Bu haber kez okundu.

19. Millî Eğitim Şurası ve düşündürdükleri

“Muhterem arkadaşlar, kanaatimce bütün Maarif Teşkilatı tam ve mükemmel bir uzviyet (organizma E.A.) alabilmek için her uzvunun (organın E.A.) birbiriyle alakalı, birbiriyle münasebetli bir surette işlemesi lazımdır. Ortaokul öğretmenleri, ilkokuldan gelen çocukların zayıf olduklarını söylüyorlar. Lise muallimleri aynı şikâyetleri, ortaokula yükletiyorlar. Üniversite ve yüksek mektepler ise liseden gelen çocuklarımız şu ve bu noktalardaki kuvvetsizliğinde ısrar ediyorlar. İlkokula giren çocuğun içinde yaşadığı dar muhitle (çevre E.A.) başlayan bu şikâyet dairesi, burada kapanmış gibi görünür. Fakat aldanmamalıdır. Çünkü üniversitenin ve yüksek mektebin verdiği mezundan da hayat şikâyet ediyor ve devre, bu şikâyetin ancak umumi hayat ve geniş muhite dayanmasıyla kapanıyor. Mevcut öğretim bünyesini (yapısını E.A.) nasıl kurmalıyız ki her parçası birbirinden haberli olarak işleyebilsin.” (http://ttkb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_09/05093759_1_sura.pdf)

 

Yukarıdaki paragraftaki sözleri 17-29 Temmuz 1939 tarihleri arasında toplanan 1. Milli Eğitim Şurası’nda dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel söylemektedir. Eğitimle yakından alakalı olan kişilerin bu sözlere hayretle bakar olduğunu görür gibiyim. Çünkü 2014 yılına geldiğimiz şu zaman diliminde de pek farklı şeyleri konuşmuyoruz. Yine ortaokul öğretmenleri öğrencilerin ilkokuldan hazırlıksız geldiğini, lise öğretmenleri ise hâlâ öğrencilerine sıfırdan başlayarak konuları tekraren öğrettiklerini, üniversitelerde ise durumun hiç de farklı olmadığını söylemekte olanların sayısı hiç de azımsanamayacak kadar çoktur.

 

1939 yılında toplanan 1. Milli Eğitim Şurası’nda alınan tavsiye kararı sayısı yazı ile sadece beştir.

 

“a) Ahlâk eğitiminin amacı

 

  b) İdeal Türk çocuğu

 

  c) Türk ahlâkının başlıca toplumsal ve kişisel ilkeleri

 

 d) Ahlâk eğitimi için her dereceli okullarımızda ve dışında alınması gereken tedbirleri belirten rapor Şûra'da incelenip kabul edilmiştir.” (http://ttkb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_09/05093852_2_sura.pdf)

 

Yukarıdaki kararlar Milli Eğitim Şurası’nın 7. maddesindeki tavsiye kararlarıdır. Fakat öyle zannettiğiniz gibi çok tartışılan 19. Milli Eğitim Şurası’nın kararlarından değildir. 15-21 Şubat 1943 tarihleri arasında toplanan 2. Milli Eğitim Şurası’nın kararlarındandır. 2. Milli Eğitim Şurası’nda alınan karar sayısı da yazı ile sadece yedidir.

 

19. Milli Eğitim Şurası 2-6 Aralık 2014 tarihleri arasında toplandı. Toplantı sonrası yazı ile yüz yetmiş dokuz tavsiye kararı alındı. (http://www.meb.gov.tr/19-mill-egitim-srasi-sona-erdi/haber/7594) Malum medyanın da çok iyi bildiği gibi 4 yılda bir toplanan Milli Eğitim Şuraları’na kimlerin katılacağı ve bu şuralarda alınan kararların Milli Eğitim Bakanlığı’na sadece birer tavsiye niteliğinde olduğunu herkes bilir. Hatta ilki 17-29 Temmuz 1939 tarihinde sonuncusu olan 19. Milli Eğitim Şurası’nın da 2-6 Aralık 2014 tarihleri arasında olduğunu düşünürsek; bu tarihler arasında geçen 18 Milli Eğitim Şurası’nda alınan tavsiye kararlarının sadece %2’sinin hayata geçirilebildiği ifade edilmektedir. (http://www.hurriyet.com.tr/egitim/27722916.asp)

 

Malum medyada 19. Milli Eğitim Şurası’nın aldığı tavsiye kararlarından en çok Osmanlıca’nın bazı liselerde mecburi-diğerlerinde seçmeli olması, din dersinin ilkokullarda mecburi hâle getirilmesi, değerler eğitiminin (ahlâk kurallarını) derslerin tamamında işlenmesi… gibi tavsiye kararları hep gündemde tutuldu. Tabiri caizse bir bardak suda her zaman yapıldığı gibi fırtınalar koparılmak istendi. Fakat bu güne kadar yapılan 19 Milli Eğitim Şurası’nın tavsiye kararlarına bakıldığında hangi dönemde olursa olsun; işte 2. Milli Eğitim Şurası’nda alınan tavsiye kararlarını sizlere yukarıda yazdım; hepsinde de bu ülkenin insanlarının ortak değerlerine, inançlarına saygılı bir ahlâk anlayışının benimsetilmesi kararı alınmıştır. Toplumun ekseriyetinin de bu kararlara bırakın karşı çıkmayı, yürekten desteklediğini söyleyebiliriz.

 

“Programın oyun temelli olması; İlkokullarda tekli öğretime geçilmesi; Görsel sanatlar ve müzik derslerinin (ilkokullarda) en az ikişer saat olması, Ortaokullarda tekli öğretime geçilmesi; Öğretmen yetiştirmeye yönelik öğretim programlarında uygulama derslerinin oranı %50’ye yaklaştırılmalıdır; Öğretmenlerin özlük haklarına yönelik olarak, her dört yılda bir yıpranma payı ve 3600 ek gösterge verilmelidir; Öğretmenlerin ek ders ücretleri arttırılmalıdır….”

 

19. Milli Eğitim Şurası’nda bu ve buna benzer altına herkesin ortak olarak imzasını atacağı 179 tavsiye kararı alınmıştır. Tüm toplumun genel olarak üzerinde oy birliği ile kabul demeyeceği tavsiye kararlarının sayısı ise bir elin parmaklarını geçmeyeceği kanaatini taşımaktayız.

 

Sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların birbirleri ile yarışırcasına didişmeleri yerine bu Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararların takipçisi olmaları öğretmenlerin ve öğrencilerin lehine olacak bir durumdur. Çünkü alınan bu tavsiye kararlarının az önce de ifade ettiğimiz gibi büyük çoğunluğu tolumun her kesiminin kabul edeceği kararlardır. Bu nedenle tavsiye niteliğinden çıkıp, uygulamaya geçmesi her kesim için faydalı olacaktır. Kalın sağlıcakla. (8.12.2014)

 

www.facebook.com/ekrem.aytar.9                                                    

www.twitter.com/ekremaytar

memurhaber.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber