Bu haber kez okundu.

OKULLARDA TÖREN ZULMÜ SONA ERSİN

Türkiye’de Milli Eğitim Sistemi yasal dayanaklarından organizasyonuna uzanan geniş çaplı bir tıkanmanın içerisinde boğuşmaktadır. Temel insan haklarının ihlal edildiği, toplumun kültür, inanç ve düşüncelerinin karşılanmadığı sistem karşımıza sürekli olarak problem...

Türkiye’de Milli Eğitim Sistemi yasal dayanaklarından organizasyonuna uzanan geniş çaplı bir tıkanmanın içerisinde boğuşmaktadır. Temel insan haklarının ihlal edildiği, toplumun kültür, inanç ve düşüncelerinin karşılanmadığı sistem karşımıza sürekli olarak problem alanları, telafisi olmayan mağduriyetler çıkartmaktadır.

Yasal dinamikleri, müfredatı, mekân tasarımı, kıyafet düzenlemeleri, zaman planlaması gibi unsurlar zaman zaman belirli kesimlerce sorgulanmakla birlikte sistemin sembolik evreni, törenleri, ritüelleri, simgesel kodları ve yazılı olmayan kuralları ile hala ciddi bir sorgulanmayı beklemektedir.

Bilindiği üzere temel insan hakları metinlerinin yanı sıra anayasanın “Din ve Vicdan Hürriyeti” başlığı altında da dile getirilen “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz” hükmü maalesef devlet bürokrasisinin yapılanmasında daha doğru bir ifadeyle kamusal alanda göz ardı edildiği bir düzenek ile karşı karşıyayız. Ayrıca bu temel hakkın aynı şekilde Anayasa’nın 14. maddesi ile devletin niteliklerine bağlanarak kısıtlandırıldığını görmekteyiz.

İstanbul’da Kartal Cevizli Anadolu İmam Hatip Lisesi Fizik Öğretmeni olan meslektaşımızın artık periyodik bir hal alan mağduriyetleri sistemin bu tarafını gündemimize tekrar getirmiş oldu. Meslektaşımız, İslami kimliğine aykırı olduğu gerekçesiyle “saygı duruşu” seremonilerine katılmadığı için cezalar almış, 2013 yılında da aynı konuyla ilgili sürgün edilmiştir. Son olarak 2014 yılında da aynı gerekçeyle Fizik Öğretmeni Recai Bahadır, 10 Kasım’da yapılan “anma” törenine, İslami kimliği ile çeliştiği için katılmamış ve konuyla ilgili soruşturmaya maruz kalmıştır.

İnançları nedeniyle kurumsal bir dayatma ile önce sürgün edilen ve şimdi tekrar soruşturmaya tabi tutulan öğretmenin temel haklardan olan inanç hürriyetinin alenen çiğnenmesi anlamına gelen bu durumun kabul edilmesi mümkün değildir. İnsanların kimlik bütünlüğünü hedef alan bu uygulamaların temel hak ve özgürlükleri dikkate alan düzenlemelerle giderilmemesi eğitim sistemindeki temel sorunlardan birisidir. “Cuma namazı”, “mescitlerin bulunmayışı”, “ideolojik dozu yüksek  törenler-ritüeller” gibi alanlar pek çok açıdan tartışılan eğitim sistemimizin doğrudan hak ve özgürlük ihlallerinin yaşandığı alanlar olarak varlığını devam ettirmektedir.

Özgür Eğitim-Sen olarak temel hak ve özgürlüğü çiğnendiği gibi sürgün ve soruşturmalarla baskı ve dayatmalara maruz bırakılan Recai Bahadır’a yapılanları kınıyor, yetkilileri konuya ilişkin temel hak ve özgürlükleri eksen alan düzenlemeleri gerçekleştirmeye çağırıyoruz. Eğitim sistemindeki hak ve özgürlük ihlallerinin yaşattığı mağduriyetler devam ettikçe sistemin düzelmesinin mümkün olamayacağını tüm kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber