Bu haber kez okundu.

"Savaştan kaçmış bir millete bu kadar şerefli bir vatanın vatandaşlığını vermek çok da doğru bir şey değil."
Rengin Arslan
Kaynak:BBC Türkçe, İstanbul

 Bugüne kadar pek çok tartışmalı konuda tabanını aynı görüş etrafında birleştirmeyi başaran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, belki de ilk kez bir konuda AKP tabanının tamamını ikna edememiş görünüyor.
Konu, 5 yıl önce başlayan savaştan kaçıp Türkiye'ye sığınan Suriyelilere vatandaşlık verilmesi.
İstanbul'da Suriyelilerin ve pek çok milletten mültecinin yaşadığı Zeytinburnu ve AKP'nin kalelerinden sayılan Üsküdar'da farklı görüşler dile getirilse de, iki şeyi gözlemlemek mümkün.
Birincisi, karşılaştığım herkes bu konuda görüşünü belirtmek konusunda istekli. İkincisi ise pek çoğu ilk kez Erdoğan'dan ve AKP'nin bir vaadinden hoşnutsuzluğunu bu kadar net ve yüksek sesle dile getiriyor.
Kimi yıllardır, kimi genç yaşı nedeniyle ancak bir-iki seçimdir oy kullanan AKP seçmeninin, Suriyelilere vatandaşlık verilmesi ile ilgili argümanları ise benzer.
'TOKİ'leri bize versinler'
En çok yankı getiren ise Erdoğan'ın TOKİ açıklaması. Erdoğan önceki gün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin 10-15 kişilik gruplar halinde aynı yerde ve kötü koşullarda yaşadığını söylemiş ve şöyle demişti:
"Kamplar, evler, buralardaki insanlar bir gözden geçirilsin ve bu gelmiş olan Suriyelileri ülkemizin belli yerlerine yerleştirelim. Hatta gerekirse, TOKİ'nin elinde boş konutlar var."
Zeytinburnu'nda konuştuğum emekli Mustafa Yılmaz, vatandaşlık konusunu sorduğumda önce bu açıklamayı hatırlatarak yanıt veriyor:
"Vatandaş olmalarını istemiyorum. AK Parti'ye de oy veriyorum ama istemiyorum bunu. Ben emekliyim. Bana versin ucuz krediyle evi. Ama benim memleketimde, Amasya-Suluova'da 125 bin lira bir ev TOKİ'de. Versin onu da biz alalım, ucuz ucuz."
Mustafa Yılmaz: Suriyelilerin vatandaş olmalarını istemiyorumImage
Sonra da Suriyelileri kendi vatanlarından kaçmak, ülkelerini savunmamak ile eleştiriyor Mustafa Yılmaz, "Suriyeliler kendi vatanını koruyamamış, kaçıp gelmiş. Bizim askerlerimiz yok mu? 20 yaşında gençlerimiz ölüyor" diyor.
'Savaştan kaçmış bir millete vatandaşlık verilmez'
Bu, AKP tabanından en yaygın şekilde duyduğum, yüksek sesle dile getirilen bir başka tepkinin anahtar cümlesi.
Pek çoğu Suriyelilerin ülkeleri için savaşmadıklarını, Türkiye'nin sınırlarının ise savaşılarak çizildiğini söyleyerek bu iki durum arasında bir kıyaslama yapıyor.
Görüşlerini "baştakilere yakın" olarak tarif eden öğretmen Habip şöyle özetliyor:
"Savaştan kaçmış bir millete bu kadar şerefli bir vatanın vatandaşlığını vermek çok da doğru bir şey değil."
Bir şirkette çalışan 23 yaşındaki Savaş da benzer bir tepkiyi dile getiriyor:
"Sonuçta ülkeleri var. Gitsinler ülkelerini alsınlar geriye. Bir savaş var ama, liderleri yüzünden. Biz zamanında bu ülkeyi kolay mı almışız. Savaşmışız, almışız."
Oy kullandığı iki seçimde de Erdoğan'ı destekleyen Savaş için aynı zamanda kültürel farklılıklar önemli. Vatandaşlık verilmesini istememesinin bir nedeni de bu:
"Çok rahatsızım. Her yerde kavga ve gürültü. Saldırganlar. Denize neyle gireceklerini bilmiyorlar, parklara bile çıkamıyoruz artık. Kültürleri, her şeyleri farklı" diyor.
'Milletin üniversite mezunu çocuğu hep işsiz'
Hükümet dün Türkiye'de yaşayan Suriyelilerin tamamınına vatandaşlık verilmesinin öngörülmediğini açıkladı. Konuyla ilgili çalışmayı İçişleri Bakanlığı yürütüyor. Ancak şu ana kadar kime, hangi koşullarda vatandaşlık verileceği netlik kazanmadı.
İçişleri Bakanı Efkan Ala ise dün yaptığı açıklamada, "Sakınca görmediğimiz, yarar gördüğümüz hem kendi hem de Suriye bakımından aileleri, Türk vatandaşlığına daha hızlı bir biçimde alacağız" dedi.
Bu ve benzeri açıklamalar, vatandaşlığa alınacak Suriyelilerin kalifiye özellikler taşıyan kişiler olacağı ve onların da iş piyasasında istihdam edileceği yorumlarını da beraberinde getiriyor.
AKP seçmeninin bir itirazı da bu noktada. Üsküdar'da konuştuğum, soyadının yazılmasını istemeyen Nuriye Hanım, "Önce kendi ülkemin fakir fukarası kalkınsın isterim. Milletin çocuğu var, üniversite mezunu. Hepsi işsiz" diyor.
Kendi işinin sahibi Betül Okulu için ise asıl sorun tam da burada başlıyor. Kültürel veya ilkesel olarak Suriyelilerin vatandaşlığa alınmasına karşı çıkmıyor. Ancak "Bizim kalifiye elamanlarımızda sıkıntılar var. Vatandaşlık verilmesini makul bulmuyorum, bence yersiz. Biz kendi kendimize bir şeyleri halletmedik ki biz onlara niye vatandaşlık veriyoruz" diye özetliyor görüşünü.
'Müslüman vatandaşların kırılmasına razı değiliz'
Elbette AKP'ye oy veren seçmenin görüşleri sadece bu çerçeve ile sınırlı değil. Suriyelilere vatandaşlık verilmesi gerektiğini savunanlar da var.
Mehmet Arslan: Müslüman vatandaşların kırılmasına gönlümüz razı değilImage copyrightRENGİN ARSLAN
Bunlardan biri Rizeli Mehmet Arslan. Onun için din kardeşliği en önemli birleştirici. "Müslüman vatandaşların kırılmasına gönlümüz razı değil. Vatandaşlık verilse iyi olur. Hepsi gelsin, biz hepsini kucaklarız. Vatandaşlık istiyorlarsa, kabul ediyorlarsa vatandaş yapılsınlar" diyor.
Bir başkası ise aslında kendisi de bir göçmen olan 28 yaşındaki Mehmet Ali. 6 yaşından beri Almanya'da yaşayan Mehmet Ali için, Suriyelilere vatandaşlık verilmesi de, konut verilmesi de zaten yapılması gereken şeyler.
Almanya'nın geçen yaz ayındaki göçmen akını karşısında benzer adımları attığını söyleyen Mehmet Ali, Türkiye'nin Suriyelilere en az onlar kadar destek olacak güçte olduğunu söylüyor.
Başından beri Erdoğan'ı desteklediğini söyleyen Mehmet Ali, özellikle kalifiye Suriyelilerin Türkiye'ye değer katacaklarını belirtiyor.
Mehmet Ali, "Onlar da Türkiye için faydalı olabilir. Almanya'ya gelen Suriyelilere de ev verildi. Herkese maaş verildi. Devlet onlara maaş bağladı. Hem kirası ödeniyor hem de 450 euro para veriliyor. Onlar da bizim gibi can. Türkiye maaş vermiyor ama ev vereyim diyor. Almanya yapabiliyorsa, biz de yapabiliriz; Avrupa yapabilirse biz de yapabiliriz" diyor.
Suriye her geçen gün daha büyük bir yıkıma sahne olurken, Türkiye yaklaşık 3 milyon Suriyeli mülteci ile dünyanın en büyük mülteci nüfusuna sahip ülkesi haline geldi. Bu en başından beri iktidar partisi ve tabanı için de bir övünç vesilesi oldu.
Gelen Suriyelilerin geçici haklara sahip olmasını sağlayan "misafir" statüsünden başka bir yasal konumlarının olmaması ise sağlıktan, istihdama, barınmadan, beslenmeye kadar pek çok insani sorunu ortaya çıkardı.
Bugün ise vatandaşlık tartışmaları, misafirperverliği bir marka değeri olarak sunan Türkiye için bir dönüm noktası ve bir sınav olabilecek nitelikte.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber