Bu haber kez okundu.

16 bin 500 öğretmen idari ceza almış"
 HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan mecliste atanmayan öğretmenlerin atanması, eğitim öğretim sorunlarının giderilmesi, öğretmenlerin durumunun düzelmesi için araştırma önergesi lehinde konuştu.
 Mecliste konuşan Aslan şunları söyledi:

? "HDP, CHP ve MHP'nin Atanmayan öğretmenlerin atanması, eğitim öğretim sorunlarının giderilmesi, Öğretmenlerin durumunun düzelmesi için "Evet" dediği  Araştırma önergesine AKP "Hayır" diyerek reddetmiştir.

 "6 MİLLÎ EĞİTİM BAKANINDAN SADECE BİRİ EĞİTİM KÖKENLİDİR"

On üç yıl gibi kısa bir sürede 6 Millî Eğitim Bakanı değiştirilmiştir. Bu, eğitim ahlakı açsından kesinlikle doğru değildir, bilimsel değildir, yanlıştır. Ve işin daha da vahim bir kısmı, 6 Millî Eğitim Bakanından sadece biri eğitim kökenlidir, diğer bakanlar farklı meslek gruplarına mensuptur. Böyle olunca, eğitim ve öğretimdeki aksaklıklar kaçınılmaz olacaktır.

"MİLLİ EĞİTİM BAKANINI KINIYORUM"

Örneğin, yeni Millî Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz iki gün önce Sivas'ta "Öğretmenlerin kalitesini artıracağız. Öğretmen kaliteli olursa ürünü de kaliteli olur." demişti. Bu tam bir ayıplanma vesilesidir. Bundan dolayı, bir eğitimci olarak, Sayın Millî Eğitim Bakanını ben kınıyorum. Öğretmenlerin kalitesini, niteliğini, seviyesini bilebilmek için eğitim fakültelerinde, öğretmen okullarında öğretmenlerin hangi aşamalardan geçtiğini bilebilmek lazım ama bu aşamalardan geçmeyen birinin öğretmenleri bu şeklide aşağılayıcı bir üslup kullanmasını doğru bulmuyoruz. Öğrenciler de ürün değil, bireydir, bu da yanlıştır. Bu konuda gerek eğitim camiasından, öğretmenlerden gerek öğrencilerden büyük bir tepki vardır. Bu konuda bir düzeltme ya da özür beklenmektedir.

"ÖĞRETMENLERİN SEMİNERE DEĞİL, TATİLE İHTİYACI VARDIR"

Yine, öğretmenlerin belli başlı sorunlarından biri ve bir türlü çözülemeyen formalite olarak duran seminer çalışmaları var, gerek yıl sonu gerek eğitim ve öğretim yılı başı. Tamamıyla bir formaliteden ibaret olup tamamıyla öğretmeni zorla tutma, hapsetme olayıdır. Ben on üç yıl boyunca öğretmenlik yaptım ve on üç yıl boyunca o seminerlerin hiçbir faydasını görmedim çünkü sadece imza atmak için zorunlu olarak orada bekliyorduk, bekletiliyorduk. Dolayısıyla, öğretmenlerin aslında eğitim öğretim yılı başında ve sonunda bir seminere değil, bir tatile ihtiyacı vardır. İlgili Bakanlığın, Hükûmetin öğretmenleri tatile göndermesi gerekiyor. Zaten, sekiz ay boyunca sürekli eğitim öğretim içinde oldukları için o seminerin de ve şu anda düşünülüyor olan akademinin de görevi görülmüş oluyor, ayrıca öğretmenlere yük getirecek ve formalitelere boğacak bir sisteme ihtiyaç yoktur.

ÖĞRETMEN OLMAK BAKAN OLMAKTAN ZORDUR

Yine, Sayın Millî Eğitim Bakanı, Sivas'ta, bir açılıştan sonra öğretmenlerle yaptığı görüşmede "Siz kendinizi iyi yetiştirirseniz Türkiye'nin önü açılacak." diyor. On iki yıl lise, dört yıl eğitim fakültesi, KPSS, YGS, LYS vesaire, yani eğer bütün bunlardan sonra hâlâ kalkıp "?kendinizi iyi yetiştirirseniz?" diyebiliyorsanız buna gülelim mi, ağlayalım mı biz de şaşırdık ve maalesef, bu ülkede öğretmen olmak bakan olmaktan daha zor bir hâle getirilmiş durumda.

"ÖĞRETMENLER GERÇEKTEN YIPRANMAKTADIR"

Yine, öğretmenlerin "yıpranma payı" adı altında erken emekliliğe hak kazanması gibi bir yasal düzenlemeye gidilmelidir çünkü öğretmenler gerçekten yıpranmaktadır. Öğretmen, sadece sınıftaki mesai saatine bağlı olarak çalışmıyor, mesai saatinin dışında da eğitime öğretime, derse bir hazırlık süreci vardır. Bu da saatleri bulmaktadır. Yani, bir öğretmen günde altı saat ya da sekiz saat derse giriyorsa evde de en az üç-dört saat hazırlık yapmaktadır. Normal bir memurla kıyaslanamaz. Yani, öğretmenin yirmi yıllık çalışma süresi aslında otuz yıllık bir memurunkine eş değerdir. Dolayısıyla, gerek polise gerek askere gerek itfaiyecilere -ve birkaç meslek grubu daha var- tanınan yıpranma payı hakkı en öncelikli olarak öğretmenlere tanınmalıdır. Biz Meclis olarak, vekiller olarak ve toplumun bütün meslek grupları olarak öğretmenlerimize olan bu borcumuzu ifa etmeliyiz.

"EĞİTİM SİSTEMİNDE SÜREKLİ YAPBOZ ŞEKLİNDE DEĞİŞİKLİKLER VARDIR"

Yine, bu son dönemde özellikle, eğitim sisteminde sürekli yapboz şeklinde değişiklikler vardır. Örneğin ben eğitime, öğretime başladığım zaman cümle temelli yani tümdengelim şeklinde okuma yazma öğretiliyordu. Şu anda harf temelli yani ses temelliye dönüştürülmüştür. Düz yazıydı dönemimizde, el yazısı oldu. Bu sürekli değişmekte ve dönüşmektedir ve her değişip dönüştüğünde de, işte, ilgili bakanlık müfettişleri en iyi sistem olduğundan söz ediyorlar ve bunun dışına çıkanları da soruşturmaya tabi tutuyorlar. Böyle de ilginç bir şey vardır.

"16.500 ÖĞRETMEN İDARİ CEZA ALMIŞTIR"

Farklı branşlardan öğretmen ataması yapılması, tıpkı farklı branşlardan bakan atanması gibi çok büyük sorunlara yol açmıştır ve hâlâ açmaktadır. Son dönemlerde barış istemleri, talepleriyle grev yapan birçok sendikalı öğretmen soruşturmaya tabi tutulmuştur. Şu anda 16.500 öğretmen bu anlamda idari ceza almıştır, kınama almıştır, 50'si görevden atılmıştır. 16.500 az değil, şaka bir rakam değil. Umarım, şu anda bizi dinleyen öğretmenler de bu anlamda tabii ki bir eğitimci olarak, meslektaşları olarak bize hak verecektir. On aydır ben bu konuda soru önergeleri verdim, cevap alabilmiş değilim maalesef."

Haber merkezi

Kaynak: http://www.batmanpostasigazetesi.com/haber/16-bin-500-ogretmen-idari-ceza-almis-55432.htm
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber