Ücretli Öğretmenlik sömürüsüne son verilsin!
Geçtiğimiz hafta açıklanan PISA sonuçları tüm hararetiyle tartışılmaya devam ediyor. Kimi çevrelerin, dış güçlerin ülkemiz üzerinde gerçekleştirdikleri bir algı operasyonu gibi göstererek komplocu bir yaklaşımla topu taca, sorumluluğu başkalarının sırtına atma girişimlerini göz ardı edersek, PISA sonuçları eğitim sistemimizin sorunlarını gündeme getirmesi açısından olumlu oldu.  

Fakat sorunlar tartışılırken öğretmenlerin mali ve özlük haklarının yetersizliği,  öğretmen niteliğinin arttırılması öne çıkarken MEB’in ücretli statüde çalıştırdığı öğretmenlere reva gördüğü çalışma şartlarının ve ücret politikasının bizzat verimliliği ve kaliteyi törpüleyen bir sömürü mekanizmasına dönüştüğü hiç konuşulmuyor. 

MEB’in tüm branşlarda şu an yaklaşık 100 bin civarında öğretmene ihtiyacı olmakla birlikte atama bekleyen 350 binden fazla öğretmen adayı bulunuyor. Bu öğretmenlerin yaklaşık 60 bini ücretli öğretmen olarak okullarda görev alıyor. Bu binlerce öğretmen çalıştıkları okullarda kadrolu olan öğretmenlerle aynı işi yapmalarına rağmen sadece girdikleri dersin ücretini alabiliyorlar. Ücretli öğretmene, çaresizliği istismar edilerek uygulanan, vicdanı olan insanı isyana sürükleyecek adaletsiz ve acımasız uygulamayı, empati yapabilmeyi kolaylaştırmak açısından şu şekilde belirtelim;

Haftada 30 saat derse giren bir ücretli öğretmen olarak elinize geçen para 1000-1200 lira arasında değişiyor. Ayda yaklaşık 300 dolara tekabül eden, kadrolu öğretmenlerin maaşının dışında sadece ek ders karşılığı aldığı bir ücretle, onların yaptıkları işin aynısını yapıyorsunuz. 30 saat bile derse girseniz SGK’nız yarım veya eksik yapılıyor ve üstünü kendiniz tamamlamak zorunda kalıyorsunuz. Yönetmeliğe göre nöbet tutmamanız gerekirken çoğu okulda nöbet tutarsınız ama kadrolu öğretmenlerin aldığı nöbet ücretinden dahi mahrum bırakılırsınız. MEB ve ÖSYM’nin sınavlarında görev verilecek kadar güven duyulmazsınız. Okulda açılan yetiştirme ve destek kurslarında, size öncelik verilmemekle birlikte, kurs açarsanız kadrolu öğretmen 20 tl alırken siz 10 tl ücret alabilirsiniz. Ayrıca kadrolu öğretmen haftalık girdiği derslerle birlikte 40 saate kadar kursa girebilirken siz 30 saatten fazla derse, isteseniz de giremezsiniz. Yarıyıl tatili, yaz tatili ve sair tatillerde veya sevk, izin, rapor durumunda derse giremediğiniz için ücretinizi alamazsınız. Sınıf rehber öğretmenliği veya kulüp görevi verilirse yine ücretini alamazsınız. Kadrolu öğretmenler bu tür işlerin ücretini ayrıca alırken siz fahri olarak yapmak zorundasınız. Ödenen ücretiniz ek ders ücreti üzerinden ödeniyor gözükür fakat yapılan kesintilerle onu bile tam alamazsınız. 

Aldığınız ücretin ve özlük haklarınızdaki bu korkunç adaletsiz durumun yanı sıra çalıştığınız okulda kendinizi eğreti görürsünüz. Veli tarafından sîgâya çekilir ve zaman zaman kendinizi veli tarafından işiniz öğretilirken bulabilirsiniz. Öğrenciler nezdinde de genelde okullarınızın en sevilen öğretmenleri arasında yer almanıza rağmen diğer öğretmenler tarafından acemi öğretmen statüsünde görüldüğünüz gibi boş kadronun dolmasıyla her an işsiz kalabilme ihtimalinden dolayı da çalıştığınız okula aidiyet hissi geliştiremeden çalışmak zorunda kalırsınız. Bu şartlarda çalışırken bırakın işinize odaklanabilmeyi, sizden verimlilik ve üst düzey başarı beklenmesi de abesle iştigalden başka bir şey değildir. 

Vasıfsız bir işçinin insanca yaşama sınırının çok altında, asgarî ücret olarak 1350 tl, aldığı bir vasatta üniversite mezunu bir öğretmen adayının onun da altında bir ücretle çalıştırılması utançla başımızı öne eğdiriyor. Seslerini duyurmaya çalıştıkları forum siteleri dışında doğru dürüst hiçbir platformda sorunları tartışılmıyor bile. Oysa atanamadığı için 6-7 yıldır hatta on yıldır inanılmaz şartlarda ve geçim telâşesindeki on binlerce öğretmen, giderek zorlaşan ekonomik koşullarda bir şekilde hayata tutunmaya çalışıyor.

Özgür Eğitim-Sen olarak; Ücretli öğretmenlerin bahsettiğimiz koşullarda emeği sömürülerek, bir çeşit ücretli köleliğe tabii tutularak çalıştırılmasına bir an önce son verilmesini, ücretli öğretmenlerin mali ve özlük haklarının insani ve kabul edilebilir bir boyuta getirilmesini talep ediyoruz. Önce insanımıza gereken önemi verip hak ettiği değeri göstermeli ve hakkı, adaleti ayaklandırmalıyız. Eğitim sistemimizin aksayan tüm yönlerini ve mevcut eğitim paradigmasının olumsuzluklarını ayrı başlıklar altında uzun uzun ele alabiliriz ancak en can yakıcı sorunlardan biri olan eğitim çalışanlarına dair yaşamsal sorunları görmezden gelerek, PISA sıralamasında 70 ülke içinde neden sonlarda olduğumuzu asla anlayamayız.

10.12.2016

Bekir BİRBİÇER

Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi
Loading...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim