Bu haber kez okundu.

Hem Sunucu Hem de Öğretmen Olan Merve Yavuz İmera'dan Neden Ayrıldı?
Röportaj: Meryem AKGÜN
 
Kendine özgü yorumuyla Karadeniz müziğine renk katan Merve Yavuz açıklamalarda bulundu. Müziğin her zaman hayatında olmasını isteyen Yavuz, öğrencileriyle kurduğu bağın da kopmaması için çalışıyor. Soru: Merve Yavuz’u ‘İmera’ grubu ile tanıdık. Şimdi yolunuza yalnız devam ediyorsunuz.


Ayrılık nedeniniz nedir?

Cevap: “2012 yılında İmera grubu ile müzik yolculuğumuz başladı. Daha öncesinden de grup üyeleriyle arkadaştık hatta çocukluk arkadaşıydık. Güzel bir yola girdik, güzel işler de yaptık. Fakat 2016’nın Mayıs ayında gruptan ayrıldım. Gruptan ayrılmamın hem kendi açımdan özel sebepleri var, hem de görüş ayrılıkları yaşandı. Her iki taraf için de ayrı ayrı yola devam etmenin doğru olacağını düşündüm. Müzik piyasası gerçekten bambaşka bir dünya. Karadeniz boyutuna indirgediğimizde ise destekten ziyade çıkar menfaat ilişkileri göze çarpıyor. Tüm bunları görüp farklı konuşmak doğru olmaz. Bu ayrılık herkes için hayırlı olmuştur.”

Soru: Gruptan ayrıldıktan sonra süreç nasıl oldu?

Cevap: “Yakın arkadaşlarımın desteği ve kendi inancımla yola koyuldum. Erkan Yeşilyurt ‘Sol Yanım’ adlı şarkısını benimle paylaştı. Burcu Yeşilbaş, klibimi çekti, müzikal anlamda desteği ve dostluğuyla yanımda oldu. Selim Bölükbaşı da kemençesiyle desteğini esirgemedi. Aycan Yeter ise aranjörlük yaptı. Tüm bu isimlere tek tek teşekkür ediyorum. Birbirimize destek oluyoruz. Gruptan ayrıldığımda kendime ‘Ben bu işi seviyorum ve sevdiğim için başladım’ dedi. Kendi mutluluğum için yaptığım bu işte başka şeyleri hesaba katmadım. Fazlasıyla teklif geliyor fakat daha mutlu olacağım işleri tercih ediyorum. Şöyle de bir durum var, çoğu insan İmera’dan ayrıldığımı bilmiyor. Ama artık yoluma tek devam ediyorum.”

Soru: Biz Merve Yavuz’u sanatçı kimliğiyle tanıyoruz fakat aynı zamanda müzik öğretmenisiniz. Çalıştığınız okulda müdürlük de yapıyorsunuz. İşin bu boyutundan da bahseder misin?

Cevap: “Attığım adımlarda önce ailemi, sonra mesleğimi, sonra öğrencilerimi düşünüyorum. Onlara karşı duruşumu zedeleyecek adımlar atmamaya özen gösteriyorum. Sahneye çıkarken giydiğim kıyafetten, konuştuğum insanlara varana kadar her şeye dikkat ediyorum. Çünkü Trabzon küçük bir yer ve ben kırsal bir mahallede bulunan okulda görev yapıyorum. Etiket yapıştırmak çok kolay bu bağlamda da her şeye dikkat ediyorum.”

Soru: Öğrencilerinizle diyaloğunuz nasıl, sanatçı kimliğinizi nasıl karşılıyorlar?

Cevap: “Bu durumu size yaşadığım güzel bir anıyla paylaşmak istiyorum. Beni en yakından takip eden hayranlarım öğrencilerim. Aramızda bu bağlamda çok farklı bir ilişki var. Bir sabah okula gittiğimde öğrencilerimden biri koşarak yanıma geldi ve sımsıkı sarıldı. Öğrencim bana, ‘Öğretmenim sizi çok seviyordum ama daha da çok sevmeye başladım. Çünkü şarkı söylemeyi değil de bizi tercih etmişsiniz. Gruptan ayrıldığınızı annemden duydum’ dedi. Küçücük bir çocuk daha 7-8 yaşlarında bana bunları söyledi. Bu duygu kelimelerle anlatılabilecek gibi değil. Daha önce ders sayım azdı, haftada iki gün okula gidebiliyordum. Müdür olunca okul işlerine daha fazla yoğunluk verdim. Öğrencilerimin beni sevdiğine yakından şahit olmak bambaşka bir duygu. Öğrencilerimden arta kalan vakitte şarkı ve klip çalışmalarına bakıyorum. Çocuklarımı inanılmaz derecede çok seviyorum. Sahnede iyi biz müzisyen, okulda iyi bir öğretmen, müdür olarak da iyi bir yönetici olmaya özen gösteriyorum. Bu çizgiyi iyi yakaladığımızı düşünüyorum.”

Soru: Aileniz sizin sanatçı mı yoksa öğretmen olarak mı yolunuza devam etmenizi istiyor?

Cevap: “Sonuçta kız evladısın ve Trabzonlusun. İlk albüm muhabbeti olduğunda hoşgörülü bir aileye sahip olmama rağmen çekindim. Önce durumu erkek kardeşimle paylaştım. Babama nasıl söyleyeceğim diye iki gün stresten karın ağrısı çektim. Çünkü babamın tepkisini ölçemiyordum. Velhasıl babama açıldım, önce sıcak bakmadı. ‘Şarkı söyleyebilirsin ama konserlere çıkmazsın’ dedi. Öyle bir oldu ki konser konser gezdim ve en ön sıralarda izleyenim hep babam oldu. Ben iki alanı da iyi yürüttüğümü düşünüyorum. Ben mutlu olduğum için onlar da mutlu. Ama önce eğitmenim, bu yanımı asla bir kenara bırakmam.”

Soru: ‘Sol yanım’ adlı şarkınız ile müzik listelerinde yerinizi aldınız. Tepkiler nasıl?

Cevap: “Tek bir şarkı ile dönüş yaptım. Bu şarkıyı daha önceden de söylemek istiyordum. Fakat etik olmaz diye çok dile getirmiyordum, çok sevdiğim bir eser. Şarkı Erkan Yeşilyurt’un, bir gün kendisini aradım ve şarkıyı söylemek istediğimi ilettim. O da okuma haklarını verdi. Kendimce seslendirdim. Karadeniz müziğinde farklı bir tarzım olduğunu düşünüyorum. Farklı bir tavırla şarkıyı okuduğumu düşünüyorum. Güzel de oldu, gelen tepkiler de çok güzel. Ne kadar iyi bir iş yaparsan yap iyi eleştiriler olduğu kadar olumsuz eleştirilerde oluyor. Benim ışığım kendi doğrularım, ailem ve yakın dostlarım.”

Soru: Sanat anlamında hedefiniz nedir?

Cevap: “Bunu hiç düşünmedim, yok diyebilirim. Sadece şarkı söylemek değil, ben bu işin eğitmenliğini de yapıyorum. Şuan yüksek lisans yapıyorum. Doğu Karadeniz üzerine bir çalışmam var. Müziğe biraz daha akademik bakıyorum. Hedef anlamında bir egom yok açıkçası. Ben bu işi hiçbir zaman ticari düşünmediğim için orada olayım, burada çıkayım gibi çabalarım olmadı. Beni dinleyen zaten dinliyor. Ben de zaten sevdiğim eserleri seslendiriyorum ve bu da bana yetiyor.”

Soru: Örnek aldığınız birileri var mı?

Cevap: “Şu isim, bu isim diye herhangi bir örneğim yok. Karadeniz müziğinde İlknur Yakupoğlu ve Burcu Yeşilbaş duruşuyla beni etkileyen isimlerdir. Selim Bölükbaşı, Gökhan Uzunali, Yüksel Baltacı, Ekin Uzunlar, Buğra Denizoğlu ve Serkan Aydın gibi isimlerle irtibat halindeyim. Bu isimler benden desteğini esirgemiyor. Destek anlamında ve duruş olarak tabi ki böyle isimlerden kendi payıma düşeni alıyorum. Mesela Yusuf Cemal Keskin yüreği bambaşka bir insan. Desteklerini her daim sunan, kendi repertuarını okumaya müsaade eden çok babacan bir isim. Karadeniz müziğinde bazı popüler isimler ön planda ama ismi duyulmamış insanlarda bu bağlamda bence birer örnek teşkil ediyor. Çok kaliteli olup da popüler kültür içinde ziyan olmuş bir sürü isim var.”

Soru: Karadeniz müziğinin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: “Farklı şehirlere gittiğinizde Karadenizliyim dediğinizde size hemen ‘Laz mısın?’ sorusu geliyor. Bu müzikle de bağdaşmış durumda. Rize, Trabzon, Giresun aslında bambaşka tınılara sahip müzik ortaya koyuyor. Kültür anlamında fazlasıyla bol ve yoğun yaşıyoruz. Karadeniz müziğinin geldiği nokta bence zirvede. Şuan popüler kültürde Karadeniz müziği kendine yer etmiş durumda. Buna örnek Karadeniz müziğinin dizilerde kullanılması, yarışmalarda tercih edilmesidir.”

Soru: Sizin özellikle bahsetmek istediğiniz, size göre sorun teşkil eden bir konu var mı?

Cevap: “Maalesef ülke gündemi her alanı etkilediği gibi bizi de etkilemiş durumda. Her şey her an değişkenlik gösterebiliyor. Öyle zamanlarımız oldu ki sahneye çıkıp üzüntü içinde aşağıya indik. Müzik susmasın, her daim müzik devam etsin. Müzik sadece bir eğlence değil. Ağıtlarımızda da müziği kullanıyoruz. Hayatın her alanında müzik var ve kullanıyoruz. Bu tempoyu hiçbir zaman susturmayalım.”

Kaynak Linki: karadenizinsesi.com.tr

KaradenizinSesi.Com
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber