Bu haber kez okundu.

Bu sistemle niye matematik öğretilemez!
 Hemen her yıl en az 10 milyon aday ve iki katı veli, sınavla yatıp, sınavla kalkıyor.

Derslerden en zor olanı ise Fen, Matematik ve Yabancı Dil.



Yıllarca bu dersleri alıyoruz ama bir arpa boyu yol alamıyoruz.

Diğer dersler bir yana Murat Şen Hocamız, oturmuş matematik özelinde, eğitim sistemimizin derin bir analizini yapmış. Ve bu analiz tüm dersler için geçerli!..

Yine sınıfta kaldık

TEOG sonuçları açıklandı. Matematik dersinden yine sınıfta kaldık. Matematik dersinde başarısızlığımızı sadece TEOG sonuçları söylemiyor. LYS, PISA sonuçları ve üniversiteye sınavsız geçiş yapma hakkı tanınan meslek lisesi öğrencilerinin 4 işlemi yapmayı bilmedikleri şeklindeki yakınmalar var.

Oysaki son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) okullaşma oranları, derslik sayısı, dersliklerin donanımı vb. pek çok açıdan önemli atılımlar yapmıştır.

Hal böyleyken sizce nedir matematik dersindeki başarısızlığımızın nedeni?

Çocuklarımız yeterince zeki değil, sınıflarımız çok kalabalık, öğretmenlerimiz yetersiz, ders programlarımız çok ağır ya da uygun değil, kullandığımız öğretim yöntem ve teknikleri yanlış...

Ancak bunların hiçbiri matematik dersindeki başarısızlığımızın temel nedeni değildir. Temel neden eğitim sistemimizin yapısıdır. Soruna sistem bütünlüğü içerisinde yaklaşamadığımız için aldığımız lokal tedbirler olumlu sonuç vermemektedir.

Problemin kaynağını daha iyi ortaya koymak için önce matematik dersinin özelliklerine daha sonra da bizim neyi yanlış yaptığımıza bakmak gerekir.

Matematik dersi binişik bir derstir. Bütün binişik derslerde hazır bulunuşluk düzeyi ön koşuldur. Bu nedenle, matematik dersinde tam öğrenmeyi yakalamak sorundasınız. Yani siz denklemleri çözümleme becerisine sahip olmayan bir öğrenciye fonksiyonları anlatmamalısınız.

Anlatırsanız ne olur? Öğrenci anlatılanı anlamaz. Anlayamadığı için sıkılır ve sizi bir daha dinlemek istemez ve dinlemez. İşte bizim okullarımızda daha ilkokul 2. sınıftan itibaren bu yanlış yapılmaktadır. Şimdi bu tespit belki ilk etapta problemin öğretmenden kaynaklandığı düşüncesine yol açacaktır. Ancak problem öğretmende değil eğitim sistemimizin yapısındadır.

Sorun kimde?

Meslek liseleri de daha ilkokulda matematik gibi binişik dersleri artık anlayamadığı için dinlemeyi bırakmış öğrencilerle doludur.

Belirtilen nedenle meslek liselerinde anlatılan matematik dersi öğrencilerin algılama alanının dışında kalmakta, sıkıcı ve boşa geçirilen zaman olarak gerek öğretmeni, gerekse öğrenciyi germekten başka bir işe yaramamaktadır.

Şimdi de belki uygulanan programı hafifletmek gerektiğini söyleyeceksiniz ancak problemin kaynağı dersin programında da değildir. Problemin temel kaynağı eğitim sistemimizin yapısındadır. Bizim eğitim sistemimizin yapısı, merkeze aldığı üniversiteye giriş sınavlarına dayalı olarak şekillenmektedir.

Şöyle ki üniversiteye giriş sınavlarında başarılı olmak için ilk yüzde 10’a girmek zorundasınız.

Şayet giremezseniz ya istihdam dışı bir bölümü kazanırsınız ya da üniversiteyi hiç kazanamazsınız.

İşte bu yüzde 10’a girme zorunluluğunu veliler de öğretmenler de iyi bilmektedir.

Siz programınızı ne kadar hafifletirseniz hafifletin daha ilkokul 2. sınıftan itibaren okullarda dersler bu yüzde 10 seviyesindeki öğrencilere göre işlenmektedir. Peki, bu yanlış mıdır?

Tabii ki mevcut sistemde doğrudur. Çünkü yüzde 0’a giremeyecekseniz toplumun temel beklentisi olan üniversiteye giriş sınavını kazanmak açısından aldığınız eğitimin hiçbir anlamı olmayacaktır.

İşte bu yüzden okullarda devletin ücretsiz dağıttığı ders kitapları kullanılmamaktadır. Bu yüzden öğretmenler öğrencilere kaynak kitap aldırmaktadır. Bu yüzden öğretmenler dersi ancak 3-5 kişinin anlayabileceği düzeyde anlatmakta, diğer öğrenciler bir şey anlamadığı için sıkıntıdan patlamaktadır.

Bu yüzden matematik dersini daha ilkokul 2. sınıftan itibaren dinlemeyi bırakmaya başlamakta ve bu yüzden meslek liselerine giden öğrencilerimiz arasında daha dört işlemi yapamayan öğrenciler bulunmaktadır.

Bu yüzden matematik dersinde çocuklarımızın çoğunluğu başarılı olamamaktadır.

Peki, ne yapılmalı?

Öncelikle bütün çocukları akademisyen olacakmış gibi yetiştirmeye çalışan eğitim sistemimizin bu yapısını değiştirmemiz gerekmektedir. Bunu da yeterliğe dayalı, herkes tarafından kabul edilebilir ve adil bir şekilde yapmak gerekir. Bunu yaparken öğrencilerin en az yüzde 70’inin daha liseye başlamadan önce kendi istekleri ile akademik lisede başarılı olamayacağını ve meslek lisesine gitmeleri gerektiğini kabul etmelerini sağlamak gerekir.

Öncelikle akademik liseler fen, Anadolu vb. birleştirilerek adrese dayalı kayıt sistemine geçilerek TEOG denilen kendi kendimize yarattığımız gereksiz problemden kurtulmak için ilk adımı atmalı daha sonra akademik liselerin sınıf geçme notunu 80 yaparak hem TEOG’dan hem de LYS ve YGS gibi sınavlardan kurtulmalıyız.

Çünkü bunlar yapıldığı zaman akademik becerisi yüksek olmayan öğrenciler, daha liseye gelmeden akademik lisede okuyamayacaklarını ve bir meslek lisesine gitmeleri gerektiğini kendiliğinden kabul edecektir.

Öğrenciler geleceklerini planlamak adına LYS ve YGS gibi sınavları beklemekten kurtulacak, akademik başarının göstergesi okuldaki başarı düzeyi olacak, veliler çocuklarını daha ilkokul çağında bu şekilde tanımaya başlayacaktır.

Artık öğretmen 8. sınıftaki öğrenci velisine “istersen dene ancak senin çocuğun akademik lisede başarılı olamaz” deme şansı bulacak ve Yönlendirme Yönergesi işler hale gelecektir.

Bu yapılandırmanın arkasından daha ilkokul 2. sınıftan itibaren seviye sınıfları oluşturulmalıdır.

Bunlar yapıldığında; artık öğretmenler birbirleri ya da deneme sınavı kitapçıklarıyla yarışmayacak, her sınıfta öğrencilerin seviyesine uygun derslerin işlenmesine başlanılacak ve Matematik gibi binişik derslerin ön koşulu olan tam öğrenme seviyesi yakalanacaktır...

Yazının devamı için tıklayınız !


Kaynak: http://www.egitimajansi.com/
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber