Bu haber kez okundu.

PKK\'dan flaş Bingöl açıklaması

​PKK'nın silahlı kanadı HPG, dün gece Bingöl'de aralarında İl Emniyet Müdürü Atalay Ürker'in de bulunduğu polislere yönelik silahlı saldırıya ilişkin açıklama yaptı.

 

Saldırının HPG tarafından düzenlenmediği ileri sürülen açıklamada, örgütün Abdullah Öcalan'ın 15 Ekim'e kadar verdiği süreye uyduğunu ve eylem düzenlemedikleri söylendi.

 

KCK'nın HPG'ye eylem yapma talimatı göndermediği de iddia edilen açıklamada, şöyle denildi:

 

"Çözüm sürecine ilişkin önderimiz başkan Apo, 15 Ekim tarihine kadar süre belirlemiştir. Bizim için bu tarih ve bu zamana kadar yaşanacak gelişmeler sonucunda siyasi irademiz KCK'nin verecği karar önemlidir. Mevcit durumda hareketimizin siyasi irade tarafından bizlere, greek devlet güçlerine gerekse de farklı yapılara karşı herhangi bir eylem yapma kararı ve talimatı verilmiş değildir. Bu nedenle güçlerimizin herhang bir eylemsel faaliyeti ve planı henüz söz konusu değildir.

 

...Başta Bingöl olmak üzere yaşanan şiddet olayları tamamen lokal durumlar olup, HPG olarak bizimle herhangi bir ilişkisi yoktur." vatan

 

HDP'den Bingöl'deki hain pusu açıklaması

Dün akşam saatlerinde Bingöl'de İl Emniyet Müdürü ve yanındaki polislere yönelik saldırıda 2 polis şehit olmuştu. Konuyla ilgili HDP kanadından ilk açıklama Eşbaşkan Figen Yüksekdağ'dan geldi. Yüksekdağ yaptığı açıklamada "Saldırıyı üstlenen yok. Bu tür gelişmelerin provakasyon durumunun bir parçası olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, DİSK Genel Başkanı Kani Beko ile çeşitli demokratik kitle örgütü ve siyasi parti başkanlarının da katılacağı Mülkiyeliler Birliği'ndeki basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

 

'KOBANİ YALNIZLAŞTIRILDI'

 

Doğrudan uyarılar yaptıklarının ve Kobani'nin herhangi bir gelişme olmadığını, bütün bölgenin bütün Türkiye'yi tehdit edeceğini, bölgeyi ve ülkeyi kaosa sürükleyecek bir sürecin yaşanmaya başladığını ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini belirttiklerini aktaran Yüksekdağ, şunları kaydetti: "IŞİD'in ilerleyişi yeni değildi. Önce Şengal soykırımı yapıldı. IŞİD yüzünü Kobani'ye yüzünü döndüğünde bu saldırganlığa son vermek gerekiyordu. Bunu durdurması gereken asli güç Türkiye'dir. Biz bunun için siyasi iktidarı uyardık. Ancak, bütün çağrılara rağmen siyasi iktidar sorumluluğunu gerçekleştirmedi. Ortaya koyamadı. Doğrudan ve dolaylı yollarla bunun engellenmesi gerekmektedir. Bütün dünya kamuoyu bakımından farklı değildi. Uluslararası güçler, İŞİD mevzilerini etkilemeyecek havadan bombardımanı yaptılar. Kobani yalnızlaştırıldı. Çok daha ağır bir katliam tehlikesini yaşanmasını terk edildi. Silahların eşitsizliğe rağmen, kahramanca öz savunma gücü geliştirilmiştir. Türkiye sınırları içerisinde kurulan sınır nöbet hattı kuruldu."

 

Uluslararası topluma da gereken çağrıyı yaptıklarını, ve bölge halkına Kobani için sokağa çıkmayı çağırdıklarını anlatan Yüksekdağ, "IŞİD'in durdurulması için çağrı yaptık. Bu çağrıyı yapmak görevimizdi. Bu görevi siyasi sorumluluğu yüklenmiyordu. Türkiye hükümetin 'kardeşi' dediği halkı savunmak için, IŞİD'in önüne geçmesi için bu çağrıyı yapılması lazımdı." dedi.

 

'PARTİMİZ HEDEF GÖSTERİLDİ'

 

Türkiye hükümetinin siyasi sorumluluğu göstermediği gibi, başka tutum içerisine girdiğini de vurgulayan Yüksekdağ, şöyle konuştu: "Sınırda sivil halk askerin şiddetine maruz kaldı. Angajman kuralları, İŞİD'e değil, Kobani' ye karşı yapıldı. Bu karanlık günleri kendi pratik uygulamaları ile çağıranlar bunları görmelidir. Bu üzen gelişmelerin yaşanması yalanlarla, hedef saptırma ile gerçekleştirilemez. Partimiz hedef gösterildi. Dün Diyarbakır'da gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bunu ifade ettik. Partimiz siyasi ve ahlaki sorumluğu biz yerine getirdik. Bunun için suçlu ilan edilmek ve siyasi linçe maruz bırakılmaya çalışılıyoruz. Bunu boyun eğeceğimiz beklenmemeli. İnsanlar, linç edildi. Yasal mermilerle, cenazeden dönen bir insan öldürüldü. Dün iki kişi yaşamının kaybetti. Yaşanan sürecin ve bugünkü kaosun siyasi yönetim açısında ciddi sorumsuzluklar olduğunu gösteriyor. Hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamalar bellidir."

 

'ŞİDDETİN DURDURULMASI SÜRECİN SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖNEMLİ'

 

Yüksekdağ, canı burnunda olan bölge halklarının "Kobani düştü düşecek" açıklaması karşısında, halkın duyguları incindiğini, ifade etti. Paramiliter güçlerin sokağa salındığını savunan Yüksekdağ, şöyle devam etti: "Kontra güçler davet edilmiştir. Kürt illerinde meydanlar tanklar tarafından tutulmuş vaziyetteler. Bu muydu misli ile yanıt? Sivil siyaseti geliştirmekle övündünüz. Savunduğunuz, değerler bugün tamamen çökmüştür. Sivil demokrasiyi savunduğu iddiasını bu hükümet sürdüremez. Birilerinin payına daha fazla acı, gözyaşı sürebilir. Siyasi iktidar bu günlerden nasıl çıkacağının hesabını yapmalı. Parti görevlilerinin tamamı, milletvekilleri, bu zulmün karşısında duranlar, tehdit altındadır. Türkiye halklarına şu çağrıyı yaptık: IŞİD Türkiye'de hortladı. Türkiye'de IŞİD'in ayak sesleri duyuluyor. Bizler bu zamana kadar gösterilen siyasi sorumluluğu göstereceğiz. Cenazeler yerden kalkmadan şiddeti durdurun çağrısı yaptık. İnsanlar dinlemeye açık değilken şiddet ortadan kalksın. Yine müzakere ile geçelim. Bu koşullar içerisinde siyasi iktidara sorumluluklarını hatırlatıyoruz. Devlet şiddetinin durdurulması gerektiğini çağrısını yapıyoruz. Devlet şiddetini durdurulması, sürecin sağlıklı ilerlememesi bakımından belirleyici olacaktır. Halkı, Kobani halkının yanında durmak için çağırıyoruz. Kobani halkının yanında olmaya devam edeceğiz."

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber