Bu haber kez okundu.

Bana mutluluğun resmini yapabilir misin öğretmenim?
 Eski bir Alman atasözü der ki: "Herkes kendi mutluluğunun demircisidir." Bu cümlede elbette ki gerçeklik payı yüksektir. Ama bazen mutlu olmak kolay değildir. Bir kez mutsuzluğun cenderesine girdin mi, mutluluğu bir daha yakalamak kolay olmuyor. Neden insanlar bu kadar mutsuz? Toplumumuza bir göz atalım. Sosyal adaletsizlik, toplumun geneline yayılan şiddet, sokaklarda bir parça ekmek için dilenen çocuklar, çocuk istismarı haberleri vs.

Çocukların oldukları gibi kabul gördükleri ve değerli olduklarını hissettirmeli ve onların güçlü yönlerini keşfetmelerine yardımcı olmalıyız. Bu yapılmıyor ise çocukların mutsuz yetişkinler olma olasılıkları çok yüksek. Ebeveynler mutlu insan yetiştirmek için bir demirci gibi mutluluğu dövmelidirler.

Yalnız ebeveynler mi? Ya okul? Okullar çocuklar için mutluluk kaynağımı? Öğretmenlerin iyi not demircisi olmaları yetiyor mu? Okullar matematik, tarih ve biyolojinin yanı sıra mutluluğu öğretemezler mi? Karenin dışına çıkalım ve bir Almanya’ya göz atalım.

Hamburg- Harburg ilkokul Ronneburg’da haftada bir kez verilen dersin adı ‘Mutluluk.’ Dersin amacı çocukların gündelik hayatın güzelliğini duyularını bileyerek hissetmeleri…

Hayatı neden, bir dokunma, tat alma, duyu veya koku organlarımızı kullanarak hissetmek zorundayız?

Yaklaşık yarım saat birlikte üzüm, armut ve elma yıkadılar, soyup, kesip dilimlediler, muzu soydular. Şimdi 18 birinci sınıf öğrencisi ve öğretmenleri geniş bir kabin içine doldurulmuş meyve salatasının önünde oturuyorlar ve beklenti içinde meyve tabağına bakıyorlar “Ve şimdi ne yapalım çocuklar?” diyerek sorar sıcacık sesi ve uzun sarı saçları ile 52 yaşındaki ilkokul öğretmeni Iris Brückner,. “Hızlıca yemek!” diye seslenir bir öğrencisi. Bayan Brückner gülüyor. “Ben daha iyi bir şey biliyorum!” Meyve tabağının yanına yerleştirilmiş mum ışıklarını ve peçeteleri işaret ederek. ” Meyve salatası yemeden önce, güzel bir atmosfer yaratalım çocuklar!”

“Mutluluk”tur dersin konusu, Hamburg-Harburg ilkokul Ronneburg’da bu gri Kasım sabahı çocuklara verilen dersin adı. Haftada bir kez verilen derste çocuklar gündelik hayatın güzelliğini duyularını bileyerek hissetsinler: Taze meyve tadı, mum ile aydınlatılan bir ortamda, sevgi ile dekore edilmiş bir sofrada, grup stressiz ve rahat bir ortamda. Okulun müdürü ilk olarak 2007 yılında bu projeyi tanıtır ve uygulamaya başlar. Proje günümüzde Almanya’da 100’ün üzerinde ilkokulda uygulanıyor ve gittikçe yaygınlaşıyor.

Konsept uygulamada biraz farklılık gösterse de uygulamada amaç hep aynıdır: Çocukların zorlu koşullar altında bile hayata parlak ve güzel taraflarından bakmayı öğrenmek. Özellikle duyuları ile tecrübe edinme ve öğrenme ile hayata pozitif bir bakış açısını çocuklara kazandırmak. Brückner öğretmenin hedefi, bunun içindir ki müzik ve dans, birlikte yemek pişirme, ve hoş bir atmosferde yeme masajı vererek onlara anı yakalatma ve zevkini çıkartarak hayata mutlu bir yaşamayı öğretmektir. Kim ki duyuları ile bilinçli bir şekilde hayatın mutlu yönlerini alabiliyorsa, o zamanla yaşam sevincini geliştirir ve kriz zamanlarında bile yaşama sevincini kaybetmeden onu başarılı bir şekilde atlatır.”

Meyve salatası ile anlamlı bir hayata doğrumu? Çoğu filozof şimdi muhtemelen bu metodu protesto ediyorlardır. Şehvet anlamlı hayatın yan etkisidir fakat mutlu bir hayata giden yol değildir. Lezzetli bir yemek ya da bir okşama bir dokunma mutluluğu etkiler fakat Aristoteles’ten Wilhelm Schmid’e kadar bütün filozoflar hemfikirler: Karanlık dönemleri atlatmak için bir üst yaşam duygusu ile mukayese edilemez kadar önemsiz.

Psikoterapistler filozoflardan farklı düşünürler. Bilinçli keyf alma ve bu yöntemle hayata bakış açısını değiştirmek Pozitif psikoloji veya euthyme terapi konseptlerinde gittikçe güç kazanan bir yöntem. Öz bakım terapistlerine göre stres ve kriz dönemlerinde dahi hayat sevincini kaybetmemenin en önemli metodudur. Ve kim ki güzel bir yemek veya müzikten ruhu için gıda alabiliyorsa o iyi yoldadır demektir.

80’li yıllarda bile depresyon ve tükenmişlik belirtileri (burn –out semtomları) gösteren hastalarda duyu organlarını bilinçli kullanma tedavisi uygulanır. “Zevk alma eğitimi” ile bilinçli olarak 5 duyu organını kullanarak mutluluğu öğrenme: Orman da yürürken duyu organları ile ormanın sesini ve ormandaki yaşamı algılayabilme, tarçın çubuğunu koklama, veya bir çikolata parçasını yavaş yavaş dilin üzerinde eriterek tadını alma veya dakikalarca bir ipek kumaşın serinliğin odaklanmak.

Duygulardan sorumlu olan limbik sistemimiz duyu üzerinden alınan keyif sonucu mutluluk hormonu dopolamayı tetikler ve bir sel gibi vücudumuza akmasını sağlar. Bu yöntemle birçok hasta ilk kez hayatı güzel ve anlamlı bulur.

Fakat dokunma, koku veya hoş bir sesin olumlu etkilerinden faydalanarak mutlu olmak için bir tedaviyi beklememeli insan…

Kaynak: http://www.egitimajansi.com/
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber