Bu haber kez okundu.

“Gece boyunca televizyon izleyerek üzüldüm. Allahtan başarısız olmalarını diliyorum.”
Eski HSYK 2. Daire Başkanı Nesibe Özer, yargıdaki cemaat örgütlenmesi için "Bakanlık bürokrasisinden gelen eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'un aktif yönlendirmesiyle birçok şekillenmenin oluştuğunu düşünüyorum" dedi. Özer sorgusunda, "Bayan oluşum, daha medeni ve modern görünümüm, özgüvenim gibi nedenlerle kamuoyuna benim adımı vererek, vitrin süsü gibi kullanıldığımdan şu an kesin eminim" diye konuştu.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan eski HSYK 2. Daire Başkanı Nesibe Özer'in ifadesinde eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'u suçladı. Özer, "Hukukçu kimliğimle olaylara baktım. Ancak yabancısı olduğum Ankara'daki yapılanmanın örgütlenme şekli ve Ankara bürokrasisini tanımamam nedeniyle diğer üyelerin özellikle bakanlık bürokrasisinden gelen İbrahim Okur'un aktif yönlendirmesiyle birçok şekillenmenin oluştuğunu düşünüyorum" dedi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Raif Bıkmaz, HSYK eski 2. Daire Başkanı Nesibe Özer'i 4.5 saat boyunca sorguladı. İfadesinde darbe girişimini evde otururken öğrendiğini söyleyen Nesibe Özer, “Gece boyunca televizyon izleyerek üzüldüm. Allahtan başarısız olmalarını diliyorum” dedi.

Cemaat örgütünün yapılanmasını 2013'e kadar bilmediğini, 2013'ten sonra bu yapılanmanın gücü konusunda kafasında soru işaretleri oluşmaya başladığını söyleyen Özer, "Ondan sonra ben de sorgulamaya başladım. Zaten son aylarımıza girmiştik. FETÖ örgütü adına doğrudan kimse benimle irtibata geçmediği için şahısları tanımıyorum. Dolayısıyla o konuda çok istememe rağmen bilgi veremeyeceğim" dedi.


"BU YAPILANMAYI 2013 SONLARINA DOĞRU SORGULAMAYA BAŞLADIM"

4 polisin eve gelerek kendisini aldığını söyleyen Özer, "Ben bu yapılanmayı ilk olarak 2013 yılı sonlarına doğru ciddi anlamda sorgulamaya başladım. Yapılan iş ve işlemlerinden durup dururken hükümetle karşı karşıya gelmeleri ve ısrarcı davranışları bunu sorgulamama sebebiyet verdi. Şu an için geriye dönüp baktığımda bu kadar gizli ve planlı bir örgütü genel bakış tarzımla da farketmenin çok zor olduğunun, bu nedenle de zaman aldığını anlayabiliyorum. 2014 HSYK seçimlerinde yeniden bağımsız aday oldum. İbrahim Okur, tek başıma seçilemeyeceğimi, bir liste oluşturup birlikte hareket etmeye karar verdiklerini, kendi adaylığımın da olumlu karşılandığını ve kendileri ile birlikte hareket etmemi istedi. Seçimden sonra herkesin özgür olacağını söyledi. Ben de bunun uygun olacağını söyledim. Sonra da kadın aday olarak benim de gurupla birlikte seçime girmem konusunda ortak karar aldık. Seçildikten sonra da oy çokluğu ile 2. Daire Başkanlığına seçildim. HSYK içinde tartışma nedeni de olmadı. Ben kimseyi tanımıyordum, neden böyle oldu diye sorduğumda, bana teşkilatın yeni kurulduğunu, kurumun oturması için tecrübeli eleman gerektiğini söylediler. Bana mantıklı geldi. Getirilen bürokratların belli bir guruba mensup birlikte hareket eden kişiler olduğunu bilmiyordum" dedi.

YARGITAY SEÇİMİ SORULDU

Yargıtay üyelerinin seçilmesi konusunda dönemin HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'un A.Y. isimli birini önerdiğini, kendisinin daha isimler olduğunu söyleyerek buna karşı çıktığını söyleyen Özer, ifadesini şöyle sürdürdü:
"Bunun üzerine İbrahim bey bana sert çıkarak, 'şu an burada bulunuyorsan bu şahıs sayesindedir' dedi. Daha sonra seçimler yapıldı. Tüm isimler kabul edildi. Neticede 160 kişilik liste ortaya çıktı. Bu listenin FETÖ / PDY tarafından önceden farklı kişiler tarafından dikte ettirilerek oluşturulup oluşturulmadığı konusunda fikir sahibi değilim. Yargıtay üyesi seçildikten sonra bunların blok halinde oy kullandıklarını gördüm. Bu nedenle bir şekilde bilerek empoze suretiyle bu isimlerin seçtirilmiş olabileceğini düşündüm."

"17-25 ARALIK SONRASI HSYK BİLDİRİSİNİ İBRAHİM OKUR'UN ÇALIŞMALARIYLA OLUŞMUŞTUR"

17-25 Aralık soruşturmasından sonra kolluk kuvvetlerinin yetkilerinin kısıtlanması ile ilgili olarak HSYK'nın yayınladığı bildiri hatırlatılan Özer, buna ilişkin şunları söyledi: "İbrahim Okur bu konuyu gündeme getirdi. Orada bulunan üyeler bu konuyu kendi aralarında tartıştılar. Ziya Özcan bu şekilde bir bildirinin yayınlanmasının yanlış olduğunu söyledi. Ben de söz alarak, bizim bu konuda yetkimizin olmadığını söyledim. Hukuki görüşlerimizi kişisel sayfalarımızda meslektaşlarımızla paylaşabileceğimizi söyledim. İbrahim Okur ısrarla basın bildirisinin çıkarılması gerektiğini söyledi. Hükümet yanlıları muhalefet şerhi yazacaklarını söylediler. Karar oy çokluğu ile alındı. Ben içeriğe baştan itiraz etmediğim için çıkan kararı ben de imzaladım. Daha sonra İbrahim Okur'un bir hafta önce kendi dairesinde bu konuyu gündeme getirerek kendi üyelerini ikna etmiş. Dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e mail üzerinden yollamış. Bakan'ın, başkan sıfatıyla bildiriyi imzalamayacağını ve içeriğinin sert olduğunu, yumuşatılarak yazılması gerektiğini, İbrahim Okur'un ısrarı üzerine bakan olarak imzalamayacağını, başka bir yol izlenerek çıkarılmasını ifade etmiş. Bunu daire üyelerinden biri bana bizzat anlattı, şu an ismini hatırlamıyorum. Hatta bildiğim kadarıyla 1. Darie Başkanvekili Ahmet Hamsici, bildirinin arkasında olduğunu söylemişti. Bu işin baştan sona planlayıcısı İbrahim Okur olduğu halde kamuoyunda benim ismim daha çok zikredildi. Oysa ben başlangıçta uygun olmayacağını söylemiştim. İbrahim Okur'un kimin telkini ve isteği üzerine bu yönde bir çalışma yaptığını bilemem. Genelde kurulda ani teklif ve öneriler getirir, ikna eder ve çıkarırdı. Perde arkasını, kaldığım süre içerisinde çözebilme imkanım olmadı. Son 1 yılımda da son derece rahatsızlık duymaktaydım. Bildiri nedeniyle duyduğum rahatsızlığı da Ocak ayındaki ilk genel kurulda dile getirdim. Benim anladığım bu bildirinin hazırlama ve mutfağında çalışma ve kulisini yapan bizzat İbrahim Okur'un çabalarıyla oluşmuştur."

"BAYAN OLMAM NEDENİYLE VİTRİN SÜSÜ GİBİ KULLANILDIĞIMI ANLAMAKTAYIM"

"Benim hükümeti sert bir şekilde uyarmak amaçlı bir niyetim yoktu. Zaten böyle bir görevim olmadığını da toplantıda dile getirmiştim. Bayan oluşum, daha medeni ve modern görünümüm, özgüvenim gibi nedenlerle kamuoyuna benim adımı vererek, vitrin süsü gibi kullanıldığımdan şu an kesin eminim. Ben darbeye teşebbüs gibi bir iddiayı şiddetle reddediyorum. Böyle bir iddia benim için utançtır. Bu konuda benim hiçbir eylemim olmadığı gibi hiçbir zaman düşünemeyeceğim bir durumdur. Ben FETÖ / PDY örgüt üyeliğini kesinlikle kabul etmiyorum. Hukukçu kimliğim ile olaylara baktım. Ancak yabancısı olduğum Ankara'daki yapılanmanın örgütlenme şekli ve Ankara bürokrasisini tanımamam nedeniyle diğer üyelerin, özellikle bakanlık bürokrasisinden gelen İbrahim Okur'un aktif yönlendirmeleriyle bir çok şekillenmenin oluştuğunu düşünüyorum. Paralel yapının imamlarını ve temsilcilerini tanımıyorum. Kimlerin yönlendirme noktasında aktif rol oynadığını bilmiyorum. Kurulun seçilmiş bayan üyesi olmam nedeniyle özellikle ön plana çıkarılarak vitrin süsü gibi kullanıldığımı, bugün itibariyle tam anlamıyla anlamaktayım. İş ve işlemlerin yapımında doğrudan bir etkim olmamıştır. Suçlamaları kabul etmiyorum."

TUTUKLANDI

Nesibe Özer'in sorgusunu gece alan Başsavcıvekili Raif Bıkmaz, Özer'i tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti. Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi, Özer'in tutuklanmasına karar verdi. Özer, Bakırköy Kadın Kapalıcezaevi'ne yolladı.

Kaynak: Yüksel KOÇ (DHA)
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber