Bu haber kez okundu.

2016\'da üniversiteye giriş sistemi değişebilir

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, üniversiteye girişte de 8’inci sınıflara 2013-2014 eğitim öğretim yılında Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi (TEOG) kapsamında ilk kez uygulanan merkezi sınavlara benzer bir sistem üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Bakan Avcı, “Liselere girişte bu yıl ilk kez uyguladığımız sisteme benzer ama öğrencilerin ilgilerini, becerilerini ve bilgilerini ölçen bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Tam olarak bu yıl uyguladığımız sistem gibi değil ama ona benzer. Belki üniversiteler, hatta fakülteler kendi sınavlarını yapabilecek, öğrenciler şimdiki gibi ‘ne çıkarsa’ mantığıyla değil, kendi ilgi ve yeteneklerine göre fakültelere başvurabilecek ve fakülteler de değerlendirmelerini yapabilecek.  Böyle bir sistem getirmeyi planlıyoruz” dedi. NTV ana haberde Funda Tuna Görey’in sorularını yanıtlayan Bakan Nabi Avcı’nın, dershanelerin dönüşümü, dershane öğretmenlerinin durumu, üniversiteye giriş sistemi ile ilgili açıklamaları özetle şöyle:

 

Dershane dönüşümü ve sınav sistemi değişikliği birlikte yürüyen bir süreç

Öncelikle, dershaneleri kapatmıyoruz, dönüştürüyoruz. Ama başından beri sanki birden bire aklımıza gelmiş, bir sabah kalkmışız bakanlık olarak ya da hükümet olarak ‘şu dershaneleri kapatalım’ demişiz gibi bir kampanya başlatıldı. Daha sonra dershaneler üzerinden hükümet aleyhine yürütülen bir kampanya olduğu  yaşanan gelişmelerle görüldü. Dershaneleri dönüştürüyoruz, bu Türkiye’nin 30 yıldır gündemindeki bir konu. Sadece Ak Parti’nin gündemindeki bir konu değil. Şimdi deniyor ki, ‘dershanelerin bir şekilde kapatılmasını istiyoruz ama bunun için bazı ön koşullar var, bundan sonra kapatılmalı.’ Bu ön koşullar nedir, sınavların kalkması ve insanların bu kurumlara ihtiyacının ortadan kalkması. 

 

Biz dershane temsilcileriyle görüştük. Bizden bir yıllık süre istediler. Biz de onların istediğinden de fazla bir süre tanıdık. Uygulanabilecek tedbirleri, teşvikleri birlikte kararlaştırdık ama bu bütün temsilciler onay verdi anlamına gelmiyor. Tabii ki itirazları olanlar var ama dershane dönüşümü için bir süre kazandılar. Biz de Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM ve YÖK olarak üniversiteye girişi, tek sınav olmaktan çıkartıp, okul içi başarıları, ders başarılarını, tıpkı ortaöğretime geçişte yaptığımız sisteme benzer bir çalışma için süreç başlamıştı. Bunların geliştirilmesi için zaman kazanmış olduk. Dershanelerin dönüştürülmesiyle, bu kurumlara olan ihtiyacın azalması, birlikte yürüyen bir süreç. Özel okula dönüşecekler ama bu arada sınav sistemlerine yaptığımız düzenlemeler de, SBS’nin kaldırılması gibi, bunun parçasıdır. 

 

Yeni sistemin 2016’ya kadar tamamlanması planlanıyor

Üniversiteye girişte de, tam olarak ortaöğretime geçişte bu yıl ilk kez uygulanan merkezi sınavlar gibi değil ama bunu da içeren, çocukların farklı ilgi alanlarını, becerilerini, okul başarılarını, bilgilerini içeren bir sistem. İnşallah 2016’ya kadar tamamlanır.  Çocuklar adeta piyango çeker gibi, ‘neresi çıkarsa’ mantığıyla değil, gerçekten kendi ilgili, beceri ve bilgilerine göre fakülte seçecekler, fakülteler de değerlendirmelerini ona göre yapacaklar. Üniversiteler kendi sınavlarını yapabilecek. Ama böyle söylediğimde alternatif bir modelden söz ediyormuşum gibi haberler yapılıyor. Ben sadece senaryonun genişliğine işaret etmek için bunları anlatıyorum. Öğrenci liseden mezun olunca tek sınavla, ‘neresi çıkarsa’ mantığıyla üniversiteye kaydolmasın. İlgisi, bilgi ve becerileri de hesaba katılsın istiyoruz. Her sene üniversite sınavlarına 500-600 bin öğrenci yeniden giriyor. Demek ki kazandıkları bölümden memnun olmamışlar. Biz bu tür arızaların da ortaya çıkmaması için bir çalışma yapıp, 2016 yılında hayata geçirmeyi planlıyoruz. 

 

Tabletlerle sınavlarda açık uçlu sorular sorabileceğiz

Tablet bilgisayarlar dağıtıyoruz, bunların hepsi birbirini tamamlayan şeyler. Tablet bilgisayar üzerinden açık uçlu sorularla sınav yapabilecek hale geleceğiz. Öğrenci bu tablet üzerinden sınava girecek, öğretmen okuyabilecek ve onun üzerinden notları verebilecek. Bunların hepsi birbirini tamamlayan unsurlar. 

 

Herkes için bir seçenek var

Dershanelerin dönüşümü için birkaç alternatif geliştirdik. Özel okul, kurs, anaokulu alternatifleri… Bütün bu dershane altyapısını ve burada çalışanları Milli eğitim sistemine entegre edebileceğimiz sistem üzerinde  çalışıyoruz.  Entegre olamayanlar da mutlaka başka bir şeye dönüşür ama kapanmaz, çünkü bu sektörde seçenek çok fazla. İyi niyetli olan, eğitime katkıda bulunmak isteyen herkes için bir seçenek var. 

 

Talep açısından bakıldığında biz hafta sonları kendi okullarımızda, Halk Eğitim Merkezlerinde bu kursları zaten veriyorduk. Takviye kurslar okullarda hafta sonları devam edecek ve ücretsiz olacak. Halk Eğitim Merkezlerinde de devam edecek. Sadece öğrenci kendi öğretmeninden kurs almayacak. Çünkü, belki öğrenci-öğretmen arasındaki bir iletişim sorunundan dolayı da o derste takviyeye ihtiyaç duymuş olabilir diye başka bir öğretmenden kurs almasını planladık. Üniversiteye geçişi de, liseye geçişi de test odaklı sınavlardan ayıklamaya çalışıyoruz. 

 

Atama bekleyenler de özel okullardaki ihtiyaca cevap verecek

Dershanelerde kesintisiz altı yıl çalışan öğretmenler değil, toplamda altı yıl sigortalı çalışmış olanlar öğretmen adaylığı için müracaat edebilecek. Çünkü biz biliyoruz ki, dershanelerde kesintisiz sigortalı çalıştırılmıyorlar. Formasyonu olmayanlar için formasyon takviyesi verebileceğiz. Bu program planladığımız şekilde geliştirilebilirse, ben o öğretmenlerimizin de yeni açılacak, dershanelerden dönüşecek özel okullarda görev yapacaklarını, hatta onların da yetmeyeceğini ve atama bekleyen öğretmen adaylarının da özel okullarda istihdam imkanı bulacağını tahmin ediyorum. Çünkü şu anda dershane olarak istihdam ettikleri öğretmenden daha fazlasını okullara almak zorunda kalacaklar, ihtiyaç artacak. Bunun dışında öğretmen adaylarını sisteme alırken bir sınav yapacağız, kriterleri yönetmelikte belirlenecek. Dört yıl görevlendirildikleri yerde, Milli eğitimin ihtiyaç duyduğu yerlerde ve branşlarda, halk eğitim merkezlerinde, okullarımızda hafta sonu verilecek ücretsiz kurslarda bu arkadaşlardan faydalanacağız.  

 

İdarecilerin performansına bakılacak

Milli Eğitim Bakanlığı olarak bizim canlı bir kadroya ihtiyacımız var. Yöneticilerle ilgili Bakanlık’ta çalışanlar için sorun olmaz, onlar görevlendirme ile çalışıyorlar. Okul yöneticileri konusunda, taslakta yer alan düzenlemelerle ilgili bir yanlış anlama var. Yasa çıkar çıkmaz görevlerinin sona ereceği söyleniyor. Yasa çıkar çıkmaz değil, ders yılı sonunda… Zaten 40 bin kişiyi alıp bir kenara koyup, yerine yenisini getireceğimiz düşüncesi doğru ve mümkün de değil. Okul müdürlüğü, müdür yardımcılığı, müdür başyardımcılığı ikinci görevdir, asıl meslekleri öğretmenliktir. Tıpkı üniversite rektörleri gibi. Biz belli performans kriterlerine göre, okullarda yapılanlara, yapılmayanlara, okulun akademik başarısına göre bu görevlendirmeleri yapacağız. Bunun için bize yasal dayanak gerekiyordu, bunu yapmaya çalışıyoruz.

 

Kaynak: hurriyet.com.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber