Bu haber kez okundu.

657 Neden Ve Nasıl Değişmeli?

 Tartışmaya sistemsel bir düzenleme olarak bakıldığında, işin temelinde devlet ve kamu yönetimi felsefesinin yattığını görürüz. Nasıl bir devlet ve kamu yönetimi?  Merkezi bürokratik bir devlet modelimi yoksa daha liberal karar süreçlerinin yerinden alındığı modeli esas alan yönetim tarzı mı? Sancısı çekilen konunun özünü yönetim sisteminin dönüşümü ve bu dönüşümün nasıl gerçekleştirilebileceği hususudur. Başkanlık/yarı başkanlık tartışması da aynı tartışma konularını ihtiva eder.


Görülen odur ki; bu haliyle kamu yönetimimiz kamu hizmetlerinde üretim ve performansı esas almayan, rutin dışına çıkılmasına müsaade etmeyen, ileri düzeyde obez olmuş ve klasik tedavilere cevap vermekten uzak, çalışanına değer vermeyen, çalışanlarda başlangıçta var olan azim ve heyecanı yok eden, yok olan heyecanla birlikte kamu hizmetinde vatandaşın memnun olmadığı ve sürekli sızlanmaların yoğunlaştığı, artan kıdemle birlikte tükenmişlik sendromlarına yakalanan personelleri üreten bir mekanizma haline gelmiş durumdadır. Bu husus yıllardır dillendirilmesine rağmen her ne hikmetse bir türlü çözüm bulunamamaktadır. 2004 yılından beridir kamu reformu ile ilgili çalışmalar teorik ve modellemeler üzerinde yapılsa da ortada pratiğe geçen bir uygulama yok. Prof. Dr. Ömer Dinçer beyefendi müsteşarlık döneminde bu taslağı hazırlayanlardandı.
Basına yansıdığı şekliyle yukarıda bahsettiğimiz gerekçelerle 657 sayılı yasanın değiştirilme niyeti hükümetçe gündeme gelmeye başladı. Farklı spekülasyonlar yapılsa da asıl mesele sistemin “üretir” hale getirilmesi ve herkesin ürettiği kadar sistemde kalabilmesi üzerine…Bu noktada devlet aygıtı, asıl görevi olan güvenlik ve adalet gibi temel fonksiyonların dışındaki alandan çekilmesi planlanmaktadır.
Mevcut haliyle Türk Devlet yapısında memurluk kamu hizmeti için ve devletin kendini kendi memuru vasıtasıyla temsil etmesini sağlaması ve kamuda da devletin kendi tanımladığı standartta kamuya hizmet etmesidir. 657 sayılı yasa da bununla ilgili düzenlemeleri kapsar. Devlet kendi kutsal kimliğine uygun olarak memurunun da bu kutsiyete sahip olmasını ister ve onu kendi belirlediği formata uygun hale getirir. Bundan dolayı mühim bir sebep olmadan memurunu görevden almak istemez. Memuriyetten alınma sebepleri olabildiğince daraltılmış; yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunma, siyasi ve ideolojik eylemler ile devletin itibarını zedeleme dışında memuriyetten uzaklaştırma pek mümkün görülmemektedir. Memur çalıştığı alanla ilgili, üretim ve hizmet noktasında verdiği katma değere bakmak şu an için bir ölçü değildir. En azından böyle bir uygulama yok.
Vatandaş bu yüzden devlet memurluğuna girmeyi bir öncelik olarak görmektedir. Memur olan kişi artık hayatını garanti altına almıştır. Oysa devletin memurlarından, aldığı ücret karşılığı hizmet sunmasını beklemesi, onun en tabi hakkı olmalı.
Asıl meselemiz olan 657 sayılı yasa bu haliyle değişir mi?
657 sayılı yasanın değişmesi gerekir. Ama bu değişme top yekûn bir kamu reformu ile birlikte anayasal düzenlemelerin de bu değişimin çatısı olması şartıyla başarıya ulaşabilir. Lokal ve problematik bir amaç için sistemin omurgası üzerinde yapılan müdahaleler faydadan ziyade hep sıkıntıların kaynağı olmuştur. Bunun örnekleri saymakla bitmez. Karar verici ve icra edicilerce sürekli olarak yanlış yapıldığı ifade dilmektedir. Ama, yapılan bazı hatalı kararlar çıkmaz sokağa girmeye benzer; yani telafisi mümkün olmamaktadır.
Basit bir misal: 657 sayılı yasada olan ve evrenselliğini her daim devam ettirebilen Temel İlkeler başlıklı 3. Maddede;  Sınıflandırma, Kariyer ve Liyakat ilkelerine uyulabilmekte midir? Buna verilecek cevap evet ise sorun yok. Ama cevap hayır ise, dünyanın en iyi sistemini getirsek bile eski uygulamaların dışında değişen bir şey olmayacaktır. Mevcut yasanın iyi hallerini bile eyleme geçirememe problemleri yaşamaktayız ülke olarak…
Düşünülen değişimde, ekseriyetin sözleşmeli olması planlanmakta ve sözleşmelerin yenilenmesinin gösterilen performansa bağlı olacağı ifade edilmektedir. Kamuda(özellikle hizmet sektöründe) performans göstergeleri çoğu kez tanımlanabilir ve ölçülebilir türden olamamaktadır. Belli standartlar geliştirilse de bu işin uygulama süreçleri için nasıl bir teknik alt yapı ve düzenleme yapılacak? Yapılan düzenleme ne kadar geçerli olacak. Kısaca performans göstergelerine bağlı işte kalma ve ücretlendirme, uygulamada sıkıntıları olan; çoğu kez de hesapta olmayan problemleri gündeme getirmektedir. Esas problem ise, bu tür dönüşüm çabaları, personeller(memurlar) ve sistemin diğer paydaşları açısından zihinsel hazırlığı olmayan uygulamalardır.  
Özetle, bu haliyle kamu yapısı ve bu yapıyı düzenleyen yasal metinler ihtiyaç duyulan kamu hizmeti ve katma değeri üretmemektedir. Bunun pek çok nedeni vardır. Nedenleri teke indirip tekil çözümlere sarılmak bize fayda yerine zarar vermektedir. 657 sayılı yasa değişecekse, bu değişimi çevreleyen Anayasal ve diğer yasal düzenlemelerin değişimiyle birlikte insanımızın da bu değişime hazır hale getirilmesi ve bu işin tüm kesimlerinde içinde bulunduğu bir meşveret usulüyle orta vadeye yayarak yapılması daha isabetli olacaktır. Selam ve muhabbetle
 
Zafer Özer, Maarif Müfettişi

Kaynak: kamuajans.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
neden nasıl değişmeli

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber