Bu haber kez okundu.

Bir Bölene Değil Bir Bilene Soralım!

Anayasa Mahkemesi kararını verdi. Bu karar doğrultusunda adı dershane olmasa bile kişinin eğitim öğretim hakkını kullanmasına yönelik yeni bir düzenlemeye ihtiyaç var.

Anayasa Mahkemesi kararını verdi. Bu karar doğrultusunda adı dershane olmasa bile kişinin eğitim öğretim hakkını kullanmasına yönelik yeni bir düzenlemeye ihtiyaç var. Bu ihtiyaç nasıl giderilmeli ki hem AYM kararları uygulanmış olsun, hem de kişi hak ve özgürlüklerine uygun bir uygulama hayata geçsin?

            Bunun iki yolu var bence. Birincisi bu konudaki eski yasa, yönetmelik ve yönerge hükümlerini uygularsın, temel lise ya da akademik ortaokul gibi bazı özel eğitim kurumlarına dönüşen ya da dönüşmek için başvuruda bulunan kişi ve kurumları mağdur etmemek için var olan koşulları onlarında istekleri doğrultusunda ele alır değerlendirirsin olur biter.

            Ne olur yani? Temel liseler açıldıkları ya da dönüştükleri yerlerde kalıcı olur. Bunlara diğer özel öğretim kurumlarında ki emsallerinin hakları tanınır ve geçiş süresi olarak dört yıllığına hafta sonlarında takviye kursu adı altında gerek kendi öğrencilerine ve gerekse dışarıdan gelecek emsal öğrencilere ücret karşılığı faaliyet izni verirsin olur biter.

            Bunu neden yapmalı yönetim. Dönüşüm programına başvuran kişi ve kurumlar Devlete güvenerek bir sürü yatırım yapmıştır. Mağdur olmamalarını sağlamak Devletin asli görevi olmalı ve buna çözüm yolu bulmalıdır. Dönüşüme başvurmayan ya da başvurduğu halde vazgeçmek isteyenler içinde Anayasa Mahkemesinin kararının özünde yatan kişilerin dershane eğitimine ihtiyaç duymayacağı şartları oluşturana kadar adı dershane ya da kurs adı altında faaliyet göstermelerine izin vermesi gerekir.

            Verilen dört ya da daha fazla  sürede Devlet AYM’nin iptal gerekçesinde belirtilen koşulları yerine getirmesi halinde bu çalışmalara atıfta bulunarak adı dershane ya da kurs adı altında öğrencileri bir üst okulun giriş sınavlarına hazırlama faaliyetlerine son verir. Bu durumda yasal olarak ta, eğitimsel olarak ta kimsenin itirazı olmaz, olamazda.

            Tüm bu çalışmaların yapıldığı evrede sorunları; bağlı bulunduğu kurum müdürünün emrinde olmayan, denetlediği kişilerden daha az ücret almayan, siyasi amaçlara hizmet etmesini düşünerek bu makama getirilmeyen, ilkli, yalaka olmayan, etik düşünceye sahip, bulunduğu makamı dolduran ve evrensel hukuk ilkeleri ile dini ve vicdani melekelere sahip bir denetim mekanizması ile bu problemlerin çözüleceği inancındayım.

            Bunun için özel öğretim kurumlarını ilgilendiren kanun, tüzük, yönetmelik, yönergelerde ülke şartlarına uymayan, kurumları boğan ve onları yasal olmayan yollara sevk eden maddeleri iyileştirmek, kurum ve kişilerin mükteseplerine saygı göstererek mevzuatımızı evrensel hukuk kurallarına dayalı hale getirmeliyiz.

          Bunun yanı sıra adaletli ve rehberlik ağırlıklı, ancak özden taviz vermeyen bir denetim sistemi ile denetimleri sıklaştırır, milli eğitim camiasında görev yapan çoğu kişinin bildiği ve bildiği ve gördüğü halde herhangi bir işlem yapmadığı  konulara göz yumulmazsa ne paralel yapı kalır, ne de kaçak olarak adlandırdığımız bir faaliyet kalır.

Zaman birlik ve beraberlik zamanıdır, zaman bir bölene değil bir bilene, bilenlere sorma zamanıdır. Bu konudaki örnekleri değerlendirelim ve adil bir devlet anlayışı ile  yıkmadan, yakmadan, küstürmeden, ötekileştirmeden empati kurarak sorunlarımızı çözelim.
 
                                                                                  Metin ÇANGA
                                                                           Emekli Maarif Müfettişi
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber