Bu haber kez okundu.

İş güvenliğinde sınıfta kaldık!


 

Soma maden faciasından sonra Türkiye’de iş güvenliği yeniden tartışılmaya başlandı. 2002 yılından bu yana iş kazasından 14 bin işçi hayatını kaybederken bugün hâlâ pek çok işletmede yeterli iş güvenliği denetimleri bulunmuyor. Ölümlü iş kazalarındaki artış, denetim yetersizliğine bağlanıyor.

Soma’daki maden faciası, iş kazalarını yeniden gündeme taşıdı. İş kazalarında Türkiye’nin sicili hiç de parlak değil. Her yıl yüzlerce işçi, kazalarda hayatını kaybediyor. Binlerce kişi de çalışamayacak şekilde sakat kalıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre 2002’den beri yaklaşık 14 bin işçi, iş kazalarında hayatını kaybetti. Yaklaşık 30 bin kişi de çalışamayacak şekilde sakatlanarak sürekli iş göremezlik maaşı almaya başladı. Bakanlığın verilerine göre günde 190 iş kazası meydana gelirken bu kazalarda ortalama 4,6 kişi ölüyor. İş kazalarında madenler ise ilk sırada yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre iş kazaları sektörel olarak incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe iş kazası geçirenlerin oranı yüzde 10,4’e kadar çıkıyor. Madenleri inşaat takip ediyor.

Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’de iş kazalarında ölüm oranları kat kat fazla. Türkiye’de 100 bin işçide ölüm oranı yüzde 14,5 iken AB ortalaması yüzde 2,5. Yani Türkiye’de ölüm oranı yaklaşık 7 kat fazla. İş kazaları nedeniyle Türkiye’nin yıllık kaybı da 7 milyar TL olarak hesaplanıyor. Bu kazaların yüzde 98’i ise önlenebilir nitelikte. Bu durum Türkiye’deki iş güvenliği tedbirlerinin yetersizliğini ortaya koyuyor. Ancak bu tabloya rağmen Türkiye’nin 2 yıl öncesine kadar müstakil bir iş güvenliği yasası bile yoktu. Yasa çıktıktan sonra da ciddi bir adım atılamadı. İkincil mevzuat çalışmaları halen sürüyor.

Türkiye’de yıllar içinde azalması beklenen iş kazası ölümleri artıyor. Özellikle 2005 yılından sonra ölümlü iş kazalarında önemli artış görülüyor. 2006 yılında iş kazası sonucu 1.592 işçi hayatını kaybederken bu sayı 2007’de 1.043’e 2008’de ise 865’e düştü. Ancak bu azalma eğilimi devam etmedi. 2009 yılında iş kazası sonucu ölen işçilerin sayısı 1.171’e, 2010 yılında ise 1.444’e, 2011’de ise 1.700’e çıktı. Aynı dönemde kaza sayılarının kısmi olarak azaldığı görülüyor. Kaza sayısı azalırken ölüm rakamlarının artması iş güvenliği tedbirlerinin önemini ortaya koyuyor.

Türkiye’nin iş güvenliği konusunda sicilinin ne kadar bozuk olduğunu görmek için Çalışma Bakanlığı’nın verilerine göz atmak yeterli. 2002 yılında 72 bin iş kazası yaşanırken 2003’te bu rakam 76 bine, 2004’te 83 bine yükseldi. Yıllar içinde iş kazaları benzer seyir izledi. İş kazası sayısı 2011 yılında 69 bine yükseldi. İş kazalarında hayatını kaybeden kişi sayısına bakıldığında ise 2002 yılında 872 kişi hayatını kaybederken bu rakam yıllar içinde artıyor. 2011 yılına gelindiğinde iş kazalarında hayatını kaybeden kişi sayısı 1.700 oldu. Bu rakam 2012’de 744’e düşerken geçen yıl yeniden yükselişe geçerek 1.235’e yükseldi. Bu yılın ilk 4 ayında ise 396 kişi hayatını kaybetmişti. Soma faciasıyla birlikte bu rakam şimdiden 600’e dayanmış durumda. İş kazaları sonucu sakatlanarak sürekli iş göremezlik maaşı bağlanan kişi sayısı da 2002 yılında 1.802 iken 2011 yılında 2.216’ya yükseldi.

Türkiye’nin iş kazalarında bu derece büyük kayıplar vermesinin en önemli nedenlerinden biri, iş güvenliği tedbirlerine yeterince riayet edilmemesi. Bu konuda uzun yıllardır devam eden başıboşluk halen doldurulabilmiş değil. Pek çok işletmede yeterli iş güvenliği tedbiri yok. Yasal mevzuat konusunda da uzun yıllar adım atılmadı. 2012’de yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın uygulamasına dair ise halen önemli sorunlar yaşanıyor. Öte yandan denetimlerin yetersizliği de dikkat çekiyor. 1,5 milyon işletmenin bulunduğu Türkiye’de denetim yapacak müfettiş sayısı bin civarında.
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber