Bu haber kez okundu.

Anayasa Mahkemesine Açık Çağrı!

Eğitim kurumu yöneticileri tam 15 yıldır sınavla atanıyor. Sınavla atama yapılan yöneticiliklere sınavsız atama yapıldığında bu atamalar defalarca yargıdan döndü. 2007 yılında Hüseyin Çelik döneminde çıkan 4 sayfalık yönetmelik Danıştay tarafından iptal edilince yapılan tüm atamalar iptal edilmişti. Devlette süreklilik varsa, hala Türkiye’de hukuktan bahsedilebilecekse, insanların sisteme güvenlerinin devam etmesi önemseniyorsa, Anayasa Mahkemesi eğitim kurumu yöneticilerinin görevden alınmalarını düzenleyen yasa maddesini iptal edecektir.

 

...

 

Üniversite arzının talepten fazla olmaya başlamasından beri, yaklaşık yarım asırdır Türkiye’de dershane gerçeği vardır. İnsanlar daha iyi eğitim almak, rakiplerine fark atmak, eksik eğitimlerine takviye yapmak için bir şekilde okul dışı destek arayışında olmuşlar ve bu da dershane sektörünü ortaya çıkarmıştır. Mevzuat çerçevesinde özel öğretim kurumu olarak sisteme dahil edilen ve düzenli olarak denetlenen bu kurumlar 6528 sayılı kanunla ve siyasi saiklerle kapatılmaya çalışılıyor.

 

Dershanelerin kapatılması değil de olsa olsa kapanması yoluna gidilmelidir. Sizler hala okullarınızda istenilen eğitimi veremiyorsanız, öğretmen yeterlilikleriniz her ‘şura’nızın en önemli maddesi olmaya devam ediyorsa, en önemli okullarınızda ücretli öğretmenlerle günü kurtarmaya devam ediyorsanız bu talebin önüne geçemezsiniz. Olsa olsa bu sektörü merdiven altına itersiniz. Özel dersler artar, gizli ve kayıtdışı dershane sektörü hortlar. Bilenler bilir seksen ihtilali yıllarında tarikatlar yasaklanmıştı ve evlerde gizli zikirler yapılır, kapılara gözcü konulurdu.

 

Bir de işin hukuki yönüne bakalım. Nasıl insanlar danışmanlık hizmeti satıyorsa, hukuk bürolarında bilgi satıyorlarsa, paralı seminerler ve mesleki eğitim veriliyorsa, TUS ve KPSS gibi sınavlar için kurslar verilmeye devam edilecekse örgün eğitim sonunda yapılan yerleştirme sınavları için de dershanelerin olması ve hizmet vermeleri son derece doğaldır.

 

Anayasa Mahkemesi dershanelerin kapatılmasına onay veren bir karar alırsa üyeleri diplomalarını da yırtsınlar! Veya işi Türk usulü çözelim. Adına dershane demeyelim de örneğin ‘Sayısal dersler takviye kulübü’, ‘ Matematik evi’, ‘Fen topluluğu’ falan gibi değişik isimlerle ‘güçlü’lerin de sözlerini yerde bırakmayacak orta yollu bir çözüm bulalım!

 

...

 

Gelelim Türkiye Cumhuriyetinin gelmiş geçmiş en büyük hak gaspına!

 

Bunu hem MEB yetkililerine hem de AYM üyelerine bir örnekle açıklayalım:

 

"Ali Bey’in hikayesi:

 

Ali Bey; kabına sığmayan, çalışkan ve azimli bir öğretmendir, yönetici olarak ve eğitime yön veren ekibin içinde olarak daha verimli olacağını düşünür. Milli Eğitim Bakanlığının açtığı sınava girerek başarılı olan Ali Bey, okul müdürü olarak göreve başlar. Daha sonra Türkiye Cumhuriyetinin en büyük ve köklü bakanlığı olan MEB, şube müdürlüğü sınavı açar ve Ali Bey bu sınavda da üstün başarı göstererek şube müdürü olur. Yeterli süre çalışan Ali Bey yeterliliği ve çalışkanlığından dolayı ilçe milli eğitim müdürlüğü görevine gelir ve görevini başarıyla sürdürür. Hakkında herhangi bir inceleme ve soruşturma yapılmaz ve başarısız sayılmasını gerektirecek hiçbir maddi, hukuki ve somut belge yoktur.

 

Ali Bey işini canla başla yaparken birden bire bir yasa çıkar ve Ali Bey’le birlikte tüm merkez şube müdürleri, il milli eğitim müdür yardımcıları ve ilçe milli eğitim müdürleri görevlerinden alınırlar ve bu kişiler daha altın altı bir görev olan eğitim uzmanı yapılırlar. Zaten şube müdürüyken yükseldiği ilçe müdürlüğünden şube müdürlüğüne dönmesine de izin verilmez. Üstelik maaşı dondurulur, kendisi gözden uzak bir yerde adeta tecrit edilir ve mobbinge maruz bırakılır."

 

Ali Bey sorar:

 

Şube müdürlerinin üstü olarak görev yaparken neden şube müdürünün de altında bir göreve atandık?

 

Madem biz başarısızdık ve bu yüzden görevden alındık, birlikte çalıştığımız ve iş ve işlemleri ortak yaptığımız şube müdürleri neden görevlerine devam ettiler?

 

Alındığımız görevler kaldırılmamışken ve yerlerimize başkaları görevlendirilmişken cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir biçimde neden mali ve özlük haklarımız ellerimizden alınmıştır?

 

Görevden alınmamızın somut bir gerekçesi var mıdır?

 

Hasılı; Anayasa Mahkemesi merkez şube müdürlerinin, il milli eğitim müdür yardımcılarının ve ilçe milli eğitim müdürlerinin haklarını iade etmezse bundan böyle ülkemizde kazanılmış haktan, liyakatten, hukuka saygıdan, kişi hakkından, kısaca hukuk devletinden söz etmek mümkün olmayacaktır. Nitekim MEB de bu garabetin aslında farkındadır. Herkes Anayasa Mahkemesinin bu hukuk faciasının önüne geçeceğine kesin gözüyle bakmaktadır.

 

Kısa bir zamanda Anayasa Mahkemesinin anılan hususlarda müspet kararlar vereceği ve hukukun yerini bulacağına inanıyoruz.

 

Metin Koçer

[email protected]

 

www.personelmeb.net

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber