Bu haber kez okundu.

Bilimin keşfedemediği yetenek: Dil Bilimi
 Doç. Dr. Mine Nakipoğlu, dil olgusunun gizemini sürdürdüğüne dikkat çekti, dil öğrenimi konusunda son dönemde yapılan araştırmaları da aktardı.
Doç. Dr. Mine Nakipoğlu , son yıllarda dilbilim çalışmalarının temel ilgi odağı olan dilin evrimi ve dil-beyin ilişkisi konusunda önemli bir birikim edinmiş olunsa da dil olgusunun gizemini sürdürmeye devam ettiğini söyledi.
Boğaziçi Üniversitesi'nin psikolojiden uzay bilimine, insan ve yapay zekânın sınırlarına uzanan bir dizi alanda güncel bilimin tartıştığı konulara ilgi duyan herkes için başlattığı ‘'Açık Ders''ler 23 Mayıs Pazartesi günü Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mine Nakipoğlu'nun “Dil, Beyin ve Evrim” konulu semineri ile devam edecek
“DİL OLGUSUNU AÇIKLAYAN NET BİR GEN BULUNAMADI”
Doç. Dr. Mine Nakipoğlu vereceği seminer konusunda yaptığı ön değerlendirmede, son yıllarda dilbilim çalışmalarının temel ilgi odağı olan dilin evrimi ve dil-beyin ilişkisi konusunda önemli bir birikim edinmiş olunsa da henüz dil olgusu gizemini sürdürmeye devam ettiğini söyledi.
Dilin evrimi üzerine yapılan çalışmaların, “Dilin kültürel bir evrimin mi, yoksa biyolojik bir evrimin mi ürünü mü” sorusu etrafında kamplaştığını belirten Nakipoğlu, insanda 24 bin-25 bin genin bulunduğunu, ancak bugüne kadar yapılan araştırmalarda dil olgusunu açıklayan net bir gen bulunamadığını söyledi.
Nakipoğlu, “Sonuç olarak müthiş bir karmaşıklık barındıran dilin tek ya da birkaç genle açıklanması mümkün değil. Belki de binlerce gen bu yapıda rol oynuyor. Bu tür araştırmalar hala devam etmekte ancak bilim dünyası artık gen bazında değil moleküler bazda dilin yapısını çözmek üzere çalışmalara yönelmiş durumda” dedi.
Dil konusundaki temel tartışmanın, dilin doğuştan gelen bir yeti mi yoksa sonradan öğrenilebilen bir yeti mi olduğu üzerine yoğunlaştığını belirten Nakipoğlu, “Ünlü dilbilimci/ düşünür N. Chomsky dilin doğuştan gelen bir yeti olduğunu iddia ediyor. Genelde bilim dünyasını bu tezi destekliyor, yani beynin çeşitli bölümlerinin dil uyaranlarına hazır olması, doğuştan gelen, anatomik olarak kendiliğinden getirdiğimiz bir özellik. Ancak çocuk doğduğunda çevresinde herhangi bir dile maruz kalmaz ise dilin ortaya çıkması da mümkün olamıyor” bilgisini verdi.
“DİL İLE İLİŞKİ ANNE KARNINDA BAŞLIYOR”

Nakipoğlu, dil öğrenimi konusunda son dönemde yapılan araştırmaları şöyle özetledi:
“Dil öğrenme yetisine biz dil edinimi diyoruz. Son 20 yılda yapılan araştırmalar dil ediniminin anne karnında başladığını gösteriyor. Bebeklerin 30. haftadan itibaren, yani doğumdan 10 hafta önce anne karnında annenin sesini duyabildiklerini biliyoruz. 30-35 sene öncesine dek bebeklerin konuşana dek dile dair herhangi bir şey bilmedikleri düşünülüyordu. Ancak son zamanlarda yapılan araştırmalar da gösteriyor ki bebekler birtakım dilsel uyaranlara hem doğum öncesi hem de doğumdan hemen sonra tepki verebiliyorlar.. Çocukların sözcükleri anlaması 10. aydan itibaren, üretmesi ise 18. aydan sonra başlıyor. Çocuk yaklaşık 50 sözcüğü üretebilirken aynı dönemde 200 kadar sözcüğü anlayabiliyor. Dil edinimi süreci aslında çok uzun bir süreç, 12 yaşına kadar devam ettiğine ilişkin önemli bulgular var. “
Nakipoğlu, şu anda yürütülen çalışmalar ve farklı görüşler bulunsa da; 0 yaştan 12. yaşa kadarki dönemin dil gelişimi için kritik dönem olarak kabul edilebileceğini söyledi. Nakipoğlu, 12. yaştan sonra, hiç dil uyaranına maruz kalmamış bir çocuğun dil yetisini geliştirmesinin de çok zor olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: Söcü

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber