Bu haber kez okundu.

Uyarıyoruz, Suçlular İle Masumları Birbirine Karıştırmayın


Devlete sızan Gladyo, Derin Devlet, FETÖ gibi terör örgütlerinin yarattığı darbeler, demokrasimizi kesintiye uğratmış, ortaya çıkan kaos ortamı uzun yıllardan beri birçok insanımızı mağdur etmiş, ülkemizi milyarlarca lira zarara uğratmıştır.  Bu alçak örgütler Bağımsızlığımızı yok etmeyi, ülkemizi bölmeyi, milletimizi ayrıştırmayı amaç edinmiş, bu amaç uğruna her türlü illegal çalışmaları yapmıştır. Ülkemizin birliğine, bütünlüğüne kasteden bu örgütler, son olarak 15 Temmuz'da yeni bir darbe girişiminde bulunmuş ve darbe girişimi milletimizin ortak sağduyusuyla engellenmiştir. Bu süreçte Tüm Yerel-Sen olarak daha ilk günden her platformda darbeyi lanetledik, Atatürk’ ün önderliğinde kurulan, Türkiye Cumhuriyeti' nin bağımsızlığını, egemenliğini, ulus ve ülke bütünlüğünü, laik düzenini, demokratikleşme ve ulusal çıkarları korumak, sonsuza kadar yaşatmak için mücadele verdik. Ancak, Darbe sürecinin sonlanmasıyla birlikte, Hiçbir vatandaşımız mağdur edilmeden hukuk devletine yakışır bir uygulama beklemek hakkımız iken; siyasi iktidarın uygulamaları sonucunda masum insanlarında mağdur edildiği bir gerçek olarak ortada durmaktadır.

OHAL ortamında dedikodulara dayanarak, belge ve kanıt olmaksızın yapılan gözaltı -tutuklama-işten atılma süreci kabul edilemez.Suçu belgelenen herkes hak ettiği cezayı almalıdır. Ancak bu süreçte masumların mağdur edilmesi de engellenmelidir. Memurların görevden uzaklaştırılması yetkisinin kötüye kullanılmasını engellemek üzere güvence olarak öngörülen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 139. maddesinde “Görevinden uzaklaştırılan Devlet memurları hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır. Memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamayan, keyfi olarak veya garaz veya kini dolayısıyla bu tasarrufu yaptığı, yaptırılan soruşturma sonunda anlaşılan amirler, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler.” düzenlemesi yer almıştır. Söze konu amir hükme göre görevden uzaklaştırılan memur hakkında 10 iş günü içerisinde soruşturmaya başlanması zorunludur.

Kanunda ayrıca bunu yerine getirmeyen amirler hakkında da cezai yaptırım öngörülmüştür. İdare, görevden uzaklaştırdığı memur hakkında Kanunda öngörülen bu süre içinde soruşturma sürecini başlatmalı, somut iddia ve gerekçesini ortaya koymalı, memura savunma imkanını sunmalı ve nihayetinde yargısal denetime elverişli bir idari işlemi tesis etmelidir. Kanunda idareye tedbir amaçlı uygulanmak üzere tanınan görevden uzaklaştırma yetkisinin sınırı aynı Kanunla da çizilmiş durumdadır. Bu yasal sürelerin KHK ile bertaraf edilmesi, anılan yetkinin amacını aşan bir uygulama olacak ve tedbir amaçlı verilen bir yetkiyi cezalandırma aracına dönüştürecektir. Paralel terör örgütü- FETÖ- mensuplarının, somut delilleriyle birlikte tespit edildiği ilgili kurumlarca her fırsatta dile getirilmektedir.

Madem bu halde bir an evvel yasal süreçlerin işletilerek gereğinin neden yapılmadığı sorusu da akla gelmektedir. Diğer yandan sürecin bu şekilde uzatılıp belirsizliğe sürüklenmesi, bu örgütle hiçbir ilgisi olmamasına rağmen görevden uzaklaştırılan bir kısım kamu görevlilerinin de geciktirilmeksizin sonuçlandırılacak soruşturmalardan sonra görevlerine döneceği yönünde yapılan açıklamalar ve verilen güvenceler ile çelişen bir yaklaşım olacaktır. Bu haliyle süreci belirsizliğe sürükleyebilecek, 31.07.2016 tarihli Resmi Gazete yayımlanan 669 sayılı OHAL kapsamındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde; “15/7/2016 tarihinden sonra milli güvenlik gerekçesiyle görevden uzaklaştırılan kamu görevlileri hakkında ilgili mevzuatında öngörülen soruşturma açma süreleri olağanüstü hal süresince uygulanmaz.” hükmü yanlıştır ve bir an evvel düzeltilmelidir. Mücadelenin meşruiyetini hukuken yitirmemesi adına Kanunda öngörülen soruşturma süreçlerinin başlatılarak

FETÖ üyelerinin temizlenmesine yönelik adımların atılması, bunun yanında FETÖ terör örgütü ile hiçbir ilişkisi olmayan sadece iktidara muhalif olması ya da yerel yöneticilerin husumeti nedeniyle görevlerinden uzaklaştırılan masum kimselerin de bir an evvel görevlerine döndürülmeleri gerekmektedir. TÜM YEREL-SEN olarak, OHAL ilanını vatandaşlarına karşı değil, devlete karşı ilan ettiğini söyleyen, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmeyeceğini garanti eden siyasal iktidarın, buna aykırı olacak; vatandaşlarının memuriyet güvencesini, hukuki güvenlik hakkını, adil yargılanma hakkını ihlal edecek, muhalif tüm unsurları susturacak uygulamalarına karşı duracağımızı hatırlatmak istiyoruz. TÜM YEREL-SEN, üyelerine yönelik baskıya ve sömürüye karşı mücadele eder.

TÜM YEREL-SEN olarak memurların bu süreçte açığa alınması sürecini yakından ve dikkatle takip ediyoruz; Bu süreçte suçlular ile masumları birbirine karıştırmadan, Adaletli ve Hukuk devletine yakışan uygulamalar yapılmalıdır. Darbe gerekçe gösterilip cadı avına girişilmemelidir. Haksız yere suçlanan, görevden alınan, işinden ekmeğinden edilen Masum insanların haksız yere cezalandırılması kabul edilemez. Uyarıyoruz; sadece iktidara muhalif olması ya da yerel yöneticilerin husumeti nedeniyle görevlerinden uzaklaştırılan masum kimselerin de bir an evvel görevlerine döndürülmemesi halinde sessiz kalmayacağız, haksız uygulamalara asla izin vermeyeceğiz.    


Kaynak: https://www.kamugundemi.com/
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber