Bu haber kez okundu.

DES: Okul Yakan PKK, Öğretmenlerimizi Tehdit Ediyor!

Diyarbakır başta olmak üzere Güneydoğuda sadece son bir ay içerisinde yaklaşık 23 okulu yakan terör örgütü yandaşlarına hiçbir şekilde müsamaha gösterilmemesi gerektiğini söyleyen Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, "Böyle hak aranmaz. 'Ana dilde eğitim istiyoruz' bahanesiyle okul yakan, öğrencilerin ve öğretmenlerin hayatına kasteden, okullarımızı mühürleyerek öğretmenlerimizi okula gelmemekle tehdit eden bu tür saldırıları kınıyoruz" dedi.





PKK BARIŞ VE KARDEŞLİK SÜRECİNİ BALTALIYOR!



Anadilde eğitim talebini insani ve demokratik bir hak olarak gördüğünü söyleyen DES Genel Başkanı Gürkan Avcı; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'a bu sorunu çözmek için bir araya gelme çağrısında bulunarak, şunları söyledi;



 Eğitim sisteminin demokratikleştirilmesi bağlamında yerel dillerde eğitim ve öğretim adına atılan onca adıma rağmen PKK bu süreci provoke etmek istemektedir. Körpecik öğrencilerimizi ve masum öğretmenlerimizi taciz etmek ve okullarımızı yakmaya çalışmak düpedüz terördür ve haddini bilmemektir.



 Bu tür saldırılar Kürt kökenli vatandaşlarımızın en temel hakkı olan eğitim hakkına karşı bir tecavüzdür. Okullarımıza, öğrenci ve öğretmenlerimize karşı yapılan bu mütecaviz saldırılara karşı başta hükümet yetkilileri olmak üzere ilgili vali ve belediye başkanlarımızı uyarıyor, dikkat ve önlem almaya davet ediyorum. Öğretmenlerimiz apaçık bir şekilde tehdit edilmektedir.



 ÖĞRETMENLERİMİZ TEHDİT EDİLİYOR!



Çocuk ve gençlerimizin geleceklerini çalan, öğretmenlerimizi kaçıran terör örgütü, vatandaşlarımızın ancak nefretini artırmaktadır. Doğu ve Güneydoğudaki halkımız, öğretmen ve öğrencilerimizi tehdit, şantaj ve saldırılarla yıldırmak isteyen PKK'ya asla prim vermeyecektir. PKK, çocukları eğitimsiz bırakıp dağa çıkarmak istiyorsa bilsin ki yanlış yoldadır. Okul yakarak, çocuklara gençlere zarar vererek, masum öğretmenleri kaçırarak hiçbir hak elde edilemez.



KÜRTÇE, ÇERKEZCE, LAZCA, ZAZACA VE GÜRCÜCE'DE BİZİM DİLİMİZDİR!



Milletimizin asli unsurlarından olan Kürt kardeşlerimizin dili, milli varlığımızın bir parçası olarak görmeli ve sahiplenilmelidir. Kürtçe de, Çerkezce de, Lazca da, Zazaca da diğer yerel diller de bizim dilimizdir. Kürtçenin korunması ve geliştirilmesi milletimizin her ferdinin gereklerinden olup milli bütünleşmemizin zaruretlerinden görülmelidir. Son yüzyıldır siyasetçiler bu konuda hatalar yapmış ve Kürt kardeşlerimizin en insani hak ve hukukları ihmal edilmiştir. Şimdi yapılması gereken zorunlu eğitim dili olan Türkçenin yanında ikinci bir zorunlu ya da seçmeli yerel eğitim dilinin müfredata konulmasıdır.



ÇÖZÜM ÇİFTDİLLİ EĞİTİMDE!



Yani Osmanlı döneminde olduğu gibi çiftdilli eğitim modelinin çağdaş bir uyarlamasının yapılmasıdır. Bunu ayrılıkçı terör gruplarının baskılarından bağımsız, her nevi istismar aracı olarak kullanıp kullanmamasından etkilenmeden, tamamen insani bir düzlemde, vefa ve telafi duygusuyla yapmamız gerekir. Türk milleti olarak tüm yerel dillere bu saikle yaklaşmamız bizim boynumuzun borcudur. 



Türkçenin tek başına zorunlu eğitim dili olarak dayatılmasına devam edilmesi kadim kardeşlerimiz olan Kürtlere karşı saygısızlık olacağı gibi ayrılıkçı birtakım mihrakların savunduğu gibi doğu bölgelerimizde yalnızca Kürtçenin zorunlu eğitim dili olarak dayatılması da Kürtlere yapılacak en büyük kötülük ve ihanet olacaktır. En temel ve en masum insan hakkı olan anadilde eğitim ve öğretim hakkının ideolojik ve siyasî inatlaşmalara malzeme olmaya devam etmesi durumunda Türkiye önündeki büyük hedef ve iddaları sürüncemeye bırakmış, ayrışmayı derinleştirmiş ve sorunların içinden çıkılmaz bir hale sürüklenmiş olur. 



DİL, MEZHEP E KÜLTÜR FARKLILIKLARININ İSTİSMARINI ÖNLEMEK İÇİN!



Ayrılıkçı terörist hareketlerin dil ve kültürle ilgili iyileştirme çabalarını engelleyici provokasyonlarına karşı çiftdilli eğitim modelinin uygulama sürecinin iyi idare edilmesi ve bu hususta atılacak adımların toplumu bütünleşmeye götüreceği ve zıt kutupların ellerindeki istismar kozlarının işlevsiz hale getirileceği çok iyi anlaşılmalı ve anlatılmalıdır. Dil farklılıklarının tek başına millî birliğimizi tehdit eden bir husus olarak karşımıza çıkmadığını bin yıllık tarihimiz bize haykırmaktadır.



Türkiye dil, ırk, mezhep ve kültür farklılıklarının politik sembol olarak istismarını önlemenin çarelerini büyük hafızasına başvurarak mahcubiyetle hatırlamaya ve geç kalınmış duygusuyla biran önce uygulamaya mecburdur. Yeni, büyük, güçlü, çağdaş ve demokratik Türkiye farklılıklarını millet kimliğine bağlamak ve ülkenin kopmaz bir parçası hâline getirmek için demokrat, özgürlükçü, adaletçi ve eşitlikçi politikalar geliştirmeye mahkûmdur. Türkiye'nin tüm sosyal, siyasal, ekonomik ve sivil örgütlenmelerinin politik ve ideolojik önyargılarından kurtulması elzem haline gelmiştir. Büyük milletimizin asli unsurları sayılan bütün kesim ve toplulukların, Kürt ve Alevi kardeşlerimiz başta olmak üzere dil, kültür ve inanç temelli tüm haklarının ve demokratik taleplerinin savunucusu ve taraftarı olmak ülkesini ve milletini seven her vatandaşın başta bizim birincil vazifemizdir.



Bu itibarla herkesin anadilini serbestçe konuşma, öğrenme ve öğretmenin önündeki bütün hukuki ve idari engeller kaldırılarak etnik, kültürel değer ve zenginliklerin insani hak ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesine, kardeşliğimizi güçlendirecek şekilde yaşatılmasında atılacak önemli adımlar bulunmaktadır. Her türlü vehim ve vesveseli önyargılarımızı terk ederek, geçmişte uyguladığımız bugün ise kimi demokratik ülkelerde uygulanmaya devam edilen çiftdilli eğitim modelinin sosyal, siyasî, ekonomik ve hukukî düzenlemelerinin bilimsel, pedagojik ve demokratik bir vizyonla tartışılarak belirlenmesi ve uygulanması gereklidir.



ÇOCUKLARIMIZIN PEDAGOJİK GELİŞİMİ İÇİN ÇİFTDİLLİ EĞİTİM MODELİNE GEÇİLMELİ

Türkçenin yanı sıra etkin ve doğru yapılandırılmış anadil eğitimi de verilebilmelidir. Anadilde eğitim alamayan çocukların bilişsel eksiklik ve akademik başarısızlık yaşaması son derece olasıdır. Bu nedenle Türkçe yanı sıra anadilinde de eğitim alan çocukların bilişsel, sosyal ve psikolojik gelişimleri yadsınamayacak düzeyde artacak, öğrencinin öz saygısı da güçlenecektir. Kendi anadilini öğrenen öğrenci Türkçeyi daha iyi kavrayıp kullanabilecek, başarı sağlayabilecek, akademik öğrenmeyi gerçekleştirebilecek yeteneğe sahip olabilecektir. Böylece çocuklarımız kendi toplumsal miraslarına, dillerine ve kültürlerine duydukları saygıyı ve sevgiyi sağlıklı bir şekilde sürdürebilecek, kendilerini ülkemizin gelişimine katkıda bulunmaya daha hazır hissedeceklerdir.



ÇİFTDİLLİ EĞİTİM BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜN TEMİNATI OLACAKTIR

Çiftdilli eğitim modeli ülkemizin birlik ve bütünlüğünün teminatlarından birisi olacaktır. Toplumsal farklılıkları hikmeti bir zenginlik olarak gören, her vatandaşına âdil ve eşit davranan, demokratik gelişimini sağlamış bir Türkiye, dünyanın güç, refah ve barış merkezi hâline gelecektir. Çiftdilli eğitim modelinin Kürt nüfusun yaşadığı bölgelerdeki vatandaşlarımızı kucaklayacak olması yanı sıra toplusal kaynaşmayı artıracağına ve bunlara istinaden ırkçı ve ayrılıkçı fitnelerin önünü keseceğine inanıyorum.



Çiftdilli eğitim, demokrasi, barış ve kardeşliğin bu topraklarda eskiden olduğu gibi kök salmaya başlamasını sağlar ve buna paralel olarak feodal aşiret düzeninin, her türlü hurafe ve istibdadın, şeyhlik ve ağalık gibi kurumları çözecek bir süreci başlatır. Doğu ve Güneydoğu bölgemizdeki terör kamplarının, sırf terörle mücadele için kurulan karakolların, üs ve garnizonların yerine okullar, üniversiteler, sanayi ve eğitim tesisleri, kültür merkezleri kurulur. 



TÜRKİYE BÖLGESİNİN VE DÜNYANIN EĞİTİM MERKEZİ OLUR

Çiftdilli eğitim modeli, etnik ve dini farklılıkları çatışma değil, diyalog ve uyum vesilesi ila birer zenginlik olarak görme kültürünü perçinler ve istisnasız herkesin hakkına hassasiyetle riayet eden adil bir yönetim üslûbunu Türkiye'de hâkim kılar ve çatışmalara elverişli zeminleri rehabilite eder. 



 Çiftdilli eğitim modeli vasıtasıyla Türkiye, Irak, İran ve Suriye'deki Kürt kardeşleri içinde bir ilham ve eğitim üssü olabileceği gibi Ürdün, Suudi Arabistan ve bütün Ortadoğu'ya; Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Fas şeridine; Pakistan ve Afganistan'a; Orta Asya ve Kafkaslardaki soydaşlarına kadar bütün bu koridorlara kadar açılım yaparak, bu ülkeleri de kucaklaması mümkün hale gelebilecektir.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber