Bu haber kez okundu.

MANEVİ GELİŞİM DEĞİL KARİYER HEDEFLENİYOR

Geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdikleri genel kurul sonrası Eğitim Bir-Sen’in Genel Başkanlığı’na seçilen Ali Yalçın, gazetemize eğitim sistemi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. “Zirveden Yeni Ufuklara” diyerek gelecek vizyonlarını belirlediklerini kaydeden Yalçın, eğitim sistemindeki sıkıntıları bir bir anlattı. Eğitim sisteminin karakter değil, kariyer temelli olduğunu kaydeden Yalçın, “Öğrencinin manevi gelişimi değil, kariyeri ve yükselişi hedeflenmektedir. Bu sorunu çözmemekte, bilakis sorunun kendisini oluşturmaktadır. Önce ahlak ve maneviyat tespiti bu açıdan son derece önemlidir. Bu gün toplumlar parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çöküyorlar” dedi.


Alınan Kararların Takipçisi Olacağız


Yeni dönemde yapacakları çalışmalar hakkında bilgi veren Yalçın, 19. Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararların hayata geçirilmesi için yoğun bir gayret sarf edeceklerini kaydetti. Yalçın,“Eğitim çalışanlarının açlık ve yoksulluk sınırı arasından çıkarılması ve refah sınırına çekilmesi için çalışacağız. Müfredatın değer odaklı biçimlenmesi ve ders kitaplarının bütün yönleriyle gözden geçirilmesi için çalışma yapmayı planlıyoruz. Şura gündemine getirilmemesi için yoğun gayret sarf edilen; 28 Şubat bakiyesi ‘Karma Eğitim’ dayatmasının ortadan kaldırılması ve eğitimde demokratik seçim hakkının AB ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde kabul görmesi için uğraşacağız” dedi.


Eğitim Sistemimiz Karakter Değil, Kariyer Planlı


Eğitim sistemindeki sıkıntıları da anlatan Yalçın, eğitim sistemimizin karakter değil, kariyer temelli olduğunu dile getirerek, “Bilim ve teknolojide baş döndürücü bir hızda ilerleme ve gelişme yaşanırken eğitim sistemimizde sıkıntının olmaması düşünülemez. Burada önemli olan nokta sıkıntıları doğru ve yerinde tespit ederek çözümlerini ihtiyaç ve beklentileri karşılayacak şekilde ortaya koymaktır. Eğitim sistemi politik mülahazaların dışında ele alınması gereken bir konudur. Eğitim sistemimiz karakter değil, kariyer temellidir. Öğrencinin manevi gelişimi değil, kariyeri ve yükselişi hedeflenmektedir. Bu sorunu çözmemekte, bilakis sorunun kendisini oluşturmaktadır. Önce ahlak ve maneviyat tespiti bu açıdan son derece önemlidir. Bu gün toplumlar parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çöküyorlar. Dünyanın her yerinde hakkı olmayana göz dikenler okumuş ve hatta çift diplomalı olanlardır. Eğitim sistemi öğrenciye ders değil dert sahibi olmayı kazandırabilirse işte o zaman kültür ve kimlik inşasından bahsedebiliriz. Dünyada iz bırakanlar derdi olanlardır. Bu açıdan ülkemizde; medeniyet değerlerimiz ve evrensel değerlerle uyumlu milli ve özgün müfredatla, web tabanlı içerikler ile desteklenmiş ders kitapları yazılmalıdır” dedi.


İçimize, İşimize ve Dışımıza Yolculuğa Çıkacağız


Genel kuruldan önce kendilerine bir vizyon belirlediklerini ve  “Seçilirsek üç yolculuğa çıkacağız” dediklerini belirten Yalçın, bu yolculuklarını şu şekilde anlattı; “Seçilirsek üç yolculuğa çıkacağız dedik. Üç yolculuk; ‘içimize’, ‘işimize’ ve ‘dışımıza’ yolculuktur. İçimize yolculuğumuz teşkilatımızın çekirdeğini çelikleştirmeyi, teşkilatımızın kadimleşmesini ve eylem kabiliyetinin daha da artmasını hedefleyen eğitim programları ve tahkim çalışmalarıdır. İşimize yolculuğumuz; hizmet ürettiğimiz kurumların, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere; ana arterleri kadar kılcal damarlarıyla da ilgilenmektir. Bakanlığın bütün birimlerine ilişkin nitelikli araştırmalar ve raporlarla bakış ortaya koymak, yol açmak, yol olmak ve yol almaktır. Dışımıza yolculuktan kastımız ise başta; ülkemizde sosyal tabanımızdaki eğitim örgütlenmeleriyle bir birlik oluşturmak, ikincisi ise medeniyet paydaşı olduğumuz ülkelerdeki eğitim örgütlenmeleriyle iletişime geçerek uzun vadede eğitim alanında ‘hak’ merkezli yeni, küresel bir emek örgütü oluşturmaktır. Yeniden Büyük Türkiye vizyonuna uygun gereklilikleri ve sorumlulukları kuşanmaktır. Bu hedefi son derece önemsiyoruz. Fakat bu küresel ölçekteki emek örgütleriyle iletişimi ve asgari müştereklerde birlikteliği de göz ardı edeceğimiz anlamına gelmez. Geçmişine sadık, geleceğe ve yeniliğe açık yeni bir sendikal vizyonla özelde eğitim çalışanlarının, genelde ise ülkemizin ve insanlığın hizmetinde olmaktır”


Önümüzdeki Üç Yıl İçerisinde 800 Binlere Ulaşabilir


Atama bekleyen ve ücretli öğretmenlerin durumunu değerlendiren Yalçın, geçmişte yapılan yanlış uygulamalardan dolayı binlerce öğretmenin atama beklediği ve ücretli olarak çalıştığına dikkat çekti. Bu sayının önümüzdeki üç yıl içerisinde 800 binlere ulaşılacağının öngörüldüğünün altını çizen Yalçın, sorunun çözümü için öncelikli olarak eğitim fakültesi mezunlarının istihdamının yapılması gerektiğini belirtti. Yalçın konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Halihazırda, birkaç branş (ingilizce öğretmenliği, özel eğitim öğretmenliği, okul öncesi eğitim öğretmenliği, psikolojik danışma ve rehber öğretmenlik ) dışında, Türkiye’de hizmet öncesi öğretmen yetiştirme sistemi talepten fazla arz kapasitesine sahiptir. Geçmişteki yanlış ve eksik planlamalardan kaynaklanan bu durumdan dolayı binlerce öğretmen atama beklemekte veya ücretli öğretmen olarak çalışmaktadır. Bu sayının önümüzdeki üç yıl içerisinde 800 binlere ulaşacağı öngörülmektedir. Eğitim-Bir-Sen olarak biz, üniversite yerleştirme sınavında eğitim fakültesi bölümlerinin fen veya edebiyat fakültesi bölümlerinden daha yüksek puanla öğrenci alması ve öğretmenlik meslek bilgisi derslerini uygulamalı almalarından dolayı öncelikli olarak eğitim fakültesi mezunlarının istihdamının yapılmasını gerektiğini düşünüyoruz.  Bundan dolayı öncelikli olarak yeterli arzın olduğu alanlarda pedagojik formasyon uygulamasına son verilerek önümüzdeki beş yıl boyunca eğitim fakültesi bölümlerinin kontenjanlarının düşürülmesi, her sınıfa 20 öğrenci olacak şekilde planlama yapılması gerekiyor” dedi. AİHM’nin Türkiye’deki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ile ilgili verdiği kararlara da değinin Yalçın, bazı siyasi partilerin ve sendikaların bu durumu bilinçli olarak gündemde tutmaya çalıştıklarını ifade etti. Bu girişimin hukuki bir dayanağının olmadığını belirten Yalçın, “Son zamanlarda özellikle bazı siyasi partiler ile sendikalar tarafından gündemde tutulmaya çalışılan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu ders olmasının kaldırılması girişimi hukuki zeminden yoksundur. Zira AİHM kararlarının hiç birinde bu dersin zorunluluğunun kaldırılmasına yönelik bir karar vermemiştir” dedi.


Mazlumlar İçin Mücadele Edeceğiz


Eğitim Bir-Sen olarak zalimlerle mücadele ederek her daim mazlumların yanında olmayı hedeflediklerini kaydeden Yalçın, “Bu noktadan hareketle dünyanın neresinde olursa olsun din, dil, ırk ve inanç ayrımı yapmadan zalimlere karşı durarak mazlumların yanında yer alan ulusal ve uluslararası yardımlaşmada toplumsal duyarlılığın harekete geçirilmesinde önemli roller üstlendik. Somali, Pakistan, Arakan, Mısır, Suriye, Gazze-Filistin, Doğu Türkistan, Filipinler gibi savaş, felaket ve afet bölgelerine el uzattık. Ülke içerisinde Van Depremi, Samsun Sel Felaketi, Soma Maden Faciası, Ayn-el Arab’tan gelen mültecilerin yardımına koşulması gibi acıları paylaşan, yaraları saran bir işlevimiz var. Kimsenin rengine, dinine, diline, milletine, meşrebine ve mezhebine bakmaksızın göz yaşı ve alın terinin renginin aynı olduğu gerçeğinden hareketle mazlum ve mağduru ayırmayan bir anlayışımız var. Bu konuda İslam’a ve insana karşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.


Abdullah ÖZBAY

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber