Bu haber kez okundu.

1945’ten Sonraki Ders Kitaplarında Kadın Yalnızca Mutfakta”
 Firdevs Gümüşoğlu’ndan Ders Kitaplarında Toplumsal Cinsiyet… “1945’ten Sonraki Ders Kitaplarında Kadın Yalnızca Mutfakta”

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Firdevs Gümüşoğlu’nun ‘Ders Kitaplarında Toplumsal Cinsiyet 1928'den Günümüze’ kitabının genişletilmiş 4. Baskısı (Tarihçi Kitabevi) yayınlandı.

Çalışma, tarihsel bir perspektifle ders kitaplarındaki cinsiyetçi örnekleri sunması açısından önemli bir kitap niteliğinde.

1920’lerin sonundan günümüze ders kitaplarındaki cinsiyetçi unsurları sunarken, 1940'ların ikinci yarısına doğru, "laiklik", "halkçılık", "yurtseverlik ve devrimcilik" düşüncesinin kitaplardan yavaş yavaş çıkarıldığını da belgeliyor.

Bu alanda yapılan ilk özgün çalışma olan ve kapsamlı bir araştırmaya dayanan bu kitapta okur, farklı iktidarlar döneminde okutulan ilköğretim ders kitaplarında, toplumsal cinsiyete ilişkin politikaları, açık ve örtülü iletiler üzerinden görme olanağına sahip oluyor.

Kitap aracılığıyla okur ders kitaplarındaki cinsiyetçi öğeler kadar, bu alanda yapılması planlanan veya yapılan çalışmalara dair de bilgi sahibi olmakta. Bunlardan birisi Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilk kez, 16 Temmuz 2009'da ‘Ders Kitaplarında Toplumsal Cinsiyet’in önemine vurgu yapan bir Çalıştay düzenlemiş olmasıdır. Bu çalıştaya karşın 2009 yılından sonra basılan ders kitaplarındaki cinsiyetçi söylemde herhangi bir değişiklik söz konusu olmamıştır.

Hatta yazar, 2011-2012 yılından itibaren okutulan ilköğretim ders kitaplarının, hem toplumsal cinsiyet hem de içerik açısından geçmişe göre daha sorunlu örneklerle dolu olduğuna işaret ediyor. Kitap, ders kitaplarındaki cinsiyetçi işbölümüne dair örnekler sunarken, yazar aynı zamanda ders kitaplarında cinsiyetçiliğin yanı sıra, bağlamından kopuk anlatılara, dil ve anlatım yanlışlarına; bilimsel yaklaşımdan yoksun olmasına; çocukların neden-sonuç ilişkisi kurmasına engel olacak cümleler olmasına, ezberci; tarihi tahrif eden örnekler içermesine de değiniyor. Bunun yanı sıra dini temalarda geçmişe göre önemli oranda artış bulunduğu da belirtiliyor.

"ANNE SOĞAN KES"

Çalışmadan örnekler verecek olursak; 2005-2006 öğretim yılında okutulan 1. Sınıf Matematik kitabında yer alan grafikte, bir sınıftaki öğrencilerin annelerinin meslekleri şöyle sınıflandırılır: 3 işçi, 12 memur ve 18 ev kadını (Ayşe Tuğba Tekin-Mehmet Kurt-Sevgi Hayran-Zeynel Hayran, Matematik Kitabı 1. Sınıf, Yıldırım Yayınları, Ankara, 2005, s.112).

2011 yılında basılan Türkçe 3. Sınıf Birinci Kitap'ta da, "Konuşabilmek Ne Güzel" isimli okuma parçasında, "Annem ise ev kadını (…) Ev işlerini bitirince eline tığını alır, dantel örer, bir taraftan da moda şarkıları mırıldanır" denmektedir (Osman Alacalı, Güler Anaç, Türkçe 3. Sınıf, 1. Kitap-Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı, Dörtel Yayıncılık, Ankara, 2011, s.10).

Farklı Türkçe ders kitaplarında ise okumayı henüz öğrenen çocuklar, "Annesi ona şal örmüş", "Dayım bize kuzu aldı. (…) Adını Zeliş koyduk", "Ece yün ipi al, ör", "Anne soğan kes" cümleleri ile karşılaşır.

Kız çocukların son yıllarda bazı ders kitaplarında anlatıcı özne olarak belirmeye başladığı görülmektedir. Bu durum oldukça olumlu bir adımdır. Genellikle günümüz ders kitaplarında aile içi işbölümüne ilişkin bölümlerin başlangıcında eşitlikçi bir söylem bulunmaktadır. Bu metinlerde "dayanışma, paylaşım, yardımlaşma, işbirliği vb." sözcükler sıklıkla yer alır. Ancak metinlerin devamına bakıldığında erkeğin aile kurumu içindeki egemen konumu bütün açıklığıyla görülür.

HERKES CİNSİYETİNE UYGUN HAYALLER KURAR...

2011-2012 yılında okutulan Türkçe 2. Sınıf Öğrenci Çalışma Birinci Kitap'ta "Kumbara İçi Dolu Para" isimli okuma parçasında yazıda cinsiyet belirtilmediği halde, para biriktirmenin önemi erkek resimleriyle anlatılır (Ali Aslan, Türkçe, 2. Sınıf, 1. Kitap- Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı, Yıldırım Yayınları, Ankara, 2011, s.56).
"Aile Bütçesi"ni içeren konularda, aile bireyleri konu içinde anlatılsa da, bütçeyi yapan kişi erkektir. Dahası, bütçe yapılırken aile bireylerinin hayalleri bile cinsiyetlendirilmiştir. Herkes cinsiyetine uygun hayaller kurar!

Öte yandan 1950'lerden beri ders kitaplarında kadını cins olarak güçsüz ve pasif, erkeği güçlü olarak kabul eden anlayış sürmektedir. Erkek çocuğa "genç ve delikanlı", kız çocuğuna ise "kırılgan, zayıf, çabucak dağılabilen" bir kimlik uygun görülmektedir: "Işık Saçlı, Mavi Gözlü Adam" isimli okuma parçasında da, "Doğrusu Mete 'genç' ve 'delikanlı' sözcüklerinin ne anlama geldiğini bilmiyordu. Annesi onu, 'Genç bir delikanlı oldu benim oğlum' diye sevince bunun çok önemli bir şey olduğundan kuşkusu kalmadı." (Osman Alacalı, Güler Anaç, Türkçe 3. Sınıf, 1. Kitap-Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı, Dörtel Yayıncılık, Ankara, 2011, s.41).

"Gelincik Prenses" isimli okuma parçasında "Padişahın kızı, gelincik çiçeğiymiş. Gelincikler çabuk dökülürler, en ufak bir rüzgârda dağılıverirler ya (…) Babası onun bu huyunu bildiği için onu kırmamaya, üzmemeye çalışırmış." (Osman Alacalı, Güler Anaç, Türkçe 3. Sınıf, 1. Kitap-Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı, Dörtel Yayıncılık, Ankara, 2011, s.99).

Bir başka kitapta "en büyük kötülüklerin sorumlusu" olarak yine kadınlar gösterilir: "Alışkanlık" isimli okuma parçasında, "Bence en büyük kötülüklerimiz, küçük yaşımızda belirmeye başlar ve asıl eğitimimiz bizi emzirip büyütenlerin elindedir" denilir. (Banu Yangın-Ayşegül Celepoğlu-Fatma Türkyılmaz, Türkçe 7. Sınıf Ders Kitabı, Pasifik Yayınları, Ankara, 2011, s.81).

Matematik kitabında ise geometri problemi ve oranlar şöyle anlatılmaktadır: "Bir ev hanımı silindir şeklinde bir kutuda aldığı salçayı dikdörtgenler prizması şeklinde saklama kabına boşaltmak istemektedir. Kutunun çapı 16 cm ve yüksekliği 15 cm olduğuna göre salçanın hiç artmadan dolması için aşağıdaki kaplardan hangisini seçebilir?" (Zerrin Toker, Matematik 7. Sınıf Ders Kitabı (2. Kitap), S.E.K, Ankara, 2011, s.158.).

“Laiklik’, ‘Halkçılık’, ‘Yurtseverlik ve ‘Devrimcilik’ Kitaplardan Yavaş Yavaş Çıkarılmıştır”

Firdevs Gümüşoğlu, çalışmasında Cumhuriyet’in devrimci geleneğinin bilimsel eğitim anlayışı ile bugünün batıl, dogmatik inançlara dayalı ve cinsiyetçi eğitim anlayışının örneklerini yan yana koymuş.
1940’ların ikinci yarısına doğru, ders kitaplarında cinsiyetçi örnekler ve bu örneklerle birlikte ‘laiklik’, ‘halkçılık’, ‘yurtseverlik ve ‘devrimcilik’ düşüncesi kitaplardan yavaş yavaş çıkarılmıştır. Bunların yerine; cinsiyetçi, yurtseverlikten koparılan milliyetçilik ve dogmatik değerler konulmuştur.

“Ders Kitapları Çocuklarımızın Geleceğinin Resmidir”

Evet, okul kitapları geleceğimiz olan çocuklarımızın geleceklerini resmetmektedir. Siyasi iktidarların kadın ve erkeğe bakışının biz ve çocuklarımızın belleklerine nasıl ince ince işlendiğini gözler önüne sermektedir.

Giderek gericileşen, gericileştikçe de kadın ve çocuklara yönelik şiddet, istismar ve baskının arttığı ülkemizde yine de kadının teslim olmayacağı ve kendisini bir meta, ikinci sınıf insan gören anlayışa boyun eğmeyeceğine inanıyoruz.

Kadın ve erkeğin eşit olduğu, anne ve babaların çocuklarıyla birlikte mutlu olduğu günlerin yalnızca eski ders kitaplarındaki resimlerde ve bir nostalji olarak kalmaması umuduyla…

 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber