Bu haber kez okundu.

70 YIL ÖNCE, 70 YIL SONRA TÜRKİYE’DE EĞİTİM

O gün okul kapısından ilk defa içeriye giren Mustafa, müzik odasında daha önce hiç görmediği bir enstrüman gördü. Çünkü bir defasında kıraathanede gördüğü bir gazetenin en arka sayfasında enstrüman fotoğrafları görmüştü. Bu gördüklerinden değildi lakin…

Tanıyamadı.

Saz dese saz değil; piyano dese piyano değil; keman dese keman değil.

O sıra genç öğretmeni kulağına fısıldadı:

Akordiyon…

akordeon-çocuk

Eline aldı; gülümseyerek ve utanarak anlamsız sesler çıkarmaya başladı.

Diğer müzik aletlerine baktı;

Piyanoyu çalabileceğini düşündü.

***

Öğretmeniyle beraber yemek salonuna gitti sonra; çelikten dört kapta, dört farklı yemek vardı. Fakat tek başına tabaktan yemek yememişti önceleri; asıl büyük sorun ise çatal ve kaşıktı…

Öğretmeni yanına oturdu; çatal ve kaşıkla yemek yemeyi öğretti. Bodrum katına indiler daha sonra; Mustafa ilk defa ayakkabı ile tanıştı. İlk önceleri zorlandı; sonra alıştı.

16’sında okulu tamamladığında aynı öğretmen Mustafa’ya seslendi:

- Bundan sonra siz öğretmen olacaksınız; siz buraya nasıl geldiyseniz, sizin gibi bu okullara gelen öğrencilere hayatı öğreteceksiniz.

Gitti Mustafa…

Öğretmenlerinden aldığı aydınlıkla başka çocukları aydınlatmaya…

***

Köy enstitüsüydü orası…

O fakir Anadolu topraklarının yazgısı kara kaç çocuğunu alıp sanatçı, bilim adamı, yazar, siyasetçi yaptı?

Ve o sanatçılar, o bilim adamları, o yazarlar nasılda aydınlattı savaştan ve karanlıktan çıkmış bu ülkeyi?

***

Dün ise okul kapısından ilk defa içeriye giren Mustafa, başına fesini takıp elindeki Kur’anı okumaya başladı. “Örnek almanız gereken tek hayat Peygamberimizin hayatı” dedi öğretmeni…

Bir şarkı mırıldandı kulağına; yanındaki arkadaşı, “Şarkı söylemek günahmış” dedi.

Sustu…

Bir daha hiç, evde dahi söylemedi şarkı…

Müdür ders zili çalar çalmaz öğrencileri topladı ve “Dindar, törelerini bilen öğrenciler olacaksınız” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı kitaplar yolladı bir gün sonra; daha erkendi, okumayı bilmiyordu, öğrenince şunları okuyacaktı:

“İnsanın görevi 5 vakit namaz kılmak ve ibadet etmektir”

“Askerlerin görevi günahlardan kaçınmaya çalışmaktır.”

“Allah’a inanmayan kimse her şeyden korkar. Öyle ki gökte bir kuyruklu yıldız görse dünyaya çarpacağını zanneder.”

“İnsanlardaki bütün iyiliklerin ve güzelliklerin kaynağı Allah’a inanmak ve ona kulluk etmektir.”

 “Limonatasını alan çocuklar ‘Bismillah’ dedi. Öyle ya onlar bismillah deyince melekler onları alkışlayacaklardı.”

 “Kırık kolu alçıya alan doktora teşekkür eden çocuğa doktorun cevabı: ‘Ben senin kolunu tedavi ettim diye bana teşekkür ediyorsun. Asıl teşekkürü seni ve kolunu yaratan rabbine teşekkür etmelisin.”

***

İki Mustafa.

Birisi tam 70 yıl önce, diğeri ise sadece 7 yıl önce doğdu.

Birinde nasırlı parmaklar piyano çalmayı, diğerinde ise sıcak sudan soğuk suya girmemiş eller Kur’an sayfalarını çevirmeyi öğrendi.

Biri bilimi, diğeri ise dogmaları öğrendi.

Biri aydınlık yarınların yaratıcısı olurken; diğeri şimdiden karanlığın resmini çizmeye başladı.

İki Mustafa:

Aydınlıktan karanlığa bu uzun yolculuğun hikayesi…

Mevlüt Soysal

Kaynak: Dünyalılar

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber