli eğitim Bakanlığı sürekli gelişen ve değişen bir yapısıyla bu duruma da çözüm yolları, alternatif sınavlar geliştirmelidir.


Genel sınavlarda yapılamasa bile okullarda çoktan seçmeli testlerin uygulanması minimize edilmelidir.


Sınavlar açık uçlu, boşluk doldurma, doğru-yanlış, eşleştirme, tahmin ve yorum odaklı, sorun çözme yeteneklerini pekiştirici vs. olmalıdır. 


Eğitimci-Yazar Selçuk TÜTAK

kamugundemi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber