Bu haber kez okundu.

İşte 64. Hükümet programı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda 64. Hükümet Programı'nı sundu.

64. Hükümet Programı'nda, "Eğitimde Kalite"nin en öncelik verilen alanlardan biri olacağı ve bu kapsamda "Eğitimde Kalite Seferberliği"ni başlatılmasının hedeflendiği ifade edildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclis'e sunulan 64. Hükümet Programı'nın "İnsani Kalkınma ve Nitelikli Toplum" başlıklı üçüncü bölümünde, 64. Hükümet'in reform hükümeti olacağı belirtilerek, eğitim de reformların yoğunlaştırılacağı alanlar arasında sıralandı.

Hükümet Programı'nda, AK Parti Hükümetlerinin eğitimi; uzun vadeli bir bakış açısıyla geleceğe yatırım olarak kabul ettiği, insanın yaşam kalitesini yükselten, insan kaynağını çağdaş dünya ile rekabet edebilir donanıma kavuşturan bir süreç olarak gördüğünün altı çizildi. 

Programda, "Bu yaklaşımla, bilgi tabanlı ekonominin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren, özgürlükçü, üretken ve rekabetçi bir eğitim sisteminin oluşturulması, bu sisteme uygun öğretmenlerin yetiştirilmesi, müfredatın geliştirilmesi ve uygun ortamların tesis edilmesi en temel önceliğimiz olmaya devam etmektedir. 64. Hükümet döneminde de eğitim en öncelikli gündemimiz olacaktır. İktidarlarımız döneminde eğitim alanındaki temel altyapı ve erişim sorunlarını önemli ölçüde çözdük. Önümüzdeki dönemde başta eğitimin kalitesini yükseltmek olmak üzere, çok daha büyük atılımlar hedefliyoruz. Eğitim ile öğretimi bir bütün olarak görmekte, bedensel ve ruhsal gelişmeyi en az zihinsel gelişme kadar değerli bulmaktayız" denildi. 

Bu kapsamda eğitimde yapılacaklar sıralandı. Buna göre, eğitimin her kademesinde insan hakları alanında farkındalık bilincini geliştirilecek.

Toplumsal değerlerin daha fazla özümsenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması için değerler eğitiminin eğitim ve öğretim sisteminin bütününde yer alması sağlanacak.

Yeni dönemde Milli Eğitim Bakanlığının kurumsal örgütlenmesi, eğitim sisteminin ulusal düzeyde politika belirleme, koordinasyon ve denetiminden sorumlu olacak şekilde geliştirilecek.

Öğrenciyle ilgili sorunların okul düzeyinde çözülmesi ilkesi esas alınarak, merkezden yerele doğru yetki devri gerçekleştirilecek.

"Eğitimde Kalite" öncelik verilen alanlardan biri olacak. Bu kapsamda "Eğitimde Kalite Seferberliği"ni başlatılacak, "Eğitim Kalite Endeksi" hazırlanacak. 

Okul türleri ve bölgeler arası başarı farklılıkları azaltılarak eğitimde fırsat eşitliğine bütün boyutlarıyla hayatiyet kazandırılacak. Bu süreçle uyumlu bir şekilde öğretmen yetiştirme ve eğitim yönetimi alanlarında da önemli dönüşümleri hayata geçirilecek.

"Öğretmen Akademisi" sistemi başlatılacak

Milli eğitimde  uygulanacak politikaların odağında yer alan Öğretmen Strateji Belgesi hazırlanıp yürürlüğe konulacak. Öğretmenlerin bilgi ve becerilerini güncellemelerini sağlayacak "Öğretmen Akademisi" sistemi başlatılacak.

Eğitim fakülteleri, milli eğitim sistemindeki yeni yapılanmaya göre bölüm, anabilim dalı ve öğretmenlik genel ve alan yeterlilikleri ile ilişkilendirilmiş şekilde yeniden yapılandırılacak. Eğitim fakültelerinin müfredatı yenilenecek.

Eğitim fakültesi öğrenci veya mezunları için eğitim fakültesi dışındaki fakültelerde çift ana dal veya yan dal yapma imkanı sağlanacak. Eğitim fakülteleri ile diğer öğretmen adayı yetiştirilen yükseköğretim kurumları ve formasyon programlarının öğrenci kontenjanları, öğretmen ihtiyaç analiz ve projeksiyonları dikkate alarak belirlenecek.

Şubat'ta 30 bin öğretmen ataması yapılacak

Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda bütün alanlardaki öğretmen adayları için alan sınavı yapılacak. 

Şubat 2016'da 30 bin öğretmenin ataması yapılacak. Müfredatın eğitimin her kademesinde öğrenciyi hayata hazırlayan, öğrenmeyi öğreten, istidatlarını ortaya çıkaran, temel becerileri veren, özgüveni pekiştiren, evrensel değerleri aktaran bir içeriğe sahip hale getirilmesi yönündeki çalışmalar devam edecek. Müfredat bilgi teknolojileri destekli öğretime uygun hale getirilerek, eğitsel e-içeriklerin genişletilmesi ve daha da geliştirilmesi sağlanacak.

Oyun tabanlı öğrenme etkin hale getirilecek. Mobil öğrenme sistemleri geliştirilecek; sosyal medyanın öğrenme aracı olarak daha etkin biçimde kullanılması sağlanacak.

Öğrencilere yazılı ve sözlü iletişim kurabilecek düzeyde yabancı dil öğretimine öncelik verilecek. Bu amaca yönelik olarak öğretme sistematiği ve müfredatı gözden geçirecek, dil öğrenimi etkin hale getirilecek. Birlikte, problem çözmeye dayalı ve proje tabanlı öğrenmeyi teşvik eden eğitim teknolojileri yaygınlaştırılacak.

Uzaktan eğitim dezavantajlı kesimler için etkin şekilde kullanılacak

FATİH Projesi aracılığıyla tüm öğrencilere eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak. Uzaktan eğitim yöntemlerinin, dezavantajlı kesimler ile eğitim çağı dışında kalanların kaliteli eğitim imkanlarına erişmesinde etkin araç olarak kullanılması sağlanacak.

Eğitimde rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin etkin şekilde verilmesi hedefi sürdürülecek. Eğitim mekanlarının yenilikçiliği teşvik edilecek, bu mekanlar erişilebilir, fonksiyonel ve yerel mimariye uygun bir yapıda ve yeterli oyun, spor ve kültürel alanlara sahip olarak tasarlanacak.

İlk ve ortaöğretimde okul bazlı bütçe yönetimine geçilmesine yönelik çalışmalar yapılacak.  Okullar akademik, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif performansa göre değerlendirilerek, sonuçların kamuoyuyla paylaşılması sağlanacak. 

İş dünyasının ihtiyaç duyduğu kaliteli elemanlar için mesleki eğitimin kalitesini arttıracak tedbirler alınacak. 

Okullarda ikili öğretime son verme hedefi doğrultusunda, tüm okullarda tam gün eğitim-öğretime geçilmesi için yeter sayıda derslik inşasına devam edilecek. Okul öncesi eğitim yaygınlaştırılacak. Eğitim ortamları, öğretim materyalleri ve eğitim-öğretim uygulamaları, bireysel farklılıkları dikkate alan ve öğrenciyi merkeze alan bir anlayışla düzenlenecek.

Öğrenme ve gelişim düzeyi akranlarından geride olan öğrencilerin öğrenmesini desteklemek amacıyla tedbirler alınacak ve telafi edici programlar uygulanacak.

Eve yakın okul

Ortaöğretimde okullar arasında kalite farklılıklarını asgari seviyeye indirecek tedbirler alınacak. Okullar arasındaki farklılıkların azaltılmasıyla eş zamanlı olarak, ortaöğretimde öğrencilerin ikametlerine en yakın okullardan birinde öğrenim görmesinin alt yapısı oluşturulacak.

Ortaöğretimi bitiren her öğrencinin bir spor dalından lisans alabilecek düzeyde veya bir müzik enstrümanını belirli yeterlilikte kullanabilecek düzeyde eğitim alması sağlanacak. Bu dönemde özel yetenekli öğrencilerin gelişimlerinin desteklenmesi amacıyla özel programlar ve yeni uygulamalar geliştirilecek.

Meslek liselerinde özel kesimin katkısı artırılacak. Kamu-özel kesim işbirliğiyle meslek liseleri ve meslek yüksekokulları yeniden yapılandırılacak.

Mesleki ve teknik lise mezunlarının istihdamı özendirilecek. Meslek yüksek okulları mezunlarının, diplomalarında yer alan program adları ile meslek tanımlamalarındaki farklılıklar giderilerek, kamu ve özel sektörde iş bulmaları kolaylaştırılacak.

Organize Sanayi Bölgelerinde meslek lisesi kurulması uygulaması yaygınlaştırılacak. Çıraklık eğitimi gözden geçirilecek ve altyapısını güçlendirici tedbirler alınacak.

Yükseköğretim Çerçeve Yasası hazırlanacak

Yükseköğretim reformu hayata geçirilecek. Bu kapsamda yeni bir "Yükseköğretim Çerçeve Yasası" hazırlanarak, üniversitelerin yeniden örgütlenmesi ve Yükseköğretim Kalite Kurulu'nun oluşumu sağlanacak.

Kamu, özel sektör ve yükseköğretimin temsil edildiği, eğitim sisteminin talep ve arzı arasında bağlantı kuran ve bu çerçevede yükseköğretim politikalarını ele alan bir "Yükseköğretim Planlama Kurulu" oluşturulacak.

Sınav baskısını azaltmak amacıyla yükseköğretime geçişteki sınavların yılda birden çok yapılmasını temin edilecek.

 Mevcut üniversitelere ilave olarak bundan sonra kurulacak yeni üniversite ve fakülteler için; öğrenci ve öğretim elemanı sayısı ile kurulmuş bulunan fakültelerin doluluk oranları gibi objektif kuralları baz alan bir mekanizma geliştirilecek. Üniversitelerin ihtisaslaşması desteklenecek.

Özel üniversitelerin kurulmasına ve yurt dışındaki üniversitelerin Türkiye’de, Türkiye’deki üniversitelerin yurtdışında faaliyet göstermelerine imkan verilecek.

Bağımsız araştırma merkezlerinin kurulumu desteklenecek

Yükseköğretim kurumları bünyesinde veya yükseköğretim kurumlarıyla işbirliği içinde bağımsız ileri araştırma merkezlerinin kurulması için yeni destek mekanizmaları oluşturulacak.

Üniversitelerin uluslararası rekabet gücünü artırmak amacıyla daha fazla yabancı öğrenci kabul etmeleri ve öğretim elemanı istihdam edebilmeleri sağlanacak.

Yükseköğretim kurumlarının dünyanın farklı coğrafyalarında yer alan gelişmiş üniversitelerle işbirliği yapmaları desteklenecek.

Yükseköğretim öğrencilerinin ihtiyacını karşılayacak kapasitede yurt yapımına devam edilecek, özel sektörün bu alana yatırım yapması teşvik edilecek, mevcut yurtların kalitesi artırılacak. Öncelikle üniversitelerde veya araştırma ve geliştirme merkezlerinde olmak üzere, yurtdışındaki yetişmiş insan gücünün ülkeye dönüşü hızlandırılacak, yeni politikalar geliştirilecek. Mevcut devlet ve vakıf üniversitelerinin yanı sıra özel üniversitelerin de kurulması için gerekli düzenlemeler yapılacak.

Eğitimin finansman kaynakları çeşitlendirilip artırılacak, özel sektörün payının artırılması yönünde yeni modellerin kullanılması sağlanacak.

Eğitim-istihdam bağını güçlendirme çerçevesinde hazırlanan "Temel ve Mesleki Becerileri Geliştirme Öncelikli Dönüşüm Programı"mıyla iş piyasasındaki insan gücüne olan talep ile yükseköğretimin de dahil olduğu eğitim sisteminin o alanlarda sağlayabileceği arz arasındaki uyumu sağlanacak. Şirketlerin, sektörlerine yönelik özel mesleki ve teknik eğitim okulu açabilmeleri için düzenleme yapılacak.

Mesleki ve teknik okul ve kurumlarında atölye ortamları sektörel bazlı olarak iyileştirilecek. Mesleki ve teknik eğitim okul yönetim modeli geliştirilecek, yerel yönetimler ve sektör temsilcilerinin katılımı sağlanacak.

Eğitimin tüm kademelerindeki müfredat, temel becerileri içerecek şekilde güncellenecek. Ortaokul ve liselerde seçmeli ders sayısı artırılacak, bireysel yeteneklere göre öğrencileri yönlendirebilecek bir rehberlik sistemi oluşturulacak.

64. Hükümet Programı'nda, İstanbul’un dünya küresel finans merkezi sıralamasında ilk 25 arasında, Türkiye'nin ise finansal gelişmişlik açısından ilk 30 ülke içerisinde yer almasının hedeflendiği bildirildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclis'e sunulan hükümet programının "İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi" başlığını taşıyan dördüncü bölümünde, mali piyasalar ve finansal hizmetler ile mali disiplin konusunda atılacak adımlara yer verildi. 

Ekonomideki başarılarda mali piyasalardaki temel reformlar ve mali istikrarın başlangıç noktası olarak görüldüğü ifade edilen programda, bu başarıları kaliteli biçimde sürdürebilmek için, reel ekonominin ihtiyaçlarını karşılayacak ve büyümeyi finanse edecek her türlü finansal aracın ihraç edilebildiği, işlem maliyetlerinin düşük olduğu, güçlü bir teknolojik ve beşeri altyapıya sahip, etkin biçimde denetlenen, yenilikçi ve daha şeffaf işleyen bir mali piyasa oluşturulmasının amaçlandığı kaydedildi. 

Yeni dönemde de finansal hizmetler alanında dinamik bir bakış açısıyla yenilikçi politikaların uygulanacağı aktarılan programda, bu kapsamda finansal piyasalarda derinliğin artırılmasına önem verileceği ve halka açık şirketlerin destekleneceği bildirildi. 

Özkaynak kullanımına vergi kolaylığı sağlanacağı belirtilen programda, şunlara yer verildi: 

"26 Mart 2015 tarihinde kabul edilen kanunla öz sermaye ile finansmana vergi kolaylıkları getirdik. Nakdi sermaye artırımı yapan şirketler için artırılan sermayenin belli bir kısmının her yıl kurum kazancından indirilebilmesini sağlayacağız. Hazine kaynaklarından kredi garanti kurumlarına aktarılabilecek 1 milyar lira tutarındaki kaynağı 2 milyar liraya çıkardık. Kredi Garanti Fonu aracılığıyla 20 milyar lira tutarına kadar Hazine kefaleti verilebilmesinin önünü açıyoruz." 

İstanbul Uluslararası Finans Merkezi 

Programda, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (İFM) Öncelikli Dönüşüm Programı'nın hayata geçirileceği ifade edilerek, program dönemi sonunda, İstanbul'un dünya küresel finans merkezi sıralamasında ilk 25 arasında, Türkiye'nin ise finansal gelişmişlik açısından ilk 30 ülke içerisinde yer almasının hedeflendiği bildirildi. 

Ayrıca, 2013 yılında yüzde 3,4 olan finansal hizmetler sektörünün GSYH içindeki payının, program dönemi sonunda yüzde 6'ya yükseltilmesinin hedeflendiği aktarılan programda, şunlar kaydedildi:

"Programla gayrimenkullerin elden çıkarılmasında değer artış kazançlarının vergilendirilmesine yönelik uygulamaları gözden geçireceğiz. Finansal araçlar ile bunların dayanak varlıklarına ilişkin vergi uygulamalarını uyumlu hale getireceğiz. Farklı finans kurumları arasında haksız rekabete yol açan vergi uygulamalarını ortadan kaldıracağız. Finans alanında ihtisas mahkemeleri kuracağız. İFM kümelenme bölgelerinde raylı sistemler başta olmak üzere, ulaşım imkanlarını ve iletişim altyapısını geliştireceğiz. Finans piyasalarında gereksinim duyulan bilişim teknolojileri ürünlerini geliştirmek üzere 'Teknoloji Geliştirme Merkezi' kuracağız. Faizsiz finans alanında koordinasyonu sağlayacak bir mekanizma oluşturacak, bu alana uygun etik ilkeleri ve kurumsal yönetim ilkelerini belirleyeceğiz. 

Ürün ve hizmet çeşitliliğini artıracağız. Borsa İstanbul Ortak Veri Merkezini kurumsallaştıracağız. Borsa İstanbul bünyesinde Özel Sermaye Platformu kuracağız. İstanbul Tahkim Merkezi'ni faal hale getireceğiz. Finans sektöründeki tüketici ve yatırımcı haklarını, kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde şeffaf, adil ve teşvik edici uygulamalarla güçlendireceğiz. Yatırımlara uzun vadeli finansman sağlayan yatırım ve kalkınma bankacılığını geliştireceğiz. KOBİ'ler ve nitelikli altyapı yatırımları başta olmak üzere yatırımların finansmanına yönelik olarak erişimi kolaylaştırıcı ve maliyetleri düşürücü tedbirler alınacaktır." 

Mali disiplin

AK Parti hükümetleri olarak hazırlanan ve uygulananbütçelerde güven oluşturmanın esas alındığı vurgulanan programda, bütçe disipline edilirken, sağlıklı kaynaklara dayalı artırılan gelirlerin en iyi biçimde değerlendirilerek, insana hizmet olarak geri dönüşünün sağlandığı bildirildi. 

Söz konusu hükümetler döneminde mali disiplinin, güçlü büyüme performansının ve enflasyondaki düşüşün eş zamanlı olarak gerçekleştirilebileceğinin ortaya konduğuna işaret edilen programda, şu ifadelere yer verildi: 

"Böylece geçmişte ülkemizde hakim olan büyüme için enflasyonun gerekli olduğu kanaatinin kırılmasını sağladık. Yıllarca enflasyon ortamında gelir kaybına uğrayan sabit ve dar gelirli vatandaşlarımızın daha gerçekçi gelir artışlarına kavuşmalarını temin ettik. 64. hükümet döneminde de mali disiplinden taviz vermeyerek, ekonomide işletmelerimiz için belirsizlikleri en aza indirecek; müteşebbislerimiz için çok daha sağlıklı ve öngörülebilir, üretimi ve vergi gelirlerini artıracak bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz. Mali disiplini sürdürmemizi ve daha fazla mali alan oluşturabilmemizi sağlayacak olan 'Kamu Harcamalarının Rasyonelleştirilmesi Öncelikli Dönüşüm Programımız çerçevesinde, mevcut harcama programlarını gözden geçirerek, harcamaların verimliliğini artıracağız. Bu yolla oluşturulacak mali alanı öncelikli harcama alanlarına tahsis ederek, kamu faiz dışı harcama büyüklüğünün belirli bir seviyede tutulmasını sağlayacağız. Bu programla ayrıca, kamu harcama büyüklüğünün ve borçlanma gereğinin sınırlandırılmasının yanı sıra, esas olarak harcamaların kalitesinin artırılmasını hedefliyoruz."

Sosyal yardımlar amaca uygun kullanılacak

Sosyal yardımların amaca uygun kullanılmasının sağlanacağı belirtilen programda, bu alanda hizmet veren kamu kurumlarının veri tabanlarının entegrasyonunun tamamlanacağı kaydedildi. 

Programda, tarımsal desteklerin ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerinin değerlendirileceği belirtilerek, desteklemelerde etkinlik sağlanırken, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının ve gıda güvenilirliğinin gözetileceği ifade edildi.

Kamu kurumlarının ihtiyaçlarının, "ortak alım" yöntemiyle tedarikinin yaygınlaştırılacağı aktarılan programda, yükseköğretim kurumlarına ödenek tahsisinin daha rasyonel hale getirileceği bildirildi.

Taşıt edinim ve kullanımında yerindelik ve etkinlik sağlanacak 

Programda, kamuda taşıt edinim ve kullanımında yerindelik ve etkinliğin sağlanmasına yönelik tedbirler alınacağı da belirtildi. 

Saydamlığın artırılması ve rekabetin sağlanması amacıyla, bütün ihale sonuçlarını yayımlama sürecinin iyileştirileceği aktarılan programda, hizmet alımlarında fayda-maliyet analizinin zorunlu hale getirileceği kaydedildi.

Programda, kamuda hizmet binası ediniminde uygulanacak yöntem, kriter, usul ve esasların belirleneceği ifade edilerek, kaynak tahsis sürecinin etkinliğini sağlamak için stratejik plan-bütçe bağlantısının güçlendirileceği belirtildi.

Avrupa Birliği'nin (AB) kamu alımları direktiflerine uygun olarak, kamu ihale sistemini reforme edileceği vurgulanan programda, "Bu çerçevede istisna hükümlerinin daraltılması, yeni ihale yöntemlerinin sisteme dahil edilmesi, elektrik, gaz, su ve telekomünikasyon gibi alanlara özgü sektörler ihale kanununun çıkarılması, e-ihale, e-şikayet, e-tebligat, ürün sayısallaştırılması, sertifikasyon sistemlerinin kurulması sağlanacaktır" denildi. 

Programda, akılcı ilaç kullanımının yaygınlaştırılacağı, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin geliştirileceği de ifade edildi.

64. Hükümet Programı'nda, Türkiye'nin pasif bir izleyici değil, inisiyatif ve sorumluluk alan bir ülke olduğu belirtilerek, "Bölgemizdeki gelişmelere cevap üretmenin ötesine geçerek, küresel meselelerde pozisyonlarını belirlemiş olan Türkiye, insanların hak ve hukuk taleplerini merkeze koyan, ahlaki ve vicdani yaklaşımı samimiyetle içselleştiren çok boyutlu dış politikasıyla, son derece çalkantılı bir dönemde unutulmuş veya dışlanmış mazlum halklar için ümit ışığı olmuştur" denildi. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından TBMM'ye sunulan 64. Hükümet Programı'nda yer alan "Vizyoner ve Öncü Ülke" başlıklı bölümde, AK Parti iktidarlarının ilk günden itibaren sadece ekonomik ve sosyal hayatta değil, siyasette ve dış politikada da adaleti tesis etmeyi görev edindiği bildirildi. 

Dış politikanın hakkaniyet eksenine oturtulduğu, hem süreklilik hem de değişim esas alınarak Türkiye’nin bağımsız, pro-aktif siyaset ve perspektif üreten bir dış politikaya kavuşturulduğu ifade edilen programda, "Bölgemizde krizlerin yoğunlaştığı bir dönemde, krizlerle dirayetli şekilde muhatap olmaktan imtina etmedik" ifadesi kullanıldı. 

Özellikle komşu bölgelerdeki demokrasi, insan haklarına saygılı siyasi istikrar ve ekonomik kalkınma gibi hedeflere önem verilirken, dünyanın başka yerlerindeki toplumların hayatını etkileyen sorunların çözümüne de katkı sağlanmaya devam edildiği vurgulanan programda, şunlar kaydedildi:

"Bu süreçte dünyanın en önde gelen donör ülkelerinden biri olduk. Hükümetlerimiz döneminde küresel ve bölgesel ölçekteki bazı kronik problemlerin çözülmesi için uluslararası sistemin mekanizmalarının geliştirilmesi ve iyileştirilmesinin öncülüğünü yaptık. Birleşmiş Milletler (BM) sisteminin faal bir üyesi olarak, bu sistemdeki sorunları uluslararası platformlarda vurguladık ve çözüm önerileri geliştirdik. Türkiye pasif bir izleyici değil, inisiyatif ve sorumluluk alan bir ülkedir. Bölgemizdeki gelişmelere cevap üretmenin ötesine geçerek, küresel meselelerde pozisyonlarını belirlemiş olan Türkiye, insanların hak ve hukuk taleplerini merkeze koyan, ahlaki ve vicdani yaklaşımı samimiyetle içselleştiren çok boyutlu dış politikasıyla, son derece çalkantılı bir dönemde unutulmuş veya dışlanmış mazlum halklar için bir ümit ışığı olmuştur. Dış politikamız vizyona dayalı ve çok boyutlu olmuştur, çok boyutlu olmaya devam edecektir."

"AB stratejik hedef"

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) hedefini stratejik hedef olarak gördüğüne işaret edilen programda, AB ile ilişkilerin, diğer ilişkilerin bir alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak tanımlandığının altı çizilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Hükümet olarak AB müktesebatına uyum sürecini hızlandıracağız. Ancak hükümetimizin göstermiş olduğu samimi yaklaşıma AB kurumlarının ve üye ülkelerin de gerekli karşılığı vermesi gerekmektedir. AB müktesebatına yüksek oranda uyum sağladığımız halde, belirli fasılların siyasi mülahazalarla açılmaması, AB’nin temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. AB üyeliğimizin, ekonomik dinamizm başta olmak üzere, birçok alanda AB'ye önemli katkılarda bulunacağı gerçeğiyle, devletlerarası ilişkilerin yanı sıra toplumdan topluma ve iş dünyaları arasında ilişkileri geliştirerek yeni bir süreç başlatacağız. Vizelerin kaldırılması, Gümrük Birliği'mizin güncellenmesi, mali işbirliğimizin derinleştirilmesi gibi yeni inisiyatiflerle Türkiye-AB ilişkilerinde pozitif gündemi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Son dönemlerde Suriye’de yaşanan iç çatışmaların etkisiyle artan mülteci akını, bölge ülkelerini aşarak başta AB olmak üzere uluslararası ölçekte meseleye dönüşmüştür. Bu alanda AB ile Türkiye diyaloğu ve işbirliğinin önemi giderek artmaktadır. AB ile sürdürdüğümüz ilişkiler bütünlüğü içinde bu alanda da yeni inisiyatifler geliştirilmesi önem arz etmektedir".

AB üyeliği doğrultusundaki kararlılığın ve bu yöndeki reform sürecinin devam edeceği belirtilen programda, "AB katılım sürecinde siyasi nedenlerden kaynaklanan tıkanıklıkların aşılması ve katılım müzakerelerinin yeni fasıllar açılarak canlandırılması yönündeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz" denildi.

Programda, vize muafiyeti diyaloğu sürecinin gelecek dönemde tamamlanacağı hatırlatılarak, AB katılım müzakereleri ve müktesebata uyum çalışmalarının sürdürülmesi, katılım öncesi mali yardımların etkin şekilde kullanılması ve Türkiye’nin yeni AB iletişim stratejisinin uygulanmasının öncelikli hedefler olacağı bildirildi. 

Kıbrıs

Programda, 64. Hükümet döneminde de uzun dönemli perspektifle sağlam değerlere dayalı geliştirilen dış politikanın gelecek dönemde de dünya ve ülke şartlarını dikkate alarak geliştirilmeye sürdürüleceği kaydedildi.  

Kıbrıs’ta müzakere edilmiş bir çözüm ve Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplum içerisindeki haklı yerini alabilmesinin temel önceliklerden biri olduğu ifade edilen açıklamada, "Kıbrıs’ta her iki halkın asli kurucu iradelerini, siyasi eşitliklerini ve adanın ortak sahibi olmalarını temel alan, müzakere edilmiş, adil ve kalıcı bir çözüm için garantör ülke olarak yapıcı katkımızı sürdüreceğiz ve BM'nin bu yöndeki çabalarını destekleyeceğiz" ifadesi kullanıldı.

BM işbirliğinde 23-24 Mayıs 2016'da, tarihte ilk kez uluslararası insani hukuk, insani müdahale ve yardımlar alanında geleceğin gündeminin belirlenmesine yönelik zirve düzenleneceği duyurulan programda, BM En Az Gelişmiş Ülkeler Dördüncü Zirvesi’nin devamı olarak, 2016 yılında gözden geçirme konferansına ev sahipliği yapılacağı kaydedildi. 

Türkiye'nin, 10 Ekim 2014'te imzalanan yeni “Ülke Grubu Anlaşması”yla, Dünya Bankası nezdinde 2014-2016 arasında İcra Direktörü Vekili, 2020-2024 yılları arasında ise İcra Direktörü görevini üstleneceği anımsatılan programda, Türkiye'nin, AK Parti iktidarları döneminde Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) ardından Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu’nda da ilk defa yer alacağı aktarıldı. 

"İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesini öncelikli siyasi hedefleri arasında benimseyen Hükümetimiz, çeşitli ülkelerdeki insan hakları ihlallerinin de dünya kamuoyunun dikkatine getirilmesi ve bu ihlaller hakkında uluslararası platformlarda, özellikle BM’de kararlar çıkarılmasında aktif rol oynamaya devam edecektir" ifadesi kullanılan programda, iklim değişikliğiyle mücadelede, uluslararası toplumun sarf ettiği çabalara etkin biçimde katılımın süreceği belirtildi.

Yurtdışındaki Türk vatandaşları ve akraba topluluklar

Yurtdışındaki Türk vatandaşları ve akraba toplulukların bütün farklılıklarını sahiplenerek menfaatlerini koruma ile dil ve kültür birikimini geliştirme ve yurtdışına yapılacak hizmetleri kalıcı ve sağlıklı şekilde götürebilmenin, dış politikanın ana unsurlarından biri olacağının ifade edildiği programda, şunlar kaydedildi:

"Bu yaklaşımla, yurtdışındaki vatandaşlarımız ve akraba topluluklar olarak farklı ülkelerde yaşayan kardeşlerimizin sadece başı sıkıştığında değil, her daim yanında olmayı ve onlarla birlikte yeni kültürel ve ekonomik inisiyatifler geliştirmeyi benimsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de bütüncül strateji çerçevesinde, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza yönelik farklı kurumlarımız tarafından yürütülen hizmetlerin koordinasyonunu sağlamayı temel önceliklerimiz arasında görüyoruz.

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, soydaş ve akraba toplulukların, içinde bulundukları topluma entegre olmalarını, ekonomik, sosyal ve siyasi yaşama aktif katılımlarını desteklemekteyiz. Bununla birlikte, asimilasyon politikalarına karşı, kültürel kimliklerinin korunmasına azami önem gösterecek ve gerekli desteği vermeye devam edeceğiz. Bu kapsamda, yeni dönemde de yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın kültürel aidiyetlerinin korunmasını, STK’larının daha etkin hale getirilmesini, topluma aktif katılım kapasitelerinin geliştirilmesini ve vatandaşlık haklarının kullanımının güçlendirilmesini destekleyeceğiz".

Dövizli askerlik bedeli 6 bin avrodan bin avroya düşürülecek

Yurtdışında yaşayan vatandaşların dövizli askerlik bedelinin, 6 bin avrodan bin avroya düşürüleceğinin ifade edildiği programda, Türkiye’den borçlanarak emekli olan yurtdışındaki vatandaşların bulundukları ülkelerde yarı zamanlı çalışabilmeleri için ikili anlaşmalar çerçevesinde gerekli çalışmaların yapılacağı bildirildi.  

Programda, Yurtdışında yaşayan vatandaşların, tanıma ve tenfiz davalarının mağduriyet yaratmayacak sürede sonuçlanması için gerekli yasal düzenlemelere gidileceği de belirtilerek, şöyle devam edildi:

"Yurtdışından alınan meslek diplomalarının Türkiye’de meslek lisesi diplomasına denk tanınması ve vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde edindikleri meslek diplomaları ve ustalık belgelerinin Türkiye’de kazanılmış diplomalarla denk kabul edilmesi için gerekli çalışmaları tamamlayacağız. İhtiyaç duyulan bölgelerde yeni başkonsoloslukların açılması ve yetersiz kalan başkonsolosluklarımızın binalarının yenilenmesi ve genişletilmesi için gerekli adımları atacağız. Yurtdışındaki eğitim kurumlarına ve okullara yönelik, o ülkelerde yaşayan eğitmenlerin yerinden görevlendirilmesiyle ilgili çalışmalar tamamlanacak ve yurtdışı öğretmen sayısını artıracağız. Anadil eğitiminin yaygın olarak verilmesi ve kültürel kimliklerin korunması amacıyla yurtdışındaki sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini destekleyecek, bu amaçla eğitmen ve materyal desteği sağlayacak, proje destek bütçesini ihtiyaca cevap verebilecek oranda artıracağız. Yurtdışında yaşayan gençlerimizin Türkiye’nin engin tarih ve kültürünü bizatihi tecrübe etmeleri için kültürel gezi ve kamp programlarını yaygınlaştıracağız".

Yurdışındaki din ve eğitim hizmetleri

 Yurtdışı din hizmetlerinin kapasitesinin geliştirilmesi, tüm topluma ve onları temsil eden STK’lara ulaştırılması, yerel dini öğretim kurumlarının desteklenmesi ve yerinden görevlendirme yapılmasının teşvik edileceğinin vurgulandığı programda, "Üniversitelerin yurtdışında yerleşke/kampüs açabilmesi için yasal düzenlemeleri gerçekleştireceğiz. Devlet üniversitelerinin, vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı ülkelerde hizmet vermesini sağlayacağız. TÜBİTAK, üniversiteler ve araştırma merkezlerinin diasporamızın sosyal, ekonomik, kültürel, siyasi, hukuki ve diğer ilgili alanlarda meseleleri ve gündemleriyle ilgili araştırmalar yapmalarını teşvik edeceğiz" ifadesi kullanıldı.

Programda, Türkiye’de yükseköğrenim görmek isteyen gençlere üniversite kontenjanlarının artırılmasının sağlanacağı, yurtdışındaki lisansüstü eğitimli vatandaşların Türkiye ile ilişkilerinin canlı tutulması için iletişim ağı, veri tabanı ve kataloğu oluşturulacağı kaydedildi.  

Yurtdışında yaşayan Türklerin bulunduğu ülkelerde okulların, kreş ve orta öğretim seviyelerini de barındırır şekilde kurulmasının teşvik edileceği, üniversiteler bünyesinde Diaspora Araştırma Enstitülerinin kurulması ve geliştirilmesinin destekleneceği belirtilerek, "Yurtdışında yaşayan insanlarımızın ülkemize yerleşmeleri durumunda olası entegrasyon sorunlarına karşı programları teşvik edeceğiz. Bilhassa yeni nesillerin Türkçe ve kültürümüzü korumaları noktasında mevcut hizmetlerimizi geliştirecek yeni adımlar atacağız. STK ve vakıflar aracılığıyla yaygın dil ve kültürel eğitimlerin hazırlanıp uygulanması için destek sunacağız" denildi.

Programda, aile birleşiminde yaşanan sıkıntıları gidermek amacıyla, toplumlararası ilişkilerin artırılması ve aile değerlerinin yaşatılması için ilgili ülkeler nezdinde girişimlerin sürdürüleceğine dikkat çekilerek, "Tüm insanlık için büyük tehdit oluşturan ayrımcılık, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığıyla mücadelede ilgili ülkelerle birlikte hareket ederek, yurtdışındaki insanımızı da yakından ilgilendiren insani değerlerin korunması hususunda çalışmalarımızı artıracağız" ifadesine yer verildi.

Yunus Emre Enstitüleri

Önümüzdeki dönemde önemli oranda Türkiye kökenli nüfusu barındıran tüm Batı Avrupa ülkelerinde kültür anlaşmalarının güncelleneceği, anlaşma olmayan ülkelerle de anlaşma yapılmasının sağlanacağının aktarıldığı programda, yenilenen kültür anlaşmaları çerçevesinde, Yunus Emre Enstitüleri’nin dünya genelinde daha etkin şekilde tesis edileceğine işaret edildi. 

Programda, özellikle gençlere yönelik özel programların hazırlanacağına işaret edilerek, şunlar yer aldı: 

"Soydaş ve akraba topluluklarla ilişkilerimizin geliştirilmesi amacıyla Liderlik Akademisi, Bürokrasi Akademisi, Yerel Yönetimler Akademisi, Sivil Toplum Akademisi ve Medya Akademisi programlarını yürüteceğiz. Balkanlar, Ortadoğu, Orta Asya ülkelerinde faaliyet gösteren düşünce kuruluşları ile Türkiye’deki düşünce kuruluşları arasında iletişim ve işbirliğinin arttırılması, bu düşünce kuruluşlarının ülkemizin ilgili kurum ve kuruluşlarını yakından tanımaları amacıyla Düşünce Kuruluşları İşbirliği Programı gerçekleştireceğiz. 

Geliştirdiğimiz uluslararası yurtlar platformu ve öğrenci değişim programlarıyla hem uygun konaklama imkanlarından yararlanılacak hem de eğitim, kültürel etkileşim başta olmak üzere farklı alanlarda ortak programlar düzenlenecek. Soydaş topluluklara mensup öğrencilerin ülkelerinde yükseköğrenim görmelerini teşvik etmek maksadıyla 'Yerinde Burslandırma' uygulamasını başlatacağız. Programın öncelikle soydaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu Balkan ülkeleri ile özellikle Ahıska Türkleri ve Türkmenlerin yaşadığı ülkelerde uygulanmasını hedefliyoruz. Son dönemlerde açıkladığımız doğum hediyesi, çeyiz hesabı, konut destek hesabı gibi uygulamalardan yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız da istifade edecektir".

64. Hükümet Programı'nda, enerjide arz güvenliğinin sağlanması için kaynak çeşitlendirilmesine vurgu yapılırken, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının en üst düzeyde değerlendirilmesi ve elektrik üretiminde nükleer teknolojinin kullanılması stratejisi öncelikler arasında yer aldı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclis'e sunulan hükümet programına göre, enerjinin nihai tüketiciye sürekli, kaliteli, güvenli, asgari maliyetlerle arzını ve enerji temininde kaynak ve bölge çeşitlendirmesi esas alınacak.

64. Hükümet döneminde, yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları mümkün olan en üst düzeyde değerlendirilecek ve enerjinin israf edilmemesi, çevresel etkilerinin asgariye indirilmesi için çalışmalar yürütülecek. 

Kömür ve jeotermal gibi yerli kaynakların potansiyelinin tespitine yönelik arama faaliyetlerinin azami düzeye çıkarılmasının hedeflendiği bu dönemde, kaya gazı konusunda ise kapsamlı araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi sağlanacak.

Demir cevheri, mermer ve bor başta olmak üzere sanayi ham maddelerinin yurtiçinde arama ve üretimine öncelik verilecek. Türkiye ekonomisi için temel ve kritik olan ham maddelerin güvenli teminine yönelik strateji oluşturulması planlanırken, kritik ham madde, maden ve minerallerin ihracatında düzeni sağlayacak ve katma değeri artıracak bir sistem kurulacak.

Madenciliğin çevre mevzuatına uyumu geliştirilecek

Programa göre, madencilik sektörünün çevre mevzuatına uyumunu geliştirilirken, madencilik sektöründe iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin artırılmasına yönelik maden kanunu ve diğer ilgili kanunlarda yapılan düzenlemeler etkili bir şekilde uygulanacak. 

Krom ve mermer gibi madencilik ürünlerinin yurtiçinde işlenmesi ve oluşan katma değerin artırılmasının sağlanacağı bu dönemde, küresel ölçekli ve rekabet gücü yüksek madencilik şirketlerinin oluşturulması desteklenecek. 

Programa göre, "Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretimi Öncelikli Dönüşüm Programı" öncelikli alan olarak nitelendirilirken, enerji alanında yerli kaynakların maksimum düzeyde harekete geçirmek suretiyle dışa bağımlılığı azaltmak amaçlanacak. 

Üçüncü nükleer santralin yapımına başlanacak 

Nükleer enerjide ise 4 bin 800 megavat gücündeki Akkuyu ile 4 bin 480 megavat gücündeki Sinop nükleer santralleri olmak üzere 2 adet nükleer santralin yapılması için imzalanan anlaşmalardan sonra, görüşmeleri yürütülen 3. nükleer santralin yapımına bu dönemde başlanacak.

Bu dönemde ayrıca, tüm illerde konut sektörüne doğalgaz iletiminin tamamlanması planlanırken, doğalgaz depolama kapasitesi arttırılacak. Bu kapsamda, yapımı devam eden Tuz Gölü Yeraltı Depolama Projesi’ni tamamlanacak. Azerbaycan ile hükümetlerarası anlaşmayla imzalanan, Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Projesi hayata geçirilecek.

Trans Adriatik Doğalgaz Boru Hattı Projesi’yle (TAP) doğalgazın Yunanistan ve Arnavutluk üzerinden İtalya’ya ulaşması, Irak-Türkiye Doğalgaz Boru Hattı Projesi’yle de Türkiye ve Avrupa için gaz alışı gerçekleşmesinin hedeflendiği programa göre, tarımsal amaçlı kullanılamayacak nitelikte 6 bin hektar alanda 4 bin megavat kapasiteye sahip Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde 2016 yılında yatırımcılara yer tahsisi yapılması için çalışmalar yürütülecek. 

Elektrik üretim varlıklarının özelleştirilmesi sürecek

Dolgu hacmi bakımından Türkiye’nin ikinci, bin 200 megavatlık kurulu gücüyle ise dördüncü büyük baraj ve hidroelektrik santrali olacak Ilısu Santrali ile yıllık ortalama 3,8 milyar kilovatsaat enerji üretilecek.

Türkiye’nin en yüksek, dünyanın 3’üncü yüksek barajı olacak Artvin Yusufeli Barajı’nın tamamlanmasının hedeflendiği bu dönemde, komşu ülkelerle elektrik ticareti kapasitesi arttırılacak.

Elektrik iletim şebekesinin altyapısının güçlendirilmesi ve modern bir şebeke haline dönüştürülmesine yönelik çalışmaları sürdürülürken, 2010 yılında başlatılan elektrik üretim varlıklarının özelleştirilmesine devam edilecek.

Afşin-Elbistan gibi büyük linyit havzaları ile daha düşük kapasiteli diğer rezervlerin değerlendirilmesinin planlandığı bu dönemde, yurt içi ve yurt dışı petrol ve doğalgaz aramaları ve üretimi artırılacak. 

64. Hükümet Programı'nda, milli güvenliği ve meşru demokratik sistemi tehdit eden yeni vesayet odağının "Paralel Devlet Yapılanması" olduğu belirtilerek, "Yargı ve güvenlik bürokrasisini, sivil toplumun çeşitli kesimlerini ve iş dünyasını tesiri altına almaya çalışan bu yeni vesayet odağının siyaseti kendi hedefleri doğrultusunda dizayn etme çabaları, bürokrasi içinde şeffaflığı yok eden gayretleri ve vesayetçi anlayışı milli güvenliğimizi tehdit etmektedir. Milli iradeden aldığımız güçle bu yapıları tamamen ortadan kaldıracak şekilde kararlı mücadelemize devam edeceğiz" ifadesine yer verildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclis'e sunulan 64. Hükümet Programı'nın güvenlikle ilgili bölümünde, insan onurunun güvencesinin özgürlük ve güvenlik dengesine bağlı olduğu belirtildi.

Söz konusu kavramların birbirini dışlayan değil bütünleyen kavramlar olduğu bildirilen programda, "Geçmişte kaygılar ve korkularla şekillenen devletin güvenliği yaklaşımını vatandaşa güven temelinde yeniden ele alarak, devlet-toplum-fert ilişkisini güçlendirecek bir yaklaşımı öne çıkardık" ifadesine yer verildi.

Güvenlik hizmetleri, "ileri bir demokrasi hedefine ulaşmak amacıyla temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alınabilmesi ve eksiksiz bir biçimde kullanılabilmesi için ihtiyaç duyulan temel kamu hizmeti olarak" tanımlanan programda, şunlar kaydedildi:

"64. Hükümet döneminde de icraatlarımızda özgürlüklerin güven içinde ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde yaşanmasına yönelik prensibimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz. Hükümet olarak, yeni dönemde de güvenlik ve asayiş ortamını bozarak, vatandaşlarımızın anayasal hakkı olan özgürlükleri yaşaması açısından baskı ve tehdit oluşturabilecek bütün yapıların üzerine kararlılıkla ve ödün vermeden gitmeyi sürdüreceğiz. Uluslararası ve bölgesel teröre destek veren çevre ve odaklarla, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla mücadele edeceğiz. Coğrafyamızda hangi nedene dayanırsa dayansın ve kimden gelirse gelsin terörün karşısındaki ilkeli duruşumuzu sürdüreceğiz. Etnik, dini veya mezhebi kavramları suistimal eden tüm terör örgütlerine yönelik mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz. Bu duruş ve mücadelemizde hukukun üstünlüğünü temel alacak, güvenlik hizmetlerini şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirliği artıracak mekanizmalarla daha fazla destekleyecek, masum vatandaşlarımızın zarar görmemesi için azami hassasiyeti göstermeye devam edecek ve güvenlik birimlerine olan güveni daha da pekiştireceğiz." 

Profesyonel sınır kolluğu teşkilatı

Terörizm, örgütlü, siber, narkotik suçlarla kaçakçılıkla mücadelede ulusal ve uluslararası kuruluşlar arasındaki işbirliğinin güçlendirileceği belirtilen programda, söz konusu suçlara yönelik kararlı mücadelenin devam edeceği bilgisi paylaşıldı.

 Vatandaşların iradelerini sandığa yansıtabilmesi için seçim güvenliğini ilgilendiren düzenlemelerin ilgili tarafların görüşleri de alınarak gerçekleştirileceği bildirilen programda, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik güvenlik önlemlerinin artırılacağı aktarıldı.

Toplum destekli kolluk yaklaşımının güçlendirileceği belirtilen programda, "Sınırlarımızın korunmasından sorumlu olacak yeni, profesyonel bir sınır kolluğu teşkilatının kurulmasını sağlayacağız" ifadesi paylaşıldı.

"Paralel Devlet Yapılanması"

Vesayetçi aktör ve kurumların siyaset üzerindeki nüfuzunu kırmak için kararlı bir irade sergilendiği, siyasal sistemi demokratikleştirme hedefinde ciddi ilerlemeler kaydedildiği vurgulanan programa, şöyle devam edildi:

"Ancak geleneksel vesayetçi aktör ve kurumlarla yürüttüğü mücadele neticesinde ülkemiz, milli iradeye dayalı demokratik bir siyasal sistemi inşa etme hedefine odaklanmışken, yeni bir vesayet odağının saldırılarına maruz kalmıştır. Milli güvenliğimizi ve meşru demokratik sistemimizi tehdit eden bu yeni vesayet odağı 'Paralel Devlet Yapılanması'dır. Yargı ve güvenlik bürokrasisini, sivil toplumun çeşitli kesimlerini ve iş dünyasını tesiri altına almaya çalışan bu yeni vesayet odağının siyaseti kendi hedefleri doğrultusunda dizayn etme çabaları, bürokrasi içinde şeffaflığı yok eden gayretleri ve vesayetçi anlayışı milli güvenliğimizi tehdit etmektedir. Milli iradeden aldığımız güçle bu yapıları tamamen ortadan kaldıracak şekilde kararlı mücadelemize devam edeceğiz." 

"Reform görev gücü" oluşturulacak

Her alanda olduğu gibi kamu yönetiminde de kalitenin ön plana çıkarılacağı belirtilen programda, "Yönetim alanında da kalitenin ön plana çıktığı bir dönem olacaktır. 64. Hükümet döneminde de kamu hizmetlerinin adil, etkili, süratli ve kaliteli sunumunu sağlayacak şekilde merkezi birimleri daha küçük ama daha etkin bir yapıya dönüştüreceğiz ve bu birimlerin performanslarını artıracağız. Kamu yönetimi reformunu etkili bir şekilde hayata geçirmeye ve koordinasyonu güçlendirmeye yönelik olarak bir Başbakan Yardımcısı koordinatörlüğünde 'reform görev gücü' oluşturacağız" ifadesi kullanıldı.

Kamu yönetim sisteminin iyi yönetişiminin sürekli bir şekilde gelişmesine katkı vermek üzere "İyi Yönetişim İzleme ve Eşgüdüm Grubu" oluşturulacağı belirtilen programda, taşra teşkilatlarının ve mahalli idarelerin de insan kaynaklarının geliştirilmesine paralel olarak, operasyonel düzeyde esnekliklerini ve mali kaynaklarını genişletmeye devam edileceği bildirildi. Devlet personel rejimi etkinleştirilerek kamuda insan gücü planlaması yapılacağı ifade edilen programda, Dijital Türkiye Projesi hayata geçirilerek, vatandaşların kamu kurum ve kuruluşlarına gitmeden tüm iş ve işlemlerini internet ortamında sonuçlandırmasının sağlanacağı kaydedildi.

Programda, TC Kimlik Kartı'nın tüm vatandaşlara dağıtımının tamamlanacağı belirtilerek kamu veri merkezlerinin bütünleştirilmesi ve etkin hizmet verilmesi amacıyla Kamu Bulutu Projesi'nin gerçekleştirileceği bilgisi paylaşıldı.

"Şeffaflık Paketi"

İşlerin şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir biçimde gerçekleşmesinin temel ilke olarak benimsendiği bildirilen programda, şunlar kaydedildi:

"Her türlü yolsuzlukla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Geçtiğimiz dönemde kamuoyuyla paylaştığımız Şeffaflık Paketi'ni süratle hayata geçireceğiz. Siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanının şeffaflaştırılmasına yönelik Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Siyasi Partiler Kanunu’nda değişiklikler yapacağız. Siyasi partilere yapılan bağışların elektronik ortamda ilan edilmesini ve seçim hesaplarıyla yapılan harcamaların denetiminin yapılmasını ve sonuçlarının elektronik ortamda ilan edilmesini sağlayacağız. Seçim sonuçlarının ilan edilmesinden sonra, siyasi partilerin seçim bilançolarının elektronik ortamda ilan edilmesini sağlayacağız. Partilerin bu konuda aldığı yardımın nerede kullandığının açık ve berrak olmasını sağlayacağız. Mal bildirimlerinin şeffaf olmasını sağlayacağız. Mal bildirimlerinin elektronik ortamda verilmesini ve kıyaslanmasını sağlayacak bilişim altyapıları kuracağız. Yüksek Mahkeme Başkan ve üyeleri ile daire başkanlarının, TBMM Başkanlığına mal bildiriminde bulunmasını sağlayacağız." 

64. Hükümet Programı'nda, mal ihracatında uzun dönemli hedefin dünya ihracatından yüzde 1,5 pay almak olduğu belirtilirken, bu kapsamda ihracatın ithalatı karşılama oranını yüzde 70'e, orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracat içerisindeki payının da yüzde 40'a çıkarılmasının hedeflendiği bildirildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclise sunulan hükümet programının "İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi" başlığını taşıyan dördüncü bölümünde, büyüme ve makroekonomik istikrar, ödemeler dengesi ile enflasyon ve para politikası konularında atılacak adımlara yer verildi. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından TBMM'ye sunulan hükümet programının İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi bölümünde ekonomi alanında yeni bir döneme girildiği belirtilerek, "Bu dönemde bir yandan makroekonomik istikrar ve kazanımlarımızı güçlendirirken, bir yandan da mikroekonomik ve sektörel dönüşümlere odaklanacağız. Son 13 yılda, üst-orta gelir grubuna yükselttiğimiz ülkemizin, yüksek gelir grubu ülkeler arasına girmesi temel amacımızdır" ifadeleri kullanıldı. 

Bundan sonraki dönemde de mülkiyet hakkı ve girişim özgürlüğünün korunacağı vurgulanan programda, kazanılmış hakların korunması temin edilirken, yargı sisteminin hızlı ve tutarlı bir şekilde çalışması için gerekli ortamın oluşturulacağı kaydedildi. 

Programda, özel sektörün ihtiyaç duyacağı hizmetlere yönelik temel fiziki ve sosyal altyapının sunulacağına işaret edilerek, "Üretken alanlarda, yenilikçi ve girişimci özel sektör öncülüğünde büyüyeceğiz. Dışa açık bir ekonomi olarak her alanda rekabetçiliği geliştirecek, küresel yatırımları ve nitelikli insan gücünü cezbedeceğiz" değerlendirmesinde bulunuldu.

Büyüme ve makroekonomik istikrar 

Hükümet Programında uzun vadeli kalkınma amacının, yapısal dönüşümlerle Türkiye'nin uluslararası konumunu yükseltmek ve halkın refahını artırmak olduğu belirtildi.

 Dışa açık ve dünyayla entegre bir ekonomik yapıyla yatırım ortamının daha da iyileştirilmesinin ekonomik kalkınma anlayışının vazgeçilmezi olduğuna dikkat çekilen programda, şunlar kaydedildi:

"Günümüzün rekabetçi dünyasında insana, insanın niteliklerine, sağlıklı bir sosyal ortama yapılan yatırımların, aynı zamanda ekonomik potansiyelimize yapılan bir yatırım olduğunu bilerek, ekonomi politikalarımızı güçlü sosyal politikalar ile bütünleştirmeye devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde yurtiçi üretimi artırma ve ithalata bağımlılığı azaltma perspektifiyle, imalat sanayiinin GSYH içindeki payının artırılması, yapısal dönüşüm açısından önem arz etmektedir. 

AK Parti, bu yapının oluşturulması için verimlilik artışının ve sanayileşmenin hızlandırılması gerektiğinin farkındadır. Özel sektör öncülüğünde, Ar-Ge'ye daha fazla ağırlık vererek, ihracata dayalı ve rekabetçi bir üretim yapısıyla bunu gerçekleştirmekte kararlıyız."

Programda, makroekonomik ve finansal istikrarın öneminin altı çizilerek, "2023 vizyonumuz ile katılımcı bir yaklaşımla hazırladığımız planlarımız ve dönüşüm programlarımız yol haritamız olacak. Yüksek ve istikrarlı büyümeye yönelik temel stratejimiz, özel sektör öncülüğünde, dışa açık ve rekabetçi üretim yapımızın geliştirilmesidir. Verimlilik artışı ve sanayileşme sürecinin güçlendirilmesi, bu stratejimizin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır" denildi. 

İmalat sanayinin GSYH içindeki payının yükseltilmesi ve iş gücü verimliliğinin geliştirilmesiyle istikrarlı büyümeye devam edileceği kaydedilen programda, "Büyüme stratejimiz makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi, beşeri sermayenin geliştirilmesi ve iş gücü piyasasının etkinleştirilmesi, teknoloji ve yenilik geliştirme kapasitesinin artırılması, fiziki altyapının güçlendirilmesi ve kurumsal kalitenin iyileştirilmesi şeklinde 5 temel eksen üzerine oturmaktadır" ifadelerine yer verildi. 

Programda, kamu gelir ve harcamalarında kalitenin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılacağı da bildirilerek, şunlar kaydedildi:

"Kamu harcamalarının toplam hasıla içerisindeki payının artırılmamasına ve böylelikle kamunun özel sektörü dışlayıcı etkisinin en aza indirilmesine dikkat edeceğiz. Verginin tabana yayılması gibi gelir artırıcı çalışmalarla oluşturulacak mali alan ile yeni politikaların uygulanmasına imkan sağlayacağız. Fiyat istikrarını güçlendirecek para politikası çerçevesini koruyacağız. Cari açığın kalıcı çözümüne yönelik politika ve önlemleri hayata geçireceğiz. Bu kapsamda yurtiçi tasarrufların artırılmasına yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz."

Gelecek dönemde iş gücüne katılımın artırılacağına dikkat çekilen programda, eğitimin nitelik yapısının da geliştirileceği belirtildi. 

Programda, gelecek dönemde Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin özel sektör odaklı bir şekilde artırılacağı belirtilirken, "Kamu altyapı yatırımlarımızı, ekonomide üretimin sağlıklı olarak gelişmesini destekleyecek, ancak kaynak israfına yol açmayacak biçimde planlayacağız. Kamu eliyle yapacağımız nitelikli altyapı yatırımları, özel sektör yatırımlarını güdüleyerek üretim kapasitesini artıracak, bir taraftan da verimlilik bazlı büyüme dinamiğine katkı sağlayacak" ifadelerine yer verildi. 

Programda, vergi düzenlemelerinde öngörülebilirlik ve istikrarı gözetileceği, fikri mülkiyet ve patent haklarının korunacağı ve yatırım ortamının güçlendirileceği de belirtildi.

Üretken alanlara yeni uluslararası doğrudan yatırım girişlerinin artırılması hedeflenen programda, bu doğrultuda hem teknoloji transferi yoluyla verimliliği artırıcı hem de doğrudan istihdam yaratıcı sonuçlar elde ederek, büyümeye katkı sunmanın hedeflendiği belirtildi. 

Ödemeler Dengesi

Hükümet Programında, bu alandaki ekonomi politikalarının esasının, cari açığı düşürmeye devam ederken, büyümeyi daha iyi bir ödemeler dengesi bilançosuyla gerçekleştirmek olduğu bildirildi.

Artan kaynakları üretken alanlara yönlendirerek daha fazla gelire dönüştürmenin hedeflendiği programda, "Yeni yatırımlar ve imalat sanayimizde yaşanacak dönüşümlerle mal ihracatımızda uzun dönemli hedefimiz, dünya ihracatından yüzde 1,5 pay almaktır. İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması Öncelikli Dönüşüm Programımızla dış ticaret açığının GSYH'ye oranını azaltmayı hedeflemekteyiz. Ayrıca, ihracatın ithalatı karşılama oranını yüzde 70'e ulaştırmayı ve ihracatın kalitesini artırarak, orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracat içerisindeki payını yaklaşık yüzde 40'a çıkarmayı hedefliyoruz" değerlendirmesine yer verildi.

Program kapsamında Türkiye'nin girdi tedarik ihtiyacı envanteri dikkate alınarak Girdi Tedarik Stratejisini'nin (GİTES) de güncelleneceği belirtilirken, büyük ölçekli yatırımları ve stratejik sektörleri teşvik etmeye devam edileceği kaydedildi. 

Geleneksel ihracat pazarlardaki payını düşürmeden, AB dışındaki ülkelere mal ve hizmet ihracatını artırmak gerekli düzenlemelerin yapılacağı ifade edilen programda, "İhracat desteklerinde etkililik esas alınacak, gelişme potansiyeli olan sektörlere öncelik vereceğiz. Türkiye'nin ikili ve çok taraflı yükümlülükleri dikkate alınarak yurtiçi üretimde yerli ara malı kullanımının ve katma değerin artırılmasını sağlayacağız" denildi.

Programda, rüzgar, güneş, hidroelektrik gibi alternatif enerji kaynakları üreten tesislerde kullanılan, makine ve teçhizatın yurtiçi üretiminin payının artırılacağı belirtilerek, "Maden Tetkik Arama'nın (MTA) yurtdışında da madencilik faaliyeti yapabilmesini sağlayacağız... Elektrikli araçlar için prototip batarya üretimini gerçekleştireceğiz. Yüksek teknolojili ürünlere yönelik yatırımları ülkemize çekmek üzere serbest bölgelerin cazibesini artıracağız. Başta finansal ortamı iyileştirmeye yönelik olmak üzere yerli makine üreticilerinin rekabet gücünü artıracak mekanizmalar oluşturacağız" ifadeleri kullanıldı. 

Atıkların ekonomiye kazandırılmasına önem verileceği belirtilen programda, ihracatçıların yeni pazarlara erişmesine yönelik mevcut imkanların iyileştirileceği bildirildi.

Enflasyon ve Para Politikası

Programda, enflasyon ve para politikası alanındaki ekonomi politikalarının esasının, enflasyonun kalıcı bir biçimde düşük tek haneli oranlara çekilmesi olduğu belirtildi. Gelecek dönemde de para politikasının, finansal istikrarı da gözeteceğine yer verilen programda, bu politikaların büyüme ve istihdam politikalarını da destekleyeceği kaydedildi. 

Programda, enflasyon hedeflemesinin temel para politikası rejimi olmaya devam edeceği bildirilirken, şu görüşlere yer verildi:

"Enflasyon hedefleri, hükümetimiz ve Merkez Bankası tarafından üçer yıllık vadeler için belirlenecektir. Dalgalı döviz kuru rejimi sürdürülecektir. Merkez Bankasının, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirlemesi, esas olmaya devam edecektir.

Finansal İstikrar Komitesi, ilgili kurumların katkılarıyla finans piyasalarının gelişimine ve istikrarın sürdürülmesine destek verecektir. Gıda Komitesi yeniden yapılandırılarak, tüketici fiyatları üzerinde önemli etkiye sahip gıda fiyatlarını yukarıya çeken yapısal nedenleri analiz eden ve bu alandaki mücadelenin kurumsal, yasal ve piyasa mekanizmasına ilişkin araçlarını geliştiren bir komiteye dönüştürülecektir."

 64. Hükümet Programı'nda, bir yandan ekonomiyi büyütürken diğer yandan istihdam dostu bir büyümenin sağlanmasının, iş gücü piyasasının daha etkin işlediği bir ortamda işsizliği kalıcı şekilde düşük oranlara indirmenin hedeflendiği ifade edildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclis'e sunulan hükümet programının "İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi" başlığını taşıyan dördüncü bölümünde, yatırımlar, istihdam, tarım ve gıda  konularında atılacak adımlara ve hedeflere yer verildi. 

Programda, ekonomik büyümenin ve istihdamın artırılması, gerekli altyapının sağlanarak ülkenin rekabet gücünün ve iş ortamının iyileştirilmesiiçin yatırımlara büyük önem verildiği vurgulandı.

Sadece büyüme ve istihdam açısından değil, bölgesel kalkınmanın sağlanması, insan kaynaklarının geliştirilmesi, vatandaşların refahının ve yaşam kalitesinin artırılması açısından etkin ve verimli yatırımlara hız kesmeden devam etmenin temel amaç olduğu belirtilen programda, "Hükümet döneminde yüksek ve istikrarlı büyüme için kamu ve özel kesim yatırımlarını birbirini tamamlayacak şekilde bütüncül bir bakış açısıyla ele almaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verildi.

Bu perspektifle, kamu yatırımlarıyla eş zamanlı yürütülen yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik politikalarla, özel sektör yatırımlarının önünü açmanın ve bu yatırımları teşvik etmenin sürdürüleceğine işaret edilen programda, kamu yatırımlarının, özel sektör tarafından gerçekleştirilemeyecek ekonomik ve sosyal altyapı alanlarında yoğunlaştırılacağı bildirildi.

Kamu yatırımlarını, bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmada ve bölgesel gelişme potansiyelini değerlendirmede etkili bir araç olarak kullanılacağı belirtilen programda,  GAP, DAP, KOP, DOKAP gibi bölgesel eylem planları kapsamındaki projelere öncelik verileceği kaydedildi. Programda şu görüşlere yer verildi:

"Yatırım programının rasyonel yapısını koruyacağız, projelerin geciktirilmeden hayata geçirilmesini sağlayacağız. Büyük altyapı projeleri yürüten kurumların planlama ve uygulama aşamalarında bilgi paylaşımı ve ortak karar alma süreçleri geliştirilerek projeler arası çakışmalar ve oluşabilecek ilave maliyetler önlenecektir. Bu amaçlara yönelik düzenlemeler yapılacak ve idari mekanizmalar oluşturulacaktır. Kamu-özel işbirliği yöntemiyle başlatılan büyük projeleri tamamlayacak, yeni otoyollar, yüksek hızlı tren hatları dahil olmak üzere, birçok alanda yeni projeleri kamu-özel işbirliği yöntemiyle hayata geçireceğiz"

Kamu ve özel kesim işbirliğinde mevzuat tek bir çerçeve kanunla düzenlenecek

 Kamu ve özel kesim işbirliği alanında halen dağınık bir yapıda olan mevzuatın tek bir çerçeve kanunla düzenleneceği bildirilen programda, "Önümüzdeki dönemde özel yatırımların teşvikine yönelik uygulamalarda maliyet-etkinlik, hesap verebilirlik, şeffaflık, öngörülebilirlik, esneklik, atıl kapasite oluşturulmaması ile verimlilik ilkelerini gözeteceğiz" ifadeleri kullanıldı.

Programda, istihdam, yüksek katma değer ve ihracat artışına yönelik yatırım alanlarına öncelik verileceğine dikkat çekilerek, devlet desteklerine ilişkin veri toplama ve izleme altyapısı çalışmalarının tamamlanarak uygulamaya geçirileceği kaydedildi. Oluşturulan verilerin bu alanda yapılacak etki analizlerine temel teşkil etmesinin sağlanacağı ifade edilen programda, "Emek yoğun sektörlerde yatırımcıların talebi halinde, sembolik bir kira bedeliyle, anahtar teslimi fabrika binası yapacağız" denildi.

 Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) kapsamındaki çalışmaların genel sorun alanlarına odaklı, daha etkin ve sonuç alıcı bir biçimde sürdürülmesinin sağlanacağı vurgulanan programda, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"İş ve Yatırım Ortamının Geliştirilmesi Öncelikli Dönüşüm Programı'yla iş ve yatırım ortamının öncelikli sorunlarına odaklanılarak, yatırımcının karşılaştığı belirsizliklerin giderilmesi ve sorunların hızlaçözülmesi, bunun için mevcut mekanizmaların iyileştirilerek yatırımların artırılmasını amaçlamaktayız. Ülke ekonomisi için büyük önem arz eden yatırımların izin ve yatırım yeri temini süreçlerinin hızlı ve etkin bir biçimde yürütülmesine ve sonuçlandırılmasına yönelik mekanizma oluşturacağız. Türkiye’de yatırıma uygun arazi envanterinin yatırımcıya elektronik ortamda sunulması amacıyla coğrafi bilgi sistemleri altyapısını geliştireceğiz. Endüstri Bölgeleri ve Organize Sanayi Bölgelerinde, özellikle yatırım yeri tahsisine ilişkin uygulama sürecinde karşılaşılan sorunları tespit edeceğiz ve bu sorunların çözümüne yönelik olarak mevzuatı geliştireceğiz." 

"İş ve yatırım ortamına ilişkin altyapı geliştirilecek"

Programda kamunun iş dünyasına elektronik ortamda sunduğu hizmetlerin birbirleri ile entegrasyonunun sağlanacağı ve elektronik ortamda daha fazla hizmet sunulacağı da belirtildi.

İşyeri açma ve çalışma ruhsatlarında basitleştirme ve uygulama birliğinin sağlanılacağı ifade edilen programda, "Şirketlerin kuruluş ve tasfiye işlemleri kolaylaştırılacak, maliyetler düşürülecek, süreç kısaltılarak basitleştirilecek, iradi tasfiye, iflaslı tasfiye ve yeniden yapılandırmaya yönelik hususlar gözden geçirilecektir" görüşüne yer verildi.

Türkiye'de iş ve yatırım ortamına ilişkin altyapının geliştirilerek hukuki süreçlerin daha kısa zamanda sonuçlanmasının sağlanacağına işaret edilen programda, adli ve idari yargıda uyuşmazlıkların yargı öncesi çözüm usullerinin geliştirileceği ve etkin hale getirileceği belirtildi.

"İşsizliği kalıcı şekilde düşük oranlara indirmeyi hedefliyoruz"

Hükümet olarak istihdam alanındaki temel yaklaşımın daha fazla ve daha nitelikli iş imkanları oluşturmak olduğu vurgulanan programda, "Bu amaçla, bir yandan ekonomimizi büyütürken, diğer yandan istihdam dostu bir büyüme sağlamayı hedefliyoruz" ifadelerine yer verildi.

İstihdamın sadece ekonomik anlamda bir gösterge olarak değil, ekonomik büyümenin sosyal refaha yansımasının temel alanı olarak kabul edildiği aktarılan programda, iş gücü piyasasının daha etkin işlediği bir ortamda işsizliği kalıcı şekilde düşük oranlara indirmenin hedeflendiği bildirildi.

Türkiye'de kadın girişimciliğinin geliştirilmesine yönelik bir program uygulanacağı belirtilen programda, şunlar kaydedildi:

"Program kapsamında eğitim, finansman ve mentörlük destekleri sağlayacağız. Genç girişimciliği ve istihdamı özendirici programlar uygulamaya koyacağız. İŞKUR tarafından düzenlenen aktif işgücü programlarının etkinliğini artıracağız. İş gücü piyasalarına esneklik sağlayan çalışma biçimlerini iş ve sosyal güvenlik mevzuatına ekleyeceğiz. Söz konusu mevzuat düzenlemelerinde AB Müktesebatı ve uygulamalarını dikkate alacağız. İstihdam teşviklerini basit ve daha anlaşılır hale getireceğiz. Bu kapsamda yapılacak analizler dikkate alınarak, bazı teşvik uygulamalarını gözden geçireceğiz. İstihdamın nitelikli bir biçimde artırılması ve piyasanın düzgün işlemesine yönelik hazırladığımız 'İşgücü Piyasasının Etkinleştirilmesi Öncelikli Dönüşüm Programı'nı hayata geçireceğiz."

"Yemde ve gübrede KDV'yi kaldıracağız"

Tarımda gerekli yapısal dönüşümlere, öncelikli alanlarda rasyonel ve çağdaş üretim modellerinin esas alındığı ifade edilen programda, "Bu yaklaşım ve prensiplerle nüfusunu yeterli, kaliteli ve güvenilir gıda ile besleyen, tarım ürünlerinde net ihracatçı konumunu daha da geliştiren, rekabet gücünü artırmış, dünyada ve bölgesinde tarım alanında söz sahibi bir ülke olmak temel hedefimizdir" görüşüne yer verildi.

 64. Hükümet döneminde de tarım politikalarının etkili bir şekilde uygulanmaya devam edileceğinin altı çizilen programda, kümülatif olarak 8 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmalarının tamamlanacağı ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin güçlendirileceği kaydedildi.

Tarımsal desteklerin, 190 adet tarım alt havzasında, iklim, toprak ve topografyanın yanı sıra mevcut su potansiyeli ve bitkilerin su tüketimini de dikkate alarak, alt havzalar düzeyinde, bölgesel ve ürün bazında düzenleneceği bildirilen programda, şu ifadelere yer verildi:

"Yemde ve gübrede KDV’yi kaldıracağız. Genç çiftçilerimize proje karşılığı 30 bin lira karşılıksız destek vereceğiz. İşletme büyüklüğü 5 dekar altındaki meyve, sebze, süs bitkisi, ıtri-tıbbi-aromatik bitki yetiştiriciliği yapan çiftçilere destekleme ödemesi yapacağız. Çiftçilerimize seralarının modernizasyonu için faizsiz kredi vereceğiz. Maliyetleri düşürmek amacıyla seralara ticarethane elektrik fiyatı yerine sulama suyu elektrik fiyatı uygulayacağız. Tarımsal desteklemelerde ürün deseni ve su potansiyeli uyumunu gözeterek, sertifikalı üretim yöntemlerine önem vereceğiz. Tarım sigortalarının kapsamını genişleterek yaygınlaştıracağız. Tarımsal istatistik ve kayıt sistemlerini geliştirmek amacıyla yürütülen projeleri sürdürecek, tarım politikalarının yürütülmesine ilişkin bilgi altyapısı ile idari yapıyı geliştirerek tüm tarımsal bilgi sistemlerini AB ile uyumlu hale getireceğiz. İşletmeleri ekonomik ölçek büyüklüğüne ulaştıracak projeler yürüteceğiz. Arazilerini büyütmek isteyen ehil mirasçılara kredi imkanları sağlayacağız. Çiftçilerimizden arazilerini birleştirmek suretiyle büyük ölçekli tarım işletmeleri oluşturanlara özel destekler vereceğiz."

"2019'a kadar 10 milyon dekar ilave arazi sulanabilir hale gelecek"

Tarımda Su Kullanımının Etkinleştirilmesi Öncelikli Dönüşüm Programı ve sulama hedeflerine de yer verilen programda, "2019 yılına kadar 10 milyon dekar ilave araziyi sulanabilir hale getirmeyi hedefliyoruz" denildi. 

Orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekarın tamamını sulamaya açılmasının hedeflendiği belirtilen programda, sulamalar tamamladığında GAP'ın, gıda üreten ve dünyaya ihraç eden bir "üretim ve ihracat merkezi" haline geleceği ifade edildi. Programda 2019 yılı sonuna kadar Konya Ovası Projesinde 11 milyon dekar arazinin sulamaya açılmasının hedeflendiği de belirtildi.

Tarım alanlarının planlama ile koruma altına alacağına işaret edilen programda, katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesine, gen kaynaklarının korunmasına, ıslah çalışmalarına, nanoteknoloji ve biyoteknolojiye yönelik çalışmalara öncelik verilerek, güdümlü projelerle tarım-sanayi-üniversite arasındaki işbirliklerinin artırılacağı kaydedildi.

Programda, "Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Ulusal Kümelenme Stratejisi" de oluşturulacağı ifade edilerek, başta aspir, kanola, soya olmak üzere bitkisel üretimde sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılacağı, sertifikalı tohumluk üretiminin de 880 bin tona çıkarılacağı belirtildi.

Tarım alanları içerisinde organik tarımın oranının yüzde 1,95’den yüzde 4’e çıkarılacağına dikkat çekilen programda, 1 milyon ton kapasiteli "Hububat Depolama Projesi" ile 12 milyon hektar mera alanında tespit, 7,2 milyon hektar alanda tahdit, 4 milyon hektar alanda tahsis, 800 bin hektar alanda ise ıslah çalışmalarının tamamlanacağı bilgisi verildi.

Süt ve et üretiminde sözleşmeli model geliştirileceği bildirilen programda, ormanların sınırlarının korunması ve mülkiyet problemlerinin çözümüne yönelik orman kadastro çalışmalarını hızlandırılacağı belirtildi.

Programda ayrıca ikinci GAP Eylem Planı’nda beşeri ve sosyal kaynakların geliştirilmesine ve temel altyapı yatırımlarının tamamlanmasına öncelik verileceği kaydedildi.

64. Hükümet Programı'nda, temel yaklaşımın vergi ödeyenlerden daha fazla vergi almak değil, vergi tabanını genişletmek suretiyle gelirlerin kalitesini artırmak olduğu bildirildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclise sunulan hükümet programının "İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi" başlığını taşıyan dördüncü bölümünde mali disiplin, kayıtdışılığın azaltılması, kamu sermayeli şirketler ve özelleştirme ile tasarruflar konularında atılacak adımlara yer verildi. 

Gelir ve kurumlar vergisi kanunları birleştirilerek, yeni Gelir Vergisi Kanunu'nun çıkarılacağı belirtilen programda, söz konusu düzenleme ile yüksek teknolojiye dayalı ihracatı ve bu kapsamdaki yatırımları destekleyecek vergi teşvikleri getirileceği ifade edildi. 

Kayıtdışılığın azaltılması, yatırım ve üretim üzerindeki yüklerin hafifletilmesi ve mükerrerliklerin önlenmesi amacıyla Damga Vergisi Kanunu'nun gözden geçirileceği belirtilen programda, ekonomik ve sosyal politikalara uyum sağlamak ile sade ve daha kolay uygulanabilir hale getirmek amacıyla yeni Vergi Usul Kanunu'nun çıkarılacağı kaydedildi. 

Bu kapsamda mükellef haklarını artıran, vergi denetiminde adaleti, eşitliği ve güven duygusunu sağlayan, vergi idaresi uygulamalarında şeffaflığı ve hesap verebilirliği artıran, uyuşmazlıkların çözümünü kolaylaştıran, değerleme hükümlerini mükellef lehine iyileştiren ve vergiye uyum maliyetlerini düşüren düzenlemeler gerçekleştirileceği aktarılan programda, şunlara yer verildi: 

"Bütçemizin gelir kısmını daha da iyileştirmek üzere hazırladığımız 'Kamu Gelirlerinin Kalitesinin Artırılması Öncelikli Dönüşüm Programı' çerçevesinde, temel olarak kamu gelirlerinin sağlıklı ve sürekli kaynaklardan çağdaş yöntemlerle elde edilmesini amaçlamaktayız. Programla, gelir mevzuatının oluşturulmasından gelirlerin toplanmasına ve kamuoyunun bilgilendirilmesine kadar olan tüm sürecin kalitesini artırmayı hedefliyoruz. Temel yaklaşımımız, vergi ödeyenlerden daha fazla vergi almak değil, vergi tabanını genişletmek suretiyle gelirlerin kalitesini artırmaktır." 

Vergi mevzuatı sadeleştirilecek 

64. Hükümet Programı'nda, vergi mevzuatının sadeleştirilmesi çalışmalarına devam edileceği de bildirildi. Vergi mevzuatına ilişkin düzenlemelerin, toplumun ve ilgili tarafların katkılarının alındığı bir süreç içinde gerçekleştirileceği aktarılan programda, yerel yönetimlerin öz gelirlerinin de artırılacağı kaydedildi. 

Yatırımların üretken alanlara yönlendirilmesi ve tasarrufların artırılması temel amacı kapsamında, gayrimenkul rantlarından kamunun pay almasına yönelik çalışma yapılacağı belirtilen programda, istisna, muafiyet ve indirimlerin kapsamlı bir analize tabi tutulacağı ifade edildi. 

Programda, vergileme alanında vatandaşa hizmet sunulurken teknolojiden daha fazla yararlanılacağı ve vergi idaresinin beşeri ve teknik kapasitesinin artırılacağı da bildirildi.

Kayıtdışılığın azaltılması 

Adaletli bir yönetimin temel esaslarından biri olarak herkese eşit koşullarda çalışma ve kazanma hakkı tanımak ile herkesten adil bir vergi sistemi ile katkı istenmesinin benimsendiği vurgulanan programda, ekonomide etkinliği sağlayacak kayıtlı çalışmanın, istihdam etmenin ve vergide gönüllülüğü artıracak uygulamaların özendirilmesinin temel ilke olarak kabul edildiği kaydedildi. 

Gelecek dönemde uygulamaya konacak "Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Öncelikli Dönüşüm Programı" kapsamında kayıtdışı ekonominin boyutunun ölçüleceği ve bunun yol açtığı etkilerin araştırılarak, bir envanter çalışması yapılacağı aktarılan programda, "Denetim kapasitesini güçlendireceğiz. Eğitici ve kapsayıcı yöntemlerle toplumun tüm kesimlerinde farkındalığı artıracağız. Vergilendirme kapasitesini ölçen yöntemler geliştirecek, kayıtdışı istihdamın boyutunu analiz edecek ve yol açtığı sorunları gidereceğiz. Vergiye gönüllü uyumu etkileyen faktörleri analiz edeceğiz ve mükelleflerin vergiye uyum seviyelerini artırıcı uygulamaları hayata geçireceğiz" denildi. 

64. Hükümet Programı'nda, gümrük kapıları ve gümrüklerin modernize edilerek, yenileneceğine de yer verildi.

Sosyal yardım alanların gelirlerinin, kayıtlı işe başlar başlamaz kesilmemesi ve belirli bir süre veya geliri yeterli bir noktaya erişinceye kadar devam ettirilmesinin sağlanacağı belirtilen programda, özellikle kısmi süreli çalışanların Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile ilgili ek ödeme sorunlarının çözülerek, kayıtdışı çalışmalarının engellenmesinin sağlanacağı ifade edildi. 

Kamu sermayeli şirketler ve özelleştirme

AK Parti hükümetlerinin, piyasa ekonomisinin kuralları çerçevesinde kamu işletmeciliğinden mümkün olduğunca çekilmeyi hedeflediğine işaret edilen programda, bu hedef doğrultusunda büyük miktarda özelleştirmeler gerçekleştirildiği hatırlatıldı.

Yeni dönemde ise bir taraftan özelleştirme uygulamalarına devam edilirken, diğer taraftan kamunun işletmeci olduğu alanlarda etkinliğin artırılacağı belirtilen programda, şunlar kaydedildi:

"Kamu sermayeli kuruluşların açık, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıda çalışmalarını sağlayacak yönetim sistemlerinin, rekabet edebilir ve iyi yönetişim ilkelerine uygun bir yapıda oluşmasını temin edecek yönetişim reformunu gerçekleştireceğiz. Kamu döner sermaye kuruluşlarının açık, şeffaf ve hesap verebilir bir idari ve mali yapıda çalışmalarını sağlayacak döner sermaye reformunu gerçekleştireceğiz. KİT'lerin faaliyetlerini, piyasa mekanizmasını bozucu etkiye neden olmayacak şekilde sürdüreceğiz. Stratejik yönetim anlayışını yaygınlaştıracak, KİT faaliyetlerinin stratejik planlar ve performans programlarına uyumunun artırılmasına yönelik uygulamaları gerçekleştireceğiz. Özelleştirme uygulamalarını, uzun vadeli sektörel öncelikler çerçevesinde belirlenmiş bir program dahilinde sürdüreceğiz." 

Tasarruflar

Yurtiçi tasarrufların, ekonomik büyümenin önemli dinamiklerinden biri olarak görüldüğü belirtilen programda, "Ekonomi politikalarımızın temelini oluşturan üretken yatırımlarımızı, uluslararası sermayenin yanı sıra, yurtiçi tasarruflarla da finanse ederek sağlıklı bir büyüme yapısı oluşturmak temel amacımızdır" denildi. 

Yurtiçi tasarrufların sadece artırmakla kalınmayacağı, bunların üretken alanlarda Türkiye'nin hızlı biçimde büyümesini sağlayacak katma değeri yüksek yatırımlara yönlendirileceği vurgulanan programda, şu ifadelere yer verildi: 

"Uygulayacağımız para ve maliye politikalarının yanı sıra hanehalkı ve firmalara sağlayacağımız teşviklerle yurtiçi tasarruf oranlarını, büyüme ve cari açık hedeflerimizle uyumlu bir şekilde yükseltmeyi hedeflemekteyiz. 'Yurtiçi Tasarrufların Artırılması ve İsrafın Önlenmesi Öncelikli Dönüşüm Programı'yla, yüksek ve istikrarlı bir büyüme dinamiği sağlamak üzere, en güvenilir ve kalıcı finansman kaynağı olan yurtiçi tasarrufların artırılması, artan yurtiçi tasarrufların üretken yatırımlara yönlendirilmesi ve israfın azaltılmasını amaçlamaktayız. Programla, gayrimenkullerin elden çıkarılmasında değer artış kazançlarının vergilendirilmesine yönelik uygulamaları gözden geçireceğiz. Taşınmaz alımlarının finansmanında kullandırılan kredilere ilişkin vergi istisna ve muafiyetlerini, sosyal ve ekonomik amaçları dikkate alarak, gözden geçireceğiz.

Kapasite ve verimlilik artışı sağlamak amacıyla, imalat sanayi makine-teçhizat yatırımlarının finansmanında Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnası getireceğiz. Uluslararası yükümlülükleri gözeterek, lüks ve/veya ithalat yoğunluğu yüksek tüketim mallarını caydırıcı vergilendirme yapacağız. Uzun vadeli tasarrufları teşvik etmek üzere, özel amaçlı tasarruf mekanizmaları geliştireceğiz. Altın bankacılığı başta olmak üzere, altın şeklinde tutulan tasarrufların sisteme çekilmesi için çeşitli mekanizmalar geliştireceğiz. Bireysel emeklilik sisteminde kesinti oranlarını uluslararası düzeylere yaklaştıracağız ve sistemde 'otomatik katılım sistemi' pilot çalışması yapacağız. Hayat sigortalarının ve uzun süreli (bir yılı aşan) özel sağlık sigortalarının geliştirilmesini sağlayacağız. Kamuoyuna yönelik genel bir tasarruf çağrısı kampanyası yürüteceğiz. Türkiye'de finansal konularda farkındalığın artırılması için çeşitli kesimlere yönelik eğitim ve tanıtım faaliyetleri düzenleyeceğiz."

64. Hükümet Programı'nda, kişisel verilerin korunması ve siber güvenliğe ilişkin yasal düzenlemelerin hayata geçirilerek, Siber Suçla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planının hazırlanacağı, Bilişim Suçları İhtisas Mahkemeleri oluşturulacağı bildirildi. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclis'e sunulan hükümet programının "Bilim, Teknoloji ve Yenilikçi Üretim" başlığını taşıyan beşinci bölümünde, büyük ekonomiler arasına girme hedefine ulaşmak için atılacak adımlara yer verildi. 

Programa göre, bilgi üreten ve bilgiyi nitelikli bir biçimde kullanarak ticari değere dönüştüren, etkin işleyen bir Ar-Ge ve yenilik ekosistemi oluşturulacak. 

Dışa bağımlılığın yüksek olduğu sektörlerde, yerli ürün ve teknolojiler geliştirilmesine yönelik araştırma programları desteklenerek etkinleştirilecek.

Doktora mezunu olanlar başta olmak üzere, araştırmacı insan gücü nicelik ve nitelik olarak iyileştirilecek ve özel sektörde daha fazla araştırmacı istihdam edilmesi sağlanacak. Tasarım merkezleri, Ar-Ge merkezleri gibi desteklenecek, Ar-Ge ve tasarım personelinin daha esnek çalışmasına olanak verilecek. KOBİ'lerin siparişe dayalı Ar-Ge ve tasarım faaliyetleri desteklenecek. 

Sınai mülkiyet ve yönetimi ile ilgili konularda yayın yapacak "Teknoloji Transfer Platformu" kurulacak. Yargı, gümrük ve kolluk hizmetleri başta olmak üzere, kamuda fikri hakların korunması ve denetlenmesiyle ilgili birimlerde yeterli beşeri ve kurumsal kapasite oluşturulacak. Türkiye'de genetik kaynaklar ile geleneksel bilgi, geleneksel kültürel ve folklorik ifadelerin korunmasına yönelik bir yol haritası oluşturulacak. Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Tasarısı'nın yasalaştırılması için girişimlerde bulunulacak, Patent Borsası kurulacak.

Öncelikli sektörlerde teknolojik ürün yatırımları ve prototip geliştirme süreçleri desteklenecek. Enerji, sağlık, havacılık, uzay, otomotiv, raylı sistemler, bilişim ve savunma sektörleri gibi öncelikli sektörlerde teknolojik ürün yatırımları ve kümelenme çalışmaları desteklenecek. Girişimcileri desteklemek için finansman eksiğinin en çok hissedildiği şirketlerin erken aşamasına yönelik bir fon kurulacak.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin TSE ve patent belgelerinin maliyetlerinin devlet tarafından karşılanması sağlanacak. 

Kamu alımları yenilikçi girişimcilik için kaldıraç olacak

Her yıl 100 milyar lirayı aşan kamu alımları, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine katkı sağlayacak, yeniliği, yerlileştirmeyi, teknoloji transferini ve yenilikçi girişimciliği teşvik edecek etkili bir politika aracına dönüştürülecek. Bu kapsamda kamu alımlarında orta-yüksek ve yüksek teknoloji sektörlerindeki yerli firmaların payı artırılacak.

Yüksek teknolojili ürünlerde kamu alım garantisine dayalı üretim yapılabilmesi için ürün bazlı yerli tedarik modelleri geliştirilecek.

Üniversitelerde teşviklerle yabancı öğrenci sayısı artırılacak

"Nitelikli İnsan Gücü İçin Çekim Merkezi Öncelik Dönüşüm Programı" ile başta yurtdışındaki vatandaşlar olmak üzere yerli ve yabancı nitelikli insan gücü için Türkiye cazibe merkezi haline getirilecek. İş piyasasında, üniversitelerde ve kamu ve özel Ar-Ge merkezlerinde yurtdışından nitelikli insan gücüne ihtiyaç duyulan alanlar belirlenecek, yurtdışında bilim ve teknoloji müşavirleri görevlendirilecek. Yurtdışındaki Türk araştırmacılar için bir veri tabanı ve kataloğu oluşturulacak. Üniversitelerde ilave teşviklerle yabancı öğrenci sayısı artırılacak.

Nitelikli insan gücü için çalışma izni süreci hızlandırılacak, bu amaçla özel bir Turkuaz Kart Sistemi geliştirilecek. 

Yurtdışında lisansüstü eğitim yapmış olan vatandaşların Türkiye'ye dönmelerini sağlamaya yönelik Ar-Ge destekleri yaygınlaştırılacak. 

Kalkınma Bankası yeniden yapılandırılacak

İlerleyen dönemde kamunun raylı ulaşım sistem ihtiyaçlarının yurtiçinden karşılanma oranı artırılacak. 

Tekstil, deri, mobilya sektörlerinin tarım sektörü ile makine, tıbbi cihaz ve elektronik sektörlerinin hizmetler sektörü ile makine, tıbbi cihaz, otomotiv sektörlerinin elektronik sektörü ile aralarındaki entegrasyon güçlendirilecek.

Sanayi girdilerinin ülke içinden karşılanma oranının artırılmasını teminen, yüksek yatırım gerektiren ara malı ve sanayi ham maddelerinin üretimine öncelik verilecek. 

Yatırım mallarının ve ara malların vadeli ithalatında Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) oranı yüzde 6'dan yüzde sıfıra indirilerek sanayicinin girdi maliyeti azaltılacak. Yüksek teknolojili yatırımlara daha fazla destek verilecek. İleri teknoloji yatırımları, Beşinci bölge desteklerinden yararlandırılacak. 

Kalkınma Bankası ekonominin ihtiyaç duyduğu nitelikli projeler daha fazla desteklenecek bir anlayış içinde yeniden yapılandırılacak. 

Geri ödeme ve fiyatlandırma politikaları ile ruhsat süreçlerinde yerli üretim ilaç ve tıbbi cihazlara öncelik verilecek. Sağlık endüstrisi alanında üretim yapacak KOBİ’lere yönelik finansal destek mekanizmaları geliştirilecek.

2019 yılına kadar 15 uçak yapılacak

Otomotiv sektöründe, katma değerin artırılması ve çevreye duyarlı yeni teknolojilerin geliştirilmesi sağlanacak. Sektörde, küresel pazarların ihtiyaçlarına yönelik özgün tasarım araçlarla markalaşma teşvik edilecek ve bu kapsamda yerli marka otomobil üretimi çalışmaları hızlandırılacak. 

Elektronik sektöründe çift amaçlı teknolojilerin (savunma/sivil) uygulama imkanları dikkate alınacak ve elektronik haberleşme alanında yeni nesil telsiz teknolojisine geçiş sürecinde baz istasyonu ve kontrol birimleri ürünlerinin geliştirilmesi ve üretimine önem verilecek. 

Yenilikçi çözümlerin yaygınlaşmasında elektronik sektörünün üretici olarak yer alması desteklenecek. Yerli cep telefonu üretilmesi sağlanacak. 

Savunma sanayi diğer sanayi alanları ile entegre edilecek. 2019 yılına kadar 15 uçak yapılacak. Ayrıca Anka, Atak Helikopter, hedef uçak sistemleri, taktik insansız hava araçları, mini insansız hava araçları, C-130 ve F-16 uçaklarının modernizasyonu ile farklı roket ve hava sistemleri projeleri devam edecek. 

Göktürk-3 projesi devam ederken, milli tanksavar, milli füze, milli torpido, milli tank, Altay, yeni tip denizaltı, çıkarma gemisi, hastane gemisi, uçak ve helikopter projeleri sürecek. 

Esnafa 30 bin liraya kadar faizsiz kredi 

Girişim sermayesi ve bireysel katılım sermayesi gibi yenilikçi finansman imkanlarını ve teknolojik girişimcilik destek modellerini arttırma konusunda çalışmalar sürdürülecek. KOBİ'lerin finansmana erişiminin artırılması amacıyla, taşınırların teminat olarak kullanılmasının önündeki engelleri kaldıracak düzenlemeler yapılacak. Ayrıca KOBİ'lerin borsaya açılma faaliyetleri desteklenecek, Kredi Garanti Fonu'nun kefalet sağladığı KOBİ sayısı artırılacak ve Girişim Sermayesi Fonları yaygınlaştırılacak. 

Esnafa düşük faizli kredi uygulamasına devam edilirken, 30 bin liraya kadar faizsiz kredi desteği de verilecek. Basit usulde vergilendirilen esnafın yıllık 8 bin liraya kadar kazançlarından hesaplanan vergi alınmayacak.

İş geliştirme, kuluçka ve hızlandırıcı gibi merkezlerin sayı ve etkinliği arttırılacak. Şirketlerin endüstriyel tasarım, üretime hazırlık, üretim süreci, pazara sunum ve satış sonrası hizmetlerine yönelik faaliyetleri desteklenecek. Verimlilik alanında sistematik gelişmeler kaydeden KOBİ'lerin devlet desteklerinden öncelikli ve avantajlı yararlanması sağlanacak.

Ulusal Genişbant Stratejisi hazırlanacak

Yeni hükümet dönemimde, büyüme ve istihdam odaklı hazırlanan 2015-2018 dönemini kapsayan yeni Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı hayata geçirilecek ve bilgi toplumuna dönüşüm alanındaki yatırımlara daha da ağırlık verilecek.

Kamunun e-dönüşümünü (e-Devlet) büyük oranda tamamlanacak. 4,5G mobil elektronik haberleşme hizmetlerinin yaygınlaştırılması sağlanacak. Bu kapsamda 4,5G mobil elektronik haberleşme altyapısına yönelik Ar-Ge çalışmaları ve ekipmanların yurtiçinde üretilmesi teşvik edilecek. 5G mobil elektronik haberleşme altyapısına ilişkin Ar-Ge çalışmaları desteklenecek. Elektronik haberleşme sektöründe, düzenleyici çerçeve gözden geçirilecek ve bölgesel bazda düzenleme yaklaşımına geçilecek. Ulusal Genişbant Stratejisi hazırlanacak. Spektrum kaynaklarının kullanımında etkinlik sağlanacak. Ülkede internet değişim noktalarının kurulumu desteklenecek. Sabit ve mobil haberleşme altyapısı olmayan yerleşim yerlerinde altyapı kurulumu çalışmalarına devam edilecek. Fiber erişim destekleme programı oluşturulacak. Fiber altyapı yatırımlarının artırılmasına önem verilecek, hızlı ve kaliteli genişbant erişim yaygınlığı sağlanacak. 

Oyun Sektörü Stratejisi oluşturulacak

Fatih Projesi kapsamında alınacak tablet bilgisayarların ihale süreci, kritik görülen teknolojilerin yerlileştirilmesine yönelik tasarlanacak, projenin bütün olarak yazılım, hizmetler, uygulama ve sayısal içerik pazarının büyümesine imkan tanıması sağlanacak.

Bilgi teknolojileri sektörüne yönelik veri altyapısı güçlendirilecek. Bilgi teknolojileri firmalarının, küresel pazarlara açılımı teşvik edilecek. Oyun Sektörü Stratejisi oluşturulacak.

Yazılım firmaları için yatırım yerinden bağımsız destekler oluşturulacak. Başta KOBİ'ler olmak üzere işletmelerin iş verimliliğinin artırılmasında bilgi teknolojilerinden daha fazla yararlanılacak. Bu kapsamda, bulut bilişim hizmetlerinin gelişebilmesi ve yaygınlaşması için gerekli yasal ve idari düzenlemeler yapılacak.

E-İhracat Stratejisi hazırlanacak

Kişisel verilerin korunması ve siber güvenliğe ilişkin yasal düzenlemeler hayata geçirilecek. Siber Suçla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı hazırlanacak. Bilişim suçları ihtisas mahkemeleri kurulacak. 

Akıllı kentler programı geliştirilecek. Yeşil bilişim programı geliştirilerek ve hayata geçirilecek. 

Meslek lisesi ve üniversitelerdeki Bilgi ve İletişim Teknolojileri eğitim müfredatı güncellenerek, özel sektör ve eğitim kurumları arasında işbirliği programları geliştirilecek.

İnternet erişiminin yaygınlaştırılması amacıyla gerekli çalışmalar yapılacak. Bu kapsamda Türkçe sayısal içeriğin gelişimi desteklenecek.

Yerel yönetimlerde kamu bilişim merkezleri kurulması desteklenecek. E-Ticaretin gelişimi teşvik edilecek ve e-Ticaret siteleri için güven damgası sistemi hayata geçirilecek. E-İhracat Stratejisi hazırlanacak.

64. Hükümet Programı kapsamında, geleneksel toptan ve perakende sektörünün rekabet gücünü artırıcı tedarik ve satış faaliyetleri geliştirilecek. Turizm sektörüne ilişkin, "Yeşil Yolculuk" kavramı öne çıkarılarak, Samsun'dan Artvin'e kadar olan kesimdeki 8 ili kapsayan alanda yeşil yol çalışmaları sürdürülecek. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclise sunulan hükümet programının "İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi" başlığını taşıyan dördüncü bölümünde, AK Parti Hükümeti'nin, Türkiye'nin küresel refah ve zenginlikten daha fazla pay alabilmesi için etkin ve kesintisiz işleyen bir ticari ortam tesis edilmesini kritik olarak gördüğü belirtildi. 

Dış ticarette bugüne kadar yapılan atılımların canlı bir iç ticaret ortamının tesis edilerek desteklenmesine ekonomik büyüme açısından önem verildiği ifade edilen programda, bu yaklaşımla, yeni dönemde kalite odaklı, yenilikçi yaklaşım ve uygulamalarla Türkiye'nin, gümrük hizmetlerinin ve ticaretin en kolay ve en güvenli yapıldığı, dünyanın önemli ticaret merkezinden biri haline getirilmesinin hedeflendiği kaydedildi. 

Ticareti kolaylaştırıcı ve güven ortamını tesis etmeye yönelik uygulamaların sürdürüleceğine dikkat çekilen programda, piyasa gözetim ve denetimi ile piyasanın düzenlemesine yönelik çalışmaların devam ettirileceği vurgulandı. 

Perakende ticarette kanun ve ikincil düzenlemeler tamamlanacak

Ticaret hizmetlerinde markalaşma ve kurumsallaşma kapasitesinin geliştirilmesi yoluyla işletmelerin özellikle yeni gelişen çevre ülke pazarlarına daha fazla açılmasının sağlanacağına işaret edilen programda, şu ifadeler kullanıldı:

"Girişimcilerin yurtdışı pazarlara açılması amacıyla elektronik ticaret hizmetlerinin geliştirilmesini sağlayacağız. Elektronik ticaretin geliştirilmesi amacıyla mevzuat çalışmalarını tamamlayacağız. Geleneksel toptan ve perakende sektörünün rekabet gücünü artırıcı tedarik ve satış faaliyetlerini geliştirecek, bu kesimde modern işletme teknikleri, yeni hizmet modelleri ve teknoloji kullanımını destekleyeceğiz. Perakende ticaretin düzenlenmesine ilişkin kanun ile ilgili ikincil düzenlemeleri tamamlayacağız."

Programda, gümrük işlemlerinin daha kolay ve hızlı yapılabilmesi ile firmaların lojistik maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlanacağı belirtilerek, mevcut kara hudut kapılarının modernize edecek, ihtiyaç duyulan yerlerde yeni gümrük tesisleri yapılacağı bildirildi. 

Gümrük kapılarında işlemlerin kolaylaştırılması için teknolojik imkanlar ve yeni yöntemler kullanılmasının sağlanacağı ifade edilen programda, gümrük işlemlerinin tamamının elektronik ortama aktarılmasının yanında, işlemleri basitleştirmek suretiyle kamu kaynaklarının ve personelin etkin kullanımı yoluyla maliyetlerin düşürüleceğine dikkat çekildi. 

Gümrük işlemlerinde "Tek Pencere Sistemi" ile dış ticaret işlemlerinin tek bir noktadan tamamlanacağı belirtilen programda, "Tek Durakta Kontrol" ve komşularla "Ortak Gümrük Kapısı" projeleri sayesinde sınır geçişlerini hızlandırmak suretiyle rekabetçiliğin artırılacağı vurgulandı. 

Kamunun en kapsamlı dört temel veri tabanından biri olan Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) ile ticari işletmeler ile şirketlerin tüm kuruluş ve değişiklik işlemlerini elektronik ortama taşındığı hatırlatılan programda, "Önümüzdeki dönemde ülkemizdeki tüm ekonomik birimleri sisteme dahil edeceğiz. e-TIR pilot projelerini hayata geçiriyoruz. Şu anda İran ile Ortak e-TIR Pilot Projesi yürütmekte, Gürcistan ile de pilot proje üzerine görüşmeler gerçekleştirmekteyiz" denildi.

Tarım ürünleri ticaretine yeni bir boyut kazandıran "Hal Kayıt Sistemi" ve "Lisanslı Depoculuk Uygulaması"nın gelecek dönemde yaygınlaştırılacağı kaydedilen programda, tarladan sofraya ticarette güvenin tesis edileceğine işaret edildi. 

Turizm sektörü ile ilgili hedefler

Turizm sektörüne ilişkin hedeflerin de yer aldığı programda, AK Parti hükümetlerinin turizme sadece turist sayısı ve gelir odaklı bakmadığı belirtildi. 

Hükümetin etkili bir turizm politikasının ekonominin yanı sıra dış politika ve kültür alışverişi sayesinde oluşturulacak pek çok kazanım sağlayacağının bilinciyle hareket ettiği vurgulanan programda, "13 yıllık iktidarlarımız döneminde ülkemizin potansiyelini çok iyi bir biçimde kullanmasına yönelik politikalar uygulayarak turizmde halen dünyanın sayılı ülkeleri arasına girmesini sağladık" ifadesi kullanıldı.

64. Hükümetin gelecek dönemde de turizm sektörünün sürdürülebilir turizm yaklaşımı çerçevesinde istihdamın artırılmasında ve bölgesel gelişmede öncü bir sektör olması, dünya ölçeğinde kitle turizminin yanı sıra bireysel turizmin de önemli cazibe merkezlerinden birisi haline gelmesi vizyonuyla hareket edeceği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Bu dönemde turizme ayırdığımız kaynakları daha da artırarak, Türkiye Turizm Stratejisi'nde öngördüğümüz hedeflere ulaşacağız. Deniz, kum ve güneş turizminin yanı sıra sağlık ve termal turizm, kış turizmi, golf turizmi, deniz turizmi, eko-turizm, yayla turizmi, kongre ve fuar turizmi gibi turizm türlerini öncelikli olarak ele alacak ve geliştireceğiz. Ülkemizin her yanına dağılmış durumda bulunan sağlık, termal, yayla, kış ve dağ sporları, kültürel açıdan önemli yer ve yerleşmelerin tek tek ele alınması yerine bunların birbirleriyle entegrasyonunu sağlayarak, daha cazip ve daha güçlü alternatif varış noktaları ve güzergahlar oluşturacağız."

Yeşil yol çalışmaları sürdürülecek

Turizm potansiyelini harekete geçirmek üzere kamu yatırımlarının varış noktası yönetimi bazında bir planlamaya dayalı olarak yapılacağı ifade edilen programda, turizm merkezlerinde bürokrasiyi azaltacak ve sermaye akışını kolaylaştıracak yeni "Alan Yönetim" modelleri geliştirileceği bildirildi. 

Turizmin gelişiminin sürdürülebilir çevre politikaları ile destekleneceğine işaret edilen programda, "Turizm Gelişim Bölgeleri, Turizm Koridorları, Turizm Kentleri ve Ekoturizm Bölgelerinin geliştirilmesi yaklaşımımızla 9 turizm gelişim bölgesi, 7 tematik koridor, 10 turizm kenti ve 5 ekoturizm bölgesi öngörmekteyiz" denildi.

Programda, DOKAP Turizm Master Planı Uygulamaları çerçevesinde "Yeşil Yolculuk" kavramının öne çıkarılarak, Samsun'dan Artvin'e kadar olan kesimdeki 8 ili kapsayan alanda yeşil yol çalışmalarının sürdürüleceği belirtildi. 

Kış Turizmi Strateji Belgesi hazırlanacak

Programda, ziyaretçi sayısının ve ziyaretçi başına yapılan harcamanın artırılması, yüksek gelir gruplarının ülkeye çekilmesi ve yıl boyu talep yaratılması, iç ve dış talebin bölgelere ve ürünlere dengeli dağılımının sağlanmasının hedeflendiği kaydedildi. 

Kış Turizmi Master Planı hazırlanarak, kış turizmine ilişkin yatırımların bütüncül bir şekilde planlanması ve gerçekleştirilmesinin sağlanacağı vurgulanan programda, "Ayrıca, kış turizmi açısından rekabet gücü yüksek olan Doğu Anadolu Bölgesi için Kış Turizmi Strateji Belgesi’ni hazırlayacağız" ifadesi kullanıldı. 

Kıyılarda yat turizmi için alt bölgeler itibarıyla talep tahmini, gerekli yat limanı sayısı ve kapasiteleri ile yer seçimi konularını içeren bir çalışma da
yapılacağı bildirilen programda, yeni veya talep artışı görülen pazarlarda tanıtıma yönelik dış yapılanma oluşturulacağı duyuruldu. 

Turizm eğitiminin, sektörün ihtiyaçlarına hizmet verecek yapıya kavuşturulacağına dikkat çekilen programda, turizm alt ve üstyapı yatırımlarında kamu-özel işbirliğinden azami ölçüde faydalanılacağı belirtildi. 

Programda "Sağlık Turizminin Geliştirilmesi Öncelikli Dönüşüm Programı" ile Türkiye'nin dünyada yükselen pazar konumunda olduğu medikal turizm, termal sağlık turizmi ve ileri yaş-engelli turizmi alanlarındaki hizmet kalitesini yükselterek rekabet gücünün artırılmasının amaçlandığı ifade edildi.

İnşaat, teknik müşavirlik ve müteahhitlik sektörleri

64. Hükümet programında inşaat, teknik müşavirlik ve müteahhitlik sektörlerine ilişkin hedeflere de yer verilerek, hükümetin inşaat sektörüne bakışının sağlam, güvenli ve estetik yapıların üretildiği, güçlü bir sektörel alt yapı kazandırmak yoluyla Türkiye'yi dünyaya ihracat yapabilecek konuma getirmek yönünde olduğu vurgulandı. 

Bu yaklaşımla hem vatandaşlara daha ucuz ve güvenli konutlar sağlanması hem de dev yatırımların yerli üretimle gerçekleştirilerek firmaların dünya ölçeğinde tecrübe kazanarak daha da güçlenmesinin öncelik olmaya devam edeceği kaydedilen programda, şu ifadeler kullanıldı:

"64. Hükümet döneminde iç piyasada rekabet ortamının kalite ve yüksek nitelikli talep üzerine kurulmasını sağlayacağız. Yerli teknik müşavirlik firmalarının inşaat sektörünün tüm üretim süreçlerinde ve kamu-özel işbirliği projeleri ile kentsel dönüşüm gibi alanlarda daha etkin faaliyet göstermelerini temin edeceğiz. Bu şekilde bir yandan kalite bilincinin yerleşmesine, diğer yandan yenilikçiliğin gelişmesine katkı sağlayacak, sektörün rekabet gücünü artıracağız.

Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde kaliteyi artıran ve yapı malzemelerinin ihracat potansiyelini yükselten faaliyetleri destekleyeceğiz. Yurtdışı müteahhitlik projelerinin finansmanı amacıyla muhatap devletlerin garantisi altında ilgili ülkelerdeki kamu kuruluşlarına kullandırılacak kredilerin yanı sıra özel sektördeki fırsatların değerlendirilmesini teminen yurtdışında yerleşik bankalara kredi açılması uygulamasını yaygınlaştıracağız."

Yapı denetimi sisteminin, mevzuat değişiklikleri ve teknolojik gelişmelere uyum esnekliğini artıracak iyileştirmelerin de yapılacağı açıklanan programda, piyasa gözetim ve denetim sistemlerinin iyileştirileceği ve laboratuvar kapasitesinin artırılacağı bildirildi. 

Programda, inşaat sektöründe iş gücü niteliğinin de yükseltileceği, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının geliştirileceği kaydedilerek, "Kullanıcı odaklı, güvenli, çevreyle barışık, enerji verimli ve mimari estetiğe sahip yapıların üretimi için tasarım ve yapım standartları geliştireceğiz" denildi. 

64. Hükümet Programı'nda, "Türkiye Afet Yönetim Strateji Belgesi'nin tamamlanacağı ve Bölgesel Afet Eğitim Merkezleri ile Gezici Afet Eğitim Merkezleri'nin sayısının artırılacağı, ayrıca Bütünleşik Afet Tehlike Haritası'nın hazırlanmasının hedeflendiği" belirtildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından TBMM'ye sunulan 64. Hükümet Programı'nın "Yaşanabilir şehirler ve sürdürülebilir çevre" başlıklı bölümünde çevre politikalarına ilişkin bilgilere yer verildi.

Kırsal alanın, dengeli kalkınma ve şehir-kır bütünlüğü içerisinde sosyal hayatın tamamlayıcı bir unsuru olarak değerlendirildiği ve kentleri, ülkeyi besleyen temel girdiler sağlayan yerler olarak görüldüğü ifade edilen programda, kırsal kesimde yaşayan vatandaşlara temel hizmetlerin ulaştırılması ve onların yaşam kalitelerinin artırılmasının temel öncelikler arasında yer aldığı bildirildi.

Kırsal politikaların coğrafi kapsamının tespiti ve kırsal alan istatistiklerinin sağlıklı bir şekilde üretilebilmesini teminen, idari yapıda meydana gelen değişimlerden de etkilenmeyecek, kademeli bir kırsal alan tanımı üretileceği vurgulanan programda, kırsal alanda köy bazlı hizmet ve yatırım ihtiyacı analizi yapılacağı ifade edildi.

Doğal ve kültürel kaynak potansiyeli yüksek yörelerde kırsal turizm altyapısının geliştirileceği dile getirilen programda, kırsal alanda yürütülen iskan projelerinin yöresel mimari dokuyu gözetecek şekilde uygulanmasının ve kırsal kalkınma desteklerinin 81 şehre yaygınlaştırılmasının sağlanacağı vurgulandı. 

Çevrenin korunması

64. Hükümet Programı'nda çevrenin korunmasının sadece ulusal ve uluslararası bir sorumluluk gözüyle değil, nesiller arası hakkaniyeti sağlamak açısından da bir zorunluluk olarak görüldüğü aktarıldı.

Programda, "Tüm insanların ortak hayat alanı olan çevreyi korumak 64. Hükümet'in temel önceliği. Çevre haklarına saygı, üçüncü kuşak hakları doğuran tarihsel tecrübenin zorlayıcı karakteri dışında, güçlü ve müreffeh bir gelecek tasavvurunun nirengi noktalarından biridir. Ulusal sınırları çoktan aşarak aynı zamanda küresel bir soruna dönüşen çevre kirliliği başta olmak üzere, çevresel sorunların çözümünde, hükümetimizin temel politika ve uygulama alanı çevre haklarına saygı olacaktır" ifadeleri yer aldı. 

Programa göre, çevreci bir ulaşım anlayışıyla, başta kentler olmak üzere yolcu ve yük trafiğinin yoğunlaştığı alanlarda gürültü kirliliği dahil olmak üzere kirliliğin azaltılmasına özel önem verilecek.

Başta karayolu olmak üzere tüm ulaşım türlerinde sera gazı emisyonlarına yönelik çalışmalara öncelik verilecek ve gerekli takip sistemi kurulacak.

Büyükşehirlerde akıllı sistemlerle desteklenen bütünleşik toplu taşıma sistemleri hayata geçirilecek.

Elektrikli demiryolu hatları yaygınlaştırılarak sera gazı emisyonları azaltılacak.

Trafiğin yoğun olduğu tarihi şehir merkezlerinde trafik yer altına indirilecek. 

Şehirlerde yeni gelişen alanlarda kişi başına 10 metrekare olan yeşil alan şartı 15 metrekareye çıkarılacak. 

Belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve özel sektörün kuracağı hayvan bakım merkezleri ve hastaneler teşvik edilecek. 

Küçük hidroelektrik santrallere (HES) ilişkin çevre duyarlılığı en üst düzeyde hayata geçirilecek. 

Prensip olarak 10 megavat kurulu gücün altındaki HES'lere izin verilmeyecek.

Yer üstü ve yer altı su kaynaklarını kapsayacak şekilde, hukuki ve kurumsal olarak 'Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi Modeli'ne geçilecek.

Programda, 2016 yılına kadar bütün akarsu ve göllerin su kalitesinin AB normlarına göre izleneceği, su kaynaklarının kalitesinin korunacağı, evsel, sanayi ve sulamadan dönen suların iyileştirilerek yeniden kullanılmasının sağlanacağı, su bilgi sistemi kurularak, suyla ilgili bütün verilere tek merkezden erişimin sağlanacağı kaydedildi.

Ormancılık 

Ormancılıkta 2023 hedefinin orman alanlarını ülke yüzölçümünün yüzde 30'una denk gelen 23,3 milyon hektara yükseltmek olduğu belirtilen programda, şunlara yer verildi:

 "2015-2019 yılları arasında 12 milyon 700 bin dekar alanda 1 milyar 250 milyon fidanı toprakla buluşturmayı hedefliyoruz. 500 adet baraj ve göletin etrafını ağaçlandıracak, 60 bin dekar alana sahip bin 628 adet terk edilmiş maden sahasını ıslah ederek tabiata kazandıracağız. Erozyonla taşınan toprak miktarını 2019 yılında 140 milyon tona indireceğiz. Orman köylülerinin yerinde kalkındırılması maksadıyla önümüzdeki "5 Bin Köye, 5 Bin Gelir Getirici Orman’ projesi çerçevesinde ceviz, badem, fıstık çamı gibi meyveli orman ağaçları dikeceğiz. Ormanlarımızın tamamının tapu ve tescil işlemlerini tamamlayacağız. Ülkemizin biyolojik zenginliğinin net olarak ortaya çıkarılması için başlattığımız ve 19 ilde belirlediğimiz Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanteri'ni, 2019 yılına kadar 81 ile yaygınlaştıracağız. Korunan alanlar içinde ekoturizm gibi gelir getirici faaliyetleri planlayacak ve destekleyeceğiz. Hayvan haklarını korumak ve özellikle şehirlerdeki hayvanların haklarını korumak bize göre hayatı korumakla eş anlamlıdır. Hayvanların en geniş hukuki çerçevede korunması ve gerekli idari tedbirlerin geliştirilmesi hükümetimizin hedefleri arasındadır. Yaban hayatının korunması ve desteklenmesi maksadıyla Yaban Hayatı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezleri kuracağız."

Afet Yönetimi

Afet yönetimiyle ilgili "Amacımız dönüşüm sürecini tamamlayarak sürdürülebilir kalkınma modeli içerisinde afetlere dirençli ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle birlikte en kötü senaryolara daha hazırlıklı olmaktır" ifadelerinin yer aldığı programda hedefin, AFAD koordinasyonunda başlatılan afet dönüşümünü tamamlayarak, afetlere dirençli bir ülke ve toplum oluşturmak olduğu belirtildi. 

64.Hükümet Programı'na göre ülkenin her yerine en geç 1,5 saat içerisinde ulaşabilmek için havadan arama kurtarma kapasitesi geliştirilecek. 

Afet anında kesintisiz iletişimi sağlamak amacıyla kesintisiz ve güvenli haberleşme sistemi kurulacak. Bu kapsamda 4 ildeki pilot çalışma yıl sonuna kadar tamamlanarak 2017 yılı sonuna kadar da tüm illere yaygınlaştırılacak. 

Doğal afet sigorta sisteminin yaygınlaştırılması çalışmalarına devam edilecek. Altyapı tesislerinin afetlere daha dayanıklı olarak inşa edilmesi sağlanacak ve inşaatların denetiminin bağımsız, ehil ve yetkili kişi ve kurumlar aracılığıyla güçlendirilmesi temin edilecek. Bu çerçevede, yapı denetimi mevzuatı yeniden düzenlenecek.

Programda, şu ifadeler de yer aldı:

"Afet yönetimi konusunda risk yönetimi ve toplumun direncinin artırılmasına yönelik faaliyetlere yer verecek bütüncül bir çerçeve yasa çıkaracağız. Afet ve acil durum hizmetlerinden sorumlu kurum ve kuruluşların sorumluluklarının ve görev dağılımının yeniden tanımlanmasını sağlayacağız. Amacımız dönüşüm sürecini tamamlayarak sürdürülebilir kalkınma modeli içerisinde afetlere dirençli ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle birlikte en kötü senaryolara daha hazırlıklı olmaktır. Bu kapsamda Türkiye Afet Yönetim Strateji Belgesi’ni tamamlayacağız ve Bölgesel Afet Eğitim Merkezlerinin ve Gezici Afet Eğitim Merkezlerinin sayısını artıracağız. Ayrıca, Bütünleşik Afet Tehlike Haritası’nın hazırlanmasını hedefliyoruz. Her türlü bilimsel çalışmayı kapsayan Türkiye Afet Bilgi Bankasını kuracağız."

64. Hükümet Programı'nda, "Aile Sağlığı Merkezlerinde yeniden yapılanmaya gidilerek, koruyucu sağlık hizmetleri yanında, aile hekimliği, tedavi hizmetleri, evde sağlık ve 112 acil sağlık hizmetleri bütüncül bir anlayış ile ele alınarak yeni bir yapı kurulacak" denildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından TBMM'ye sunulan 64. hükümet programının "İnsani Kalkınma ve Nitelikli Toplum" başlığında "Sağlıklı Nesiller", "Kültür ve Sanat" ve "Spor" alt başlıklarıyla politika hedeflerine yer verildi.

AK Parti iktidarlarında fiziken ve ruhen sağlıklı nesillerin yetişmesinin öncelikli ele alındığına işaret edilen programda, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinin, aynı zamanda kalkınmada beşeri sermayenin oluşumu için de bir gereklilik olarak görüldüğü belirtildi. 

Sağlık alanında hizmet standardının sürdürülebilirliğini sağlamak, yeni reformlarla hizmet kalitesini artırmak ve başta yoksul kesimler olmak üzere hizmeti vatandaşların ayağına götürmenin temel amaç olduğu ifade edilerek bu amaç doğrultusunda sağlık alanındaki insan kaynağının ve hizmetlerin kalitesini sürekli artırmanın hedeflendiği vurgulandı.

64. Hükümet döneminde temel sağlık hizmetlerini geliştirirken, koruyucu sağlık hizmetlerine daha fazla önem verileceğine işaret edilen programda, sağlıkta küresel bir marka haline gelen Türkiye'nin gelecek dönemde sağlık turizmi alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girmesinin hedeflendiğine dikkat çekildi. 

"Hedefimiz, ülkemizi sağlık alanında bölgemizin öncü ülkesi yapmak"

Tıbbi teknolojide, ilaç, kozmetik endüstrisi ve sağlık turizminde kapasitenin artırılmasının, yeni projelerin temel motivasyonunu oluşturacağının vurgulandığı programda, şu ifadelere yer verildi:

"Hedefimiz, ülkemizi sağlık alanında bölgemizin öncü ülkesi yapmaktır. Sağlık politikalarımızın en temel önceliklerinden biri de 'Sağlıklı Yaşam Kültürü'nün oluşturulmasıdır. Sağlık okuryazarlığının geliştirilmesine yönelik uygulamalarımız, bu amacın hayata geçirilmesinde en etkili ve kapsayıcı politika aracımız olacaktır. Aile Sağlığı Merkezlerinde yeniden yapılanmaya gidilerek koruyucu sağlık hizmetleri yanında, aile hekimliği, tedavi hizmetleri, evde sağlık ve 112 acil sağlık hizmetleri bütüncül bir anlayış ile ele alınarak yeni bir yapı kurulacaktır. Birinci basamak ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin entegrasyonu sağlanacaktır. Uluslararası deneyimler de dikkate alınarak şehir hastanelerinin yönetim dinamiklerinin işlevsel bir şekilde tesis edilmesini sağlayacağız."

Önümüzdeki dönemde hastanelerdeki nitelikli yatak oranının daha da artırılacağı belirtilen programda, "Koruyucu hekimliği yaygınlaştıracağız ve sağlıklı yaşam kültürünü teşvik edeceğiz. Bilgi ve iletişim teknolojileri destekli entegre uzaktan sağlık ve bakım uygulamalarını yaygınlaştıracağız. Evde sağlık hizmetlerini geliştireceğiz. Ağız ve diş sağlığının düzenli kontrollerle takip edilmesini sağlayacağız" görüşü yer aldı.

"Kendi aşımızı üreteceğiz"

 Biyoteknolojik ürünlerde yerli üretimin artırılacağı ve yerli plazma ürünlerinin üretileceği aktarılan programda şu bilgilere yer verildi:

"Ülkemizi bu teknolojiyi üretebilen ve kullanabilen sayılı ülkelerden biri haline getireceğiz. Kişiye özel kanser tedavisini öngören 'ONCOGEN' projemizi hayata geçireceğiz. Milli aşı projemiz ile kendi aşımızı üreteceğiz. Kamu-Özel Ortaklığı modeli ile başlatmış olduğumuz şehir hastaneleri projelerini tamamlayacağız. Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü ile ülkemizde sağlık alanında biyoeşdeğer ilaçların geliştirilmesini sağlayacağız."

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Projesi kapsamında, sağlık sisteminde rol model uygulamaları hedefleyen bir ülke olarak çalışmaların bir üniversite çatısı altında yapılanmasına önem verildiğinin vurgulandığı hükümet programında, "Sağlıklı Yaşam ve Hareketlilik Öncelikli Dönüşüm Programı"yla tütün kullanımı, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ile etkin mücadelenin yanı sıra sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, gıda güvenilirliği ve ruh sağlığının geliştirilmesinin de hedeflendiği aktarıldı.

"Tarihiyle barışık sanat insanlarının yetişmesi sağlanacak"

Hükümet Programı'nda, kadim kültürün temel anlayış ve değerlerine dayalı zenginliğinden beslenen, onu zaman ve mekan bağlamında geliştiren bir bakış açısıyla diğer medeniyet ve kültür birikimlerine de açık bir kültür ve sanat yaklaşımının hakim kılınacağı bildirildi.

Farklı kültürler ve medeniyetlerle yoğun bir etkileşim içerisinde kültürel ve sanatsal ürünlerin en özgür şekilde ortaya konulması için gerekli fiziksel ve entelektüel altyapıyı güçlendirmeye devam edileceği belirtilen programda, medeniyet, kültür ve sanat değerlerin muhafaza edilerek gelecek nesillere kaliteli bir biçimde aktarılmasının hedeflendiği ifade edildi.

64. Hükümet döneminde kültür ve sanat alanının idari örgütlenmesini yeniden ele alınacağına işaret edilerek kültürün esas olarak sivil toplum inisiyatifinden beslendiğinin ve yeniden üretildiğinin bilincinde olarak, sivil toplumun kültür ve sanat faaliyetlerine aktif olarak katılabileceği mekanizmaların arttırılacağı vurgulandı.

Programda, "2023 ve ötesini hedeflerken dünyayı tanımış, Türkiye'nin meselelerine vakıf, kendi toplumu ve tarihiyle barışık kültür ve sanat insanlarının yetişmesini sağlayacağız. Kültür ve sanat eserlerinin özgürce üretilmelerinin önünü açacak hukuki altyapıyı geliştireceğiz. Fikri mülkiyet haklarının kurumsallaşmasına yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz" değerlendirmesi yapıldı. 

Yerli üretim teşvik edilecek

Vakıf geleneğinin geliştirilerek yaygınlaştırılacağı vurgulanan programda, şu ifadelere yer verildi:

"Dilimizin medeniyetimizle uyumlu bir şekilde geliştirilmesini sağlayacağız. Türkçe'nin, Birleşmiş Milletlerin resmi dilleri arasına girmesi için girişimlerimiz artarak devam edecektir. Farklı kültürlerin temel düşünce ve bilim eserlerinin Türkçe'ye çevirisini ve uzaktan eğitim yolu ile yabancılara Türkçe öğretimini sağlayacağız. Yunus Emre Enstitüsü'nün yurt dışındaki merkezlerinde yürüttüğü Türk dilinin eğitim ve öğretiminin yanı sıra kültürel ve sanatsal faaliyetlerini aktif bir biçimde sürdüreceğiz ve bilimsel araştırmalara verdiği desteği artıracağız. Tarihimizin önemli şahsiyetleri ve olayları ile masal kahramanlarının belgesel, dizi ve çizgi filmlere dönüştürülerek tanıtımının yapılmasını destekleyeceğiz."

 Çocukların sevebilecekleri ve sorumlu birer birey olarak yetişmelerini sağlayacak içeriğe sahip bilgisayar oyunlarının ve animasyonların üretilmesinin yanı sıra tiyatro, sinema, opera, bale ve müzik alanlarında yerli üretimin evrensel standartlarda teşvik edileceği vurgulanan programda, ihtiyaç duyulan şehirlerde belediye, sivil toplum kuruluşu ve özel girişimcilerin kurduğu tiyatro ve sinemalara da destek verileceği belirtildi.

Yeni dönemde Türk film endüstrisinin dünyada sayılı endüstriler arasına girmesini sağlayacak tedbirlerin alınacağına işaret edilerek yapımı Türkiye'de gerçekleştirilecek yabancı filmlerin de destekleneceği bildirildi.

Sahaflara mekan desteği verilecek

Şehirlerin kültür ekonomisine yönelik strateji ve projelerinin de destekleneceği belirtilen programda şehirlerde AVM benzeri ticari faaliyet alanlarında kültürel faaliyet alanlarının oluşturulmasının teşvik edileceği aktarıldı.

Kitap merkezleri, kitapçılar çarşısı ve sahaflara mekan desteği sağlanacağı ifade edilen programda şu değerlendirmeler yer aldı:

"Şehirlerimizin, kültür ve sanat varlıklarımızın ve toplum kesimlerinin zaman içindeki değişimlerini izleyecek şekilde 'Dijital Fotoğraf Arşivleri' oluşturacağız. İlk, orta ve yükseköğretimde sanat ve estetik duygusunu geliştirici müfredatın oluşturularak, uygulanmasını sağlayacağız. Çağdaş kütüphanecilik anlayışı çerçevesinde kullanıcı odaklı, nitelikli kütüphanecilik hizmetlerinin verilebileceği özelliklere sahip yeni kütüphaneleri hizmete açmaya devam edeceğiz. Cami, kütüphane, medrese, saray, tarihi kamu binaları gibi bütün kültür varlıklarımızın mimari çizimleri ve projelerinin oluşturulmasını ve eserlerin hasar görmesi durumunda tekrar inşa edilecek şekilde bu tasarım ve projelerin arşivlenmesini sağlayacağız. Restorasyon Teknikleri Araştırma ve Uygulama Merkezi kurarak, bu alanda uluslararası standartlarda altyapımızı geliştirecek, yurt içi ve yurt dışı çalışmalarımızda kaliteyi artıracağız."

Özel şahıs müzelerinin teşvik edileceği, tüm kentlerde şehir müzelerinin kurulumunun tamamlanacağı, seçilecek şehirlerde ulusal düzeyde doğa tarihi, modern sanatlar, İslam sanatları, mimari, tarihi halk kahramanları gibi tematik müzelerin kurulmasının sağlanacağı ifade edilen programda, "İş dünyasının kültür ve sanata daha fazla bütçe ayırmasını özendireceğiz. Geleneksel ve çağdaş sanatçılarımızın envanterinin çıkarılması, eserlerinin bir program dahilinde toplanması ve bu eserlerin sergilendiği müzelerin oluşturulmasını sağlayacağız. Ankara ve İstanbul'da ulusal müze komplekslerinin kurulmasını ve depolarda kalan bütün değerli eserlerin sergilenmesini sağlayacağız. Milli arşivimizin bütün belgeleriyle düzenlenerek elektronik ortamda araştırmacıların hizmetine sunulmasını sağlayacağız" denildi. 

"Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezlerinin sayısını artıracağız"

Spor konusundaki hedeflerin yer aldığı bölümde ise toplumda spor yapma kültürünün yerleştirilmesinin, spor hizmetlerinin kalitesi ve çeşitliliğinin artırılarak sporun geniş kitlelere yaygınlaştırılmasının ve sporun her dalında daha fazla iş ve gelir imkanlarının oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi.

Spor alanında insan kaynağına ve altyapıya yatırım yapılmaya devam edileceğine işaret edilen programda, şunlar kaydedildi:

"Geliştireceğimiz spor altyapısı ve spor yapma kültürü ile uluslararası etkinliklerde daha başarılı sonuçlara imza atılmasını hedeflemekteyiz. Yeni dönemde sporcu sayımızın ve sportif niteliklerimizin artırılması birinci önceliğimiz olacaktır. İllerimizde yer alan spor tesislerinin eğitim kurumlarıyla entegrasyonuna yönelik çalışmalar yapılacaktır. Eğitimin her kademesinde spor eğitimini çeşitlendirecek, okullarda modüler bir anlayış içerisinde farklı spor branşlarının icrasına imkan verecek fiziki ve beşeri altyapıyı güçlendireceğiz. Yaşam alanlarına yakın uygun yerlerde çok amaçlı, uygun maliyetli spor tesisi projelerini hayata geçireceğiz. Uluslararası düzeyde başarılı sporcular yetiştirebilmek için sporcu seçme ve yönlendirme sistemlerini geliştireceğiz, uygun fiziksel altyapıyı oluşturacak ve yeterli donanıma sahip antrenör desteği sağlayacağız. Ülkemizdeki 40'ın üzerindeki 'Sporcu Kamp Eğitim Merkezleri'nde, ulusal ve uluslararası müsabakalarda ülkemizi temsil edebilecek sporcular yetişmesini sağlayacağız. Asgari 30 ilde, yetenekli ve başarılı sporcularımızın yetiştirilmesini sağladığımız 'Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri'nin sayısını artıracağız."

Programda, bölgesel kalkınma perspektifi dikkate alınarak spor turizmini geliştirme konusunda yeni adımlar atılacağı, yerel yönetimlerin spor alanındaki sorumluluklarının arttırılacağı da bildirildi.

64. Hükümet Programı'nda, bölünmüş yol uzunluğunun 30 bin kilometreye çıkarılacağı belirtilerek, üç katlı Büyük İstanbul Tüneli'nin yapımına başlanacağı ve Ankara merkezli hızlı tren çekirdek ağının 3 bin 623 kilometreye ulaştırılacağı bildirildi. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclis'e sunulan Hükümet Programı'nın "İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi" başlığını taşıyan dördüncü bölümünde AK Parti Hükümetinin büyük ekonomilerin can damarları olan ulaştırma ve lojistik altyapılarının gelişimine ve bu sayede Türkiye'nin rekabetçiliğinin artırılmasına özel önem verildiği kaydedildi. 

Bu kapsamda ülkenin rekabet gücüne ve toplumun yaşam kalitesinin yükseltilmesine katkı sağlayan, güvenli, ekonomik, konforlu, hızlı ve çevreye duyarlı hizmetlerin sunulduğu, kombine taşımacılığın ve lojistik merkezlerin etkin bir şekilde hayata geçirildiği bir ulaştırma ve lojistik sisteminin oluşturulmasının temel hedef belirlendiği ifade edilen programda, yeni dönemde ulaştırma alanında; bölgeleri ve illeri birbirleri ile bütünleştirmeye, hem yolcu hem de yük açısından güçlü bir lojistik ve ulaştırma altyapısı oluşturmaya devam edileceği bildirildi. 

Bu amaçla, önceki dönemlerde hazırlanan ve uygulamaya alınan Ulaştırma Ana Plan Stratejisi'nin devamı olarak Kentsel Ulaştırma Ana Planlarının Hazırlanması Rehberi'ni de kapsayacak AB normlarına uygun bir Ulaştırma Ana Planı ile lojistik sektörünün sağlıklı ve planlı bir şekilde gelişmesi için Lojistik Ana Planı hazırlanacağı bilgisine yer verilen programda, karayolunda Türkiye'nin kuzeyini güneyine, doğusunu batısına bağlayan ana aksları büyük ölçüde tamamlayacak ve otoyol ağı geliştirileceği belirtildi. 

Bölünmüş yol uzunluğu 30 bin kilometreye çıkarılacak

Türkiye'nin, havacılık ve denizcilik sektörlerinde dünyanın en önemli transit merkezlerinden birine dönüştürüleceği vurgulanan programda, "Demiryollarında yüksek hızlı ve hızlı tren hatlarımızı önemli ölçüde tamamlayacağız. Böylece, Türkiye'yi gelişmiş ülke standartlarında bir ulaştırma altyapısına kavuşturacağız. Trafik yoğunluğunun yüksek olduğu kesimlerde trafik güvenliğinin artırılması ve taşıma sürelerinin kısaltılması amacıyla bölünmüş yol uzunluğunu 30 bin kilometreye çıkaracağız" denildi. 

Önemli ulaşım koridorlarını otoyol ağı ile birbirine bağlayacak, başta Marmara Bölgesi olmak üzere, Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle yeni otoyollar inşa edileceği kaydedilen programda, bu ağın önemli parçaları olan İstanbul-Bursa-İzmir (Körfez Geçiş Köprüsü dahil) ve Kuzey Marmara Otoyolu'nun tamamlanarak hizmete açılacağı belirtildi. Bu kuşağın önemli bir bölümü olan ve üzerinde demiryolu da bulunan Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün yer aldığı güzergahın da yapımına başlanacağı ifade edildi. 

Böylece otoyollar ve köprülerle çevrilmiş Marmara Ringi'nin oluşturulacağı bildirilen programda, devam eden ve yapımına başlanacak projelerle ilgili şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve AVRASYA tünelini tamamlayacağız. Ankara-Niğde Otoyolu ile Ankara-Kırıkkale-Delice, Mersin-Silifke (Taşucu), Çiğli-Aliağa-Çandarlı ve Antalya-Alanya otoyollarının yapımına başlayacağız. Aydın-Denizli-Burdur, Afyonkarahisar-Burdur-Antalya, Ankara-Sivrihisar, Sivrihisar-Bursa, Sivrihisar-İzmir, Şanlıurfa-Diyarbakır-Habur, Delice-Samsun, Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir, Gerede-Merzifon, Yalova-İzmit ve Merzifon-Gürbulak Otoyolu Projeleri’nin 2023 yılına kadar gerçekleştirilmesini hedefliyoruz."

Ağır taşıt trafiği yüksek olan yollarda BSK yapımına devam edileceği kaydedilen programda, Doğu Anadolu'yu Karadeniz Bölgesine bağlayan Ovit, Cankurtaran ve Salmankaş tünelleri, Orta Anadolu'yu Karadeniz'e bağlayan Ilgaz Tüneli, Cizre ile Şırnak'ı birbirine bağlayan Cudi Tüneli, Akdeniz sahilini geçilebilir kılan Mersin-Antalya arasındaki 27 tünel başta olmak üzere çok sayıda tünelin tamamlanacağına dikkat çekildi. 

Büyük İstanbul Tüneli'nin yapımına başlanacak

Mega ulaşım projelerininin de hayata geçirileceği bilgisine yer verilen programda, İstanbul Boğazı'nın altından iki defa tünel yapmak yerine dünyada bir ilk olmak üzere tek geçişte tek tünel halindeki karayolu ve metro geçişlerini kapsayan üç katlı Büyük İstanbul Tüneli'nin tasarlandığı kaydedildi. Programda, günde 6,5 milyon kişinin kullanacağı toplam 9 farklı raylı sistemi birbirine bağlayacak, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin trafiğine nefes aldıracak projenin YİD modeli ile yapımına başlanacağı ifade edildi. 

Yüzyılın en büyük projelerinden biri olacak olan Kanal İstanbul Projesi'nin çalışmalarına devam edildiği belirtilen programda, Ankara ve İstanbul arasını 1,5 saate indirecek yüksek hızlı tren projesinin, YİD modeliyle, etaplar halinde gerçekleştirilmek üzere proje çalışmalarına başlandığı kaydedildi. 

Hızlı tren çekirdek ağı 3 bin 623 kilometreye çıkarılacak

Hızlı tren ağına ilişkin yapılacaklar konusunda da bilgilerin yer aldığı programda, konuya ilişkin şu ifadeler kullanıldı:

"Önümüzdeki dönemde Ankara merkezli hızlı tren çekirdek ağını 3 bin 623 kilometreye çıkaracağız. Bunların en önemlilerinden biri olan Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesini tamamlayacağız. Böylece ülke nüfusunun  yarısı yüksek hızlı tren konforundan faydalanacaktır. Kapıkule'den Kars'a ve İzmir'den Habur'a uzanan Doğu-Batı demiryolu akslarındaki yük ve yolcu taşıyacak hızlı tren hatları ile Kuzey-Güney akslarındaki İstanbul-Antalya, İstanbul-İzmir-Aydın, Karasu-Antalya, Zonguldak-Mersin, Samsun-Çorum-Kırıkkale-Ankara, Kayseri-Nevşehir-Aksaray-Konya-Antalya, Samsun-Gaziantep yük ve yolcu taşıyacak hızlı tren hatlarını bölümler halinde yapmaya devam edeceğiz."

Raylı sistem yatırımlarına devam edilecek

Demiryolu ile yük ve yolcu taşımacılığına imkan sağlayacak şekilde sınırlara kadar oluşturulacak demiryolu ağının uluslararası sisteme entegre edileceği vurgulanan programda, YİD modeli ile başlatılan hızlı tren garlarının yapımının sürdürüleceği bildirildi. 

Kars-Tiflis-Bakü, Ankara-Sivas ve Sivas-Erzincan demiryolu projelerinin tamamlanacağı ifade edilen programda, demiryolu ağının yüzde 80'nini elektrikli ve sinyalli hale getirileceği, demiryolu ağının da yenilenmeye devam edileceği kaydedildi. 

Öncelikli hatların modernize edilerek çift hatlı hale getirileceği ve bu hatlarda yük ve yolcu taşımacılığının artırılacağı belirtilen programda, "Başta İstanbul olmak üzere raylı sistem yatırımlarına hızla devam edeceğiz. Ankara'da Tandoğan-Keçiören, AKM-Gar-Kızılay, İstanbul'da Levent-Hisarüstü, Üsküdar-Ümraniye-Dudullu, Kartal-Kaynarca, Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey, Bakırköy-Kirazlı, Kaynarca-Sabiha Gökçen, Marmaray Raylı Sistem Projelerini, Antalya havalimanı-expo projelerini tamamlayacağız" denildi. 

İlk milli yüksek hızlı tren faaliyete geçecek

Milli demiryolu sanayisinin geliştirileceğine, hızlı tren dahil demir yolu araçlarının yerli imkanlarla imal edileceğine dikkat çekilen programda, ihale hazırlıkları devam eden projeyle ilk milli yüksek hızlı treninin faaliyete geçirileceği kaydedildi. 

Programda, Başkentray projesi ile YHT işletmeciliğinin merkezi olan Ankara'da banliyö, metro ve YHT hatlarının entegre edileceği belirtilerek,  Egeray-İZBAN'ın Cumaovası-Tepeköy arasının işletmeye alınacağı bildirildi. Gaziantep'te ise Gaziray Projesi'nin hayata geçirileceği ifade edildi. 

Milli bölgesel uçak yapımına başlanacak

İstanbul Yeni Havalimanı projesinin hayata geçirileceği, sektörün dünya ortalaması üzerinde büyümesinin ve İstanbul'un dünyanın önemli bir transit merkezine dönüşmesinin destekleneceği vurgulanan programda, diğer havacılık projeleri ile ilgili şu bilgilere yer verildi:

"Milli bölgesel uçak yapımına başlayacağız. Uydu Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezimizde yerli uydumuzun (Türksat 6A) üretimini tamamlayacağız. Türksat 5A uydusunun yapımına başlayacağız. Ülkemizdeki havacılık ve uzay alanındaki faaliyetlerin yürütülmesi, yeni teknolojilerin takip edilerek kullanılması ve projelerde koordinasyonun ağlanması amacıyla Türkiye Uzay Ajansını kuracağız."

Üç büyük denizde 3 büyük liman inşa edilecek

Denizcilik sektöründe Türkiye'yi küresel deniz taşımacılığı ile entegre transit bir liman ülkesine dönüştürmenin, Türk deniz ticaret filosunu yenileyerek 10 milyar tona ulaşan dünya deniz ticaret hacminden daha fazla pay almanın, gemi ve yat inşa sanayisini yenilikçi teknolojilerle donatarak daha rekabetçi bir hale getirmenin hedeflendiği kaydedilen programda, "Türkiye'nin dış ticaretinde Türk sahipli filoyu kullanarak navlun açığını azaltmak için gemi işletmeciliğini destekleyen yeni modeller oluşturacağız" denildi.

Programda, denizcilik eğitiminin iyileştirilerek Türk ve dünya filolarında Türk gemi adamlarının istihdamını arttırılacağı, deniz turizminde ihtiyaç duyulan tekne bağlama kapasitesinin yükseltileceği belirtilerek, şunlar kaydedildi: 

"Ülkemizin bölgesinde transit liman üssü olmasını teminen kıyılarımızda büyük ölçekli limanların tesis edilmesini sağlayacağız. Bu kapsamda 3 büyük denizde 3 büyük liman inşa edeceğiz. Marmara Denizi'nde Kuzey-Güney aksında en az 2 RO-RO terminali inşa ederek körfez ve boğaz köprüleri üzerindeki trafik yükünü azaltacak, İstanbul limanını kruvaziyer gemilerin ana yolcu değişim limanı haline dönüştüreceğiz. Kruvaziyer gemilerin diğer limanlarımıza uğrak çeşitliliğini teşvik edecek önlemler alacağız."

Lojistik Master Planı hazırlanacak

Kıyı Yapıları Master Planı'nın da revize edileceği bildirilen programda, Liman Yönetim Modeli ve bu modele uygun bir yönetim yapısı oluşturulacağı ifade edildi. 

İzmit, İzmir ve Mersin gemi hizmet alanlarında Gemi Trafik Hizmetleri sisteminin hizmete alınacağı bildirilen programda, Mersin, Tekirdağ ve Antalya'da, ulusal ve uluslararası boyutta deniz kirliliklerine müdahale ve temizlik çalışmalarının koordine edilmesine yönelik faaliyet gösterecek olan Acil Müdahale Merkezlerinin (AMM) tamamlanacağı duyuruldu.

Ro-Ro ve kabotaj taşımacılığının da geliştirileceği ifade edilen programda, "Yolları, araçları ve diğer altyapıyı insanımıza daha güvenli, konforlu ve hızlı hizmet veren sistemler bütünü haline getirmek için akıllı ulaşım sistemlerini yaygınlaştıracağız" denildi.

Gelecek dönemde önemli bir reform alanı olan "Taşımacılıktan Lojistiğe Dönüşüm Programı"nın hayata geçirileceğine işaret edilen programda, "Programla ülkemizde lojistik sektörünün büyüme potansiyeline katkısını artırmayı ve ülkemizin Lojistik Performans Endeksinde ilk 15 ülke arasına girmesini amaçlamaktayız. Program kapsamında; lojistik alanda çalışan tüm kurumlar arası eş güdümü sağlamak üzere Lojistik Koordinasyon Kurulu kuracağız. Türkiye'de ilk defa bir Lojistik Master Planı hazırlayacağız" ifade edildi.

Bütüncül bir lojistik mevzuatı hazırlanarak yürürlüğe konulacağı ifade edilen programda, üretim alanlarının, ticari çıkış noktalarına demiryolu bağlantısının güçlendireleceği lojistikte kritik bir kurum olan TCDD'nin yapılandırılmasının tamamlanacağı bildirildi.  

Programda, kent içi ulaşımın ulusal lojistik planlarıyla uyumlulaştırılacağı, komşu ülkeler ve dış ticaret ilişkisinin bulunduğu diğer ülkelerle gümrük işlemlerinin hızlandırılacağı kaydedilirken, kamu-özel işbirliği modeli kullanarak, gümrük kapılarının sayısını artırılıp, kapasite ve kalitesinin geliştireceği de belirtildi. 

64. Hükümet Programı'nda, "Akan kan duruncaya ve kamu düzeni tesis edilinceye kadar terörle mücadelemize, hukuk ve kardeşlik tam anlamıyla tesis edilinceye kadar da çözüm irademizi korumaya devam edeceğiz. Demokratikleşme konusunda atacağımız adımlarda muhatabımız tüm milletimiz olmaya devam edecektir" denildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclise sunulan hükümet programının "Demokratikleşme ve Yeni Anayasa" başlıklı ikinci bölümde "Temel hak ve hürriyetler" konusu yer aldı. 

Demokratikleşme perspektifinin odağında insan onurunun bulunduğu belirtilen programda, insan onurunu zedeleyen hiçbir uygulama ve politikanın meşru görülemeyeceği vurgulandı.

Programda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimliği taşıyan hiç kimsenin hiçbir makam ve güç sahibi tarafından tahkir edilemeyeceği bildirilerek, "inancı, rengi, cinsiyeti, dili, ırkı, siyasi düşüncesi, felsefi anlayışı ve hayat tarzı sebebiyle ayrımcılığa maruz bırakılamaz, herhangi bir şekilde nefret söylemine muhatap kılınamaz" ifadesine yer verildi.

Cumhuriyetin 100. yılına yürürken, önceliğin ülkenin katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü, demokratik ve sivil bir anayasa ile yönetilmesini sağlamak olduğu vurgulanan programda, "Bu değerler üzerine inşa edilecek yeni anayasal düzenimizin en temel ilkesi, ahlaki referansı ve ruhu insan onuru olacaktır. İnsan onuru ancak ve ancak insanın tercih ve irade gücünü yansıtan özgürlükler ile hayat bulabileceğinden, yeni anayasal düzenimizin odağında insan hak ve özgürlükleri yer alacaktır" denildi.

Programda, kamu düzeninin insan hak ve özgürlüklerinin hayat alanı olarak görüldüğü, bu çerçevede özgürlük ve güvenlik kavramlarını birbirlerinin karşıtı değil, tamamlayıcı unsurları olarak değerlendirildiği kaydedildi.

"Demokrasi mücadelemizi daha ileriye taşımaya kararlıyız"

AK Parti hükümetlerinin önemli bir reform alanı olarak gördüğü demokratikleşme konusunda Türkiye'nin birikmiş ve kronikleşmiş pek çok meselesinin milletin beklenti ve ihtiyaçları doğrultusunda çözüme kavuştuğu, ülkenin güçlü bir hukuk devleti olması yönünde önemli adımlar atıldığı aktarılan programda, şu ifadelere yer verildi:

"Anti-demokratik uygulamalar, hukuksuzluk, temel insan haklarına karşı işlenen cürümler, milli irade ve Meclisimiz üzerinde tesis edilen vesayetler ortadan kalkmıştır. Artık o dönemlere 'eski Türkiye' diyoruz ve 'yeni Türkiye'de hiç kimse o karanlık dönemleri hatırlamak istememektedir. Bugün açık yüreklilikle milletimizin 2002'de başlattığı Sessiz Devrim'i ile birlikte eski Türkiye döneminin kapandığını gururla dile getiriyoruz. Bu partimize oy versin, vermesin tüm milletimizin ve Meclisimizin ortak kazanımıdır. Demokratikleşmeyi dinamik bir süreç olarak görmekteyiz. Geçmiş hükümetlerimiz döneminde gerçekleştirdiğimiz demokrasi mücadelemizi toplumun tüm kesimlerinin katkılarıyla daha ileriye taşımaya kararlıyız."

Hükümetin temel amacının, vatandaşların temel hak ve hürriyetlerini genişletmek olduğu vurgulanan programda, yeni dönemde demokratikleşmeye ve yönetim kalitesini artırmaya devam edileceği işaret edildi.

Programda, herkesin inandığı gibi yaşayabildiği, fikirlerini özgürce ifade edebildiği, refaha katkıda bulunduğu ve refahtan hak ettiği payı aldığı, emniyet ve huzur içerisinde yaşayan, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin esas alındığı bir toplum olarak birlikte geleceğe yürünüleceği bildirildi.

"Cemevlerine hukuki statü tanıyacağız"

Programda "Temel Hak ve Hürriyetler" başlığında "AK Parti hükümetleri, iktidara geldiği günden beri devletin topluma kimlik biçme, dikte etme hakkının olmadığını dile getirerek, bu vesayetçi zihniyetle mücadele etmiştir" denildi.

Hükümet olarak bireysel hak ve özgürlüklerle insan onurunu yüceltmeyi temel ahlaki referans olarak kabul edildiği belirtilen programda, "Bu referansla vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerini garanti altına almayı ve bunların kullanımını kısıtlayan engelleri ortadan kaldırmayı temel bir vazife olarak görüyoruz. Milletimizin temel değerlerine dayalı birlikteliğimizi ve vatandaşlık bağını benimsiyoruz. Devlet ile vatandaş ilişkilerinin adalet ölçüsünde ve demokratik bir temelde sağlanması gerektiğini düşünüyor ve tüm vatandaşlarımızı çoğulcu bir yaklaşımla kucaklıyoruz" ifadesi kullanıldı.

Programda, "yeni dönemde de etnik kimliği, mezhebi ve inancı ne olursa olsun herkesi bağrına basan, onları eşit vatandaşlık ile evrensel ilke ve değerler temelinde demokratik bir ortak yaşam bilincine ulaştıran bir anlayışı, daha güçlü bir şekilde hayata geçireceğiz" denilerek, şöyle devam edildi:

"Yaptığımız düzenlemelerin zihniyet dönüşümü ve etkin bir uygulamayla birlikte hayatın bir parçası haline gelmesi ve düzenlemelerimizin kalitesinin yükseltilmesi temel önceliğimiz olacaktır. Etnik, dini ve mezhepsel aidiyetlerden önce, milletimizin temel değerlerinin yoğrulduğu tarihi yolculuktaki birlikteliğimizi ve eşit vatandaşlık anlayışını benimsiyoruz. Bu anlayışla, devletin bütün toplumsal kesimlerle hakkaniyet ölçüsünde, eşitlik temelinde demokratik bir ilişki geliştirmesini sağlayacak, toplumsal zenginliğimizin tüm unsurlarını çoğulcu bir yaklaşımla kucaklamaya devam edeceğiz. Herkesin temel hak ve özgürlüklerden en ileri derecede yararlanacağı bir Türkiye'yi hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda, toplumdaki her bireyin yaşam tarzını güvence altına alan bir yaklaşımı benimsiyoruz.

Bu bağlamda geleneksel irfan merkezleri ve Alevi vatandaşlarımızın inanç ve kültür temelli talepleri karşılanacaktır. Cemevleri, eğitim sisteminde bilgilendirme, üniversitelerde araştırma ve uygulama merkezleri oluşturma gibi çeşitli konularda Alevi kanaat önderleri ile diyalog içinde demokratik uzlaşı temelinde gerekli adımları atacağız. Geleneksel irfan merkezleri ve cemevlerine hukuki statü tanıyacağız. Başta eğitim, istihdam ve iskan sorunları olmak üzere Roman vatandaşlarımızın sorunlarının çözümüne hız vererek, her türlü ayrımcılık zeminini ortadan kaldıracağız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan gayrimüslim azınlıkları herhangi bir ayrımcılığa maruz bırakmayacak şekilde, bütün hukuki ve fiili tedbirleri almaya devam edeceğiz."

Sivil toplum için çerçeve yasa

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye İnsan Hakları Kurumunun etkinleştirileceği, uluslararası düzeyde üstlendikleri sorumlulukların güçlendirileceği belirtilen programda, bu alanda uluslararası temel hak mekanizmalarla mevzuat ve uygulama uyum düzeyinin yükseltileceği aktarıldı.

Programda, yeni dönemde temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuka dahil edilmesine devam edileceği, özgürlükçü demokratik anlayışla bağdaşmayan şerhlerin kaldırılacağı bildirildi.

Mevzuatta anti-demokratik dönemlerden kalan düzenleme ve uygulamaların ayıklanması sürecinin tamamlanacağının altı çizilen programda, "Ekonomik ve Sosyal Konsey ile ilgili yasal düzenlemeyi gerçekleştirerek, Konsey'i yönetişim ilkeleri çerçevesinde etkin bir biçimde çalıştıracağız. Sivil toplumun geliştirilmesi ve güçlendirilmesine dair çerçeve yasa çıkaracağız. Bu kapsamda sivil toplum kurumlarının hukuki statülerinin, kurumsal yapılarının, faaliyetlerinin, kamu kurumları ile ilişkilerinin, mali kaynaklarının düzenlenmesini sağlayacağız" denildi.

Muhatap millet olacak

Ülkenin demokratikleşmesinde ve refahının artmasında milli birlik ve kardeşlik sürecinin tarihi bir çabaya karşılık geldiğinin vurgulandığı programda, şunlar ifade edildi:

"AK Parti olarak ilk günden itibaren milli birlik ve kardeşlik perspektifi ile şekillendirdiğimiz siyasetle, vatandaşlarımızın devletimize aidiyetini zedeleyen, milletimizin farklılıklarını zenginlik yerine tehdit olarak gören anlayışların terk edilmesi için büyük çaba gösterdik. Yakın tarihimiz boyunca, hiçbir seçilmiş hükümetin gösteremediği cesaret ve kararlılıkla sorunların üzerine gittik. Çözüm iradesini ortaya koyduğumuz milli birlik ve kardeşlik sürecinde dönüm noktası, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın, Başbakan olarak 2005'te Diyarbakır'da yaptığı konuşma olmuştur. Bu konuşma ile tabular yıkılmış, etnik temelli sorunlara demokratik süreç içerisinde çözüm bulunacağı dile getirilmiştir. İlk kez bir hükümet, bu sorunla açıkça yüzleşme cesaretini göstermiştir. AK Parti hükümetlerinin halkımız tarafından destek gören bu cesur adımları, çeşitli terör saldırıları ve provokatif eylemler ile sekteye uğratılmaya çalışılmış, buna rağmen ülkemizin bu temel ve tarihi sorununun çözümü için kararlılık devam ettirilmiştir.

Hükümetimiz, bir yandan terörle kararlı bir şekilde mücadele edecek, diğer yandan demokratikleşmeyi ve çözüm iradesini sürdürecektir. Demokratikleşme ile eş zamanlı olarak yatırım, üretim ve istihdam imkanlarının geliştirilmesi başta olmak üzere terörden etkilenen yörelerimizin ekonomik ve sosyal rehabilitasyonuna dönük çalışmaları hızlandırarak devam ettireceğiz."

"Silahın tamamen gündemden çıktığı..."

Kalıcı huzuru tesis etmek amacıyla çıkarılan 6551 Sayılı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile silahın tamamen gündemden çıktığı bir noktaya ulaşmak için gereken tüm tedbirlerin alınacağının altı çizilerek, şunlara işaret edildi:

"Süreci sabote etmeye, akamete uğratmaya çalışan terör örgütü, kamu düzenini bozmaya çalışarak silahlı çatışmaya geri dönmüştür. Özellikle Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan insanlarımıza yönelik her türlü baskı, şiddet ve illegaliteye başvuran örgüt, Türkiye'yi terk etmemiş, silah bırakmaya direnç göstermiştir. Terör örgütünün eylem ve sabotajları, süreci sürdürülebilir olmaktan çıkarmıştır. Halkın hakkını, hukukunu koruyabilmek için kamu düzenini tahkim ederek özgürlük, güvenlik dengesini kurmak mutlak gerekliliktir. Daha önce olduğu gibi, 64. Hükümet olarak da hukuk içinde yürüttüğümüz terörle mücadelede vatandaşın mağduriyet yaşamamasını, aksine vatandaşların temel haklarını garanti altına alacak bir kamu düzeninin tesis edilmesini amaçlamaktayız."

Bu anlayışla reformlardan, hizmetlerden, yatırımlardan asla vazgeçilmeyeceği, geri adım atılmayacağının vurgulandığı programda, şunlar kaydedildi:

"Süreçte farklı sebeplerle oluşan güvenlik risklerini gidermek, bölge insanını ceberrut ve zalim örgütün baskısından korumak devletimizin öncelikli görevidir. Akan kan duruncaya ve kamu düzeni tesis edilinceye kadar terörle mücadelemize, hukuk ve kardeşlik tam anlamıyla tesis edilinceye kadar da çözüm irademizi korumaya devam edeceğiz. Demokratikleşme konusunda atacağımız adımlarda muhatabımız tüm milletimiz olmaya devam edecektir. Önümüzdeki dönemde demokratikleşme çabalarımızı sürdürürken, tüm meşru toplumsal kesimleri muhatap alan bir anlayış içinde hareket edecek, hiçbir kesimin tek tipçi bir anlayışı vatandaşlarımıza dayatmasına izin vermeyeceğiz."

64. Hükümet Programında, şehirlerin planlı ve sağlıklı bir yapıya kavuşması için arazi kullanımı, planlama ve yapılaşma konularında temel ilke ve standartlar ile denetim mekanizmasını içerecek şekilde imar ve şehircilik mevzuatının yenileneceği bildirildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun TBMM'ye sunduğu 64. Hükümet Programı'nda, "Yaşanabilir şehirler ve sürdürülebilir çevre" başlıklı bölümde çevre politikalarına ilişkin hedeflere yer verildi.

Türkiye'nin bölgesel gelişmişlik farklarının azaldığı, refahın ülke sathına daha dengeli yayıldığı, ekonomik ve sosyal bütünleşmenin güçlendiği bir ülke haline getirilmesinin hedeflendiği ifade edilerek, kalkınma politikalarının, yerleşimlerin niteliklerine ve ihtiyaçlarına göre farklılaştırılmasının sağlanacağı belirtildi.

Ülke genelinde çok merkezli ve dengeli bir yerleşim sistemi oluşturulacağı aktarılarak, "Metropollerin küresel ölçekte rekabet edebilirliğini artıracak, metropol ekonomilerinin ileri teknoloji ile ihtisaslaşmış hizmetler ile kültürel sektörlere odaklanmasını sağlayacağız. Kentsel altyapı ve kentsel kültürün geliştirilerek sosyal uyumun güçlendirilmesini sağlayacağız. Sanayinin ülke genelinde dengeli gelişimi ve mevcut iç potansiyellerden daha iyi yararlanmak üzere Anadolu'da büyüme odaklarını geliştireceğiz. Dinamik, yatırım ve nitelikli işgücünü kendine çeken rekabetçi şehirler oluşturacağız" ifadeleri kullanıldı.

Düşük gelirli yörelerde kalkınmada sürükleyici rol üstlenecek ve ülke genelinde daha dengeli kalkınmayı sağlayacak merkezlerin destekleneceği, zamanla da bu şehirlerin kaydettikleri gelişmenin çevre yörelere aktarılmasının sağlanacağı belirtilerek, orta gelişmişlik düzeyindeki illerde girişimciliğin desteklenmesine, kentsel standartlarının geliştirilmesine ve şehir imajının güçlendirilmesine, şehirlerdeki dönüşüm sürecini destekleyecek beşeri ve sosyal sermayenin geliştirilmesine ağırlık verileceği kaydedildi.

Düşük gelirli illerde asgari yaşam standartlarının iyileştirilmesine, bunların ulusal ekonomik ve sosyal yapısına entegrasyonunun güçlendirilmesine, temel altyapı ve hizmetlerin kalitesinin ve erişilebilirliğinin artırılmasına, ekonomik kalkınmaya taban oluşturacak sermaye birikiminin sağlanmasına yönelik politikaların uygulanacağı da aktarıldı.

Kalkınma Ajansları daha da etkinleştirilecek

Nüfusun bölgelerde kalıcılığını sağlamaya destek olmak için bölgelere özel istihdam politikaları ve uygulamalarının geliştirileceğinin altı çizilerek, üniversitelerin bulundukları bölgelerle bağlantılarının güçlendirilmesi, öncelikle bölgelerindeki işletmeler ve kurumlara hizmet sunan bilgi, yenilik ve teknoloji aktarım merkezleri haline gelmesinin sağlanacağı bildirildi.

Programda, "Kalkınma Ajanslarını daha etkin bir şekilde çalıştıracağız. Ajans desteklerine ilişkin süreçlerde işlemleri azaltacak ve destek mekanizmalarını yeni araçlarla çeşitlendireceğiz. Kalkınma ajanslarının analiz ve araştırma çalışmalarına ağırlık vermelerini, bölgelerinin potansiyellerine odaklanarak farklılaşmalarını ve strateji geliştirmelerini destekleyeceğiz. Ajansların Avrupa Birliği Yapısal Fonlarının yönetimi ve kullanılması ile sınır ötesi işbirliklerinin güçlendirilmesi konusunda daha etkili bir rol üstlenmesini sağlayacağız" değerlendirmesinde bulunuldu.

Mekan planlaması ve imar

"Önümüzdeki dönemde başta kadim şehirlerimiz olmak üzere tüm mekanlarımızda politikamız, dikey değil, yatay bir yapılaşma olacaktır" ifadesinin yer aldığı programda, şehirleri tabiat ve kültür ile iç içe yaşanacak ortamlar olarak korumak ve geliştirmenin en önemli öncelikler arasında yer alacağı belirtildi.

İnsan ve çevre dostu, estetik, katılımcı ve müreffeh marka şehirlerin hedeflendiği ifade edilerek, "Bu doğrultuda, imar mevzuatını günün ihtiyaçlarına uygun olarak revize edeceğiz. Kentsel tasarım ilkelerini ve uygulamalarını, engelli, yaşlı, hareket kısıtlılığı olanlar gibi özel ilgi bekleyen kesimlerin hizmetlere erişimini kolaylaştırmak üzere geliştireceğiz. Şehirlerde kamu arazilerinin imarlı yapılaşma, ekonomik kalkınma, ortak sosyo-kültürel fayda temelinde daha aktif kullanımını sağlayacağız" denildi.

Şehirlerin planlı ve sağlıklı bir yapıya kavuşması için arazi kullanımı, planlama ve yapılaşma konularında temel ilke ve standartlar ile denetim mekanizmasını içerecek şekilde imar ve şehircilik mevzuatının yenileneceği de bildirildi.

Programda, "Ortak kullanım alanlarının genişletilmesi ve imar uygulamalarındaki finansal yüklerin azaltılması amacıyla, yapılaşmamış alanlarda imar haklarının transferi gibi yenilikçi araçların belediyeler tarafından kullanımını yaygınlaştıracağız. Mekansal planlama sistemini sadeleştireceğiz. Planlamanın ve uygulamanın üst ölçekli strateji, hedef ve kriterleri gözeterek yerinde ve katılımcı bir süreçle gerçekleştirilmesini sağlayacağız. Coğrafi nitelikli mekansal bilgi üreten ve kullanan kuruluşlar arasında birlikte çalışabilirlik esaslarını hayata geçirecek ve ulusal coğrafi bilgi sistemi altyapısını kuracağız" bilgisi yer aldı.

Kentsel dönüşüm ve konut

Kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlı bir biçimde devam edileceğinin duyurulduğu programda, şunlar kaydedildi:

"Bu kapsamda 'Rekabetçiliği ve Sosyal Uyumu Gözeten Kentsel Dönüşüm Öncelikli Dönüşüm Programı'mızı hayata geçireceğiz. Programla imar değişiklikleri ile oluşan değer artışından kamunun pay almasını sağlayacak düzenlemeleri yapacağız. Kentsel dönüşüm alanlarında hakların devredilmesine imkan sağlayacak şekilde Gayrimenkul Sertifikası Modeli geliştireceğiz. Kentsel dönüşüm projelerinde SUKUK gibi yeni finansman araçlarının önünü açacak düzenlemeler yapacağız. Altyapılı arsa geliştirme çalışmalarına yönelik olarak yerel yönetimleri destekleyeceğiz. Şehir merkezinde kalan Küçük Sanayi Sitelerini (KSS) taşıyacak veya iyileştireceğiz. Tarihi şehir merkezlerinin canlandırılmasına yönelik projelere destek vereceğiz."

Afet riski ile karşı karşıya olan kültür varlıklarına ilişkin öncelikli tedbirlerin alınacağına dikkat çekilerek, büyükşehirlerde mahalle bazlı sosyal analizlerin yapılacağı belirtildi.

Programda, "Dönüşüm alanlarında sosyal uyumun güçlendirilmesi için sosyo-ekonomik ve kültürel etütler gerçekleştirecek ve alt gelir gruplarının ve yoksul kesimin konut ihtiyacının karşılanmasına yönelik düzenlemeler yapacağız. Meslek edindirme ve istihdam programları ile sosyal amaçlı kentsel dönüşüm programları arasında ilişkiyi güçlendireceğiz. Kentsel dönüşüm alanlarındaki uygulamaların ülke genelinde önceliklendirilmesi için Kentsel Dönüşüm Alanları Strateji Belgesi'ni hazırlayacağız" şeklinde hedeflere yer verildi.

Programda şu bilgiler yer aldı:

"Kentsel dönüşüm yapılması şartıyla, izinsiz yapılara elektrik ve su bağlanmasını sağlayacağız. İnsanımızın tasarruf eğilimini teşvik ederek ev sahibi olmasını kolaylaştırmak ve inşaat sektörümüzü desteklemek için yeni bir finansman mekanizması geliştiriyoruz. Ev almak için konut hesabı açan ve yüzde 25 peşinat biriktiren vatandaşımıza yüzde 15 kamu katkısı sağlayacağız." 

Vatandaşların yaşam kalitesini artıracak şekilde kentsel altyapı çalışmalarına hız verileceği de ifade edilerek, Melen Barajı'nın inşaatının 2016 yılında tamamlanacağı, Gerede Projesi'nin tamamlanarak Ankara'nın 2050 yılına kadar içmesuyu probleminin çözüleceği belirtildi. 

İmar mevzuatında yeni düzenleme

Programda, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında sağlıklı bir işbirliği ve koordinasyonun esas alınacağı ifade edilerek, mahalli idarelerin yerel gelirlerini artırmaya yönelik düzenlemelerin yapılacağı da bildirildi.

Büyükşehir belediyelerinin hizmet sunum yöntemlerini yeni bir model çerçevesinde değerlendirerek, gerekli idari, kurumsal ve mevzuat düzenlemelerinin yapılacağı belirtilerek, Büyükşehir Belediyesi Kanununun iyileştirileceği, yerel yönetimlerin asgari hizmet standartlarının belirleneceği kaydedildi.

"Yerelde Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Öncelikli Dönüşüm Programı"nın da hayata geçirileceğinin duyurulduğu programda, Bölge Kalkınma İdareleri'nin güçlendirileceği, temel belediye hizmetleriyle ilgili alanlarda hizmet standartlarının belirleneceği ve kırsal kesimde coğrafi ve sosyal koşulları dikkate alarak, imar mevzuatında yeni bir düzenleme yapılacağı da ifade edildi.

64. Hükümet Programı'nda, evrensel standartlarda ve uluslararası taahhütlere uygun, kaliteli ve güvenceli bir çalışma hayatının tam olarak tesis edilmesinin hedeflendiğine yer verildi.

AK Parti hükümetlerinin bugüne değin çalışma barışını, çalışma hayatında hakkaniyeti ve insan onuruna yakışır çalışma ortamlarının tesisini esas aldığı vurgulanan programda, "64. Hükümet döneminde de evrensel standartlarda ve uluslararası taahhütlere uygun, kaliteli ve güvenceli bir çalışma hayatını tam olarak tesis etmeyi hedefliyoruz. Diğer alanlarda olduğu gibi, çalışma hayatının merkezine de insanı koyuyoruz" ifadesi kullanıldı.

Çalışanların iş sağlığı ve güvenliğinin başlı başına bir değer olmasının yanında verimli ve katma değeri yüksek bir üretim yapısının da ön şartı olduğuna dikkatin çekildiği programda, yeni dönemde kayıt dışılığın da önemli nedeni olan çalışma hayatındaki katılıkları azaltılacağı, istihdamın gelişimi için sağlıklı bir zemin oluştururken, işletmelerin rekabet gücünün de artırılacağı vurgulandı.

Çalışma izinlerinde süreç basitleştirilecek

Programda, kıdem tazminatı sistemindeki sorunların çözümü amacıyla sosyal taraflarla diyalog için de gerekli düzenlemelerin yapılacağı belirtilerek, şu hedeflere yer verildi:

"Özel sektör işletmelerinde eğitim birimleri kurulmasını teşvik edeceğiz. Özel sektör, meslek kuruluşları ile işçi ve işveren kuruluşlarının meslek eğitimi vermelerini özendireceğiz. Sektörlerin talepleri doğrultusunda iş ve eğitim dünyası için gerekli olan Ulusal Meslek Standartları hazırlanıp yürürlüğe konulacak, yürürlükteki standartlar en geç 5 yılda bir güncellenecek. Avrupa Birliği ve ILO standartlarını esas alarak oluşturduğumuz İş Sağlığı ve Güvenliği Eylem Planı'nı kararlılıkla hayata geçireceğiz. Kısmi zamanlı çalışma, staj, prim desteği gibi araçlarla ve bilgi toplumu şartlarında gelişen yeni işlerle genç ve kadın istihdamını artıracak bir çalışma ortamı oluşturacağız. Yabancıların çalışma izinleri ile ilgili süreçleri basitleştireceğiz."

Düşük maaş alan emeklilerin geliri yükseltilecek

Yeni dönemde tüm vatandaşların sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortası kapsamına alınacağı, aynı zamanda sürdürülebilir ve etkin çalışan bir sosyal güvenlik sistemi oluşturulmaya çalışılacağı vurgulanarak, çalışanlar, işverenler ve emekliler arasında hakkaniyetli ve sürdürülebilir bir denge oluşturulmasının temel ilke olacağının altı çizildi.

Programda, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli mali sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla gerekli tedbirlerin alınmasına devam edileceğine dikkat çekilerek, "Emeklilik hizmetlerini etkinleştireceğiz. Düşük düzeyde maaş alan emeklilerimizin gelir seviyesini alacağımız tedbirlerle yükselteceğiz. Bu çerçevede, temmuz ayında emekli maaşlarına rutin olarak yaptığımız artıştan sonra maaşı 1000 liranın altında kalan SSK ve BAĞ-KUR emeklilerimize seyyanen 100 lira zam yaptık. Maaşı 1000 lira ile 1.100 lira arasında olan emeklilerin maaşını da 1.100 liraya tamamladık. Bu artıştan emeklilerimizin yaklaşık yüzde 55'inin istifade etmesini sağladık. Tüm işçi ve BAĞ-KUR emeklilerimize de önümüzdeki dönemde yıllık ilave 1.200 lira vereceğiz" ifadesi kullanıldı.

Sosyal Güvenlik Destek Primi Kesintisi kaldırılacak

Ticari faaliyette bulunan emeklilerden kesilen aylık yüzde 15 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi'nin önce yüzde 10'a indirildiğinin anımsatıldığı programda, BAĞ-KUR sigortalısı olan esnafın emekli aylıklarından kesilen Sosyal Güvenlik Destek Primi Kesintisi'nin yeni dönemde tamamen kaldırılacağı belirtildi.

"Önümüzdeki yıl için asgari ücretin 1.300 liraya yükseltilmesi yönünde Asgari Ücret Tespit Komisyonuna teklifte bulunacağız. Yapılan işin tehlike sınıfına göre, asgari ücrette farklılaştırma sağlayacağız" ifadelerine yer verilen programda, 51 ilde uygulanmakta olan yüzde 6 oranındaki İşveren Sigorta Primi indiriminde esas alınan 10 işçi çalıştırma zorunluluğunun kaldırılacağı, bu imkandan 251 bin küçük işletmenin yararlanmasının sağlanacağı vurgulandı.

Polislerin maaşında 240 ile 580 lira arasında artış olacak

Programda, muhtarların 950 lira olan maaşının 1.300 liraya yükseltileceği, 65 yaş aylığı alan yaşlıların kimin yanında yaşadığına bakılmaksızın kesintisiz maaşını almasının sağlanacağı bildirildi.

Polislerin 2200 olan ek göstergelerinin 3000'e çıkarılacağı, yine polislerin emniyet hizmet tazminatının yüzde 25 artıracağı ve böylece maaşlarında 240 ile 580 lira arasında artışın sağlanacağının belirtilen programda, "Uzman erbaşların 2200 olan ek göstergelerini 3000’e çıkaracağız. Er ve erbaşlarımızın harçlığını 30 liradan 100 liraya yükselteceğiz. Askeri öğrencilerin harçlığı da 400 lira olacak. Astsubay emeklilerinin 2003 öncesi ve sonrası oluşan farkın kapatılmasına yönelik intibakları sağlanacaktır. Geçici köy korucularımızın şartlarını iyileştirmeye dönük başlatılan çalışmalara bağlı olarak gerekli adımları atacağız" ifadesine yer verildi.

Prim yapılandırması istisna dışında uygulanmayacak

Programda, Genel Sağlık Sigortası kapsamındaki gelir testi sistemi ve buna bağlı Genel Sağlık Sigortası Primi ödemelerinin gözden geçirileceği, sistemin etkinliği ve verimliliğinin artırılacağı vurgulanarak, istihdam edilmeleri halinde sosyal destek alan vatandaşların sigorta priminin işveren desteğinin karşılanacağı, toplum yararına çalışma programlarında ailesinde çalışan olmayanlara öncelik verileceği ve TOKİ eliyle emeklilerin uygun koşullarla konut sahibi yapılacağı belirtildi.

Sosyal güvenlik sözleşmelerine göre sağlık yardım hakkı elde etmiş sigortalıların ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin sağlık aktivasyon ve provizyon sistemine dahil edilmesinin sağlanacağı belirtilen programda, şunlar kaydedildi:

"Kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ücretle mücadele ederek, kayıtlı çalışan sayısını artıracak ve prim tabanını genişleteceğiz. Prim yapılandırmalarını ekonomik kriz ve doğal afet gibi istisnai haller dışında uygulamayacağız. Sağlık hizmetleri ve harcamalarında sürdürülebilirlik dikkate alınarak ilaç ve tedavi harcamalarını daha akılcı hale getireceğiz. Özellikle hasta ve işlemin takibinin yapılması, suistimallerin önlenmesi, gereksiz ve mükerrer tetkiklerin önüne geçilmesine yönelik çalışmalara hız kazandıracağız. Sektörel katkısının yanı sıra ülkemizdeki tasarruf eğilimini de güçlendireceğini öngördüğümüz tamamlayıcı emeklilik tasarruflarını destekleyeceğiz. Sosyal güvenlik ve prim ödeme bilincini artırıp, farkındalık oluşturacağız. Cari dönem prim tahakkukunu ve tahsilatını artıracağız."

64. Hükümet Programı'nda, bütün annelere 'Doğum Hediyesi' programı kapsamında, ilk çocuk için 300 lira, ikinci çocuk için 400 lira, üç ve üzerinde çocuklar için 600 lira ödemenin yapılmasına imkan verecek hukuki ve kurumsal düzenlemelerin yerine getirildiği, yeni dönemde de uygulamanın etkinleştirileceği bildirildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından TBMM'ye sunulan 64. Hükümet Programı'nın "Aile, Çocuk ve Dinamik Nüfus" başlığıyla verilen bölümünde aile, çocuk ve dinamik nüfusa ilişkin bilgilere yer verildi.

Aile kurumunu güçlendirmeyi, çocukların sayısını artırarak nitelikli bir biçimde yetişmelerini sağlamayı insan merkezli kalkınma politikalarının ana ekseni olduğu belirtilen programda, sosyal yardım veya sosyal hizmete ihtiyacı olan bütün dezavantajlı vatandaşlara ulaşacak olan Aile Sosyal Destek Programı’nın (ASDEP) altyapısının tamamlanacağı, yeterli sayıda nitelikli personel istihdam edilerek ASDEP’in aşamalı olarak hayata geçirileceği vurgulandı.

Aile bazında eğitim, sağlık, istihdam, gelir gibi alanları içeren sosyal risk haritası çıkarılacağı, aile, bebek ve çocuk dostu kültürel ortam ve mekanlar oluşturacağı aktarılan programda, "Konut, eğitim, sosyal güvenlik ve gelir dağılımı politikaları ile aile bütünlüğünün korunması ve güçlendirilmesi politikalarımızı birbirini tamamlayıcı bir anlayışla uygulayacağız. Genel olarak toplumsal değerlerin, özel olarak aile değerlerinin geliştirilmesi, korunması, sürdürülmesine dönük faaliyetlere öncelik vereceğiz. Aile değerlerini öne çıkaran kültür, sanat, eğitim ve TV programları gibi çalışmaları teşvik edeceğiz. Aile içi şiddet, ihmal ve istismarın önlenmesi, kötü alışkanlıkların ve bağımlılıkların azaltılmasına yönelik hizmetlerin geliştirilmesini sağlayacağız" ifadesine yer verildi.

Çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış içindeki bir aile ortamında yetişmesinin önemine vurgu yapılan programda, çocukların insani ve ahlaki değerlere sahip, bilinçli, iyi eğitimli, saygılı ve kendine güvenen fertler olarak yetiştirilmelerinin, her bir çocuğun fırsat eşitliği çerçevesinde eğitim almalarına imkan verilmesinin sağlanacağı bildirildi.

Sokakta yaşayan, çalışan, çalıştırılan ve risk altında olduğu tespit edilen çocuklar ile koruma altında olup uyuşturucu bağımlılığı tedavisi tamamlanan çocuklar ve ailelerine yönelik psikolojik ve sosyal destek programları oluşturulacağı belirtilen programda, çocuk hizmetlerinde toplumun tüm kesimlerinin katıldığı ve sorumluluk üstlendiği toplumsal duyarlılığın ve farkındalığın oluştuğu, çocuğa karşı ihmal, şiddet ve istismarın olmadığı bir ortam oluşturulacağı aktarıldı.

İnternet kafelerin şartları iyileştirilecek

"Önümüzdeki dönemde de koruma ve bakım altındaki çocuklar, uygunsa ailesinin yanına bu mümkün değilse, akrabalarından bir ailenin yanına bu da mümkün olmuyorsa, koruyucu ailenin yanına yerleştirilmek suretiyle kuruluş bakımının kapsamını en aza indireceğiz" ifadesine yer verilen programda, uyuşturucu bağımlısı çocukların tedavi ve psiko-sosyal rehabilitasyonunu içeren kurumsal yapıların hayata geçirileceği bildirildi.

Programda, çocuklar için ihtisaslaştırılmış rehabilitasyon sistemine geçilerek, suçun mağduru ya da suça sürüklenen çocukların en süratli şekilde topluma kazandırılacağına dikkat çekildi. Programda, çocuklar ve gençler başta olmak üzere, daha güvenli ve bilinçli internet kullanımı ve kullanıcı güvenliğinin artırılacağı belirtildi.

Programda, internet kafelerin şartlarının başta fiziksel koşullar olmak üzere iyileştirileceği, sınıflandırılacağı, sağlıklı ve güvenli bir şekilde hizmet vermelerinin sağlanacağına işaret edildi.

Türkiye'nin ekonomik ve sosyal gelişmesini desteklemek üzere dinamik nüfus yapısının korunması, aile kurumunun güçlendirilmesi ve böylece sosyal refah ve sosyal sermayenin artırılması amacıyla hazırlanan "Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Öncelikli Dönüşüm Programı"nı hayata geçirileceğine işaret edilen programda, şu ifadelere yer verildi:

"Program kapsamında çalışanların doğuma bağlı izin ve haklarını güçlendirmek üzere Devlet Memurları Kanunu ve İş Kanunu’nda gerekli değişiklikleri yapacağız. Bütün annelerimize ‘Doğum Hediyesi’ programı kapsamında, ilk çocuk için 300 lira, ikinci çocuk için 400 lira, üç ve üzerinde çocuklar için 600 lira ödemenin yapılmasına imkan verecek hukuki ve kurumsal düzenlemeleri yerine getirdik, yeni dönemde de uygulamayı etkinleştireceğiz. Kaliteli, hesaplı ve kolay erişilebilir kreş imkanlarının yaygınlaştırılmasına yönelik olarak kreşleri teşvik edecek düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Gençlerde evliliğin teşvik edilmesi amacıyla tasarladığımız çeyiz hesabını uygulamaya geçireceğiz. Çocuk dostu sosyal ve kültürel bir ortamın oluşturulmasına yönelik destek programları hazırlayacağız. Aile ve iş hayatının uyumunun güçlendirilmesi için farkındalığın artırılmasını sağlayacağız. Okul saatlerini çalışma saatleriyle uyumlu hale getireceğiz."

Yaşlıların ekonomik ve sosyal hayata daha aktif olarak katılmaları için Yaşlanma Ulusal Uygulama Programı'nın daha etkin bir şekilde hayata geçirileceğine işaret edilen programda, yoksulluğu azaltma ve sosyal koruma politikalarının sürdürüleceği belirtildi.

Ailenin bütünlüğünü koruyan bir model hayata geçirilecek

Programda, sosyal hizmet ve yardım kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliğinin artırılacağı, bu kapsamda Aile Bilgi Sistemi'nin kurulacağı bildirildi.

Sosyal yardımlarda aile büyüklüğünü esas alacak, ailenin bütünlüğünü koruyan bir modelin hayata geçirileceği vurgulanan programda, "Sosyal destek ve hizmetlerin hak temelli olarak bütünleşik bir şekilde sunulduğu bir sosyal destek sistemi kuracağız. Bu çerçevede Sosyal Yardım Kanunu çıkaracağız. Sosyal Hizmet Merkezlerinde yürütülen hizmetlerimizin çeşitliliği ve etkinliğini artıracağız. Erişilebilirlik konusunda uygulamayı güçlendirerek, toplumda farkındalık yaratmaya yönelik kampanyalar düzenleyeceğiz. Evde bakım hizmetlerinin sosyal hizmeti de kapsayacak şekilde yeniden tasarlanmasını sağlayacağız. Yoksul ailelere belirli ölçütlerle internet erişimi imkanı sağlayacağız. Engelli genç ve çocukların kısa süreli gündüz ve yatılı bakımı için güvenli bir biçimde bırakılabilecekleri 'Engelli Yaşam Merkezleri' kuracağız. Engelli genç ve çocukların gün içerisinde sosyal faaliyet yapabilmelerine imkan verecek şekilde gençlik merkezlerinde ortam oluşturacağız. Engellilere özel Bilgi ve İletişim Teknolojileri yazılım ve donanımlarının yaygınlaştırılmasını sağlayacağız. Engellilerin bilgi ve iletişim teknolojilerine erişim imkanlarını artıracağız" ifadesi kullanıldı.

Kadına ilişkin mevzuat gözden geçirilecek

Kadınların bireysel ve toplumsal olarak daha da güçlenmeleri, daha kaliteli eğitim olanaklarına sahip olmaları, karar alma mekanizmalarındaki etkinliklerinin artırılması, iş gücü piyasasına girişlerinin kolaylaştırılarak istihdamlarının artırılması, sosyal güvencelerinin sağlanması ve kadın girişimci sayısının artırılmasının temel hedefler arasında yer aldığı aktarılan programda, kadının bireysel ve toplumsal olarak daha da güçlenmesi için hayata geçirilen politikaları ve başlatılan çalışmaların uygulamaya devam edileceği belirtildi.

Programda, kadınların konumunu daha da güçlendirmek ve uygulamaların etkinliğini artırmak üzere, kadına ilişkin mevzuatın ilgili tarafların görüşleri alınarak gözden geçirileceği vurgulandı.

Başta erken çocukluk dönemi eğitiminin geliştirilmesi olmak üzere, kız çocuklarının eğitime devam etmelerinin sağlanması için gerekli tedbirlerin alınacağı ve ilave teşvik mekanizmalarının hayata geçirileceği ifade edilen programda, şöyle denildi:

"Mobil eğitim ve öğretim ekiplerinin mevsimlik tarım işçileri ile göçer ve yarı göçerlere yönelik sunduğu temel eğitim, yaygın eğitim ve yayım hizmetlerini yaygınlaştıracağız. Özellikle kız çocukları ve kadınların bu hizmetlerden etkili bir biçimde yararlandırılmalarının zorunlu kılınmasını sağlayacağız. Erken evliliklerin önlenmesiiçin aileye yönelik eğitim hizmetlerinin yaygınlığını ve etkinliğini artıracağız. Kadınlarımızın sağlık hizmetine daha kolay erişimi için yaşadıkları ortamda hizmet almalarını sağlayacak ev ziyareti sistemini yaygın ve işlevsel hale getireceğiz. Kadın istihdamının artırılmasına yönelik yeni çalışma modelleri oluşturacağız. Mevsimlik tarım işçisi kadınlar ile ev eksenli çalışan kadınların sosyal güvenceden daha kolay faydalanmalarını sağlayacağız. Kadın istihdamına yönelik getirdiğimiz istihdam teşviklerinin devamını sağlayacağız. Kadın Girişimciliği Programı hazırlayarak uygulamaya koyacak ve kadınlarımızın iş hayatına atılmalarını kolaylaştıracağız. Kadın girişimcilerin finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması ve böylelikle kadın istihdamının artırılması amacıyla yaptığımız düzenlemeyle, kadın girişimcilerin 100 bin liraya kadar ve 5 yıl vadeli kullanacakları krediler için Kredi Garanti Fonu aracılığıyla yüzde 85 oranında kefalet imkanı sağlamaya devam edeceğiz."

Çalışanların ve işverenlerin kadın-erkek fırsat eşitliği bilincini güçlendirmeye yönelik farkındalık oluşturucu programların artırılacağına vurgu yapılan programda, "Kadınlarımız için iş ve aile yaşamını uzlaştırma politikalarını hayata geçireceğiz. Doğum nedeniyle ücretsiz izinde geçen sürelerin memuriyet kıdeminde değerlendirilmesini sağlayacağız. İşçi ve memur tüm çalışan kadınlarımıza doğuma bağlı olarak ilk çocukta 2 ay, ikinci çocukta 4 ay, üçüncü ve üzeri çocukta 6 ay yarı zamanlı, tam ücretli çalışma hakkı ve çocuğun okula başlama yaşına kadar kısmi süreli çalışma hakkı tanıyacağız. Genel olarak şiddete, özel olarak da kadınlara yönelik şiddete karşı her türlü yasal korunma sağlanması ve yasaların etkin bir şekilde uygulanmasını sağlayacağız. Ayrıca, kadınların şiddete uğradıklarında başvurabilecekleri, bilgi ve destek alabilecekleri merkezleri daha işlevsel ve erişilebilir hale getireceğiz" ifadesine yer verildi.

Seçilme yaşı 18'e indirecek

Programda, gençlerin sosyal hayatta ve karar alma mekanizmalarında daha aktif rol almalarının sağlanacağına işaret edilerek, "Seçilme yaşını 18’e indireceğiz. Yeni dönemde büyük önem atfettiğimiz genç işsizliğinin önüne geçmek hedefimiz için 'Ulusal Genç İstihdamı Strateji Belgesi' hazırlayacağız. Gençlerin ortaöğretimden yükseköğretime geçişte eğitim ve kariyer planlamasına yardım edecek 'Kariyer Merkezleri' kuracağız. Lise veya üniversiteden mezun olmuş gençlere iş ve kariyer konusunda yol gösterici destekler sunacağız. Mezuniyet sonrası ücretsiz beceri ve kişisel gelişim programları uygulayacağız. Öğrencilerimizin yurt dışı eğitim, bilgi ve beceri artırma programlarına yaygın olarak katılımını sağlayacağız. Genç girişimciliği güçlendirmeye yönelik finansman, teknoloji, işletme ve pazarlama gibi konularda programlar düzenleyeceğiz" denildi.

Programda, kendi işini kurmak isteyen gençlere proje karşılığı 50 bin lira karşılıksız, ayrıca yine gençlere 100 bin liraya kadar faizsiz kredi verileceği belirtilen programda, yeni iş kuran gençlere üç yıl boyunca gelir vergisinden muafiyet sağlanacağı da yer aldı.

İlk kez iş bulan her gençlerin maaşının bir yıl boyunca devlet tarafından karşılanacağı, bu dönemde gençlerin iş başında eğitimini de temin ederek beceri kazanmalarını sağlanacağı, işverenin de personel maliyetinin düşürüleceği belirtilen programa, şöyle devam edildi:

"GENÇDES programını hayata geçiriyoruz. Gençlerimizin kısa film, ilk film, kitap, dergi gibi sanatsal faaliyetleri ile sportif faaliyetlerine proje bazlı karşılıksız destek vereceğiz. Gençlik Akademisi kuracağız. Lise veya üniversite mezunu gençlerimizin Genel Sağlık Sigortası (GSS) giderlerinin iki yıl süreyle gelir testi yapmaksızın ve prim alınmaksızın devlet tarafından karşılanmasını sağlayacağız. Böylece gençlerimize ücretsiz sağlık hizmeti sunmuş olacağız."

Öğrencilerin 330 liralık bursu 400 lira olacak

Gençlerin genel sigorta borçlarının sıfırlanacağı, ücretsiz internet erişimi imkanı getirileceği bildirilen programda, esnek çalışma biçimlerinin geliştirilerek özellikle gençlerin istihdama katılımının önünün açılacağı belirtildi.

Üniversite öğrencilerinin kredi ve bursları kesilmeden kısmi süreli çalışma yoluyla istihdama katılımlarını sağlayacak düzenlemelerin yapılacağı, öğrenim gören gençlerin pasaport harcını kaldırılacağı ifade edilen programda, gençliğin daha donanımlı hale gelmesi için yüksek lisans ve doktora programları için yurt dışına gönderilen öğrenci sayısının yükseltileceği, müracaat eden ihtiyaç sahibi ve başarılı öğrencilere burs, talep eden diğer tüm öğrencilere de kredi verileceği, öğrencilerin 330 lira olan bursunun 400 lira olacağı vurgulandı.

Çocuk, halk ve üniversite kütüphanelerinin koleksiyon bakımından çeşitlendirileceği, içeriklerinin zenginleştirileceği belirtilen programda, hareketlilik programlarının özellikle dezavantajlı gençlerin katılımını artıracak biçimde genişletilip çeşitlendirileceği, bütün illerde gençlik ve kültür merkezlerinin sayısının yeterli hale getirileceği aktarıldı.

Toplumsal alan ve hizmetlerinin, engelli genç bireylerin katılımına olanak verecek şekilde düzenleneceği, hayat boyu öğrenme programlarının yaygınlaştırılarak gençlere temel ve mesleki beceriler kazandırılacağı belirtilen programda, meslek lisesi ve üniversite öğrencilerinin staj yapmalarını özendirici tedbirler alınarak okul-sanayi işbirliğine katkıda bulunulacağı yer aldı.

64. Hükümet Programı'nda, "Siyasal sistem arayışının yaslanacağı zemin, kuşkusuz demokratik bir anayasal zemin olacaktır. AK Parti olarak demokratik bir perspektifle yapılandırıldığında, parlamenter sistem ile başkanlık sistemi arasında demokrasiye uyum açısından bir fark bulunmadığı kanaatindeyiz" denildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından Meclise sunulan hükümet programının "Demokratikleşme ve Yeni Anayasa" başlıklı ikinci bölümünde "Yeni Anayasa, Yönetim Modeli ve Başkanlık Sistemi ile Adalet Sisteminde Dönüşüm" konuları yer aldı.  

Bütün AK Parti hükümetlerinin programlarında "çoğulcu ve özgürlükçü yeni bir anayasa" vaadinin bulunduğu hatırlatılan programda, ileriki dönemde sivil, katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü bir demokratik ve sivil anayasanın yapımına öncülük etmeye kararlı olunduğu belirtildi.

Diğer siyasi partilerin de aynı anlayış içinde katkı vermeye davet edildiği programda, "Yeni Anayasa, çağdaş demokrasi anlayışını yansıtmalı, mümkün olan en geniş mutabakatla ve demokratik yöntemlerle hazırlanmalı, geniş toplumsal kesimlerce sahiplenilmelidir. Anayasanın kapsayıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici, çeşitlilikte birliği savunan, çoğulcu ve özgürlükçü bir karakterde olması gerektiğini düşünmekteyiz. Yeni Anayasa, bireysel özgürlüklere dayanmalı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamaya yönelik kurumsal güvenceleri içermeli ve siyasi sistemin işleyişindeki belirsizlikleri ortadan kaldırmalıdır" ifadesine yer verildi.

Yeni dönemde yeni Anayasa'nın, Türkiye'de demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün kökleşmesi bakımından hayati bir aşama olarak görüldüğü kaydedilen programda, yeni Anayasa'da, siyasi partilerin çalışmalarının etkin olarak korunacağı ve parti kapatmaların uluslararası standartlarda düzenleneceği bilgisi verildi.

Programda, hükümetlerin öncülüğünde gerçekleştirilen 2004, 2007 ve 2010 Anayasa değişiklikleri ile Meclis'te oluşturulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarının yeni Anayasa için güçlü bir zemin olarak görüldüğüne işaret edildi.

Türkiye'nin yeni Anayasası'nda temel hak ve hürriyetlerin, demokrasinin, hukukun üstünlüğü ilkesinin, düşünce ve inanç özgürlüğünün dayanağının toplumsal meşruiyet olacağına dikkat çekilen programda, "Yeni Anayasa, milletimizin kültürel ve toplumsal çeşitliliğini tanıyan, herhangi bir etnik veya dini kimliğe referans yapmayan bir vatandaşlık tanımını esas alacaktır. Yeni ve sivil anayasamız, toplumun herhangi bir kesiminin dışlanmasına yol açacak değer yargıları ve siyasal tercihler barındırmayacaktır. Anayasamız tüm toplumu kucaklayan, kader birliğimizi yansıtan, demokratik denge ve denetim ilişkisini esas alan bir mahiyette hazırlanacaktır. Yeni Anayasa, ortak değerleri ve çeşitlilik içinde birlik anlayışını esas alacaktır" görüşü yer aldı.

Programda, yeni Anayasa'nın sorunların çözümünün imkan ve araçlarını barındıracağı bildirilerek, sorunları demokratik bir ortamda bireylerin, toplumun ve siyaset kurumunun çözeceği vurgusu yapıldı.

Ayrıca, 64. Hükümet döneminde doğrudan anayasal sistemle bağlantılı seçim kanunları, siyasi partiler kanunu ve sair temel kanunların yeni Anayasa metniyle bir bütün olarak yenileneceği bildirildi.

"Başkanlık sistemi daha uygun bir yönetim modeli"

Hükümet programında "Yönetim Modeli ve Başkanlık Sistemi" başlıklı yer verilen konuda ise yeni Anayasa'nın Türkiye'nin 2023 ve sonrasına yönelik demokratikleşme ve kalkınma hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıracak, etkin ve sağlıklı bir yönetim modeli arayışını içermesi gerektiği vurgulandı.

Yeni Anayasa ile Türkiye'nin katılımcılığı ve çoğulculuğu esas alan ve etkili işleyen bir hükümet modeline kavuşmasının elzem görüldüğü belirtilen programda, şunlar ifade edildi:

"Sadece temsilin değil istikrarın da oluşmasına imkan sağlayan, vesayet odaklarının önünü tamamen kapatan, çağdaş ve etkin bir hükümet sisteminin hayata geçmesini arzu ediyoruz. 1960 askeri darbesi sonrasında, bürokrasinin siyaset üzerinde vesayet kurmasını kurumsallaştırmak üzere kurgulanan mevcut sistem, parlamenter sistem olarak takdim edilse de, parlamenter sistemin asgari demokratik gereklerini karşılamaktan uzaktır. AK Parti Hükümetleri döneminde, hayata geçirilen demokratik reformlar, vesayete karşı mücadelede elde edilen kazanımlar ve Meclis'te sağlanan güçlü temsil sayesinde, mevcut sistemin zaafları dönemsel olarak aşılarak istikrarlı ve etkin bir yönetim imkanı yakalanmıştır. Ancak mevcut sistemin yetki, görev ve sorumluluk paylaşımında pek çok muğlaklıklar barındırması, siyasal sistemin şümullü bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesini zorunlu kılmaktadır. Özellikle 12 Eylül ve 28 Şubat darbeleriyle çok daha sorunlu hale gelen cari sistemin demokratikleştirilmesi kaçınılmazdır."

Programda, "Siyasal sistem arayışının yaslanacağı zemin, kuşkusuz demokratik bir anayasal zemin olacaktır. AK Parti olarak demokratik bir perspektifle yapılandırıldığında, parlamenter sistem ile başkanlık sistemi arasında demokrasiye uyum açısından bir fark bulunmadığı kanaatindeyiz" görüşüne yer verildi.

Her iki sistemin de olumlu örneklerine rastlanabileceği gibi olumsuz örneklerine de rastlanabileceği kaydedilen programa, şöyle devam edildi:

"Ancak bir yandan vesayetçi bir şekilde kurgulanarak demokratik doğasından koparılmış parlamenter sistemin yol açtığı siyasal istikrarsızlıklar, öte yandan 'Yeni Türkiye' vizyonumuzun ihtiyaç duyduğu etkin ve dinamik yönetim dolayısıyla başkanlık sisteminin daha uygun bir yönetim modeli olduğuna inanıyoruz. Milletimizin teveccühüyle hazırlayacağımız özgürlükçü ve insan odaklı yeni Anayasa ile seçimlerin istikrar üretebildiği, yasama ve yürütmenin müstakil olarak etkin olduğu, güçler ayrılığının tahkim edildiği, demokratik denge ve kontrol mekanizmalarının öngörüldüğü, toplumsal farklılıkların siyasal temsilinin sağlandığı, ademi merkeziyetçi bir idare sisteminin güçlendirildiği, karar alma süreçlerinin hızlandığı yeni bir siyasal sisteme geçebiliriz. Bu unsurlarıyla başkanlık sisteminin, Türkiye'nin siyasal tecrübesine ve gelecek vizyonuna daha uygun olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede öngördüğümüz anayasal sistem, Türkiye'nin AK Parti Hükümetleri döneminde geçirdiği demokratik dönüşümü nihai sonucuna erdirerek, 2023 ve sonrasına yönelik kalkınma hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıracak bir çerçeveye sahip olacaktır."

"Yüksek mahkeme üyeliği makul sürelerle sınırlanacak"

64. Hükümet Programı'nda, "Adalet Sisteminde Dönüşüm" başlıklı bölümde ise adaletin mülkün ve meşruiyetin temeli, hukuk devletinin esası olarak görüldüğüne işaret edildi.

Yargının, hukuk güvencesi oluşturması, uluslararası standartlarda ve demokratik usullerle işlemesinin temel prensip olarak bildirilen programda, "Yargı erkinin güven veren, öngörülebilirliği sağlayan, ideoloji, siyasal tasavvur veya inanç dikte etmeyen, bunların etkisinde kalmayan bir çerçeveye kavuşması gerektiğine inanıyoruz. Yargıya, sadece adaletin tesisini sağlayan ve temel hakların kullanımını garanti altına alan bir kurum gözüyle bakmıyoruz" denildi.

Programda, 64. Hükümet olarak temel önceliklerden birisinin adalet sisteminde köklü düzenlemeler yapılarak ileri standartlarda bir yapı oluşturulacağı bildirildi. 

Yargı sisteminin başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere, uluslararası norm ve standartların esas alınarak hazırlanıp, daha önce ilan edilen yargı reform stratejisi çerçevesinde yeniden yapılandırılacağı belirtildi.

Programda, "Yeni Yargı Reform Stratejisi Belgesi"nin etkin biçimde uygulanıp hayata geçirileceğine değinilerek, şöyle devam edildi:

"64. Hükümet olarak yargıda etkinlik, hızlılık, hesap verebilirlik, ekonomiklik ve şeffaflığı sağlayacağız. Anayasal değişikliklere bağlı olarak yüksek yargıda içtihat düzeyinde dağınıklığı gidereceğiz. Bu çerçevede askeri yargı, disiplin mahkemeleri çerçevesinde faaliyet gösterecektir. Temyiz mahkemelerinin, alt derece mahkemeleri üzerindeki hukukilik denetiminin ötesine taşan etkilerini azaltacağız ve temyizi, hukuki denetimle sınırlandıracağız. Yargı üst yönetimiyle temyiz mahkemelerinin oluşumunda TBMM'nin rolünü güçlendireceğiz, böylece yargının toplumsal meşruiyetini artıracağız. Yüksek Mahkemeler, bölge adliye ve idare mahkemeleriyle ilk derece mahkemelerinin faaliyet raporları hazırlayarak kamuoyuna duyurmalarını sağlayacağız. Yüksek mahkeme üyeliğini Avrupa örneklerine benzer şekilde makul sürelerle sınırlayacağız. İhtisas mahkemelerinin sayısını artıracağız. Ticaret ve iş mahkemesi gibi bazı ihtisas mahkemelerinde meslekten olmayan hakimlerin de yer almasını sağlayacağız. HSYK'yı yeniden yapılandırarak Hakimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulunu kuracağız."

Hukuk fakültelerine giriş şartlarının yeterli bilgiyi aktaracak şekilde tasarlanacağı belirtilen programda, hukuk eğitiminin içerik itibarıyla teorik bilgi ile uygulama uyumunu sağlayacağı şekilde düzenleneceği aktarıldı.

Programda, "bilirkişilik" müessesesinin yeniden yapılandırılacağına da değinilerek, "Bilirkişilerin seçimi ve görevlendirilmesine yönelik standartlar belirlenecek, sertifikalandırma sistemine geçilecek. Hakimlerin bilirkişiye müracaatlarını yalnızca teknik bir meselenin vuzuha kavuşturulmasıyla sınırlandırılacak" denildi.

Bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesine getirdiği aşırı iş yükünün, mahkemenin işlevselliğine zarar verme ihtimali karşısında bu uygulamanın gözden geçirileceği vurgulanarak, "Hükümet olarak adalet sisteminde kadınlar, çocuklar ve engellilere yönelik kolaylaştırıcı uygulamaları hayata geçireceğiz. Ülke genelinde ideal yargılama sürelerinin belirlenmesini ve yargıda zaman yönetiminin uygulanmasını sağlayacağız. Vatandaşlarımızın daha kolay adalet hizmeti alabilmesi için birçok gelişmiş ülkede uygulanan Hukuki Yardım (Himaye) Sigortası Sistemi geliştireceğiz" ifadeleri kullanıldı.

Programda, adli ve idari yargıda istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesinin sağlanacağı belirtilerek, ceza infaz sisteminin mükerrer suçluluğu önleyecek şekilde etkili hale getirileceği bildirildi.

Adli Tıp Kurumunun kapasitesinin geliştirileceği vurgulanan programda, "Adli Bilimler Akademisi"nin kurularak, bu alandaki ileri araştırmalara ve eğitimlere ortam hazırlanacağı kaydedildi.

 

Kaynak: Anadoluajansı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
işte hükümet programı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber