Bu haber kez okundu.

Ana, baba yavukluya telefon etmek serbest

KARTAL YUVASINDA BİR GÜN -2 / Tunca Bengin

Bölücü terör örgütü ve kaçakçıların geçiş yolunu tutan Irak sınırının sıfır noktasındaki "Kartal Yuvası" tipik bir Türkiye mozaiği. Karaçalı Hudut Bölüğü'nde her ilden gelen asker var. Her birinin doğduğu, büyüdüğü yer ve hayat hikayeleri farklı ama buluştukları bu tepede yürekleri tek ses, tek nefes olarak atıyor, canlarını ortaya koyarak aynı ideal uğruna kader birliği yapıyorlar:

"Bayrak inmez, Vatan bölünmez."

Türk bayrağını diktikleri 2030 rakamlı tepeye iki kez sızma girişimi olduğunu söyleyen Tuğgeneral Vahap Özoğlu, "İkisi de komando unsurları ya da tankla vuruldu. 5 terörist etkisiz hale getirildi" diyor.

Tuğgeneral Özoğlu'nun izniyle havan saldırılarına karşı en korunaklı yer olarak görülen iki metrelik siperlerin dibine oturarak Mehmetçikle konuşuyoruz. Hepsinin ortak düşüncesi vatan hizmetini onurla ve gururla tamamlayıp, sevdiklerine kavuşmak...

'Her şey vatan için'

Diyarbakırlı Mehmet Emin Yalçın, vatani görevi için burada olduğunu, bitince inşaat işçiliğine döneceğini söylüyor. 7 aylık oğlu İbrahim Efe'nin fotoğrafına bakarak şafak sayan Bursalı Mehmet Ali Aybey, "Vatan toprağı her yerde görev yaparız" diyor. Muşlu Emin Cecen "Allah izin verirse eğer " diyerek İstanbul'da yaşayan Bitlisli OSMAN ARSLAN, Balıkesirli Oğuzhan Özenç, Osmaniyeli Ferhat Çam gibi işyeri açmak hayalini anlatıyor...Ağrılı Ferhat Armağan ise noktayı koyuyor:

"Biz burada ölmeye hazırız. Her şey vatan için"

Sevdiğinden ayrı düşmek, hasret çekmek askerlikte herkes için geçerli. Ancak bu durum Karaçalı Hudut Bölüğü'ndeysen çok daha farklı ve zor. Buralara kimsenin gelip gitmesi mümkün değil, zaten yasak da. O nedenle buradaki askerler istedikleri an telefonla ana, baba ya da yavuklusunu arayabiliyorlar.

Bunun içinde 7 tane sabit hatlı (Annem, babam, amcam, yavuklum gibi) eski tip telefonları kullanıyorlar... Tabii tim komutanlarının kontrolünde. Konuştuğum askerlerin hepsi bu konuda sıkıntı olmadığını söylüyor. Aileleri rahatlatmak için tim komutanları da sık sık ana, babaları arayıp "Oğlunuz bize emanet, merak etmeyin" diyor.

Siper dibinde yemek

Yemek vakti geldiğinde siperlerin dibine matlardan yer sofrası kuruluyor. Tuğgeneral Özoğlu, diğer subaylar ve erler hep birlikte uzunlamasına yan yana bağdaş kurarak lavaş ekmek, barbunya pilakiden oluşan menüyü kaşıklıyoruz. O arada da Tuğgeneral Özoğlu sağlık önlemleri konusundaki sorumuzu yanıtlıyor:

"Sıhhiye personeli ve acil tıp teknisyenimiz var. Acil durumlarda tabur tabiplerimiz geliyor. Ya da helikopterle 15 dakikada hastaneye ulaştırılıyor. Ayrıca periyodik aralıklarla doktor gelerek muayene ediyor ve hijyenden kaynaklanabilecek sıkıntı olmasın diye kontrol ediyor."

Burada hijyen konusu çok önemli. Çünkü jeneratörle sağlanan elektrik kesintisiz ama su konusu sıkıntılı. Daha doğrusu helikopter ya da zırhlı araçlarla sürekli takviye edilen içme suyu var ama yıkanma ya da diğer ihtiyaçlar için kullanılacak su yok.

 
Karaçalı Hudut Bölüğü'nün kahramanları, "Hudutta şafak sayılmaz" diyor.

 

 
Karaçalı Hudut Bölüğü'nün kahramanları, sıfır noktasının tek hakimi....

 

 
Kartal yuvasındaki tek lüks, işte bu kara çaydanlıklardaki çay.

 

 
İmha edilen PKK tünellerinde çeşitli malzemeler ele geçirildi.

 

PKK'nın tünelleri

Kuraniş Vadisi'ni tutan sıfır hattındaki 2030 rakımlı tepeye Türk bayrağı dikildikten sonra PKK'nın dağlardaki mağaralardan zirveye bağlantıyı sağlayan ve uçaklardan atılan bombaların basıncından ölmemek için iki ucu açık olarak açtığı tünelleri de ortaya çıktı. Karaçalı Hudut Bölüğü'nü konuşlandırmadan önce bu tünellerin imha edildiğini belirten tuğgeneral Vahap Özoğlu, şunları söylüyor: "Üç günde tepeye çıktık ama dağı bütünüyle kontrol etmemiz 29 Ağustos'a kadar sürdü. Tünellerden inilen mağaralarda hilti (beton kırıcı büyük matkap) bulundu. Mağaralarda ve tünellerde ele geçirilen yüklü miktardaki el yapımı patlayacılar da imha edildi."

Odun ateşinde çay

Yemek sonrası bölüğün tek lüksü olan çaylarımızı içmek için odun ateşinin bulunduğu yere geçiyoruz. Sakın bu kamp ateşi gibi algılanmasın. Dört beş taş arasında küçük tahta parçalarından oluşan bir ateş ve üzerinde kararmış bir çaydanlık....

Çevresinde hep beraber yere oturuyoruz. Diyarbakırl Mehmet birbirinden farklı renk ve desende 3-4 kupa getiriyor, Kahramanmaraşlı Ali de çayları dolduruyor. Bu arada da belki ihtiyaç olur diye boş cephane sandığından bir masa konuyor.

Kahramanlara veda

Akşama doğru uçsuz bucaksız dağları tepeleri izlerken ülkedeki kısır çekişmeleri, hiçbir şekilde bir araya gelmeyen, gelmek istemeyen siyasileri, bendensen vatanseversin, değilsen vatan hainisin gibi yakıştırma ya da suçlamaları düşünüyorum. Sonra da burada sırt sırta yatan, omuz omuza ufku gözetleyen ve buradaki her türlü olumsuz koşula, yokluğa rağmen, üstelik de canları pahasına "Önce Vatan" diyen gerçek "vatanseverler" aklıma geliyor...

Dalmışım...

Dağların arasından yankılanan motor sesiyle irkildiğimde bize doğru yaklaşan helikopteri fark ediyorum..

Sikorksy geliyor yine bir kuş gibi zirveye oranla daha alçak tepeye konuyor, bizi aldıktan hemen sonra da kendini boşluğa bırakarak süzülüyor.

Birkaç dakika içinde de kahramanları geride bırakarak Kartal Yuvası'ndan uzaklaşıyor.

Ama kalbim orada kalıyor...

 
Helikopterler zaman zaman malzeme ve izinden dönen Mehmetçikleri getiriyor.

 

Milliyet
 
 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber