Bu haber kez okundu.

Alan Değişikliğindeki Gerçekler

Alan Değişikliğinin Öğretmen Adaylarını Mağdur Ettiği Düşünülüyorsa Hiç Kimseyi Mağdur Etmeden Neler Yapılabilirdi?

1_ Öncelikle belirtmek gerekir ki, alan değişikliği mevzuatta belirtilen tarihlerde yapılmalıydı. Öğretmenlerin birçoğu alan değişikliği kılavuzundaki herhangi bir maddeye ters düşerek, alan değişikliğine başvuramama endişesiyle il içinde herhangi bir şekilde nakil (tayin) isteğinde bulunamamışlardır. Bu durumu, 2012 de eğitim sisteminin değişmesi nedeniyle kendi insiyatifleri dışında okulları değişen öğretmenlere alan değiştirme hakkının, kılavuza'yıl içinde herhengi bir şekilde görev yeri değişen öğretmenler başvuramazlar' ifadesinin konularak verilmemesi örneğinde açık şekilde görebiliriz. Dolayısıyla meb'in takvimi aksatması dahi ta aylar öncesinden yeni mağduriyetleri doğurmuştu bile. Daha sonraki süreçte ise meb yetkililerinin falan tarihte olacak demelerine rağmen bu tarihlerde de kılavuzun yayınlanmamış olması, durumu adeta psikolojik harp boyutuna taşımış ve öğretmenlerimizi hayli yıpratmıştır.

 

2_ Alan değiştirip branşa geçenlerden pişman olanlara sınıf öğretmenliğine geri dönmek isteyenlere geçiş hakkı verilmeliydi. (bu sayı hiç de azımsanacak kadar değil.artı mebin ve adayların istediği şey de zaten buydu)

 

3_ Asıl alanına geçmek isteyenlere bu hak tanınmalıydı. zaten sayıları yıllardır yapılagelen alan değişikliği sayesinde çok azalmıştı. Yani geçen geçmişti zaten. Öyle ki: son yıllarda 2012 hariç, ekstrem bir durumdur. Alan değişikliği kontenjanlarının (boş normların) çok az bir kısmına alan değişikliği ataması yapılıyordu. Zaten öğretmen ihtiyacının tamamının alan değişikliğiyle kapatılması da matematik açıdan imkansızdır.

 

4_ İkinci üniversite bitirenlere de bu hak tanınmalıydı. Zira en müşkül durumda bu arkadaşlar kaldılar. Şöyle ki: mevcut yönetmeliğe göre 4,5 belki de 6 sene önce üniversiteye kayıt yaptırıp yıllarca hem çalışıp hem okudular. Herbiri  sosyal, psikolojik, ekonomik, ailevi açıdan birçok olumsuz durumla da başa çıkmak zorunda kaldılar. Sürecin sonunda ise size bu hak tanınmıyor denildi. Bir insanın böyle bir durumda ne hissetmesi gerekir, bir düşünün! Eğer bu hak tanınmayacaksa ‘öğretmenler 2.üniversiteye kayıt yaptırmadan önce yönetmeliğin değişmiş olması gerekirdi ki, insanlar da geleceğe yönelik planlarını bu doğrultu da yapabilsinler ve zaman kaybetmeden diğer alternatifleri de değerlendirebilsinlerdi. Mahkemelerin verdiği karalarda bu nokta çok önemli. Karar metinlerinde hep ‘falanca tarihten önce şu şu şu şartları sağlayan, şu şu şu haklara müstehak olan'gibi ifadeleri bilmeyen yoktur. Zaten dava sürecinde  2.üniversite mezunlarının elindeki en önemli argüman da bu olacak.

 

Ayrıca asıl alanına dönmek isteyen her öğretmen en az 11-12 (yıl) alan değişikliği dönemlerinde bu haktan yararlanma şansına sahiplerdi ama çeşitli sebeplerle alanlarına geçememişlerdi. Çünkü en son bu kadar yıl önce branşçılar sınıfçı olarak atanmışlardı. Ama 2.üniversite okuyan öğretmenlere bu hak bir kez dahi verilmedi. Bununla birlikte alan değişikliği yapmak amacıyla 2.üniversite öğrenimine devam eden öğretmenlere de adeta 'yıllarınızı çaldık ama pardon' denilmiş oldu. Hem de 'öğretmenlerimiz yetersiz, kendilerini geliştirmiyorlar!' yaygaralarının koparıldığı bir dönemde. Halbuki o insanlar da mevcut yönetmelik çerçevesinde gelecekleriyle ilgili bir konuda karar vermişlerdi. Yönetmelikler değiştikten sonra arkalarında mağduriyetler bırakmamalıdır. Bu insan haklarına ve hukuka aykırıdır. Kimse insanları gelecekleri konusunda yanıltma, keyfi olarak yanlış yönlendirme, insanların yıllarını ve emeklerini hiçe sayma, son dakikada yönetmeliklere yaptıkları bypass ile  insanları mağdur etme hakkına sahip değildir. Bunun hesabını kimse Allah'a veremez.

 

Yönetmelikler elbette değişebilir. Ama bu birilerini mağdur etmeden, kısa bir geçiş sürecine yayılarak kolaylıkla yapılabilirdi. 2012 deki alelacele yapılan değişiklikler ve olumsuz sonuçlarından ders çıkarılmalıydı. Yani bu hak 2.üniversite mezunlarına olduğu kadar, önümüzdeki yıllarda şu anda 2.üniversiteye devam eden öğretmenlere de tanınmalıydı. Mevcut durum itibari ile 2.üniversite okuyan öğretmenler okullarını bırakmak zorunda kalacaklar. Meb'in eğitimi teşvik etme mantığı bu olmamalıdır. Daha şimdiden yeni mağdurlarla karşı karşıyayız. Meb öğretmen adaylarına siz 4-5 yıl okudunuz, bizim de ihtiyacımız var ama bundan sonra atama yapmıyoruz diyebilir mi? Ne kadar büyük bir haksızlık olur değil mi? Hem de onları aylarca atama yapacağım diye ümitlendirdikten sonra. Bugün 2.üniversite mezunlarına yapılan tam da budur.

 

5_ Ayrıca meb, alan bazında becayişi gündeme getirebilirdi. Branş öğretmeni olarak çalışmaktan çeşitli sebeplerle rahatsızlık duyan bir öğretmen, branşa geçmek isteyen bir sınıfçıyla veya başka bir branş öğretmeniyle mezuniyet alanına uygun olması şartı ile becayiş yapabilirdi. Hatta bu yöntem iller arasındaki özür grubu (özellikle eş) tayinlerindeki kaotik ortamdan çıkış için bir alternatif dahi olabilirdi. Sonuçta sevdikleri işi yapan ve aile bütünlükleri konusunda kaygıları olmayan öğretmenlerin daha verimli olacağını kimse inkar edemez. Hiçbir bakımdan handikapı bulunmayan bu yöntem sayesinde öğretmenler branşlarını karşılıklı olarak değiştirebilir ve hiçbir kesimin de buna karşı çıkması gibi bir durum söz konusu olamazdı. Nihayetinde ne yeni bir kadro işgal edilmiş ne de öğretmen adaylarının yakındığı gibi herhangi bir alanın normu daralmış olacaktı. Bu kadar sıkıntılı bir ortamda bu yöntem de belli oranda bir rahatlama sağlayabilirdi.

 

7_ Alan değişikliğine karşı olan öğretmen adaylarına ise, bundan sonra kitlesel anlamda 2012 deki gibi alan değişikliğinin olmayacağı ve yönetmelik değişikliğinden sonra 2.üniversiteye kayıt yaptıranların alan değiştiremeyeceği ifade edilseydi bu sıkıntıların hiçbiri yaşanmazdı. Kaldı ki meb'in bütün düzenlemeleri öğretmen adaylarının talepleri doğrultusunda yapmak gibi bir mecburiyeti de yok.(aslında çalıştığı branşta mutlu ve verimli olamayan bir öğretmenin 2.üniversite okuduktan sonra istediği alanda öğretmenlik yapmasının önünde bir engel olmamalı. Ama bugün gelinen nokta maalesef bu durumu zorunlu kılıyor. En azından insanların yılları çalınmamış olurdu. Zaten bu güvensizlik ortamında kimsenin artık alan değiştirmek maksadı ile bir üniversite daha okuyacağını düşünmüyoruz.)

 

Sonuç olarak meb, bütün uyarılara rağmen gerekli adımları atmamıştır. Bundan sonra öğretmenler için haklakrını hukuk yoluyla aramaktan başka seçenek kalmamıştır. Hukuk süreci sonunda hakların sahiplerine verileceğine ve mağduriyetlerin giderileceğine inancımız tamdır.

 

kaynak: Mebpersonel.Com  

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber