Bu haber kez okundu.

Anne Babalar Çocuklarının Eğitiminde Aktif Olarak Yer Almalı Mı?

Anne babaların çocuklarının eğitiminde aktif olarak yer almaları gerektiği, Amerikan kültüründe çocuk yetiştirme konusundaki en yaygın inanışlardan birisidir. Buna göre aileler öğretmenlerle tanışmalı, okullarda gönüllü olarak çalışmalı, ödevlere yardım etmeli ve çok az sayıda anne babanın yapmak için zaman bulabildiği daha yüzlerce başka şeyi yapmalı. Bu zorunluluklar, ebeveyn olma değerlerinin içine öylesine işlenmiştir ki, çok az anne baba bu kadar emeğin gerekli olup olmadığını sorguluyor.

Ebeveynlerin çocuklarının eğitim sürecine müdahil olmalarının akademik başarıyı nasıl etkilediğine dair bugüne kadar yapılan en geniş araştırmanın sonuçları, bu sorgulamanın aslında ne kadar gerekli olduğunu ortaya çıkardı. Teksas Üniversitesi sosyoloji profesörü Keith Robinson ve Duke Üniversitesi sosyoloji profesörü Angel L. Harris tarafından gerçekleştirilen araştırmada, Amerikan aileleri ile yapılmış neredeyse 30 yıl değerindeki uzun vadeli anketler tek tek tarandı ve çocukların akademik hayatına ebeveyn katılımının 63 farklı boyutu üzerine gözlem yapıldı. Çocukların ödevlerine yardım etmekten üniversite planları hakkında konuşmaya ve okullarında gönüllü olarak çalışmaya kadar pek çok farklı konu araştırıldı.

İşin ilginç yanı, bulunan veriler araştırmacıların kendilerini bile şaşırttı. Çünkü ebeveynlerin çocuklarının eğitim sürecine müdahil olmalarının ölçülebilir formları, çocuklara çok az akademik katkı sağlıyor gibi görünüyordu. Üstelik bu durum, ailelerin ırk, sınıf ya da eğitim seviyesi farklılaştığında bile değişmiyordu.

Ödevlere yardım etmek ne kadar işe yarıyor?

Kızınızın ödevini her gece kontrol ediyor musunuz? Robinson ve Harris’in elde ettiği veriler, bunun kızınızın sınavlardan daha yüksek notlar almasına yardımcı olmayacağını söylüyor. Hatta çocuklar ortaokula geldiğinde, ebeveynlerin ödevlere yardım etmesi, sınav notlarını bile düşürebiliyor. Robinson’a göre bunun sebebi, anne babaların çocuklarının okulda öğrendiklerini çoktan unutmuş ya da tam olarak anlayamamış olabilecekleri ihtimali.

Benzer bir şekilde, aileleri düzenli olarak öğretmenlerle ve müdürlerle görüşen öğrenciler, aileleri okulda daha az varlık gösteren akranlarından akademik olarak daha hızlı bir gelişim göstermiyorlar. Kötü not aldıkları için çocukları cezalandırmak ya da ödevin ne zaman ve nasıl yapılması gerektiğine dair katı kurallar koymak da işe yaramayan ebeveyn müdahalelerinden bazıları.

“Çocukların işlerine bu şekilde karışmak, çocukları okul hakkında daha çok heyecanlandırmak yerine daha çok endişelendiriyor” diyor Robinson. “Onlara mutlaka şu tür sorular sorun: ‘Okulda daha fazla gönüllü olmamı ister misin? Ödevlerine yardım etmem işine yarıyor mu? Anne babaları ve okulları, ne yapmaları gerektiği konusunda bilgilendiriyoruz ancak bunu yaparken çocukları biraz fazla konunun dışında bırakıyoruz.”

Ailelerin eğitime katılımının bir gereklilik olmasının sebeplerinden birisi de devletin aktif bir şekilde bunu teşvik etmesi. 1960′lardan beri hükümet, çocuklarının okulunda anne babaların – özellikle düşük gelir seviyesinden olanların – daha fazla aktif olması için tasarlanan programlara milyonlarca dolar harcadı. 2001 yılında başlatılan ‘No Child Left Behind – Hiçbir Çocuk Geride Kalmasın’ programı, okullardan aile komiteleri kurmalarını ve ailelerle kendi ana dilinde iletişim kurmalarını talep etti. Bu programın felsefesi şuydu: Daha aktif anne babalar, yoksul öğrencilerle orta sınıf öğrencilerinin sınav sonuçlarının arasındaki farkı kapatmaya yardımcı olabilirlerdi. Ancak yeni yapılan bu araştırmaya kadar kimse mevcut verileri, ebeveynlerle okullar arasındaki yakın ilişkinin öğrenci başarısını artırdığı varsayımını kontrol etmek için kullanmadı.

En etkili iki yol

Robinson ve Harris bu varsayımı geniş oranda çürütürken, küçük çocuklara sesli kitap okumak ve ergenlerle üniversite planları hakkında konuşmak gibi gerçekten fark yaratan birkaç davranışı da ortaya çıkardılar. Ancak bu davranışlar okullarda ya da öğretmenler eşliğinde değil, evlerde gerçekleşiyor.

Ayrıca araştırma, anne babaları eğitimleriyle ilgilenmediği için yoksul çocukların okulda daha başarısız olduğuna dair geleneksel kanının tam tersinin doğru olduğunu ortaya çıkardı. Irk, sınıf ve eğitim seviyesi farkı olmaksızın, Amerikalı ailelerin büyük bir çoğunluğu çocuklarıyla iyi notların önemi ve onların üniversiteye girmelerini umut etmeleri hakkında konuştuklarını belirtiyor. Örneğin Asya-Amerikalı çocuklar sınavlarda fazlasıyla iyi performans gösterebiliyor, ancak anne babaları okulda tıpkı Hispanik aileler gibi fazla varlık göstermiyorlar. Her iki grubunda dil problemleri yaşadıkları düşünülürse, bu sonuç hiç de şaşırtıcı değil. Peki ama bazı anne babalar, paylaştıkları değerlerin çocukları tarafından başarıya dönüştürülmesine yardım etme konusunda neden daha etkililer?

Robinson ve Harris, daha iyi finansal ve eğitimsel kaynakların, bazı anne babaların çocuklarını, ilginç kariyerleri olan üniversite mezunu yetişkinlerle tanışabilecekleri sosyal ortamlara ve mahallelere sokabilmelerini sağladığını varsayıyor. Yüksek orta sınıftan gelen çocuklara, iyi bir eğitimin hayatta başarılı olmalarına yardımcı olacağı sadece sözel olarak söylenmiyor. Aynı zamanda bu çocukların çevresi de mühendis, doktor ya da avukat olarak çalışan ve örneğin yemek masasında üniversite yıllarından bahseden aile üyeleri ya da tanıdıklardan oluşuyor. Asyalı anne babalar ise ilginç bir istisna. Yoksul ve bu tür sosyal ortamlar yaratma şansları olmayan ebeveynler olsalar da, benzer bir etkin tavırla çocuklarıyla iletişim kurarken eğitimin değerini ve cazibesini çok  iyi anlamalarını sağlıyorlar.

Araştırmanın bir parçası olarak Robinson, Teksas Üniversitesi’ndeki istatistik bölümü öğrencilerinden oluşturduğu bir fokus gruba, ailelerinin akademik başarılarına nasıl bir katkıda bulunduklarını sordu. Robinson, öğrencilerin çoğunun, ailelerinin onlara baskı yaptığına ya da teşvik ettiğine ya da okulda resmi yollarla varlık gösterdiklerine dair çok az ya da hiç hatırası bulunmadığını ortaya çıkardı. Bunun yerine öğrenciler anne babalarını tarif ederken, “yüksek beklentiler ortaya koyup kenara çekildikler” tanımını kullandılar. “Ve bu çocuklar başardı!” diyor Robinson. “Onların ailelerinin de, ulusal düzeyde teşvik ettiğimiz şekilde çocuklarının eğitimlerine dahil olduklarını beklersiniz. Ancak bunu çok az yaşamışlar.”

İyi öğretmen başarı getiriyor

Robinson ve Harris’in bulguları, 1990′larda evlerde anne babalar ve çocuklar arasındaki diyalogları inceleyen sosyolog Annette Lareau’nun bulgularına yenilerini ekliyor. Lareau’ya göre yoksul ve işçi sınıfından gelen ailelerin evlerinde çocuklar, sessiz olmaya zorlanıyor ve öğretmen gibi yetişkin otorite figürlerine itaat ediyorlar. Orta sınıf evlerde ise çocuklar eleştirel sorular sormayı öğreniyor ve kendilerini müdafaa ediyorlar. Ve bu davranışlar, onlara sınıflarda çok yardımcı oluyor.

Her ne kadar Robinson ve Harris okul seçimlerini dikkate almamış olsalar da, araştırmacılara göre çocukların akademik performanslarını artırmanın en önemli yollarından biri de bu konuyla bağlantılı: Anne babaların çocuklarını, iyi bir ünü olan bir öğretmenin sınıfına yerleştirmesi. Araştırmada en iyi öğretmenlerin sınıfındaki öğrencilerin yaşam boyu kazanımlarının yükseldiği ve tüm yaşamlarını etkileyecek büyük hataların azaldığı ortaya çıktı.

Sonuç

Sonuç olarak bu araştırmadan çıkan sonuçların, çocuklarının okullarındaki etkinliklere ya da gönüllü işlere katılmak için zaman yaratmak adına kendini fazlasıyla yoran endişeli anne babaları rahatlatması gerekiyor. Ancak anne babaların çocuklarının eğitimine müdahil olmasını sadece sınav sonuçlarıyla değerlendirmek, ailelerin okullara en önemli etkilerinden birini gözden kaçırmamıza sebep olabilir.

“Belalı” anne babalar, daha iyi ders kitapları, yeni oyun alanları ve bir eğitim topluluğunun oluşmasını sağlayan sanat, müzik, tiyatro ve okul sonrası kulüpler gibi ‘ekstra’ların sağlanmasında çoğunlukla daha etkililerdir, özellikle de devlet okullarında. Bu tür aile katılımları sınav sonuçlarını doğrudan etkilemiyor olabilir, ancak okulu pek çok çocuk için çok daha pozitif bir yere dönüştürebilir. Hem de anne babalarının evde neyi yapıp neyi yapmadıklarından bağımsız olarak. Çocuklarınızın okullarına müdahil olmak, sadece kendi çocuklarınıza destek olmanın bir yolu değil aynı zamanda iyi bir vatandaşlık örneğidir.

 

Kaynak: http://www.theatlantic.com/magazine/archive/2014/04/and-dont-help-your-kids-with-their-homework/358636/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber