Öğretmen Diyarı

Çözüm sürecine neler oluyor?

Abdulkadir Selvi

19 Eylül Cuma'yı 20 Eylül Cumartesi'ne bağlayan gece, istihbarat dünyası açısından nefes kesen bir gece oldu.

MİT, IŞİD'in elinden kurtarılan 46 rehineyi, Türkiye'ye ulaştırabilmenin çabası içindeyken, IŞİD önemli bir komutanlarının eşi ve çocuklarının da aralarında yer aldığı grubu teslim almaya çalışıyordu.

Biri alınıyor, diğeri kurtarılıyor ve nefes kesen istihbarat operasyonları yaşanıyordu.

Boşuna dememişlerdi, burası dünyanın istihbarat servislerinin cirit attığı bir bölge diye.

O sırada PYD ise Kandil'le mutabık kaldıkları şekilde kendilerine ulaşacak önemli yardımı bekliyordu.

PYD'nin beklentisi gerçekleşmedi.

Türkler rehinelerini almış, IŞİD namus sorunu söz konusu olan rehinelerini komutanlarına kavuşturmuştu.

O andan itibaren Kandil'de ilginç bir trafik yaşanmaya başladı.

Kimse farkında değildi ama bir gece önce Musul'da, Tel Afer'de, Tel Abyad'da yaşananlar, çözüm sürecinin üzerine gölge düşürmeye başlamıştı.

Biz 49 rehinemizi kurtarmanın coşkusunu yaşarken, Kandil'de farklı bir rüzgar esmeye başladı.

ABD, Alman ve İsrail gizli servisleri bir biri ardına, 'Türkiye, IŞİD'le anlaştı, Kobani'yi sattı' mesajlarını geçiyordu.

20 Eylül Cumartesi günü Kandil'e ulaşan istihbarat notlarında yer alan, bu söz daha sonra bazı HDP yöneticilerinin dilinden söylenecekti.

Bir gece önce Kobani'ye yönelik operasyonun gerçekleşememesi, Türkiye'nin IŞİD'in elindeki rehinelerini kurtarması, IŞİD'in istediği isimlerin verilmesi Kandil tarafından masaya yatırıldı.

Kobani'ye geçiş konusunda Türk istihbaratçılarının ilgili davranmadıkları yönünde Kandil'e yerel kaynaklardan bilgi akıyordu. .

Ama ABD, Almanya ve İsrail istihbaratı birbirini destekleyen istihbaratların yer aldığı fakslar ulaştırıyordu Kandil'e.

Amerikan ve Alman istihbaratı Türkiye ile IŞİD'in anlaşmaya vardığına dair bazı servis üretimi evraklar ulaştırıyorlardı.

PKK ayrıca kendi yerel kaynaklarından rehinelerin alındığı gece IŞİD'e 14 kişi verildiğini tespit etmişti.

Bunun üzerinde çözüm süreci üzerinden algı yönetimi başlatıldı.

PKK'nın iyi bildiği bir işti.

Kobani'de yaşanan başarısızlığı Türkiye'nin sahasına yığmak için çözüm süreci üzerinden yeni bir krizin fitili ateşlendi.

Bunun ilk işareti incelemelerde bulunmak üzere Suruç'a giden Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ile İçişleri Bakanı Efkan Ala'yı bir grubun taşlamasıydı.

Bunu sınırın karşısına kurulan çadırlar ve Aysel Tuğluk'un da içinde yer aldığı grubun taşlı saldırısı izledi.

Eşzamanlı olarak Kandil'den çözüm sürecinin bittiğine ve eylemliliğin başlayacağına dair açıklamalar yağmaya başladı.

20 Eylül sabahı üç ülkenin istihbarat servisi tarafından Kandil'e iletilen, 'Türkiye IŞİD'le anlaştı, Kobani'yi sattı' sözü bir slogan oldu, HDP'li bazı milletvekillerinin söylemine yansıdı.

O zaman sayıları 130 bindi ve bir gün içerisinde 130 bin Kürdü sınırlarından içeri alan Türkiye'ye gül atmak yerine, taş atmayı tercih ediyorlardı.

Çözüm beklerken KCK'dan eylemlilik sürecine geçileceğine dair açıklamalar geliyordu.

24 saat içerisinde çözüm süreci için tehlike çanları çalmaya başladı.

O sırada hükümet kanadıyla temaslarım oldu. Çözüm sürecinin ikinci aşamasını şekillendirmekle meşgul olan Ankara bir anda esen olumsuz havayı anlamaya çalışıyordu.

Hükümetle HDP arasında diyalog başladı.

Çözüm sürecinde sorumlu tavırlarıyla ön plana çıkan Pervin Buldan, İdris Baluken ve Sırrı Süreyya Önder ile önce Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan bir araya geldi.

Verimli bir görüşme gerçekleştirildiği söylendi.

Öyle olmalı ki, hükümetle HDP arasındaki mekanizmanın işlemeye başlamasıyla birlikte Kandil'in ateşi düştü.

Taş atan Aysel Tuğluk yaptığının doğru olmadığını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ve İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya taş atılmasıyla ilgili olarak örgüt içinde soruşturma başlatıldı. İlk taşı kimin attığı kadar kimin attırdığı üzerinde inceleme başlatıldı.

Çünkü çözüm sürecinde çok büyük katkıları olan Efkan Ala'ya taş atılması, sürece sabotaj olarak değerlendirildi.

Taş attıranın tespit edilip cezalandırılması kararı alındı. Bu tavır Ankara'da karşılık buldu.

HDP heyeti Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'la bir araya geldi. Kobani'den gelenlerin durumu masaya yatırıldı.

Ama asıl görüşme Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yapıldı. 3.5 saat süren görüşmeye Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan da katıldı. HDP'den ise başından beri üç isim yürütüyordu temasları.

Davutoğlu çözüm sürecine ilişkin perspektifini aktardı HDP heyetine. HDP'liler Başbakan olduktan sonra Davutoğlu ile ilk kez görüşüyorlardı.

Diyalog olumlu sonuç verdi, sürecin üzerindeki kara bulutlar dağıldı.

IŞİD'in, Kobani'ye saldırısı çözüm sürecini kırılgan bir yapıya soktu.

Kandil sık sık yaptığı gibi yeniden çözüm süreci üzerinden Ankara'yı sıkıştırmaya başladı.

Oysa Ankara'da çözüm açısından çok olumlu bir perspektif hakim.

Öyle ki, üçüncü aşamanın takviminin dahi konuşulmaya başlandığı bir aşamada bir anda gök gürledi, şimşek çaktı, bir fırtına koptu.

HDP heyetinin görüşmelere başladığı Çarşamba gününden itibaren ilişkilerin tamirine başlandı. Yarın ise İmralı'dan çözüm yönünde güçlü bir irade beyanı bekleniyor.

\"Yeni
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol