Bu haber kez okundu.

ATATÜRK’ÜN BAŞLATTIĞI ANTROPOLOJİ ÇALIŞMALARI



(Adam sözcüğü kök Türkçede kadın ya da erkek “insan” demektir. Günümüzde yanlış biçimde anlam daralmasına uğratılarak kullanılır olmuştur. Nitekim "adam olmak" erkek değil insan olmak demektir.)

Antropometri: Adambilimsel ölçüm anlamına gelir. Kafatası genişliği, diş ve çene yapısı, el-kol uzunlukları, göz çukuru, burun, kulak boyutları gibi ölçümleri içeren bir bilimsel disiplindir.

Paleontoloji (Fosilbilim): Fosilleri inceleyerek dünyadaki canlı yaşamlarını inceleyen bilim dalıdır.

Arkeoloji (Kazıbilim): Bilimsel kazılarla ortaya çıkarılan her türlü tarihi kalıntıları kültürel, sanatsal ve tarihsel yönden araştıran insanlığın kültürel geçmişini, kültürlerin değişimini ve birbirleriyle ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır.

Arkeometri: Arkeolojik ölçüm anlamına gelir. Bilimsel kazılarda ortaya çıkarılan antik eserlerin ve bitki ya da hayvan fosillerin incelendiği bilim dalıdır.

Dolayısıyla kafatası ölçmek de antropometrik bir bilimsel çalışmanın fiziksel boyutudur. Günümüzde gelişen genbilim alanı da bu çalışmaları laboratuar ortamında biyolojik ve kimyasal yönden desteklemektedir.

Üzerinde fırtınalar koparılan ırk sözcüğünün üç anlamı vardır: 

1. Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu.
2. Soy, sop. 
3. Bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm. (Genbilim)

Irkçılık ise “İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti.” Anlamındadır.

Nasyonel sosyalizm ideolojisindeki Hitler’in soykırım yapması ırk ve ırkçılık kelimelerinin siyasi birer anlam kazanmalarına neden olmuştur.

Konunun bilimsel yönüyle ilgili olduğumuzdan meselenin siyasi yönü konumuzun dışındadır.

Atatürk, her alanda olduğu gibi antropoloji, antropometri, paleontoloji, arkeoloji ve arkeometri alanlarında da Türkiye’deki ilk çalışmaları başlatmıştır.

Atatürk kafatası ölçtürmüş de kafası brakisefal çıkmayanları fırınlarda mı yaktırmıştır? Türk ulusunun tarihini hem dil hem kültür hem antropoloji bakımından araştırmak suç mudur?

Türk ve Türklük düşmanı bölücüler insan hakları kavramının yine Türk ve Türklük düşmanı yobazlar ise kendi kafalarındaki çarpık din kavramının arkasına sığınarak bilimsel çalışmaları karalamaya kalkışmaktadırlar. Atatürk, Türkiye’de bilim araştırmalarını başlattığı için halkın genel bilgisizliğinden de yararlanılarak suçlanmaktadır.

Atatürk, kendi el yazıyla yazdığı ve bir dönem okullarda da okutulan Yurttaş İçin Medeni Bilgiler adlı kitapta Türk milleti (ulusu) tanımlamasını şöyle yapmaktadır:

"Türk milletinin yapılanmasında etken olduğu görülen tanımsal ve tarihsel olgular şunlardır:

1- Siyasi varlıkta birlik
2- Dil birliği
3- Yurt birliği
4- Irk ve köken birliği
5- Tarihi yakınlık
6- Ahlaki yakınlık

Bu maddeleri sıralayan Atatürk, "Bir topluluğa millet diyebilmek için bu şartların aynı zamanda olgunlaşmış ya da kısmen bir arada bulunması lazımdır.” diyerek bizce de doğru olan bir millet (ulus) tanımlaması yapmıştır.

Ayrıntılı bilgi için: (https://www.facebook.com/ATASENDIKA/photos/a.573170289398659.1073741841.159063057476053/884472948268390/?type=3&theater)

Genbilim araştırmaları -eldeki son verilere göre- modern insanın (homo sapiens sapiens) günümüzden yaklaşık 200 bin yıl önce bugünkü Afrika kıtasından çıkarak dünyaya yayıldığını göstermektedir. Sosyolojik anlamda ırkların oluşumu ise yerleşik yaşama geçilmesiyle birlikte M.Ö. 10.000-20.000 yılları arasına tarihlenmektedir.

Evrim-Tersinim teorileri ya da Yaradılış-Varoluş kuramları da yazımızın konusu dışındadır.

Sosyolojik anlamda ırkların oluşumundan sonra yetenekli olan ırklar önce halk sonra millet (ulus) düzeyine yükselmiştir. En yetenekli olanları da devlet kurmuştur. Türk tarihi ortadadır. Bugün de onlarca özerk yapının yanında 7 tam bağımsız Türk devleti mevcuttur. Türk varlığı tarih öncesi dönemlerden beri izlenebilmektedir. Alman profesör Fritz Neumark’ın dediği gibi “Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada dünya tarihi diye bir şey kalmaz.”

Günümüzde 15 bin dil yani ırk varken devlet sayısı ise 200 küsurdur. Kıskançlık ve eziklik duygusu içinde Türk düşmanlığı yapanlar siyasi anlamda asıl ırkçı olanlardır.

1930’larda Avrupalı emperyalist sömürgeciler, ari ırk safsatasını ortaya atarak beyaz, sarı, siyah ırk sınıflandırması tezini öne sürmüşlerdir.

Genbilim bugün bu sınıflandırmanın yanlış olduğunu fenotiplerin (dış görünüş) coğrafya, iklim ve eşeyli üreme çeşitliliğinden kaynaklandığını kesin olarak ortaya koymuştur. Genbilim araştırmaları Y-DNA (Baba soyu) ve Mt-DNA (Ana soyu) üzerinden onbinlerce yıllık geçmişe dönük olarak yürütülmektedir.

İşte o dönemin bilimsel gelişmişlik düzeyine göre bu çalışmaları ilk başlatan Atatürk olmuştur.

Atatürk’ün Güneş Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi, bugün de dünya çapında araştırmaları süren bilimsel meselelerdir. Atatürk bu çalışmalarını başlatırken de dünyaca ünlü birçok tarihçiyi, arkeologu ve dilciyi Türkiye’ye davet etmiştir. Dil ve Tarih Kurultaylarında çok sayıda yabancı bilimadamı bildiri sunmuş, görüşlerini açıklamıştır.

Yani bazı avanakların sandığı gibi, Atatürk’ün dil ve tarih çalışmaları “siyasi anlamda ırkçı”, “bilim dışı uydurmalar” değil dünyaca ünlü bilimadamlarının da katılımıyla tartışılan tezlerden oluşan çalışmalardır. Bu çalışmalar da pek çok koldan dünya genelinde sürmektedir. Tabii gelişmiş her ülkenin de kendine göre tezleri vardır.

Ayrıca bugün geldiğimiz noktada Atatürk’ün dil ve tarih tezleri her bulguyla birlikte doğrulanmaktadır. Örneğin Sümerler ve Etrüsklerin ön Türkler olduğu, Anadolu ve Trakya’nın ilk sakinlerinin ön Türkler olduğu, Türkçenin dünyanın en eski dillerinden biri olduğu gibi birçok konu, gün yüzüne çıkmıştır. Ancak, Türklüğe ve Atatürk’e alerji duyan, kendi kültürüne yabancı “omurgasız aydıncıklar” Türk dil ve tarih tezlerini hala “Nazist ırkçılık” diye yaftalamaya çalışırken etnik ırkçılıklara ise alabildiğince destek olmaktadırlar.

Atatürk’ün yaptırdığı antropoloji çalışmaları ise Batı’nın Türkleri aşağılayan “siyasi ırkçı” tarih ve antropoloji tezlerine verilen en etkili bilimsel yanıtlardır.

Bu konuyu 26.02.2013 tarihli AKP Grup toplantısı konuşmasıyla ülke gündemine taşıyan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Sözlerini bir hatırlayalım:

Elimdeki Türk Antropoloji Tarihçesi. Basım yeri İstanbul. Kitabın 5. sayfasında bir resim var. Raflarda yüzlerce kafatası var. İncelenmiş ya da incelenmeyi bekliyor. 10. sayfada başka bir odanın resmi var. Aynı şekilde raflarda yüzlerce kafatası var. 22 ve 23. sayfalarda... Tabii bu kafataslarından öyle ilginç bir sıralama yapmışlar ki. Ege'den Balıkesir'den şurdan buradan 10 ayrı bölgeden toplamışlar. Kadın ve erkekler üzerinde ölçümler yapılıyor. Olur mu ya öyle şey demeyin, işte bu. Türk Kafasının Zaviye Üzerine İncelemeler. Şimdi soruyorum bizim millet tasavvurumuz bu olabilir mi? Türk Antropoloji Enstitüsü'nün tarihinde iki önemli vesika olarak geçer. Reisi Cumhur olarak Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Başbakan İsmet Paşa var. İstanbul Darülfünun doktoruna teşekkür var. Şimdi soruyorum. Bu insani midir? Vicdani midir? Bunun bizim ruh dünyamızda inanç dünyamızda yeri olabilir mi? Şeytan insanın topraktan kendisinin ateşten yapıldığını iddia ederek isyan etmiştir. Bunu yapanlar şeytanın izindedir.”

Tayyip Erdoğan kimin izindedir anlamak güç değil ama Atatürk şeytanın değil bilimin izindedir!

1935 yılında Mimar Sinan ile başlanan araştırmalar, 1936 yılında genişletilir. “Türkiye Halkının Antropolojik Karakterleri ve Türkiye Tarihi” adıyla da Türk Tarih Kurumu tarafından 1947 yılında kitaplaştırılmıştır.

Prof. Dr. Afet İnan, kafatası ölçülmesine nasıl başlandığını “1936’da bütün memlekette büyük ölçüde antropometrik bir anket yaptırma arzumu, Atatürk’e anlattım. Uygun gördüler ve beni teşvik ettiler. Bunu hükümetten rica etmemi emir buyurdular. O zamanki Başbakan İsmet İnönü’den rica ettim. Bu iş için Milli Savunma, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanları’na meşgul olmalarını emretti.” sözleriyle anlatır.

Bilim yolundan gitmek için ateist olmak gibi bir mecburiyet yoktur.

“Din, bilimi reddeder.” anlayışı IŞİD kafasında vücut bulan Selefi İslam anlayışıdır. Alevi ya da Hanefi İslam anlayışı ise Selefi İslam anlayışını reddeder.

Atatürk, İslam’ın Selefi yorumuna karşıdır. Ya siz?

***
ATASEN
Ata Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası
www.atasen.org.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber