Bu haber kez okundu.

Çocuklar ilkokul mezunu doğuyor”

Gizem Coşkunarda

Uzun yıllardır çocuk gelişimi üzerine eğitimler alan ve annesi Gül Sunal’ın anaokulunda çocuklar için atölyeler düzenleyen Ezo Sunal, tüm deneyimini ve birikimini “Lalala” isimli, çocuklar için müzikli Oyunlar ve etkinlikler kitabında topladı. Anaokulunda bir araya geldiğimiz Ezo Sunal’la ilk olarak miniklerin dersine katıldık ve sonrasında yeni kitabının içeriğini konuştuk. Orff yaklaşımını temel alan “Lalala” kitabı ve uygulaması, ebeveynlerin çocuklarıyla
ne tür oyunlar oynayabileceğini anlatıyor çünkü oyun, çocukların en önemli işi. Sunal’a göre çocukların hiç kirlenmemiş, kötülük bilmeyen bir dünyaları var ve bu dünyaya dahil olup mutlu olmamak imkansız. Sunal’a hak vermemek de.

 -Uyguladığınız Orff yaklaşımı nedir?

Çok büyük bir besteci ve pedagog olan Carl Orff’tan geliyor bu yöntem. Carl Orff 1930’larda geleneksel müzik eğitim sistemlerinde çok fazla yaratıcılık olmadığını ve çocukların yeterince özgür bırakılmadıklarını fark edip bunun üzerinde çalışmalara başlamış. Bir dansçıyla birlikte araştırmalarını genişletmiş ve Orff adlı bir yöntem oluşturmuş. Orff bir metot değil, eğitim yaklaşımıdır. Temelinde oyun var. Çocukların yapmayı
en sevdiği şey de oynamaktır, hatta bu onların doğasında vardır. Biz de oyunu kullanarak çocukları bir tür yaratıcılık yolculuğuna çıkıyoruz.

“Çağı yakalamazsak kayboluruz gideriz”

 -“Lalala” isimli kitabı çıkarmaya nasıl karar verdiniz?

Çok büyük bir istek oldu. 1998 yılından beri çocuklarla iç içeyim ve bu anlamda çok şanslıyım. Her yıl ailelerden “Evde çocuğumla ne yapacağımı bilmiyorum” gibi cümleler duyuyordum. Ya da öğretmenlerin materyal eksiği oluyor. Türkçe kaynaklı içerik bulamıyorlar. Bu sorunları da göz önünde bulundurarak geliştirdik projemizi. Ömer Öztüyen’le besteleri yaptık, içerikleri oluşturduk, tüm hikayeleri biz yazdık.

 - Kitabın yanı sıra bir de aplikasyon geliştirdiniz.

Evet, çocuklar için bestelediğimiz tüm şarkılara buradan ulaşabilecek aileler. Gerçi “Neden CD’li bir Kitap çıkmadı?” diye soranlar da oluyor. Kaset ve teybin başına ne geldiyse CD’nin başına da
o geliyor. Kalıcı ve sürdürülebilir bir iş olsun dedik. Çağı yakalamazsak kayboluruz.
O yüzden de CD’li kitap yerine aplikasyonlu bir kitap yapmayı tercih ettik. Devamlı yeni şarkılar yükeleyebiliyorum ve o şarkıların içine de bir oyun ekleyebiliyorum. Bu çok büyük bir lüks. Eğitmenlerin de bu yeni sisteme alışacağına inanıyorum. 

 -“Lalala” hangi yaş grubuna hitap ediyor .

Aslında 18 ay ve 7 yaş arası düşündük ama biraz ailenin ve öğretmenin yaratıcılığına bağlı olarak 3’üncü sınıflara kadar da çok güzel materyal çıkıyor.

 -18 aydan küçük bebekler için yapılacak şeyler var mı?

Çocuk daha doğmadan önce ilk gelişen duyu organı kulak. Dolayısıyla elbette var ama ben henüz bebek kısmına giremedim işin, fırsatım olmadı. Ama düşüncelerim var. Mutlaka isterim. Bir yandan da görüyorum ki aileler ilk 18 ay ne yapacağını bilemiyor. Belki bu konuda kendimi eğitimlere katılarak geliştirebilirim. Olmazsa da şu an uzmanlaştığım ve çalıştığım gruptan da zevk alıyorum.

“Okullar yarışı köpürten taraf”

 -Artık çocukların hepsi ekran karşısında yaşıyor değil mi? Telefonlar, tabletler...

Evet, maalesef öyle. Ben çocukların o kadar saati ekran başında geçirmelerine karşıyım. Fakat saklayamayız, saklamamalıyız da. 1998 yılından beri burada annemle birlikte anaokulundayım ve değişen teknoloji çağıyla birlikte sanki çocuklar da o evrime ayak uyduruyor. Ortam, oyunlar, bakış açısı hep değişiyor. Şimdiki çocuklar sanki ilkokul mezunu doğuyorlar. Bizim de öğretmen olarak ve anne-baba olarak kendimizi devamlı geliştirmemiz lazım. Onları bu dünyadan uzak tutmaya çalışmak daha kötü olabilir diye düşünüyorum. Yasak olan şeyler her zaman ters tepiyor. Dolayısıyla dozunda, yarım saat gibi bir kural koyarak vakit geçirmesine izin verilmeli.

 -Ya aileler. Sizce yeni nesil ebeveynler nasıl?

Aslında şahaneler. Yeniliklere çok açık ve her şeyle yakından ilgililer. Ancak aralarında bir yarış söz konusu. “Benim çocuğum ata biniyor, benim çocuğum İngilizce öğreniyor” gibi. Okullar da bunu köpürten taraf. Buz pateni pisti koyuyor anaokulu. Halbuki aileler her şeyi bilmek zorunda değil ama okullar zorunda. Okullar aileleri doğru yönlendirmeli. Çocuk odaklı olmak gerekiyor ama maalesef çoğu okul bana aile odaklı geliyor.

“Yenil nesil ebeveynler yeniliklere çok açık ve her şeyle yakından ilgililer”

“Kitap alışkanlığını çocuklara aşılamaya devam etmeliyiz”

 -“Lalala” dünyasını ailelere sadece aplikasyonla da ulaştırabilirdiniz. Kitabı özellikle mi istediniz?

Kitap olmadan da biz bu uygulamayı yapardık ama ben kitapçıyım. Proje tek bacaklı olurdu kitap olmasaydı. Çocuklara kitap alışkanlığını aşılamaya devam etmeliyiz; kitaba dokunmalılar, bakmalılar. Kitabın kokusu bile başka bir dünyadır. Her ne kadar çağa ayak uydursam da kitabın ve kitaplığın yeri farklı olmalı. Ben anne olsam çocuğumla şarkıyı dinlerken elimizde dokunabileceğimiz bir şey olsun isterdim.

 -Henüz 2 hafta oldu ama uygulamayı yükleyenlerden nasıl yorumlar alıyorsunuz?

Çok güzel geri dönüşler almaya başladık gerçekten. Her 4 ayda bir çıkarın bu kitabı diyenler oldu ama tabii mümkün değil. Ben bunu 2 yılda tamamlayabildim. Ömer’le birlikte iki kişiyiz. Besteleri de hikayaleri de içerikleri de birlikte yapıyoruz, çok daha kalabalık bir ekip olması gerekiyor, o boyuta ulaşması için.

 

Kaynak. Milliyet

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber