Bu haber kez okundu.

Eğitim Çalışanlarının En Büyük Sorunu “Mesleki İtibar Erozyonu”

 

 

Anket sonuçlarına göre Mesleki itibar erozyonu 2628 oy ile %85, Gelir azlığı 464 oy ile %15 oranında sorun olarak görülmüştür.

 

Aktif Eğitimciler Sendikası olarak “mesleki itibar erozyonu” ile ilgili görüş ve önerilerimizi paylaşacak olursak şunları söyleyebiliriz.

 

İnsan onurunun gerektirdiği üst düzey hak ve özgürlükleri ile devlet-millet kaynaşmasının ve sosyal adaletin sağlanması, toplumsal barışın tesis ve temadisi gibi üst düzey hedeflere ulaşabilmek ancak ve sadece kusursuz organize edilmiş eğitim-öğretim faaliyetleriyle mümkün olacaktır. Bu nedenle; Eğitimin milli bir mes’ele olarak ele alınması ve siyaset üstü değerlendirilmesi, milletin menfaatlerinin bireylerin menfaatlerinden önce geldiği, kendi haklarımızı isterken başkalarının haklarına saygı duymanın bir erdem olduğu, bireylerin, toplumun ve devletin tüm iş ve işlemlerinde adalet kavramı öncelikli davranması gerektiği vb. hususlar genelde akl-ı selim sahibi her insanın özelde de tüm eğitimcilerin kabul edeceği evrensel doğrulardır.

 

Ülkenin ve eğitimin sorunlarının kısır çekişmelerle çözülmesinin mümkün olmadığına tarihimiz en büyük şahittir. Öyleyse çözüm makamında bulunanlar ile çözüm isteyenler, her eleştirilerini makul çözüm önerileri ile taçlandırmalı, devletimizin ve milletimizin faydasına yürütülen her çalışmada tüm kişi ve kurumlarla iş birliğine açık olmalı, eğitimin kurgulanması, icrası ve yönetiminde siyasi, sendikal, etnik, ideolojik vb. her türlü vesayet ve referansları devre dışı bırakarak “liyakat”, “performans” vb. ölçülebilir ve objektif kriterleri dikkate almalı,  eğitimin sorunlarının dileyen tüm paydaşların katılabileceği bilimsel ve önyargısız platformlarda yürütülecek çalışmalarla çözülmesi için birlikte çalışmaya açık olmalıdır.

 

Günümüzde eğitimin ve eğitim çalışanının en büyük problemi olan; eğitimin ve öğretmenin insanlar üzerindeki müspet tesirini kıran “mesleki itibar sorunu” hakkında kamuoyunun ve yetkililerin dikkatini çekmek, ve bu büyük problemin çözümüne katkılar sunmak eğitim çalışanları başta olmak üzere insanlığın huzur ve saadetinin ancak ve sadece eğitimle sağlanacağına inanan tüm kişi ve kurumların ortak sorumluluğudur.

 

 

 

DEVLETLER VE YÖNETİMLER EĞİTİMİ VE ÖĞRETMENİ DESTEKLEDİKLERİ SÜRECE GÜÇLÜ OLMUŞLARDIR

 

Geçmişten günümüze devlet adamlarımız ilim erbabının sözünü dinlediği müddetçe, milletimiz en parlak devirlerini yaşamış ve alimlerin devlet adamlarının sözünden çıkmadığı dönemlerde de toplum bozulmuş, her alanda felaketler baş göstermiştir.

 

Öğretmenler siyasetin, idarenin, kısacası toplumun sigortasıdır. Doğruyu her zaman alkışlar ve desteklerler, yanlışı da daima eleştirirler. Bilirler ki “Tenkit herkes için hak, âlimler için ise bir vazifedir.”(N.Topçu)

 

ÖĞRETMENİN İTİBARSIZLAŞMASINA SEBEP OLANLAR ASLINDA BİNDİKLERİ DALI KESİYORLAR

 

O halde; “bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını” bilen bizler, “Bir harf karşılığında 40 yıl köle olmayı göze alırken” millet ve toplum olarak bu hale nasıl geldik?

 

“İtibar erozyonu” yavaş yavaş ve hissettirmeden çaldı kapılarımızı.

 

Önce dışarıdaki büyükler “yabancı” oldu ve sözlerinin dinlenmesi tehlikeli sayıldı.

 

Ardından yolsuzluklar ve usulsüzlüklerle “devletin malı deniz” haline getirildi ve “ulaşabilen herkesin kullanması mübah sayıldı”. Ancak bu durum vatandaşın gözünden kaçmadı ve “devlet itibar kaybetti.”

 

Değerlerin yıpranması karşısında duyarsız kalan anne-babalar itibar kaybetti ve naz-isyan karışımı tavırlara pirim verdiklerinden sözlerini dinletmez oldular evlatlarına…

 

Sonunda sıra öğretmene geldi. “Toplumları istediği renge boyama gücüne sahip” öğretmen güç kaybetti, itibarsızlaştı ve maaş karşılığı 45′er dakikalık sınırlar içinde ders veren “herhangi bir iş erbabı” gibi göründü devletin ve vatandaşın gözüne…

 

Değer kaybolunca öğrencisi tarafından öldürülen, okulu basan velinin şiddetine maruz kalan, eşkıya tarafından dağa kaldırılan öğretmen haberleri duymaya başladık medyamızda…

 

Ve doğal sonuç: akademik başarısızlık, eğitsel başarısızlık, yönetsel başarısızlık…

 

ÇÖZÜM İÇİN NELER YAPILMALI?

 

Eğitimde mesleki itibarın korunması ve arttırılması için eğitimin tüm paydaşlarına sorumluluklar düşmekte, eğitimin en yetkili tarafı olarak Milli Eğitim Bakanlığının, eğitimi ve eğitimin sorunlarını eğitimin paydaşları ve millete rağmen “ben yaptım oldu” mantığıyla çözmeye çalışmak yerine “toplumsal mutabakatla” çözme iradesini ortaya koyması,  öğretmen yetiştirme sistemi, istihdam politikaları ve hizmetiçi eğitim stratejilerini gözden geçirmesi gerekmektedir.

 

Bu bağlamda;

 

Öğretmen yetiştirme ve atama sistemimiz mesleki itibarı destekler mahiyette yeniden düzenlenmelidir. Zira mevcut sistemimizde YÖK-MEB arasında öğretmen yetiştirme konusunda köklü mutabakatların olmayışı nedeniyle; liselerin çıktıları ile eğitim fakültelerinin girdileri, eğitim fakültelerinin çıktıları ile MEB personel girdileri standartlaştırılamamış, arz-talep dengesi oluşturulamamış, pek çok genç meslektaşımız ihtiyaç fazlası öğretmen, atanamayan öğretmen konumuna düşürülerek bu plan hatasının mağduru olmuş ve atanamayan öğretmenler sorunu toplumsal bir yara haline gelmiştir.

 

Göreve yeni başlayan öğretmenlere yönelik isabetli stratejiler geliştirilememiş veya geliştirildiği düşünülen stratejilerin taşraya iyi ifade edilememiş olması nedeniyle; atanan öğretmenlerin çevreye ve mesleğe uyum programları verimsiz kalmış, öğretmen adaylarının adaylık eğitimleri süre ve içerik açısından yetersiz kalmış, konuları ve uygulama açısından eğitimin gerçeklerinden kopuk ve verimsiz hale gelmiş, aday öğretmenlere kıdemli öğretmen muamelesi yapılarak kendilerinden, tecrübelerinin ve güçlerinin üstünde hizmet beklenmiş, genç öğretmenlerin ilk atamaları tecrübeye en çok ihtiyaç duyulan mahrumiyet bölgelerine yapılarak genç meslektaşlarımızın idealleri imkansızlıklara kurban edilmiştir.

 

MEB Hizmetiçi eğitim faaliyetleri eğitimin ve eğitimcinin ihtiyaçlarına uygun verimlilikte düzenlenememiş, bu konuda hep ifrat-tefrit gel-gitleri yaşanmıştır.

 

Öğretmenlerin il içi-iller arası atamaları, özür durumu atamaları özellikle son dönemde hep kriz haline gelmiş ve sürekli hakkını aramak zorunda kalan eğitim çalışanı kamuoyunu meşgul eden bir problemin istemediği halde tarafı olmuş ve bu durum kamuoyunda öğretmen imajını olumsuz olarak etkilemiştir.

 

Milli Eğitim Bakanlığı atacağı birkaç küçük adımla eğitimde mesleki itibar probleminin çözümüne stratejik katkılar sunabilir.

 

Bunun için;

 

Eğitimde bölgeler arası fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

 

Okullara temizlik, güvenlik, kırtasiye vb. temel ihtiyaçlarını karşılamaları için ödenek gönderilmeli, yönetici ve öğretmenlerin okulun temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için öğrenciden, veliden, servisçi, kantinci gibi çevre esnafından okul adına maddi katkı beklemek zorunda kalmasına mani olunmalıdır.

 

Mesleklerin kazançları kadar saygı ve itibar gördükleri günümüzde öğretmenlerin özlük hakları, sayılarının çokluğuna bağlı olarak değil üstlendikleri vazifenin önemine, sorumluluklarının ağırlığına bağlı olarak iyileştirilmelidir. Öğretmen ikinci bir iş yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

 

Denetimde verimliliğin arttırılması, yönetim ve denetim birimleri arasında koordinasyonun sağlanması için, çok başlı denetim birimleri tek çatı altında birleştirilmeli, denetleyenin de denetlenenin de mutlu olacağı makul düzenlemeler yapılmalıdır.

 

Atama ve yer değiştirmelerde boş kadroların kadrolu öğretmenlerle doldurulması sağlanmalı, özür durumu atamalarında gerçek özür sahibi personel mağdur edilmemeli, eğitim bakanlığında öğrenim özrünün özür olmaktan çıkartılması garabetine son verilmelidir.

 

Eğitimin hayati önemi haiz, onlarca problemi acil çözümler beklerken, icat edilen suni problemlerle (fişleme skandalı, tasfiye veya kıyım olarak ifade edilen görevden almalar, dershanelerin kapatılması vb)  tükenmeye yüz tutmuş enerjiyi heba etmek ve milletin dikkatini tali sorunlara kaydırarak asıl problemleri görmezden gelmek ve eğitimdeki başarısızlıkları başkalarına yıkarak sorumluluktan kaçmak – ki kazanılan savaşta başarı ordunundur, kaybedilen savaşta sorumluluk komutanındır- ülkenin yarınlarına yapılacak en büyük kötülüktür. Zira hepimiz yaptıklarımız kadar yapmadıklarımızdan da sorumluyuz.

 

SON SÖZ

 

 Kim hangi gözle bakarsa baksın eğitim sistemimizin temel taşları eğitimin diğer çalışanlarıyla birlikte (paha biçilmez cevherleri) öğretmenlerdir. Hangi teknolojik gelişme olursa olsun, hangi yeni eğitim sistemi uygulanırsa uygulansın öğretmenin yerini tutacak ikinci bir kişi, sistem ya da nesne yoktur. Geçmişten günümüze, toplumlarda öğretmenler yeri başka kişi ve kavramlarla doldurulamayacak insanlardır. Peygamberlerin insanlığın öğretmenleri olduklarını ve ilk insanın bir peygamber olduğunu düşünürsek toplumların öğretmene olan ihtiyacını ve öğretmenin toplum için ifade ettiği kamil manayı daha iyi fark etmiş oluruz.

 

“Sizce eğitim çalışanlarının en büyük sorunu nedir?” Sorusunu sorduğumuz 3.092 meslektaşımızdan 2.628 kişinin (%85) “Eğitim çalışanının en büyük sorunu mesleki itibar sorunudur.”  cevabını vermesi problemin boyutları ve oluşturduğu yıkım hakkında eğitim çalışanlarının olaylara bakışını göstermektedir.

 

Bu nedenle; dünyamızın imarı, insanlığın ihyası ve yarınların inşası için ilgililerin ilgisizliğine, yetkililerin etkisizliğine, dostlarının vefasızlığına rağmen hak ettiği ve beklediği sosyal, kültürel, mesleki, ekonomik vb en temel haklarını sağlamayarak görevini ihmal edenlere inat görevlerini hakkıyla yapmaya çalışan, okullarını evi, öğrencilerini kendi çocukları olarak gören eğitimcilerimiz için öğrenci, veli, öğretmen, yönetici, bürokrat, siyasetçi, iş adamı, gazeteci kısacası millet olarak hep birlikte “İTİBAR AÇILIMI” yapmak zorundayız. Zira oluşturulacak itibar kalesi anne-babaların, devlet adamlarının, büyüklerin-küçüklerin, askerin-polisin, hemşirenin-doktorun kısacası milletimizin tüm fertlerinin sığınağı olacaktır.

 

Öğretmen toplumun tüm unsurlarını özünde barındıran bir gemidir. Öğretmenin mesleki itibarını yok ederek bu gemiyi batırırsak toplum olarak, devlet olarak, millet olarak, insanlık olarak hep birlikte batacağımızı bilmeli ve bu geminin batmaması için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeliyiz.

 

AKTİF EĞİTİMCİLER SENDİKASI

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber