Öğretmen Diyarı

“Öğretmen Strateji Belgesi”  kaş yapayım derken göz çıkartıyor!
MEB uzun zamandır beklenen ‘Öğretmen Strateji Belgesi’ni açıkladı. Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan belge 9 Haziran 2017 tarih ve 30091 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu. 2017-2023 dönemini kapsayan belge “stratejik planlama” mantığı içiresinde kurgulanmıştır. Yönetici özetinde de açıklıkla dile getirildiği gibi belge öğretmen yetiştirme, geliştirme ve istihdam süreçlerine ilişkin olarak “öğretmenliğe yönelik hizmet öncesi eğitim, öğretmenlik mesleğine adayların seçimi ve istihdamı, adaylık ve uyum eğitimi, kariyer geliştirme ve ödüllendirme, öğretmenlik mesleğinin statüsü ve sürekli mesleki gelişim” şeklinde altı başlığı, bu başlıklara ilişkin amaçları ve amaçları gerçekleştirmeye dönük hedef ve eylemleri içermektedir.
Konunun iyice anlaşılması açısından söz konusu amaç ve hedefleri de paylaşmakta yarar var. “Yüksek nitelikli, iyi yetişmiş ve mesleğe uygun bireylerin öğretmen olarak istihdamını sağlamak” şeklindeki 1. Amaç için a- Öğretmen yetiştirmeye yönelik programlarda eğitimleri iyileştirmek b- Lisans mezunları arasından öğretmenlik mesleğine en uygun olanları seçmek hedefleri konulmuş. 2.Amaç “Öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimini sürekli kılmak” için a- öğretmenin gelişim ihtiyacını tespit için periyodik olarak yapılacak bir performans değerlendirme sistemini hayata geçirmek b- adaylık sürecinden itibaren öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişim faaliyetlerinin niteliğini arttırmak hedeflenmiş ve 3. Amaç olan “Öğretmenlik mesleğine yönelik algıyı iyileştirmek ve mesleğin statüsünü güçlendirmek” için de a- öğretmenlik mesleğinin statüsünü güçlendirmek b- öğretmenlerin çalışma şartlarını iyileştirmek c- kurumlar ve bölgeler arası farklılıklara göre iyileştirici tedbirler almak ve d- kariyer ve ödüllendirme sistemi geliştirmek hedefleri konulmuştur. ‘Öğretmen Strateji Belgesi’nin dikkate alıp odaklanacağımız hususlar yukarıya aldığım hususlar değil.
Belgenin omurgasını oluşturuyor gibi görülen hususlar esas itibariyle doğru, makul ve kamuoyunca da yıllardır tartışılan-konuşulan başlıklar. Ancak ‘Öğretmen Strateji Belgesi’ doğru ve makul şeyleri sıralarken dikkat etmemiz gereken bunu hangi mantıksal kurgu içerisinde yaptığıdır. Bu mantığın sıhhati, anlamlılığı ve şüphesiz işlevselliği amaç ve hedeflerin güzelliğinden değil belgeye ruhunu veren felsefi-politik yaklaşımın ve amaç ve hedefler için belirlenen 35 eylem maddesinin veya stratejik planlamadaki ifadesiyle performans göstergelerinin sağlamlığından tespit edilebilir.
O nedenle ‘Öğretmen Strateji Belgesi’nde bakmamız gereken iki temel parametre var. Birincisi belgenin felsefi-politik dili, ikincisi amaç ve hedefler için işe koşuşmuş eylem maddeleri veya performans göstergeleri.
Felsefi-politik dil belgenin en büyük açmazıdır 
‘Öğretmen Strateji Belgesi’nin felsefi-politik zemini esas itibariyle eski yolun yolcusu olduğumuzu söylüyor. Türkiye’de modern eğitim kuruluş döneminden başlayarak küresel sisteme eklemlenme, onu yakalama temel motivasyon olmuştur, bu metinde de bu aynıyla korunmuştur. Küresellik, rekabet, performans, verimlilik, entegrasyon vs. gibi dönemin popüler dili metne ruhunu vermiş, yerli-milli kültür gibi bir hassasiyetin popüler dil ile pürüzsüz uyumu da zaten mevzunun bir modernleşme-batılılaşma fetişizmi-sürekliliği üzerinden alındığını teyit ediyor. Oysa 1800’lü yılların ortalarından itibaren kurumsallaştırdığımız modern eğitim tecrübemiz bize bu felsefi-politik konumlanışın çözüm getirmediğini gösteriyor. Dikkat edilirse eğitimdeki dönüşüm çabalarımız Cumhuriyet, çok partili hayata geçiş, soğuk savaş sonrası ve günümüzün post-modern koşullarında dışardaki gelişmeleri gerekçe göstererek değişmesi gerektiğini, hedefleri yakalaması için sistemi buna uyarlaması gerektiğini ifade ediyor. Ama tüm bu süreçler boyunca memnuniyetsiz kaldığımızı, amaçladığımız hedefleri gerçekleştiremediğimizi görmüyor. Eksikliğin-yanlışlığın mantıksal kurgudan-çözüm sistematiğinden ziyade teknik aksaklıklardan-maddi hatalardan kaynaklandığını varsayıyor. Mevcut belgede de aynı mantıksal konumlanış devam ettirilmiş maalesef. 
Bu nedenle öğretmen niteliğine ilişkin tespit ettiği hususlarda başarı gösterilmiş olunsa da söz konusu tespitleri gerekçelendirme ve çözümleri için oluşturulan reçete için maalesef eski işlevsiz yola revan olunmuş. Alana ilişkin doğru ve haklı tespitler keyfe keder çözümsü tekliflerle bağlantılandırılarak geçiştirilmiş. Dolayısıyla mantıksal kurgusu ve felsefik zemini küresel sistemin jargonu olan belge sık sık dillendirdiği değişim-dönüşüm-küreselleşme vurgularının neye taalluk ettiği hususlarını algılamak-anlamlandırmaktan ziyade koşar adım yol alan trene bir şekilde kapağı atmamız gerekliliğine-trenin içinde olmamız zaruretine odaklanmış. Ama daha önce sayısız kez deneyip başarısız olduğumuz bir hususta şimdi niye başarılı olacağımızın cevabı yok.
Eylem maddeleri hedefleri gerçekleştirmekten uzak 
Öğretmenin nitelik problemi eğitim gündemimizin kronik bir başlığı. Öğretmenlerin kendileri başta olmak üzere pek çok bileşenin kabul ettiği durumu ‘Öğretmen Strateji Belgesi’ de yukarıda verdiğim altı başlıkla makul bir şekilde sıralamış. Dolayısıyla hem belirlenen altı başlık hem de amaç ve hedefler üzerinde rahatlıkla uzlaşı sağlanabilecek hususlar.
Bu açıdan MEB’in en azından sorun başlığı-gerekçesi olarak bunları teyit etmiş-kayıt altına almış olması açısından önemli. Ama bu doğruların kabul ve kayıt edilmiş olması doğru bir çözüm sistematiği oluşturulduğu anlamına gelmiyor. Meselenin bir de bu işi nasıl yapacağınız, hangi araçlarla, yol ve yöntemlerle gerçekleştireceğiniz boyutu var. Bu kısım strateji belgesinin stratejik vasfını yitirdiği kısımlardan. Hatta belgenin bu kısımları “çözüm için bir şey söylenmesi gerekiyordu, söyledik” kabilinden ifadelerle doldurulmuş. Bazıları maddeler daha temel olan hususları gölgelemek, asıl söylenmesi gereken hususu perdelemek için belirtilmiş. Diğer bazıları ise başka bir bağlamda hayata geçirildiğinde anlamlı olabilecek hususlar olmakla birlikte bu ahval içinde ancak cehennemin yollarını döşeyen uygulama olacak.
Dolayısıyla öğretmenin niteliğini ele alan belge eylem maddeleri dikkate alındığında özü itibariyle öğretmenlerin suçlandığı ve dört yılda bir uygulanacak sınav ve her haliyle öğretmenlere dönük hırpalayıcı işlev gören performans sistemi üzerinden bedelini öğretmenlerin ödeyeceği bir gelecek vadediyor. Zira “öğretmenliğe yönelik hizmet öncesi eğitim, öğretmenlik mesleğine adayların seçimi ve istihdamı, adaylık ve uyum eğitimi, kariyer geliştirme ve ödüllendirme, öğretmenlik mesleğinin statüsü” başlıkları öğretmen niteliğini etkileyen faktör olarak sıralanmış olmakla birlikte dişe dokunur somut bir eylem maddesi üzerinden çözümü varsayılmamış maalesef. Öğretmen Akademisi, eğitim fakültelerinde verilen eğitimin niteliği, pedagojik formasyon eğitimlerinin iyileştirilmesi, öğretmen adaylarının seçimi, istihdam, kariyer-ödüllendirme, statü, mesleki saygınlık ile ilgili belirtilen açıkçası dişe dokunur bir eylem maddesi yok belgede. Örneğin “Öğretmenlik mesleğine yönelik algıyı iyileştirmek ve mesleğin statüsünü güçlendirmek” için önerilen eylemler. Dört başlık altında on eylemin sıralandığı belge “mevzuatın güncellenmesinden, öğretmene yönelik şiddete ilişkin hukuki ve idari düzenlemeleri içeren eylem planının hazırlanmasından, öğretmenin sorumluluklarının arttırılmasından, öğretmenlerin bireysel çalışmaları için fiziksel ortamlardan, sözleşmeli öğretmen uygulamasının devamından, yer değiştirmelere ilişkin yeni modellerin oluşturulmasından…” bahsediyor. Bu başlığın altından bütün bunlar söylenebilir elbette ancak statü ve saygınlık mevzusunda öncelikli olarak söylenmesi gereken hususlar bunlar değil.
Yaklaşık 40 yıl önceki Milli Eğitim Şurası’nda alınan ‘öğretmenin kurum içi itibarı arttırılmalıdır’, ‘mali ve özlük hakları iyileştirilmelidir’ gibi statüyü ve saygınlığı doğrudan etkileyen hususlar göz ardı edilince suya tirit maddeler ancak laf ola beri gele hükmünde kalır.
Öğretmeni hedefe koyarak nitelik problemi çözülemez
Dolayısıyla öğretmenin niteliğine ilişkin sıralanan altı başlıktan beşi böyle laf ola beri gele hükmünde olduğunda geriye elle tutulur “sürekli mesleki gelişim” başlığıyla öğretmenin mengeneye alınması kalıyor. Dört yılda bir yapılacak sınavla, performans sistemiyle vs. sorun tekrar yapılageldiği gibi teknik-lokal bir alana hapsedilecek ve sistemin temel bir bileşeni olan öğretmen suçlanarak kuşatma altına alınacak. Hırrpalanacak, angaryayla özsaygı yitimine uğratılacak, kaş yapalım derken göz çıkartılacak, küstürülecek, değersizleştirilecek.
Bu açıdan bakıldığında öğretmen niteliğini arttırmayı amaçlayan belge stratejik hüviyeti aksayan ve Alev Alatlı’nın ‘mış gibi yapmak’ tespitinde vurguladığı savruklukla maluldür. Öğretmen niteliği eğitim sistemimizin önemli bir gündemidir. Bu önemli gündem ancak önemine uygun bir ciddiyetle karşılık verildiğinde mesafe almamız mümkündür.
O nedenle;
 
Öğretmenlerin mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi
3600 Ek Göstergenin verilmesi,
MEB’de kurum içi itibarının sağlanması (zira öğretmene yönelik itibarsızlaştırma dışardan ziyade kendi kurumunca yapılmaktadır)
Eğitim Fakültelerinin ve verilen eğitimlerin yeniden yapılanması,
Kandırmacaya dönüşen mevcut hizmetiçi uygulamasının tamamen değiştirilmesi,
Çalışma ortamlarının elden geçirilmesi -fiziksel koşullardan donanıma, hijyenden yardımcı personele-
Öğretmenler odasının yanı sıra mutlaka üniversitedeki gibi öğretmene ve iki öğretmene bir oda verilmesi,
Lisansüstü çalışmaların özendirilmesi,
Öğretmenin özerkliği mutlaka sağlanmalıdır. Giderek öğretmeni mekanik bir aktarıcıya indirgeyen yaklaşımdan vazgeçilmelidir.
Okullar, müfredat, işleyiş hedef kitlesinin insani ihtiyaçlarına uygun, ona cevap verebilecek formatta düzenlenmelidir.
Nihayetinde en temelde öğretmen içinde yetiştiği toplumsal yapının, kültürün ve ilişki biçiminin bir parçasıdır. Aile içinden devlet yapılanmasına uzanan geniş bir alanın etki ettiği insan kalitesi dolayısıyla öğretmen kalitesi bu bütünlük içerisinde ele alınmalıdır. Ancak bu bütünlük gerçek anlamda gözetilmediğinde iş, hangi retorik kullanılırsa kullanılsın, sonuçta öğretmenin tahkir ve tezyif edilmesi olur. O nedenle Özgür Eğitim-Sen olarak öğretmenin nitelik mevzusunu döndürüp dolaştırıp öğretmenin sınava alınması ve kayırma-istismar gerekçesine dönüşen performans uuygulamasına tabi tutulması olarak somutlaşmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Bu durum ülkenin yarınları için hayati önemde olan öğretmenin nitelik problemine çözüm olamayacağı gibi ciddiyetle de  bağdaşmamaktadır. 
12.06.2017
Abdulbaki DEGER
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim