Bu haber kez okundu.

Bu tarih itibariyle dershane adı altında eğitim kurumu kalmayacak”

“Dershanelerin dönüşüm süreci başlangıçta nasıl söylendiyse o şekilde devam ediyor. Demiştik ki o zaman 1 Eylül 2015 tarihi itibariyle dershane adı altında eğitim kurumu kalmayacak. Bugün dershane adı altında faaliyet gösteren eğitim kurumları ya özel okul öncesi eğitim kurumuna dönüşecek, ya özel bir ilkokul olacak, ya özel bir ortaokul olacak, ya özel bir lise olacak, ya özel bir temel lise olacak veya başka alanda bir kurs veren bir yabancı dil kursu, bilgisayar kursu, yazılım kursu, meslek edindirme kursu gibi farklı bir kurs olacak. Ama herhangi bir üst eğitim kurumuna; ortaokuldan liseye geçiş için veya liseden üniversiteye geçiş için test eğitimi veren dershanecilik yapılamayacak söylediğimiz buydu. O günden itibaren de kararlılıkla uyguladık. Bugün itibariyle 2 bin 206 kurum dönüşüm için müracaat etmiş vaziyette, bunlardan 2 bin 174’nün müracaatları kabul edilmiş, bunlardan 118 tanesi de resmen bir başka kuruma dönüşmüş olarak faaliyetlerine başlamış durumdalar. 104 temel lise, 3 Anadolu lisesi, 2 okul öncesi eğitim gibi, toplamda bir tane de ilkokul var, 118 kuruma dönüşmüş durumdalar.

Dershanelerin dönüşüm sürecini değişik etaplarda gerçekleşmesini öngörmüştük ve dedik ki, ilk etapta müracaat edenler daha fazla teşvikten yararlanacaklar. Arsa, vergi kolaylığı, kredi kolaylığı gibi teşviklerimiz var, yani özel okula dönüşecek olan dershanelere öngördüğümüz birtakım teşvikler var.

Bu teşviklerden yararlanmak için müracaat sırasını, müracaat hangi periyotta müracaat ettiğine de dikkate alacağız demiştik. Şimdi birinci periyotta ilk başta biraz mütereddit bir hava sektörde hissedildi, bunun da çok açık bir sebebi vardı. Özellikle paralel yapı dershanelere ilişkin yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilecek şayiasını dolaştırdı, bunu sistematik bir biçimde işlediler. Bugüne kadar Anayasa Mahkemesi’nden böyle bir karar çıkmadı. Bundan 3-4 ay önce böyle bir karar çıkmayacağı artık görüldü, buradan ümitlerini kestiler. Sadece o da değil, Anayasa Mahkemesi’nden farzımuhal bugün bile farklı bir karar çıksa dahi artık kamuoyunda dershanenin ne olduğu, ne olmadığı, neye yaradığı, neye yaramadığı çok açık bir biçimde görüldü. Dershanenin bir illüzyon olduğu, dershanelerin hepsi için söylemiyorum içlerinde tabi çok iyi niyetli eğitim faaliyeti gösteren kurumlarda var ve onlar bu dönüşüm sürecinde bizimle çok olumlu bir işbirliği içerisinde çalıştılar.”

 

“Paralel yapı, parlak öğrencileri dershanelerin reklamı için kullandı, on binlerce garibanı da dolgu malzemesi gibi kullandı”

“Belli okullardan çok parlak öğrencilerin nasıl özellikle seçilip daha sonra özel sınıflarda yetiştirilip dershanelerin reklamı için kullanıldığını, buna karşılık o özel sınıflara alınmayan binlerce, on binlerce garibanın dolgu malzemesi gibi kullanıldığını insanlar, veliler ve öğrenciler gördüler. Zaten bunu yaşadıkları için biz bunları söylediğimiz zaman biz onlara yeni bir şey söylemiş olmadık. Onlar, evet gerçekten böyle oluyor dediler. Dolayısıyla dershane illüzyonu kırıldı.

Şimdi bugün Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal etse bile artık önümüzdeki dönemde bu dönüşüm süreci aynen devam edecektir. Dediğim gibi hem illüzyon anlaşıldığı için, özellikle dar gelirli, imkanı olmayan, dershaneye de zaten gidemeyen, gitse bile dershane var dershane var; öyle dershane var ki dudak uçuklatacak fiyatlarla öğrenci kabul ediyor. Öyle de dershane var ki daha düşük ücretlerle çalışıyor ve onlar da herhangi bir iddia da taşımıyorlar. Şimdi biz özellikle dershaneye her halükarda gitme imkanı olmayan çocuklarımız için, öğrencilerimiz için okullarımızda kendi öğretmenlerimiz tarafından verilen takviye kursları açtık. Hafta sonlarında 2 milyonun üzerinde öğrencimiz bugün hafta sonlarında bu kurslara, bu takviye kurslarına devam ediyor. 100 binin üzerinde öğretmenimiz ki kendilerine her fırsatta teşekkür ediyorum, bir kere daha teşekkür ediyorum, gönüllü bir biçimde bu kurslarda ders veriyorlar. Gönüllü bir biçimde diyorum, çünkü onlara bu kurslar için ödediğimiz ücret gerçekten onların belki birçoğunun büyük şehirlerde özellikle hafta sonunda yol parasını bile karşılamaya anca yeter. O kadar düşük bir ücret karşılığında da olsa öğretmenlerimiz büyük bir fedakarlıkla hafta sonlarında öğrencilerimizi takviye edecek kurslara devam ediyorlar, 100 binin üzerinde öğretmen. Biz onlara elimizden gelen bütün imkanlarla onların bu fedakarlıklarını değerlendiriyoruz ve değerlendireceğiz.

Lise son sınıfta özellikle, 12. sınıfta dershaneye ihtiyaç duymayacak kadar nitelikli eğitim verdiğinden emin olduğumuz okullardan bile, fen liselerinden, sosyal bilimler liselerinden birtakım öğrenciler sırf dershaneyi takviye alabilmek için, dershaneye gidebilmek için kayıtlarını alıp açık liseye kayıt yapıyorlardı.

Açık lise bizim 20 senedir yürürlükte olan bir uygulamamız, yani bizim icat ettiğimiz bir uygulama değil. Açık lise devam mecburiyeti olmayan, aslında eğitim çağını geçirmiş, zamanında eğitim alamamış yetişkinlerin eğitim alabilmeleri için, onu telafi edebilmeleri için düşünülmüş bir formül. Ama zamanla böyle bir bypass kurumu haline gelmiş ve oraya kayıtlarını alan öğrenciler böylece devam mecburiyetinden kurtulup dershanelere gidiyorlardı. Zaten bu öğrenci aslında kendi okulunda devam etse yine istediği yeri muhtemelen kazanacak.

Ama öyle bir toplumsal yanılsama uyandırılmıştı ki sanki dershaneye gitmezse bu çocuklar başka herhangi bir çareleri yok, herhangi bir yeri kazanamazlar, onun için mutlaka dershaneye gitmeleri gerekir. Böyle olmadığını pek çok sınav sonucu gösterdi. İşte geçen sene Şırnak’ta hiçbir dershane olmadan kendi imkanlarıyla çalışan çocuğumuz bile üniversitede çok yüksek başarılar aldı, üniversite giriş sınavlarında. Bu bir istisna değil.

Ama maalesef bu çok sistematik bir biçimde pompalanan bir illüzyon olduğu için veliler de bu psikolojik baskı altındalar. Bir de, özellikle orta sınıf velilerimiz, yani anne-baba çalışıyorsa çocuklarla haklı olarak çok fazla ilgilenemiyorlar, yani anne de çalışıyor, baba da çalışıyor. Ama bir yandan da çocuklarına bir şey yapmak istiyorlar, çocuklarına bir katkıda bulunmak istiyorlar.

Onlarla belki birebir akşamları oturup çalışamıyorlar, okullarını çok düzenli takip edemiyorlar. Mümkün olan en yüksek harcamayı yaparak, onu bir dershaneye göndererek anne ve baba olarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek istiyorlar. Anne- babalar ben görevimi yaptım demenin rahatlığını yaşamak istiyorlar. Bu anlaşılabilir psikoloji.

Yani her anne, her baba çocuğu için, çocuğunun eğitimi için mümkün olan en yüksek fedakarlığı yapmak ister. Eğer onun önüne siz bir de böyle bir illüzyonla ‘bakın çocuğunu dershaneye göndermezsen anne-baba olarak sorumluluğunu yerine getirmemiş olursun’ duygusunu onların sırtına yüklersen, o zaman ne yapsın insanlar?

İşte bu illüzyon içerisinde mümkün olan en yüksek imkanlarını zorlayarak çocuklarını dershanelere yolluyorlardı. Şimdi bu dağılıyor. Eğer siz anne-baba olarak çocuğunuzu okula gönderiyorsanız, çocuğunuzun okulundaki müfredatını izlemesine imkan sağlıyorsanız, çocuğunuz devamsızlık yapmıyorsa, öğretmenleriyle de ara sıra da olsa gidip görüşüyorsanız, çocuğunuzun özel durumlarıyla ilgili onlarla danışma halinde oluyorsanız, onlarla iletişim halinde oluyorsanız siz anne-baba olarak sorumluluğunuzu yerine getiriyorsunuz demektir.”

 

personelmebhaber.net


BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber