Bu haber kez okundu.

EMEKLİ ÖĞRETMEN EMEKLİYOR

Öğretmen kimdir? sorusunu; çalışırken öğretmenler gününe mahsus olmak üzere öğrettiği bir harf için uğrunda köle olunan, emekli olduklarında kendilerini yöneten öğrencileri tarafından yokluğa, yoksulluğa mahkum edilen eski bir kamu görevlisidir. Şeklinde cevaplandırmak mümkündür.

 

 

Öğretmen  kimdir? sorusunu; çalışırken  öğretmenler gününe mahsus olmak üzere öğrettiği bir harf için uğrunda  köle olunan, emekli olduklarında kendilerini yöneten öğrencileri tarafından  yokluğa, yoksulluğa  mahkum edilen eski bir kamu görevlisidir. Şeklinde  cevaplandırmak  mümkündür.

 

Çobanından çiftçisine,işçisinden,memuruna, bürokratından milletvekiline, bakanından Başbakanına, Meclis başkanından Cumhurbaşkanına kadar bilim, sanat, fikir ve siyaset erbabının yetiştirilmesinde ve ülkemize kazandırılmasında en büyük pay şüphesiz ki öğretmenlere aittir.

 

Acaba padişahlar ne yerler, ne içerler?

 

Temel Dursun'a sormuş. Acaba padişahlar ne yerler, ne içerler? Dursun cevap vermiş: Onlar bizim gibi değil ya, iç yağını eritirler, ekmeği bandıra, bandıra yerler. Demiş.

Çalışırken aldıkları eğitim tazminatı, ek ödeme, çocuk yardımı, çalışmayan eşleri için ödenen aile yardımı ve ek ders ücreti gibi maaşlarının büyük bir bölümünü oluşturan kısmının emekli olduklarında kesilmesi sebebiyle yokluk içinde kıvranan eğitim emekçileri emekleme noktasına gelmiştir.

Acaba hükümet edenler kendilerini yetiştiren eğitim emekçisinin ne kadar maaş aldıklarından, hangi şartlarda yaşam mücadelesi verdiklerinden haberdar mıdır? Bu güne kadar bizim öğretmenlerimiz ne yerler, ne içerler, nasıl geçinirler? Diye hayıflanan bir yetkili duydunuz ve gördünüz mü?

Ne yazık ki çalışan kamu görevlisi ve emeklilerinin maaşlarını belirleme yetkisi hem çalışırken hem de emekli olduklarında cepleri şişkin olan, ne kadar çok alırlarsa alsınlar aldıklarını kendilerine az gören, ne kadar az alırlarsa alsınlar başkalarının aldıklarını çok bulan zihniyetteki yöneticilerin elindedir.

"Rabbena he bana" yaklaşımı bencil ve sağlıksız bir yaklaşımdır.Bir ülkenin nimetleri ve külfetleri adalet ve hakkaniyet ölçüsünde paylaşıldığı zaman o ülke huzurlu ve yaşanabilir bir ülke olabilir. Aksi takdirde birbirinin maaşında ve işinde gözü olan, birbirlerini hayır dua ile değil, beddua ile anan insanların yaşadığı bir ülke olmaktan kurtulamaz.

Her şey değişiyor. Sadece emeklinin makus talihi değişmiyor

 

Tok olanın açın halinden anlamadığı gibi, bolluk deryasında yüzenler de kıtlık çölünde kuruyup yok olanların halini anlayamazlar. Hükümet edenler,adalet dağıtanlar empati yaparak, düşünce ve eylemlerine "kendin için istediğini başkası için de iste, kendin için istemediğini başkası için de isteme" prensibini hakim kılmalıdırlar.

İş kendilerine gelince kamu maliyesini bitmeyen bir hazine gibi gören sıra kamu emekçilerine gelince devleti Medine fukarası zanneden zihniyet değişmelidir. Her şey değişiyor. Fert başına düşen milli gelir,artıyor. Kalkınma hızı yükseliyor.Ülke ekonomisi Avrupa'da ve Dünya'da dereceler alıyor. Bir tek emeklinin ve memurun makus talihi değişmiyor!

İşçi-Memur emeklisi arasında İkramiye farkı % 90, Maaş farkı % 32

 

Çalışan ve emekli Devlet memurları arasında maaş, emekli maaşı ve emekli ikramiyeleri arasında uçurumlar olduğu gibi, emekli memur, emekli işçi maaş ve ikramiyeleri arasında da uçurumlar yaşanmaktadır. 35 yıl fiili hizmeti olan bir öğretmen emekli olduğunda 55 Bin Küsur TL emekli ikramiyesi ve brüt maaşının % 50 kadarını emekli maaşı olarak (1681.05 TL) alabiliyorken, yine 35 yıllık bir işçi emekli olduğunda tam 104.400 TL emekli ikramiyesi ve brüt maaşının % 66'sı olan 2.214,06 TL emekli maaşı alabilmektedir. Yani emekli bir öğretmen ile emekli bir işçi arasındaki maaş farkı %32, ikramiye farkı ise % 90 civarındadır. Bu ne biçim bir eşitlik anlayışıdır?

Uygulanan yanlış politika sebebiyle emeklilik hakkını kazanan ve iş heyecanını kaybeden ve sayıları da 100 binleri bulan öğretmenler, emekli olduklarında eğitim tazminatını, ek ders ücretini, aile yardımını ve ek ödemeyi alamadığından geçim sıkıntısı endişesi taşımakta ve emekli olmaktan kaçınmaktadır. Verimli olamadığını bildiği halde sırf maaşının düşeceği endişesi ile eğitim-öğretim hizmetini zoraki yürütmenin eğitime verdiği tahribatın karşılığının parasal değerini düşünmek bile insanın içini acıtmaktadır.

19.MEB Şuara kararlarının uygulanmasında acele edilmelidir.

 

19.MEB şurası tavsiye kararlarında da yer aldığı gibi çalışan ve emekli olan öğretmenlerin EK göstergesi 3600'e çıkarılmalıdır. 30 Yılın üzerindeki çalışma süreleri de emekli maaşı ve emekli ikramiyesinin belirlenmesinde hesaba katılmalıdr. Ek ödeme, eğitim tazminatı,aile yardımı ve ek ders ücreti gibi çalışırken verilen ödenekler emekliliklerine d aktarılmalıdır. Öğretmenlik mesleğinin yıpratıcı ve riskli meslek olması sebebiyle özlük haklarına yönelik olarak her 4 yılda 1 yıl yıpranma yılı olarak hesaplanmalı iş gücünü ve meslek heyecanını kaybetmeden eğitim emekçileri emekliliğe teşvik edilmelidir.

Çalışan ve emekli olan öğretmenlerin halen 3000 olan Ek Göstergelerinin 3600'e çıkarılması ve Ek ödeme, aile yardımı, eğitim tazminatı gibi unsurların da emekliliğe yansıtılması durumunda sayıları 100 binleri bulan görevden alınan yönetici ve öğretmen emekliliğe yönelecek , onlardan boşalacak kadrolara da atanma bekleyen 3000 bin civarındaki genç öğretmen adayı eğitim öğretim hizmetine dahil edilecektir.Durum böyle olunca hem devam etmekte olan bir sorun çözülecek, hem de eğitim hizmeti daha da dinamik bir hale gelecektir.

Hiçbir ekonomik kaygı eğitimcileri yokluğa terk etmenin mazereti sayılamaz.

 

Hiçbir ekonomik mülahaza eğitim emekçilerini yokluğa terk etmenin mazereti sayılmamalıdır. Çünkü bir ülkenin gücü tankıyla topuyla değil, eğitilmiş insanlarının varlığı ile ölçülür. Eğitim emekçilerine yüklenen sorumlulukla, madden ve manen kendilerine biçilen değer arasında büyük bir orantısızlık mevcuttur. Bu durum tam bir vefasızlık örneği olduğu gibi bilime ve bilim adamına verilen değerin de göstergesidir.

Bir ülkenin istikbali eğitime ve eğitimcilerine verdiği değerle şekillenir. Eğitim emekçilerine değer verilip verilmediği ise emeklilerinin yaşam standardından anlaşılır. 3370 TL olan yoksulluk sınırının yarısından daha az bir maaş alan, yaşlılık sebebiyle sağlık ve bakım giderleri gittikçe artan eğitim emekçilerinin yaşam şartları gittikçe ağırlaşmaktadır. 54.Erbakan hükümeti döneminde yapıldığı gibi geçmiş yılların kaybı da telafi edilecek şekilde maaşları artırılmalı eğitim emekçileri ahir ömürlerinde sevindirilmeli ve hayır duaları alınmalıdır.

 

[email protected]

personelmebhaber.net

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber