Bu haber kez okundu.

Bakan Nabi Avcı: Müfettişler okul basmaz, denetlemeye giderler

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "Öğrencilere siyasi propaganda yapmak,

öğrencileri siyasi propaganda için görevlendirmek, onlara Twitter hesapları açtırtmak,

bu hesaplar üzerinden sağa sola içeriğini çok daha fazla bilmedikleri türden siyasi

mesajlar göndermeleri için onları zorlamak veya onları bu yönden teşvik etmek,

bütün bunların hepsi eğitimle alakası olmayan, bu kurumların kuruluş amaçlarıyla da

alakası olmayan faaliyetler ve Milli Eğitim bunları denetlemekle yükümlüdür" dedi.

Bakan Avcı ayrıca, “Müfettişler okul basmaz, okulu denetlemeye giderler” diye konuştu. 

 

Avcı, HaberTürk televizyonunda katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

      

"Müfettişlerin fişleme yaptığı iddiaların nasıl değerlendirirsiniz?" sorusu üzerine Avcı,

Milli Eğitim Bakanlığı Basın ve Yayın Enformasyon Müşavirliği’nin konuyla ilgili açıklamada bulunduğunu hatırlatarak,

buna rağmen bu konuda bir dezenformasyon kampanyasının ısrarla sürdürüldüğünü bildirdi.

 

"Bazı özel okullarda, dershanelerde ve yurtlarda, öğrencilere siyasi propaganda amaçlı broşürler,

kitapçıklar, afişler, dağıltıldığı, video gösterimlerinin yapıldığı, ayrıca çocukların da

dışarıda propaganda yapmaları için yönlendirildiği bilgileri zaman zaman bakanlığımıza ulaşıyor" diyen Avcı, şöyle devam etti:

"Bunlardan bir kısmı öğrenciler üzerinden geliyor, bir kısmı veliler üzerinden geliyor,

bir kısmı medyada yer aldığı için haberdar oluyoruz. Anayasa'nın da Milli Eğitim Temel Kanunu'nda,

özel okullarla ilgili kanunda bu kurumların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından denetlenmesini emrediyor.

İkincisi, sadece bu kurumlar değil, Milli Eğitim'in bütün kurumlarında, devlet okullarında da yurtlarda da

özel okullarda da dershanelerde de siyasi çalışma yapılması yasak, siyasi propaganda yapılması yasak.

Öğrencilere siyasi propaganda yapmak, öğrencileri siyasi propaganda için görevlendirmek, onlara

Twitter hesapları açtırtmak, bu hesaplar üzerinden sağa sola içeriğini çok daha fazla bilmedikleri türden

siyasi mesajlar göndermeleri için onları zorlamak veya onları bu yönden teşvik etmek bütün bunların hepsi eğitimle

alakası olmayan, bu kurumların kuruluş amaçlarıyla da alakası olmayan faaliyetlerdir ve

Milli Eğitim bunları denetlemekle yükümlüdür. Maarif müfettişlerimiz bunları denetliyor, denetleyecekler."

      

Müfettişler görevini nasıl yapacağını biliyor

     

Avcı, basın da bir takım sorulardan söz edildiğini anımsatarak, "Atatürk'ü mü çok seviyorsun,

Erdoğan'ı mı çok seviyorsun" gibi soruların sorulduğu iddialarını herkesin gördüğünü bildirdi.

      

Söz konusu soruların öğrencilere yönlendirildiği iddiasının doğru olmadığını anlatan Avcı, şöyle devam etti:

"Araştırdık. Araştırmaya değmez ama her şeye rağmen araştırdık. Böyle bir şey söz konusu değil.

Müfettişlerimiz kendilerine verilen görevi yazılı yönergeler doğrultusunda yapıyorlar.

Uygun olan yerlerde de gereken yerlerde de özellikle öğrencilerle görüşmeleri gerektiği zaman o okulda görevli

rehber öğretmenleri yanlarına alarak bu görüşmeleri yapıyorlar ki çocuk psikolojisi veya genç psikolojisi bakımından

bu da gerekli. Müfettişlerimizi görevlerini nasıl yapacaklarını biliyorlar, bilirler.

Dikkat ederseniz bu konuyla ilgili dezenformatik haberler, 'okul basıldı' diyorlar.

Müfettişler okul basmaz, okulu denetlemeye giderler. Haberler aynı gazete grubu üzerinden ya da

televizyonlar üzerinden yapılıyor. Bu planlanmış bir dezenformasyon. Üstelik,

bunun arkasında bir de şöyle bir hazırlık da zaman zaman karşımıza çıkıyor.

Mesela Adana'da, müfettişlerimizin verdikleri bilgilerden o anlaşılıyor.

Bir okula denetlemeye gittiklerinde karşılarına çıkan kişi okulun velisi değil ama

aynı kişi veya kişiler başka bir okulun denetimlerinde de karşılarına çıkıyor.

Güya 'Okullarına sahip çıkan veli' söylemleriyle karşılarına çıkıyor. Belli okullarda,

belli yurtlarda, bazı dershanelerde önceden bir hazırlık da yapılıyor ki 'müfettişler zor durumda',

'müfettişlere veliler isyan' etti... Hayır, velilerimiz bu işlerin ne için yapıldığını bilirler.

Bu her şeyden önce çocuklarımızın güvenliği için gerekli bir süreçtir, gerekli bir uygulamadır."

      

"Son zamanlarda hepimizin içini yakan genç ölümlerinden söz ediyoruz" diyen Avcı, şunları söyledi:

"Ben 1,5-2 yıldan beri öğrencilerin, özellikle ortaokul ve lise öğrencilerinin,

yasal veya yasa dışı hiçbir sokak gösterisine katılmamalarını, katılmaları için yönlendirilmemelerini,

teşvik edilmemelerini, hele hele zorlanmamalarını ısrarla söylüyorum. Hatta bunu

Meclis Genel Kurulu'nda diğer partilerden destek isteyerek, 'lütfen siz de bu konudaki

duyarlılıklarımızı kamuoyuyla paylaşın. Ortaokuldaki, lisedeki çocuklarımızın,

anlamını dahi bilmedikleri, neticeleri itibarıyla nereye varacaklarını bilmedikleri bir takım gösterilere,

yürüyüşlere katılmak için zorlamayın, yönlendirmeyin' dedik. Bu hem çocuklarımızın psikolojisini

ciddi manada bozacak bir şey hem de can güvenliği bakımından çok sakıncalıdır.

Onun için müfettişlerimiz bu tür yönlendirmelerin yapıldığı duyumlarını aldıkları her okula gidecekler ve

öğrencilerimizi koruyacaklar. Bu konudaki bir takım ihbarlar ve haberler bize velilerimizden geliyor."

      

Yönlendirme varsa gereğini yapıyoruz     

Avcı, "Berkin Elvan'ın cenaze töreni tüm Türkiye'ye yansıdı, eylemler ya da anma törenleri de yapıldı. Buraya giden öğretmenlerin, öğrencilerin, okul idarecilerinin hakkında soruşturma başlatıldığı iddiası var? Bunu nasıl değerlendireceksiniz?" sorusunu, şöyle yanıtladı:

"İddia değil, eğer bu konuda bir zorlama olduysa çocuklar, bu konuda yönlendiriliyorsa, belli gösteriler yapmaları için teşvik ediliyorsa, yine aynı şekilde çocukların sokağa çıkıp can güvenliği olmayan bir takım faaliyetlere, gösterilere katılmaları için öğretmen veya yönetici veya arkadaş grubu tarafından bu tür şeyler yapılıyorsa Milli Eğitim Bakanlığı bunu araştırır ve gereğini de yapar, yapmalıdır, görevi budur, yasal görevi budur. Müfettişlerin görevi budur, yönetimlerin görevi budur, ilçe milli eğitim müdürlerinin görevi budur yani görevleri arasında bunlar vardır. Aksi takdirde o çocuklarımızın başına bir iş geldiğinde, ilk bizim hesap soracağımız kişi, o okulun yöneticileridir, müdürüdür, müdür yardımcılarıdır. Belli bir günde, belli bir saatte müessif bir olay olmuşsa, o çocuk o gün o sınıfta mı, değil mi?, o dersi olan öğretmene sorarız. Sormamız gerekir. Yöneticilerine, müdürüne, müdür yardımcısına eğer bunun daha önce tekrar eden bir şeyin devamıysa o okulda benzer olaylar sık sık oluyorsa o zaman bağlı olduğu ilçe müdürüne sorarız, 'Ne oluyor, senin bu okul niye bu kadar çocukların can güvenliği konusunda gevşek davranıyor?' diye. Sormamız lazım, sorarız. Belli bir ilçede bazı okullarda bu yoğunlaşıyorsa, böyle bir gevşeklik ya da laubalilik veya kasıt varsa o zamanda il milli eğitim müdürüne sorarız yani bu bir düzen içerisinde herkesin sorumluluğu var. En başta öğretmenlerimizin sorumluluğu var. Öğretmenlerimizden ben, öğretmenlerimizin büyük çoğunluğu bu konuda sağduyulu davranıyor. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Çocuklarımızı kendi görüşleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışan öğretmenlerimiz yok mu? Var. Onlarla ilgili de dediğimiz gibi çok ciddi bir yönlendirme, zorlama, çocukların can güvenliğini tehlikeye sokacak eylemlere teşvik veya yönlendirme varsa onun gereğini de biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak yapıyoruz, yapmamız da gerekir, yaparız."

 

mebpersonel.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber