Bu haber kez okundu.

FETÖ'nün üniversitelerdeki hayat damarlarını kesmek için yapılması gerekenler. Üniversiteleri bekleyen tehlikeler
Cemaatçi çetenin üyeleriyle mücadelede atılacak ilk adım, an itibarıyla görev yapmakta olan cemaatçi öğretim üyelerine hemen görevden el çektirilmesiydi. Yavaş yavaş yapıldığına tanık oluyoruz. Ama yeterli ve isabetli mi, zamanla herkes görecektir. Kriptolar hariç olmak üzere, bu cemaatçi çetenin mensuplarını, o kurumdaki kişilerin çoğu -muhtemeldir ki- bilir.

Bazı bölümlerde ve bazı branşlarda bu çetenin kayıtsız şartsız egemen olduğu söylenmektedir. Cemaatçi akademisyenlerin, akademik eğitim sürecinde ya da akademik unvan alma/verme sürecinde hiçbir ilkesinin olmadığı, hiçbir yetkinlik aranmadığı bilinmektedir. Bu çetenin tüm mensupları temizlenmezse, unvan ve paye dağıtımında, yüksek lisans ve doktora eğitimi sürecinde kendi yandaşlarını koruyacaklar ve kayıracaklar, deyim yerindeyse bölünmeyle çoğalır gibi çoğalacaklardır. Bu, geleceğe yönelik bir tehlikedir.

Bu kişilerin, yani cemaatçi olduğu kesinleşen ve görevden el çaktirilenlerin şimdiye kadar yaptırdıkları yüksek lisans ve doktoralar incelenmelidir. Cemaatçi çetenin, daha önceleri yurt dışında, son 7-8 yıldır da Türkiye'de tez yazım birimleri oluşturduğu, cemaat mensupları, örneğin "abi"ler için yüksek lisans yahut doktora tezleri yazdırılarak onların akademik unvan sahibi yapıldığı iddia edilmektedir. Hatta bu tezlerin büyük çoğunluğunun çalıntı olduğu iddiaları da vardır. Bunların da tespit edilmesi gerekir. Özellikle 90'lı yıllardan itibaren yapılan yurtdışı doktoralar titizlikle araştırılmalıdır.

Cemaatçi akademisyenlerin yurt içinde unvan almış olanlarının Yabancı Dil mazisi de incelenmelidir. Şayet yıllarca çok düşük notlar alıp günün birinde yüksek notla geçmişse, o sınav şaibeli demektir. Çünkü Y. Dil sınavında mucize olmaz. Notunu yükselten kademeli olarak yükseltir, daha önce yüksek not almış olan da birdenbire çok düşük düzeylerde not almaz.

***

Üniversiteleri bekleyen diğer ve daha büyük tehlike, ÖYP ile yerleşen araştırma görevlileri arasındaki cemaatçilerdir. Sayılarının yüzlerce olduğu tahmin edilmektedir. Araştırma görevlisi, üniversitelerin akademik olarak en alt kademesindedir; ama üniversitelerin gelecekteki asıl sahipleri ve kadroları araştırma görevlileridir. Bir araştırma görevlisi uzun sürede yetiştirilerek öğretim üyesi olmaktadır. Dolayısıyla ÖYP ile yerleşen yüzlerce cemaatçi, yaklaşık 15 sene sonra profesör olacaktır. Bu da, 15 sene sonra, üniversitelerin bu cemaatçilerin eline geçmesi demektir. İşte asıl tehlike budur.

Cumhurbaşkanlığı'na ve YÖK'e, üniversitelere yerleşen birçok araştırma görevlisinin, yabancı dilin Y'sini bile bilmediğini ama her birinin yüksek dil puanları olduğunu; bunların muhtemelen çalınan Y.Dil ve ALES soruları dolayısıyla bu avantajı elde ettiklerini ve tedbir alınması gerektiğini ilettim. Bunun, elimde kanıt olmayan, sistemsiz ve çok sayıda gözlem sonucu olduğunu da belirttim. Ama bugüne kadar -bürokratik yazışma dışında- herhangi bir işlem yapılmadı. Oysa bazı sınavların sorularının çalındığı, adli soruşturmalarla neredeyse kanıtlanmıştır. Dolayısıyla ÖYP için esas alınan Yabancı Dil ve ALES sınavlarının geçmiş dönemleri de şaibeli durumdadır.

Nasıl dersaneler kapanınca bu terör örgütünün hayat damarlarından en büyüğü koptuysa, ÖYP'liler arasındaki cemaatçilerle mevcut cemaatçi akademisyenler tasfiye edildiğinde, bir hayat damarı daha kopmuş olacaktır.

ÖYP ile yerleşen araştırma görevlilerinden cemaatçi olduğu kesin şekilde bilinenlerin görevine son verilmelidir. Diğer araştırma görevlilerine, yeniden Y. Dil ve ALES sınavına tekrar girme zorunluluğu getirilmelidir. Çünkü ÖYP ile yerleşenler arasında, çok sayıda cemaatçi olmayan, hakkıyla girmiş araştırma görevlileri de vardır. Hatta böyle bir sınava girme zorunluluğu, ÖYP'li olmayan araştırma görevlileri için de getirilmelidir.

Sınav sonuçlarıyla ilgili nasıl işlem yapılmalıdır?

Önceki puanlarına, kabul edilebilir derecede yakın puan alan araştırma görevlileri görevlerine devam etmeli, başvurusundaki sınav sonucu ile büyük farklılık taşıyanların sözleşmeleri feshedilmelidir. Hatta aynı zorunluluk, ÖYP kadrolu olup doktorasını tamamlamış ve yardımcı doçentliğe atanmış olanlara da getirilmelidir. Üniversitelerin geleceğini kurtaracak en önemli adımlardan biri bu olacaktır.

Prof. Dr. Milay KÖKTÜRK

Kaynak:  "www.memurlar.net" 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber