Bakan Yılmaz: “Gelecek yıl 15 dakika önce değil, yarım saat önce okulun bahçesinde olmalarını tavsiye ediyoruz."
TRT Haber’de "Özel Röportaj" programına konuk olan Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz,  gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Değişmez bir hedefimiz var, daha kaliteli bir eğitim”

Her alanda Türkiye’nin büyük bir ilerleme gösterdiğini dile getiren Bakan Yılmaz, “Bu ilerleme gösterdiği alanlardan birisi de eğitim. Eğitim, 15 yılın eğitimiyle şimdiki eğitimi kıyas edebilmek mümkün değil. Ancak değişmez bir hedefimiz var, daha kaliteli bir eğitim. İşte daha kaliteli bir eğitim vermek için neler yapılması gerekir? Sayın Başbakanımızın açık bir talimatı var, eğitimde bu dönemde, yani 2019 yılı sonuna kadar üç tane büyük değişimi, reformu, yeniliği, ne söylerseniz söyleyin, hayata geçireceğiz. Nedir bunlardan birisi? Niye bunları yapıyoruz? Kaliteli eğitim için yapıyoruz, bunları yaparsak daha iyi bir kaliteli eğitime sahip olmuş oluruz, evlatlarımıza kaliteli bir eğitim vermiş oluruz.” diye konuştu.
Bakan Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:

“Müfredatı güncelleyeceğiz, gereksiz şeyleri çıkaracağız, insan hayatına dokunan, hayatında faydalı, katkısı olacak hususları öğrencilerimize, evlatlarımıza öğretmek istiyoruz. Efradını cami ağyarını mani derler. Bizim anlayacağımız çerçevede; olması gereken mutlaka olsun, olmaması gerekenler de bu çerçevenin dışında kalsın. Demek ki müfredatı yeniliyoruz bu bir. İkincisi; yine Başbakanımızın açık talimatı, ikili eğitimi kaldıracağız. İkili eğitim ne demektir? Çocuklarımız çok erkenden, yani bir sınıfı, bir okulu adeta iki kişi kullanıyor; birisi sabahtan öğlene kadar, birisi öğlenden akşama kadar. Sabahtan öğlene kadar kullanan erken kalkmak zorunda, öğleden akşama kadar kullanan ise o da geç, karanlıkta gitmek durumunda. Dolayısıyla adeta yarım gün içerisinde yoğunlaştırılmış bir eğitim veriliyor. Bunun eğitimin kalitesini düşürdüğünde herkes mutabık. O halde ne yapmak lazım kaliteyi artırmak için? İkili eğitimi kaldırmak lazım. Türkiye’de 77 bin derslik ihtiyacımız var, bunları 2019 yılı sonuna kadar yapalım ki biz ikili eğitimden kurtaralım, evlatlarımıza tekli eğitim verelim. 77 bin dersliğin de yaklaşık 60-65 bin dersliği 15 tane ilde, yani büyük illerde, yani göç alan illerde. İzmir de bunlardan biri, ancak diğerlerine kıyasla daha az. İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Diyarbakır, Urfa, Van gibi çok fazla göç almış yerlerde bizim ikili eğitimi ortadan kaldırmak için ilave derslikler yapmamız lazım.

İzmir’in 30 tane ilçesi var, 25 ilçesinde ikili eğitim hiç yok, 5 ilçemizde var, onların da ihtiyaçları tespit ediyoruz, inşallah önümüzdeki süreçte bu derslikleri kazandıracağız.

Bir başka husus, yine kaliteli eğitim vermek için herkesin üzerinde mutabık olduğu bir husus var; okul öncesi eğitimin mutlaka evlatlarımıza verilmesi lazım. Biz kesinlikle okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kapsamına alacağız, yine Başbakanımızın talimatı. İzmir’de de iyi bir noktadayız. Önümüzdeki yıldan itibaren başlayarak 2019’un sonuna kadar bunu yüzde 100’e getireceğiz.

Bir de diyoruz ki, şimdi biz tek başımıza yaşamıyoruz, dünyadayız, uluslararası bir toplumun üyesiyiz. Dolayısıyla da yabancı ülkelerin dilini anlarsak, bilirsek oradaki teknolojik gelişmeleri takip edebiliriz. Bunun için de evlatlarımızın her birisinin bir yabancı dili, yani muhakkak ki ana dil gibi hissedebilmek, duyabilmek mümkün değil, ama düşündüğünü ifade edebilmek, ifade edileni anlayabilmek, gelişmeleri takip edebilmek için beşinci sınıf, yani ilkokul bitecek, ortaokulun birinci sınıfı, yani beşinci sınıfı İngilizce ağırlıklı olarak bir yıl haline getirmek istiyoruz, adeta hazırlık diyelim, hazırlık sınıfı gibi değerlendireceğiz. Haftada 20 saatten az olmamak üzere İngilizce, yabancı dil dersini evlatlarımıza vereceğiz. İnanıyoruz ki, eskiden biliyorsunuz hazırlık liseleri vardı, lisede bunu vermek belki biraz geç olabilir, ortaokulda verirsek bence doğru zaman, hatta mümkünse belki bazıları ilkokul da diyebilir, ancak istiyoruz ki ilkokulda ana dilini öğrensin. Ana dilini iyi bilen öğrencinin bir yabancı dili öğrenmesi daha kolay olur.”

“Gelecek yıl 15 dakika önce değil, yarım saat önce okulun bahçesinde olmalarını tavsiye ediyoruz."

YGS'de 15 dakika kuralına ilişkin Bakan Yılmaz şunları söyledi:

Bu görüntüleri görüp de rahatsız olmamak mümkün değil, olduk. Genel kural; kendinize ne yapılmasını istiyorsanız başkasına da onu yapın. Bu gördüğünüz kimse sizin evladınız olsa ne hissederdiniz, o hissi bir başkası için de hissedebilmeniz lazım. Gördüğümde rahatsız oldum. ÖSYM Başkanımızı aradım. ÖSYM Başkanımız şunu söyledi: Efendim, sınava giriş belgesi veriyoruz. Sınava giriş belgesi vermeden önce 'ben sınav saatinden 15 dakika önce orada olmayı taahhüt ediyorum' diye bir buton var, o butona basarsanız kimlik kartını veriyor, o butona basmazsanız kimlik kartını vermiyor. Dolayısıyla da haberim yoktu, ilk defa oldu, yeni baştan oldu, birden önüme çıktı gibi bir şeylerin Başkanımız pek geçerli olmadığını söylüyor. Ancak bir şekilde bu var, fakat ilk defa uygulanıyor, ilk defa uygulandığı için de evlatlarımız böyle, trafik de olabilir,  başka sebepler de olabilir, böyle bir şey kaldı, cezası da çok ağır oldu, 1 yıl kayıp. Dolayısıyla gelecek yıl sınava girecek öğrencilerimize 15 dakika önce değil, yarım saat önce okulun bahçesinde olmalarını tavsiye ediyoruz."

Kaynak: TRT HABER

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim