Bu haber kez okundu.

10 Yılda Temel Eğitimde Ne Kadar İş Yapıldı

 Temel Eğitim Genel Müdürü Funda Kocabıyık’ın 10 yılda temel eğitimde ne yapıldığını anlatması doğaldır. Sayın Genel Müdürün iyi işler yaptığını anlatması için bir yerden başlaması gerekir. Bizim dikkatimi çeken nokta şudur:

Sayın Genel Müdür, 14 Şubat 2011 tarihinde MEB Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürü olarak atanmıştır 28 Ocak 2012 tarihinde de Temel Eğitim Genel Müdürü olmuştur. Sayın Funda Kocabıyık 4 yıldır MEB’te genel müdür olarak çalışmaktadır. İktidarın “şu on yılda çok şey yaptık” anlayışına hayran olmamak elde değil. Yeni Türkiye’nin yeni 10. Yıl Marşı yazma hevesi midir? İktidarın bakanına, iktidarın genel müdürüne soruyoruz: Neden 10 yıl?

Temel Eğitim Genel Müdürü Funda Kocabıyık 10 yıllık değerlendirme yapmıştır, ancak Sayın Genel Müdürün MEB’in açıkladığı sayısal verilerden haberi mi yoktur yoksa bunları görmemezlikten mi gelmektedir? TÖS olarak bu sayısal verileri hatırlatır. Bu verilere ilişkin Sayın Genel Müdürün ne yapılması gerektiği konusunda görüşlerini bilmek isteriz.  Temel Eğitim Genel Müdürünün Açıklamadığı Sayısal Veriler MEB 2014 yılında 48-66 ay çağ nüfusunun okullaşma oranını %70 hedeflerken; ancak çağ nüfusunun %37’sine ulaşmıştır.

Umarız Okulöncesi eğitimde ikili eğitime geçmekle bu işin çözülemeyeceği böylece anlaşılmıştır. MEB 2014 yılında Hizmet içi eğitimi kurs ve seminerlerine katılan yönetici ve öğretmen sayısını 4000 belirlemiştir; ancak 2145 gerçekleşmiştir.

Bakanlık öğretmenlerine hizmet içi eğitim düzenlemede yine sınıfta kalmıştır. Gerekli eğitimi düzenlemeyen Bakanlık öğretmeni hala performansına göre değerlendireceğim demekle birlikte öğretmene rotasyon uygulayacağını söylemektedir. MEB örgün eğitim kurumları için özel öğretim kurum oranını 2014 yılı sonuna kadar %9’a çıkarmayı hedeflerken bu oran %10 olmuştur. Özel öğretim kurumları bu kadar öğrenciyi nasıl kaydetmişlerdir? Tabii ki bakanlık öğrenci başına velilere ödediği katkı payı ile olmuştur. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle uygulama yoktur.

Bu uygulama doğrudan Anayasada ve MEB Temel Kanununda ifade edilen eğitimde fırsat eşitliği ilkesine aykırıdır. MEB bir an önce bu uygulamadan vaz geçmelidir.

MEB 2014 yılında Açık öğretim lisesine kayıtlı aktif öğrenci sayısını 679.150 hedefler iken bu sayı 945.390’a ulaşmıştır. Bakanlığın belirlediği hedeften 265 bin öğrenci fazla olmuştur. Bakanlık hedef mi belirleyemiyor? Bu artış nereden kaynaklanmıştır? Bakanlığın bu durumu bir an önce araştırması gerekmektedir 2013 ve 2014 yılında toplam 400 bin çocuk okulu terk etmiştir. Eğitim, toplumun hem bir aynası hem de temel belirleyicisi olduğu için ailelerin sosyo-ekonomik durumunun okul terklerinin temel sebebi olduğunu düşünüyoruz.

Bu konuda çocukların ve ailelerinin çeşitli fonlar ve burslarla daha fazla desteklenmesini olumlu bir seçenek olarak görmek ve uygulamak gerekir. Sayıştay’ın Milli Eğitim Bakanlığı 2013 yılı “Sayıştay Denetim Raporu”nda MEB’in Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracından (IPA) ne kadar kaynak kullandığı belirlenememiştir.

Buna göre ilgili kayıtların tutulmadığı belirlenmiştir. Yani paranın harcandığı biliniyor; ancak bu paranın kimler ve nereye harcandığı bilinmiyor. Türkiye; PİSA matematik, fen ve okuma alanlarında, OECD ortalamasının altında yer almıştır. Matematikte 448 puan aldığımızı sınavın ortalamasının 494, Fen bilimlerinde 463 puan aldığımızı sınavın ortalamasının 501, Okuma becerisinde 463 puan aldığımızı sınavın ortalamasının 496 olduğu görülmektedir. Öğrenci başına en az harcama yapan ülkeler arasında olduğumuz belirlenmiştir. 2012 yılında devlet 47,496 milyar harcama yapmıştır.

Hükümet 2003 yılından bu yana eğitim harcamalarına çok büyük paralar ayırdığını söylemekte ancak OECD ise hükümetin eğitime yeterli kaynak ayırmadığını söylemektedir. Eğitim kaynakları, okuldaki laboratuvar, kütüphane, öğretim materyali gibi fiziksel koşullar ile okul binası, derslik vb. açısından OECD ortalamasının altında olunduğu görülmektedir.

Öğrencilere yalnızca okul kitapları vermekle eğitimdeki araç gereç sorunun çözülmeyeceğini defalarca her platformda dile getirdik. Bu konudaki görüşlerimizdeki haklılığımız da belgelenmiş olmaktadır. Okulların alanlarında nitelikli öğretmen ihtiyaçlarının hâlâ devam ettiği dikkat çekmektedir. Ayrıca Raporda “nitelikli” öğretmenin özelliklerine ilişkin her hangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. Buna bağlı olarak öncelikle bakanlığın OECD’nin “nitelikli öğretmen tanımlamasını” bizlerle bir an önce paylaşması gerekmektedir. Çünkü OECD ısrarla ülkemizde nitelikli öğretmen ihtiyacı olduğunu söylemektedir. Bakanlık şu soruya ivedilikle yanıt vermelidir: “Bu nitelikli öğretmenler üniversitelerin eğitim fakültesinde mi yetiştirilemiyor yoksa bakanlık gerekli eğitimleri öğretmenlerine vermiyor-veremiyor mu?” Yabancılara Yönelik Eğitim-Öğretim Hizmetinin yeterli olmadığı gibi il müdürlükleri sorunu nasıl çözeceklerinin bilmemektedirler Bir çok okulumuz da ise hala memur, teknisyen, sağlık personeli, yardımcı hizmetler personeli kadrolu çalıştırılmamaktır. Tam aksine güvencesiz işçiler çalıştırılmaktadır.

TÖS olarak Güvencesiz çalışanlarla birlikte çalışmak istemiyoruz. MEB’in hiçbir okulunda güvencesiz işçi çalıştırmasını istemiyoruz. Şubat 2015 yılından itibaren Aday öğretmenler, en az bir yıl fiilen çalışmak ve performans değerlendirmesine göre başarılı olmak şartlarını sağlamak kaydıyla, yapılacak yazılı ve sözlü sınava girmeye hak kazanırlar. Sınavdan başarı olanlar öğretmen kadrosuna atanmaktadır. Bu durum aday öğretmenin çilesidir. OECD ülkelerinde ortalama olarak, öğretmen ve akademik personelin üçte ikisi kadındır. Kadın öğretmenlerin oranı, çalıştıkları alandaki eğitim düzeyi yükseldikçe azalıyor.

Okul öncesinde öğretmenlerin %97 si, ilköğretimde %82’si, ortaokulda %68’i, Ortaöğretimde %56’sı, Yükseköğretimde%41’i kadındır. Türkiye, öğretmenlerin cinsiyetlerine ilişkin veri bildirmemiştir.

Türkiye’de okulöncesi eğitiminde;

a) Öğretmen olarak yeni işe başladığında yıllık 23.159 dolar alırken, OECD ortalaması 28.057 dolardır,

b) 10 yıl deneyimi olan okulöncesi öğretmeni yıllık 23.906 dolar alırken, OECD ortalaması 34.190dolardır.

c) 15 yıl deneyimi olan okulöncesi öğretmeni yıllık 24.854 dolar alırken, OECD ortalaması 36.135dolardır.

d)15 yılın üstünde deneyimi olan okulöncesi öğretmeni yıllık 26.865 dolar alırken, OECD ortalaması 43.448 dolardır.

13. Türkiye’de ilköğretim de;

a) Öğretmen olarak yeni işe başladığında yıllık 23.494 dolar alırken, OECD ortalaması 28.854 dolardır,

b)10 yıl deneyimi olan ilköğretim öğretmeni yıllık 24.241 dolar alırken, OECD ortalaması 35.503 dolardır.

c)15 yıl deneyimi olan ilköğretim öğretmeni yıllık 25.189 dolar alırken, OECD ortalaması 38.136 dolardır.

d) 15 yılın üstünde deneyimi olan ilköğretim öğretmeni yıllık 27.201 dolar alırken; OECD ortalaması 45.602 dolardır. Bakanlık yetkileri, aynı okulda 12 yıl görev süresini dolduran öğretmen sayısının 49 bin olduğunu belirtmişlerdir.

Buna bağlı olarak İl İçi Rotasyon Uygulayacaklarını belirtmişlerdir. Öğretmen Rotasyonuna Hayır. Öğretmen Rotasyonuna karşı çıkıyoruz. Ülkemizde Mobbinge (işyerinde psikolojik tacize) en çok kadın öğretmenler uğramaktadır.

Bu konuda bakanlık tarafından hiçbir şey yapılmamaktadır.

Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelikte yaptığınız değişikle sözde sınavla yönetici atadınız. Atanan yöneticilerin %90’ı neden ise yandaş sendikanın üyeleri olduğunu bir türlü açıklayamadınız.

Bu vesile ile okuldaki iş barışını bozdunuz.  

 

Dikmen ONAT TÖS Genel Başkanı

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber