Bu haber kez okundu.

Üniversiteliye GSS şoku!

En çok okuyan ulusların, dünyanın en gelişmiş ülkelerinde yaşadığı bilinmektedir. Abd, Almanya, İngiltere, Fransa..vb. ülkelerde üretilen kitap sayısının ortalama 50 milyon; ülkemizde üretilen kitapların toplam sayısının ise ancak 5 milyon civarında olduğu ve bunun önemli bir bölümünün vitrinlerde veya depolarda bulunduğu bilinen gerçektir. Bu rakamlar ekonomik alanda, milletlerin refah düzeyleriyle paralellik taşıdığı görülmektedir.

Avrupa ülkelerinde en az 10 – 15 milyon civarında gazete tirajları ülkemizde yıllardır yapılan reklam ve dağıtılan promosyonlara karşın 3 milyon civarında donmuş bulunmaktadır. Bir gazetenin 5 kişi tarafından okunduğunun kabul edilmesi durumunda bile nüfusun çok büyük bir bölümünün gazete ile yüz yüze gelemediği ortaya çıkmaktadır.

İnsanlar niçin okumak isterler? Bilgili olmak için mi yoksa değişmek için mi? Başarılı insanların hedefi her ikisi de olmuştur. Okumanın en güzel yanı parlak ilhamlar vererek hayatınızda ani değişimler yapma gücüne erişmenizi sağlamaktır.

* Maksim Gorki fırından çırak olarak çalıştığı yıllarda Tolstoy’un bir hikayesi ona ilham vermiştir.

* Telefonu icat eden Alexander Graham Bell, alman yazar Helmholtz’un “ses” hakkında yazdığı bir eserden esinlenmiştir. (1876)

* Ünlü romancı Jack London sokakta bulduğu bir kitap sayesinde yazar olmuştur.

* Walt Disney, ünlü insanların hayat öykülerini okuyarak ilham almış ve hayatı değişmiştir.

* Elektiriğin dehası faraday, okuduğu kitaplardan esinlenerek elektriği bulup geliştirmeyi başarmıştır.

Charler Dikens ünlü insanların yaşamlarına meraklı olduğu için onların hayatlarını okumuş ve kendi kitaplarında da bunlardan esinlenmiştir.

* Uçak icat eden Wright Kardeşler bu fikri bir kitaptan ilham alarak ortaya çıkarmışlardır.(1923)



* Ampülü bulan Edison kitap okumak için gecesini gündüzüne katmıştır.

* Alexander Dumas yıl boyunca günde 16 saat okuyup hayatını değiştirmiştir ve yüzlerce insan şöhretini ve yeteneğini meraklı olduğu kitapları okuyarak sağladığı beceriler sayesinde hayatlarını değiştirmişlerdir.

* Henry Ford otomobil yapma fikrini bir Fransız yazarın makalesinden almıştır. O makale bir ziraat dergisinde olduğu bilinmekte.

* Şimendifer frenlerinin mucidi George Westinghouse, bu icadını Thı Livingage adlı bir İngiliz dergisine borçludur.

* Okumaya ayrılan zaman daima kendini öder.

OKUMANIN YARATTIĞI SÜPER GÜÇ

Japonya’nın durgun kapalı bir devlet iken oldukça dinamik, uluslar arası bir süper güce dönüşmesi okuma mucizesine kanıt teşkil eder.

Avrupa gibi Japonya’da feodal bir gelenekten gelmiştir. Avrupa’nın krallıkları, Japonya’nın imparatorlukları vardı. Avrupa’nın baronları, Japonya’nın soyluları vardı. Avrupa’nın şovelyeleri, Japonya’nın samuray savaşçıları vardı. 1600’lerin başında Japonya, kendini bütün yabancı etkilerden uzak tutarak, kültürünü korumaya karar verdi. Silahlar dahil bütün batı icatları yasaklandı. Hrıstiyan misyonerler dahil bütün yabancılar dışarı atıldı. Birçok okuryazar ve zengin soylu milyonlarca cahil ve fakir köylüyü demir yumrukla yönetti.

Ve 250 yıl boyunca bu sistem, değişmeden devam etti. Japonya zaman içinde donmuştu.

1850’de dört buharlı gemiden oluşan yabancı gemiler Tokyo körfezi’ne girdi ve kapalı, durgun yapılı Japonya’nın dış dünya ile ticarete açılmasını talep etti. Şoka uğrayan Japonlar bu gemiler gibisini önceden görmemişler ve buharlı gemilere “yüzen yanardağ” adını vermişlerdi. Amerikan deniz kuvvetlerinin teknik üstünlüğünün gözler önüne serilmesiyle şok geçiren soylu Japonlar, Japonya’nın 20. Y.Y. dahil olmadığı taktirde geri kalacağını kabul etmelerini sağladılar. O gemiler ile gelen Abd’lilerin siyasetinden kısa süre sonra, Japonya limanlarını açtı ve ülkesini geliştirerek modernleşmeye ve feodal soyluların ayrıcalıklarını kaldırmaya başladı.

1800’lerin sonuna doğru Japonya yazılı bir anayasayı kabul etti ve toplum için eğitimi zorunlu hale getirdi. 1905’e doğru Japon çocuklarının %75’i devlet okullarına devam etmekteydi, aradan bir kuşak geçer geçmez Japonya’nın okur yazarlık oranı dünyanın en yüksek rakamlarından birine ulaşmıştı. Japonları kapalı kültürlerinin kapısını açmaya zorlamasından sadece 60 yıl sonra, 1915’te Japonya batılı devletler tarafından dünyanın önde gelen güçlerinden biri olarak kabul etmişti.

Eğer Japonya milyonlarca köylü çocuğuna okuma öğretmek için ulusal bir gayret sarf etmemiş olsaydı, 60 yıl içinde kendini kapalı bir kültürden, modern, uluslar arası süper bir güce dönüştürebilir miydi? Japonya ileri görüşlülüğüyle modern bir çizgiye ulaştı.

Japonya tarihini okumamızın faydası nedir? Bir ülke okuma ile, kendini 60 yıl içinde şekillendiriyorsa, okuyarak zenginleşiyorsa siz birey olarak da niye bunu başaramayasınız. Japonya’nın temeli değişme bilgeliği ve disiplinine sahip olmasıydı. Zamanımızı televizyon seyrederek, radyo dinleyerek geçirebilir veya okuyarak tüm zihinsel potansiyelimizi harekete geçirerek harcayabilir bilgi ve fırsatlarla değişen dünyadan yararlanabilirsin seçim tamamen sana ait.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
üniversiteliye gss şoku

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber