Bu haber kez okundu.

Ağaçları sevmeyen insanlarla yaşamak…

Yasemin Candemir

Her şey gelip beni bulur. Yazılarımı okuyanlar bilir, ya çok dolaşmaktan ya da çevrede olup, bitenlere algımın açık olmasından dolayı olur tüm bunlar. Neyse size geçen hafta yaşadığım bir olayı anlatayım. Sonra anlayın Gezi Parkı’ndaki ağaçlara üzülen sayısının neden bu kadar az olduğunu!

Oturduğum apartmanın önünde muhteşem bir ıhlamur ağacı var. Hatta bu mevsimde ondan ıhlamur toplayıp kuruttuğum çok olmuştur. Ağaç kimsenin malı olmadığı için mahalleden pek çok kadın benim gibi ellerinde poşetlerle gelip neşeyle, zevkle toplar ıhlamurları. Yaz akşamları bir kokusu olur, an olur yanından ayrılmak istemezsin.

Ellerimde alışveriş poşetleri ile evimin altındaki marketten çıkarken ıhlamur ağacının başına gelenleri görünce neye uğradığımı şaşırdım. Adamın biri ağacın tepesine çıkmış, ıhlamur dolu dalları kırıp kırıp aşağı atıyordu. Aşağıda daha önce hiç görmediğim bir ordu insan dalları yakalıyor ve ellerinde biriktiriyordu. Ihlamur atıyor ya da topluyor demiyorum size. Koskoca dalları hiç acımadan elindeki satırla kesip kesip aşağı sallıyordu. Hele ağacın yanındaki yola otomobiliyle yanaşan bir kadın vardı ki, sevinçten arabasının arka koltuğuna dalları nasıl sokacağını şaşırmıştı.

\"\"

Dışarda görseniz insan sanırsınız, ne bileyim belki oturup sohbet bile edersiniz halbuki kazın ayağı pek de öyle değil. Aklı başında olacağını düşündüğünüz kişi neden dalların bir bir kırıldığını sorgulamadığı gibi, daha çok ağaç dalı karşılığında para öneriyordu yukarıdaki caniye. “Ne yapıyorsunuz, kendinize gelin!” diye bağırdığımda sanki uzaydan gelmişim gibi bakmaya başladılar. Çekindim mi hayır? Sesimin tonunu yükseltip daha da güçlü bağırmaya başladım.

Tek başına olma halime marketin tek kelimeyle insan ve muhteşem bulduğum çalışanları katıldı. Bizim apartmanın görevlisi İsmail Bey de yetişince imdada adam sonunda söylene söylene ağaçtan indi. Bir yandan da “Sokaktaki bir ağaçtan size ne? İster koparırım, ister dağıtırım” diye bağırıyordu cahilliğinin zerre kadar farkında olmadan…

Sıraya giren insanlar bir bir dağılırken “Ağacı korumak size mi kaldı?” diye bize söyleniyorlardı. “Evet, bize kaldı hanımefendi” diye bağırırken yurdumda toplu halde yapılan ağaç kıyımlarına neden sessiz kalındığının da cevabını almış oluyordum aslında. 3. köprü için Poyrazköy cehenneme döndü. Çok yakında 3. havalimanı inşaatı için Arnavutköy’de yaşanacak aynı durum.

Sizce mahallesindeki ağacı palayla kesmekten imtina etmeyen insan buna sesini çıkarır mı? Sizce o güzelim ağacın en az 15 dalını otomobiline sokan kadın TV başında bile olsa ah, vah eder mi?

 

 

 

sozcu.com.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber