Bu haber kez okundu.

MEB, SENDİKA AYIRIMI YAPMAKTAN VAZGEÇMELİ

Uzun bir yaz tatillinin ardından, yeniden başlayan terör olaylarıyla birlikte okul zilleri de çaldı; bir milyona yakın öğretmen ve on yedi milyonu aşkın öğrenci ders başı yaptı.

Her atama döneminde olduğu gibi, bu yıl da yeni atanan öğretmenlerin % 70’i bu bölgelere atanarak göreve başlayacak. Özellikle terör korkusu olmak üzere atandığı yerin şartlarına göre eğitim almayan öğretmenlerimiz, görevlerine başlar başlamaz o bölgeden ayrılmanın yollarını arayacak, her an ayrılacakmış gibi gün sayarak bu psikoloji ile görev yapacaklar. Bölgede kaldıkları sürede, istense de beklenen fayda olmayacak; bu kısır döngü sürecektir.

Diğer okullarımızda ziller çalacak, dersler düzenli işlenecek ama terör bölgelerinde belki de ziller çalamayacak, belki de ders işlenmeyecek. 1990’lı yıllardaki gibi karanlık günlere doğru adım adım gidilirken; eğitim sistemimiz sorunlar yumağı haline gelmiş, okul müdür ve müdür yardımcıları görevden alınmış, Danıştay kararları uygulanmaz olmuş, Ankara’nın merkezinde dahi neredeyse tüm okullarda yarı yarıya varan sayılarda ücretli öğretmen görevlendirilmiş, Fatih Projesi ile ilgili birçok dava açılmış ve proje askıya alınmış, okulların eğitim için gerekli ihtiyaçları istenilen ölçüde karşılanmadığı için, imkânsızlıklardan dolayı okul idareci ve öğretmenleri velilere ezdirilmiş ve her şeyden önemlisi bunların hiçbiri olmuyormuş da her şey yolundaymış gibi nutuklar atılmaya devam edilmiştir. 

Devlet çözüm sürecinin başında olduğu gibi yeniden güvenli bir huzur ortamı oluşturarak teröre giden bütün yolları kurutmalıdır. Ama maalesef doğu ve güneydoğudaki kamu çalışanlarının artık can güvenliği dahi yokken böyle bir durumda ne eğitim ne de diğer kamu hizmetlerinin sağlıklı yapılabilmesinden söz edilemez. Ne hazindir ki gidişat böyle devam ederse eski karanlık günler bölgeyi esir alacak, belki de yeniden okullar yakılacak, öğretmen bölgeden ayrılacak, okul çağındaki öğrenciler için dağ yolundan başka yol kalmayacaktır. Kin ve nefret yeniden pompalanacak ateş ülkeyi saracak ve biz bu filmi yeniden izlemek zorunda kalacağız. Bölgedeki kamu çalışanları ile ilgili, özellikle de il ve ilçe merkezlerinden çok uzakta görev yapmakta olan öğretmenlerimiz için, gerekli tedbirler alınmalı. Gerekirse bu öğretmenler mağdur edilmeden idari izinli sayılmalı ya da eğitim ve öğretimi sağlıklı bir şekilde yapacakları ortama kavuşturulmalıdır. Aksi taktirde beş yılını dolduran kamu personeli imkanları ölçüsünde bir yıllık aylıksız iznini kullanma yoluna gitmekle kalmayacak, sahte evliliklerle, sahte sağlık raporlarıyla ve sahte özür durumlarıyla o bölgeden uzaklaşma yoluna gidecekler ve olmadı onca eğitim ve emeklerini bir kenara bırakıp istifa ederek bölgeden uzaklaşmaya çalışacaklardır.

Terör faaliyetleri sonunda sadece eğitim–öğretim faaliyetleri sekteye uğramakla kalmayacaktır. Terör ateşi top yekûn söndürülmezse bu günlerde olduğu gibi baba ocaklarına ateş düşecek, gencecik vatan evlatları şehit düşmeye devam edecek, milyar dolarları bulan terör maliyeti yüzünden üniversite mezunlarımız iş bulamayacak belki de başka toplumsal sorunların kaynağı olacaktır.

Terör; öğretmeni, okulu ve öğrenciyi hedef alarak hiçbir insani veya ahlaki değeri taşımadığını göstermektedir. Herkes aklını başına almalı. Öğretmeni ve öğrenciyi rahatsız edecek, hayatlarına kast edecek durumlar hiç kimseye fayda getirmeyecek, insanlığın vicdanına mahkûm olacaktır.

MEB öncelikle sözde değil, uygulamada öğretmenine sahip çıkmalı. Öğretmenler arasında sendika üyeliği ayrımı yaparak çalışma barışını bozmaktan, öğretmenleri kutuplaştırmaktan vazgeçmeli, öğretmenine maddi ve manevi olarak hakkını vermelidir. Terör bölgesinde önce güvenlikle ilgili talepleri dile getirmeli, sonra da öğretmeni bölgede tutacak gerekli düzenlemeleri ivedilikle yapmalıdır.

Neslimiz adına kaybedecek zamanımız yok. Eğitim, herkesin birinci gündemi olmalı. Sadece MEB değil, devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla, hatta özel sektörün de içinde yer alacağı bir eğitim sistemi üzerinde tartışmalıyız. Devlet teşviki daha da yaygınlaştırmalı, hatta bir öğrencinin devlete maliyeti ne ise o kadar teşvik verilmeli. Özel okulların tüm okullar içindeki oranı en az % 50’ye çıkarılmalı.

Zorunlu eğitimin zorunlu sonucu olarak eğitim kalitesi çok düşmüştür. Kaliteyi artırıcı tedbirler alınmalıdır. Müfredatımız yeniden gözden geçirilerek çağdaşlarıyla yarışacak, maneviyatımızla çakışmayacak, bölgelere göre esneklik gösterecek bir hayat boyu öğrenmenin yolu olacak şekilde düzenlenmelidir. İletişim ve bilgi çağının tüm gereklerini eğitimimize ve okullarımıza aktarmalıyız.

Eğitime hak ettiği değer ve önem verilmezse başta terör olmak üzere tüm sorunlarımız kartopu gibi büyüyecektir. Tersi durumda huzur dolu bir ülke ve mutlu bireyler hep hayallerimizi süsleyecek, gelişmiş ülkeleri hayret ve hayranlıkla izlemeye devam edeceğiz.

                                                                              Zafer TARMAN

                                                                             CİHAN-SEN

                                                    Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

 

 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber