Bu haber kez okundu.

Andımız’ı Canlı Okumayı Arz Ederiz...

 Ülkemiz; en zor, buhranlı ve acı günlerini yaşıyor. Yaşıyor da diyemeyiz aslında, her geçen gün daha çok ölüyoruz. Ulu önder M. Kemal ATATÜRK’ün deyimi ile birtakım ‘’dahili-harici bedhahlar’’ tarafından öne sürülen kişi, kişiler ve örgütlerce verilen emirlerle hareket eden canlı bombaların, kendilerini kalabalıkların arasında patlatmaları ile belli ya da belirsiz aralıklarla öldürülüyoruz. Ülkemiz sınırlarında mütemadiyen patlayan bombalar, bu patlayan bombalar sonrasında olay mahallinde meydana gelen hava ve iç yakıcı ve acıtıcı insan görüntüleri adeta nefesimizin kesilmesine neden olabiliyor. Bölücü ve gerici terör gruplarının, ulusumuzu yıldırı ve bezdiri amaçlarıyla insan kalabalıkları arasında yapmış oldukları katliamlı eylemlerinin oluşturduğu hava ve görüntüler huzurunda ya da karşısında, o denli telaşa kapılarak nefes alıp veriyoruz ki, kimi zaman nefes nefese kaldığımızı, yanımızdakilerin dürtmesi ya da tokatlaması ile kendimize geldiğimizde fark edebiliyoruz. Velhasıl, ölen insanların oluk oluk akan kanlarıyla yerde yatar halde ya da paramparça göründüğü bir iklimde insani birtakım duyguların esaretinde kalarak, olağan bir şekilde panik ve telaş gibi refleksleri sergileyebiliyoruz. Fakat, bilinmelidir ki, malum olaylardan sonra sıcağı sıcağına sergilenen birtakım panik ve telaş refleksi, insanların terörün isteklerine ya da arzularına rıza göstermesine ve boyun eğmesine kadar uzanmamalıdır. Rıza ve boyun eğmeye kadar uzayıp giden bir tepkisellik, TÜRK MİLLETİNİN, genlerinde var oluşundan bu zamana değin hiç görülmemiş bir eylemsel şekil olur. Unutmayınız ki, TÜRK MİLLETİ imkansızlıklar içinde bile umuda doğru bakıp hayaller kurarak ve asla rıza göstermeyerek, direnerek, zulme karşı gerekirse baş koyup başkaldırarak mutlu sona ulaşmıştır ve kurtuluşa erişmiştir. Bu bakımdan, TÜRK MİLLETİNİN ŞEKLİ bellidir. Türk Milleti Çanakkale’de, Kurtuluş Mücadelesi sürecinde büründüğü bu şeklini ve şemailini, terörün gözü dönmüşçesine canlı bombalar üzerinden işlediği cinayetler karşısında da hiç bozmadan sürdürebilmelidir. Bu şekil, hatırlayınız ki, bize T.C. Devletini miras bırakmıştır. Bu mirasa sadakat ve bağlılık ise ancak M. Kemal’in tarif ettiği Türk Milleti şekli esas alınıp o hüviyete bürünerek gerçekleşebilir. Yoksa, 783 BİN KİLOMETREKARELİK misak-ı milli alanı üzerine oturtulmuş T.C. devleti sınırları dahilinde, Türk’ün içinde yer almadığı TEK MİLLET, ham olacaktır.

Şunu çok iyi bilmelisiniz ki, Çanakkale’de pişen ve Ankara’da olan TÜRK MİLLETİ, üzerimize üzerimize gelen tüm kötülükleri ve öldürücü eylemleri ve tehditleri ve tehlikeleri etten duvar örerek püskürtme ve savuşturma kabiliyetine sahiptir. Tarihsel kimi olaylar, bu söylediğimizi sübuta erdirmiştir. Su götürmez bir gerçektir ve yadsınamaz. Güneşi balçıkla sıvamaya çalışanlar, istedikleri kadar ellerinden geleni ardına koymasınlar, bir zaman geldiğinde, Türk Milleti olmuş bu etten duvarın huzurunda, elleri kolları bağlanmış şekilde olmaya elleri mahkum olacaktır. İpini koparmış bu terörü ise yeter ki, gururla ve övünçle ve minnetle ve sadakatle hatırlanan TÜRK MİLLETİ gibi olalım, ancak o zaman bağlayabiliriz ve kontrol altına alabiliriz. Ayrıca ifade etmeliyim ki, terörü bağlama ve kontrol altına alma, TÜRK MİLLETİNE bağlılıkla olabilir. Önce bunu görebilmeliyiz ve daha sonra terörün, nasıl bağlandığını ve hareket edebileceği hiçbir alanın kalmadığını göreceksiniz. İşte bu nedenle şu soruyu sormak istiyorum. M. Kemal Atatürk’ün tarif ettiği şekli ile TÜRK MİLLETİ olmaya var mısınız? Yok musunuz? Şu an bu yol ayrımındayız. Ya Çannakale’de pişip Ankara’da olan Türk Milleti olup içinde bulunduğumuz bu mükerrer ayırıcı bomba kokan süreçten kurtulacağız ya da adı konmamış TEK Millet yolunda kendimizi ve kimliğimizi ve değerlerimizi kaybedip yok olacağız. Bilinmelidir ki, TEK MİLLET yolu, kaybolmuş olan ve ismini bilmeyen bir çocuğun, annesini ve babasını arşınlayarak etrafta aramasına benziyor. Halbuki, tarihin geriye dönük sayfalarına bakarsanız, göreceğiniz şudur ki, her birimizin nineleri ve dedeleri,  M. Kemal’in deyimi le ‘’Türk Milleti’’ kabında pişmiş ve olmuştur. Kurtuluş mücadelesinin sonunda Ankara’da ismi kulağına okunan bu milletin isim babası olan M. Kemal ATATÜRK’ün TÜRK MİLLETİ tanımı ve tarifi üzerine bir tarife ve tanıma lüzum yoktur. T.C. devletinin 783 bin kilometrekarelik sathında bağlaşma-sözleşme-anlaşma yıllar yıllar önce sağlanmış iken, hala Türk Milletinin ismini kaşımanın, bu ulusa ve ülkeye ve devlete bir getirisi ve kazanımı bulunmuyor.  Bence, bu eşik aşılırsa, terör bir daha topraklarımızda at koşturamayacak, hatta kapımızın eşiğine kadar gelme ve musallat olma cesaretini ve cüretini kendinde göremeyecektir.

Yukarıda devamlı üzerinde durduğumuz ve atıf yaptığımız M. Kemal’in TÜRK MİLLETİ TANIMI VE TARİFİ İSE ŞÖYLEDİR:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.”

BU TARİF, KURTULUŞUN ADRESİDİR... YOLUNU KAYBETMİŞ OLAN TEK MİLLET, BU ADRESE GÖRE HAREKET EDERSE KENDİNİ BULACAK VE KENDİNE GELECEKTİR... VE TÜRK MİLLETİ KİMMİŞ, BUNU HANYA’YI KONYA’YI GÖSTEREREK TÜM DÜNYA’YA YENİDEN İLAN EDECEKTİR... İYİ BİLİNMELİDİR Kİ, TÜRK MİLLETİ, ONLARA TARİHSEL OLAYLAR ÜZERİNDEN DÜNYA’NIN KAÇ BUCAK OLDUĞUNU GÖSTERMİŞTİR VE BUNDAN SONRA DA M. KEMAL’İN TARİF ETTİĞİ ŞEKİL VE ŞEMAİL İLE GÖSTERECEKTİR...

EVET, BİZLER ETNİSİTE AYRIMI GÖZETİLMEKSİZİN, ÜZERİNDE YAŞADIĞIMIZ DEVLETİN KURUCU UNSURLARI OLARAK, TÜRK MİLLETİ KÖKENİNDENİZ DİYEBİLMELİYİZ... BİZLERİ KÖKTEN KOPARMAK İSTEYENLERE, TARİHSEL SAYFALARDA YAZILDIĞI ÜZERE TÜRK MİLLETİ OLARAK YANIT VERMELİYİZ... UNUTMAYINIZ Kİ, TÜRKİYE HALKI OLARAK, TÜRK MİLLETİ İSMİNDE SÖZLEŞTİK... BU İSİMDE ÖZDEŞLEŞTİK... BU İSİM, BİZLERE DEDELERDEN VE NİNELERDEN ANDAÇTIR... ONUN İÇİN DİLERİM, YENİ NESLİN TOPLAŞMA ALANLARINDA, YENİDEN ‘’NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE’’ SÖZLERİ, YERİ GÖĞÜ İNLETİR... ONUN İÇİN ANDIMIZ’I GERİ ÇAĞIRIYORUZ VE OKUL BAHÇELERİNE DAVET EDİYORUZ, ARZ EDERİM:

ANDIMIZ

Türküm,

Doğruyum,

Çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,

Yurdumu,

Milletimi,

Özümden çok sevmektir.

Ülküm,

Yükselmek, ileri gitmektir.

Ey büyük Atatürk!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe,

Durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene !

 

NOT: TÜRK MİLLETİNE MUSALLAT OLAN, TEK MİLLETE ABAYI YAKIP KANCAYI TAKAN VE BUNA BAĞLI OLARAK TOPRAKLARIMIZA KORKUNÇ KATLİAMLAR YAPARAK DADANAN TERÖR ZİNCİRİNE, TARİHSEL SAYFALARDAN İLHAM ALARAK, YENİDEN KURACAĞIMIZ TÜRK MİLLETİ ZİNCİRİ İLE KARŞI KO-YA-Bİ-Lİ-RİZ VE GE-LE-Bİ-Lİ-RİZ ANCAK...

İNANINIZ, ÜLKEMİZDE DEVAM EDEN TERÖR EYLEMLERİ DİZİSİNİ, TÜRK MİLLETİ DİZE GETİRİP BİTİRECEKTİR... MUŞTU ŞUDUR Kİ, HER GEÇEN GÜN DAHA BİR TÜRK MİLLETİ OLUYORUZ, BU DİZİNİN FİNALİ YAKINDIR... DİN-MEZHEP-ETNİSİTE GİBİ BİRTAKIM PARAMETRELERE PAS VERMEZSEK, DEDEDEN VE NİNEDEN GELEN TÜRK MİLLETİ OLABİLME KABİLİYETİMİZİ AÇIĞA ÇIKARMIŞ OLURUZ... TÜRK MİLLETİ, NE ZAMAN DİN-ETNİSİTE VE MEZHEP SORGULAMASI İLE KARŞI KARŞIYA KALIR İSE İŞTE O ZAMAN KABİLİYETİNİ YİTİRİYOR VE TUTUNAMIYOR... ONUN İÇİN DEVLETİ KURAN TÜRK MİLLETİNE TEK MİLLET DİYEREK, DELİK AÇIP AÇIK VERMİŞ OLUYORUZ Kİ, BU HAL 29 EKİM 1923 YILI YOLA ÇIKAN T.C. GEMİSİNİN ALABORA OLMASINA İŞARET EDER...

 

Saygılarımla...

 

Yahya ASLAN
Kaynak / Editör
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber